İzmir’in Karşıyaka ilçesi Caher Dudayev Bulvarı’nda 13 Aralık 2025 tarihinde meydana gelen kazada, karşıdan karşıya geçmeye çalışan 18 yaşındaki lise öğrencisi Birgül Can’a tramvay çarptı. Ağır yaralanan genç kız, olay yerine gelen ambulansla İzmir Bakırçay Üniversitesi Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Vücudunun çeşitli yerlerinde kırıklar oluşan Can, beyin ameliyatına alındı.
Kazanın ardından yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alınan ve solunum cihazına bağlı olarak yaşamını sürdüren Birgül Can’ın ailesi, umutla kızlarından gelecek iyi bir haberi bekliyor.
Kazada ağır yaralanan Birgül’ün babası Niyazi Can, hayatlarının en zor günlerini yaşadıklarını belirterek, kızına tramvayın çarptığı bölgede araç ve insan trafiğinin yoğun olduğunu söyledi.
ACILI BABADAN TEPKİİ: KADERİMİZE TERK EDİLMİŞ GİBİYİZ
Can, “Orada 2 okul, 1 hastane, çeşitli restoranlar var. Tramvayın hiçbir şekilde bir önlem almadığı kanaatindeyim. “Sanki kendi kaderimize terk edilmiş gibiyiz. İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı. Benim yavrum kendi halinde neşeli bir insandı. İnsanlara yardımcı olmaya çalışırdı. Lise sonda okuyor, hayalleri vardı. Bir baba ne ister, yavrusunun mutlu olmasını ister. İnşallah yavrum sağlığına kavuşacak aramıza dönecek, onu istiyorum” ifadelerini kullandı.
AVUKATINDAN YAZILI AÇIKLAMA
İzmir’de yaşanan tramvay kazasında ağır yaralanan Birgül Can’ın ailesinin avukatı Av. Ali Onar, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin resmi internet sitesi ve kamuoyuna yansıyan açıklamalarına ilişkin yazılı bir basın metni yayımladı. Açıklamada, belediyenin kullandığı ifadelerin gerçeği yansıtmadığı, ailenin yaşadığı acının görmezden gelindiği ve kamuoyunun yanlış yönlendirildiği öne sürüldü.
Avukat Onar tarafından yapılan açıklamada, kazanın üzerinden yaklaşık 50 gün geçtikten sonra olayın ulusal basında yer bulmasının ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kamuoyuna bir açıklama yaptığına dikkat çekildi. Söz konusu açıklamanın “gerçek dışı” ve “vicdani sorumluluktan uzak” ifadeler içerdiği savunuldu.
Ailenin, kızlarının hayatta kalma mücadelesi verdiği bu süreçte büyük bir üzüntü ve endişe yaşadığı vurgulanırken, belediyenin paylaştığı metnin aileyi “gerçeği çarpıtan taraf” gibi göstermeye çalıştığı iddia edildi. Ayrıca devam eden hukuki süreç sürerken belediyenin kendisini yargı makamı yerine koyar gibi değerlendirmelerde bulunduğu ve aile hakkında kamuoyunda “maddi beklenti” algısı oluşturulmaya çalışıldığı ileri sürüldü.
Avukat Ali Onar’ın açıklamasının tamamı şu şekilde:
“İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin web sitesinde ve kamuoyunda paylaştığı, müvekkil ailenin acısını yok sayan ve olayları çarpıtan açıklamasına istinaden basın açıklamasıdır. Müvekkil Birgül Can’ın geçirmiş olduğu tramvay kazasının üzerinden 50 gün geçmesinin akabinde olayın ulusal basında yer alması üzerine İzmir Büyükşehir Belediyesi resmi sayfasında, tamamen gerçek dışı ve vicdandan yoksun basın açıklaması yapmıştır. Müvekkillerim, biricik kızlarının yaşam mücadelesi verdiği hastane koridorlarında, tarifsiz bir acı ve endişe içerisindeyken; İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan, insaniyetten uzak, hukuki dayanaktan yoksun ve tamamen “suç bastırma” psikolojisiyle kaleme alınmış açıklamayı esefle ve hayretle karşılamış bulunmaktayız. Söz konusu açıklama, bir kamu kurumunun ciddiyetine yakışmadığı gibi, müvekkillerimi adeta “yalancı” konumuna düşürmeye çalışan, olayın vehametini örtbas etmeyi amaçlayan talihsiz ifadeler içermektedir. Henüz yargı süreci devam ederken, kendini mahkeme yerine koyup hüküm veren,satır aralarında, evladının alacağı bir nefese odaklanan bir aileyi, sanki “maddi beklentiler içinde olduğu algısı yaratmaya çalışan”, bir belediye anlayışı asla ve asla kabul edilemez. Önemle belirtmek istiyoruz ki; Müvekkillerimi ilk birkaç gün haricinde hiçbir belediye yetkilisi aramamıştır. Bunun yanı sıra müvekkillerimin, biricik kızlarının yaşam savaşı verdiği bu süreçte, yaşadıkları tüm zorluklara karşı hiçbir kurum veya kuruluştan, hiçbir şahıstan tek kuruşluk maddi yardım talebi olmamıştır. Belediye’nin müvekkil Birgül Can’ın tedavisini “uzaktan izleme” gibi dahiyane (!) bir yöntemle takip etmesi ve bunu lütufmuş gibi sunması aslında ihmalin açıkça itirafı, İzmir’liye verdiklerin değerin göstergesi ve yine İzmir’linin aklına yapılan büyük bir saygısızlıktır. Ayrıca Belediye, uzaktan takipte(!) yapmamıştır. Eğer böyle bir takip yapsaydı,Birgül’ün geçirdiği ameliyatlardan,hastane koridorlarında yatıp-kalkan anne ve babadan ve yaşanan zorluklardan haberi olurdu. İzmir Büyükşehir Belediyesi açıkça ve alenen İzmir’lilere yalan söylemektedir. Açıklamadan da anlaşıldığı üzere İzmir Büyükşehir Belediyesi için “KUSUR YOKSA, BİRGÜL’ün CANININ ve SAĞLIĞININ ÖNEMİ DE YOKTUR” Kaldı ki acılı aile, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’ndan beş dakikada olsa insani bir “geçmiş olsun” ziyareti, samimi bir üzüntü beyanı beklerken; karşılarında kendilerini suçlayan, “sizde haber yaptırdınız” diye savunmaya geçerek samimiyet sorgulayan soğuk bir bürokrasi duvarı ören bir yapı bulmuştur. Müvekkillerim, kızlarının iyileşmesi için dua ederken, hastane koridorlarında 50 gündür küçücük bir umut cümlesi duymak için beklerken en hafif ifadesiyle acılı bir ailenin psikolojisini anlamaktan uzak, vicdandan uzak yapılan bu açıklama, müvekkillerimin acılarını katlamıştır. İzmir’i ve İzmir’liyi uzaktan izleyen, hayat mücadelesi veren bir kız ve ailesinin acısı üzerinde zıplayan bir anlayışı başta İzmir’liler olmak üzere tüm kamuoyunun vicdanına ve takdirlerine bırakıyoruz. CAN Ailesi vekili Av. Ali ONAR
Kaynak: Haber Merkezi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




































