Gıda fiyatlarında yaşanan küresel yavaşlamaya rağmen Türkiye’nin bu süreçten negatif ayrışması, Ocak ayı verileriyle birlikte “mutfak yangını” tabirini yeni bir boyuta taşıdı.
Eurostat ve TÜİK verileri üzerinde yapılan güncel analizler, Türkiye’deki gıda enflasyonunun Avrupa ortalamasını tam 11,7 kat geride bıraktığını ortaya koyuyor.
Özellikle Euro Bölgesi’nde fiyat artış hızının gerilemesi ve hatta aylık bazda fiyat düşüşlerinin yaşanması, Türkiye’deki ekonomik tablo ile Avrupa arasındaki makasın tarihin en geniş seviyelerinden birine ulaştığını tescilliyor.
AVRUPA FİYATLARI DÜŞÜRÜRKEN TÜRKİYE ZİRVEYE KOŞUYOR
Nefes Gazetesi’nin haberine göre Euro Bölgesi’nde Ocak ayı itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 1,7’ye kadar gerilerken, Avrupa ekonomileri aylık bazda yüzde 0,5’lik bir deflasyon, yani fiyat düşüşü yaşadı.
Buna karşılık Türkiye’de aylık enflasyon yüzde 4,84 olarak gerçekleşirken yıllık bazda yüzde 30,65 seviyesine ulaştı.
Genel enflasyon rakamları arasındaki bu uçurum, hanehalkı bütçesinin temel direği olan gıda grubunda çok daha sarsıcı bir hal aldı.
Avrupa’da gıda, alkol ve tütün grubundaki yıllık artış yüzde 2,7 ile sınırlı kalırken, Türkiye’deki gıda enflasyonu yıllık yüzde 31,69 olarak kaydedildi.
Bu durum, Türkiye’deki tüketicinin sadece bir ayda maruz kaldığı gıda zammının, Avrupalı bir tüketicinin tüm yıl boyunca karşılaştığı toplam zamdan iki kat daha fazla olduğunu gösteriyor.
TEMEL GIDADA “ULAŞILAMAZ” BİR TABLO OLUŞTU
Temel gıda maddelerindeki altı yıllık değişim ise gıdaya erişimin bir “refah” sorunu haline geldiğini kanıtlıyor.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği verilerine göre, 2020 yılı başında kilogramı 31 lira olan dana etinin 2026 yılı başında 921 lirayı aşarak yüzde 2 bin 800’ün üzerinde bir artış göstermesi, dar gelirli vatandaşın protein kaynaklarına erişimini neredeyse imkansız hale getirdi.
Benzer şekilde kabak, kuzu eti ve Antep fıstığı gibi ürünlerdeki artış oranları yüzde bin 500 sınırını aşarken; pirinç, zeytinyağı ve tereyağı gibi sofraların vazgeçilmez ürünleri de altı yıl öncesine göre ulaşılamaz fiyatlara yükseldi.
Dünya genelinde gıda fiyatları rotasını aşağı kırmışken Türkiye’deki bu dirençli yükseliş, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele politikalarının mutfağa yansıması konusundaki soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.
Uzmanlar, tarımsal üretim maliyetlerindeki artışın ve lojistik sorunların gıda fiyatlarındaki bu sert ayrışmayı tetiklediğine dikkat çekerken, alım gücü eriyen vatandaş için gıdanın artık bir numaralı harcama kalemi haline geldiği vurgulanıyor.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




































