AHMET KEMAL GENÇ | ANALİZ
Irak dosyası, Suriye’den sonra yeniden büyük güçlerin çekişme alanına giriyor gibi görünüyor. ABD, İran etkisini sınırlamak, Ankara ise PKK’yı tasfiye edip kuzeydeki güvenlik kuşağını kalıcılaştırmak istiyor. Suriye’de olaylar kızışırken “sıranın Irak’ta olduğu” yönündeki yorumlar boşuna değil… Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın “Suriye’den sonra sıra Irak’ta!” sözü ve Tom Barrack’ın Irak’ın federal yapısına yönelik eleştirileri, bugün yaşananları adeta önceden haber veriyordu aslında…
Washington’da Tom Barrack’ın federalizmi istikrarsızlık üreten bir model olarak sorgulaması, ardından Donald Trump’ın Irak’taki Şii ağırlıklı yönetimi İran etkisi üzerinden eleştirmesi; Bağdat–Ankara–Washington hattında yeni bir denklemin kurulduğunu gösteriyor. Bu tabloyu anlamak için yüzeydeki polemiklere değil, küresel Ortadoğu analiz literatürüne bakmak gerekiyor.
Washington ne yapmak istiyor?
Al Jazeera’nin sıkça vurguladığı gibi ABD, Ortadoğu’da artık sahada “rejim inşa eden” değil, güç dengelerini uzaktan ayarlayan bir aktör. Bölgede yeni bir Sünni eksen tahkim edilirken, bu bloğun İsrail ile Abraham Anlaşmaları kapsamında siyasi ve güvenlik mimarisine entegre edilmesi amaçlanıyor. Washington’un İran’ı çevreleme stratejisinin Suriye’den sonra Irak’ı kritik bir tampon alan olarak gördüğünü hatırlatıyor.
Chatham House ise Irak’ta Şii milis yapılarının İran’la kurduğu organik bağın ABD için kırmızı çizgi olduğunu söyler. Bu perspektiften bakıldığında ABD’nin Irak hesabı üç başlıkta toplanıyor:
- İran etkisini sınırlamak (özellikle Haşdi Şabi üzerinden).
- Bağdat’ı Suriye’de olduğu gibi Körfez ve Batı ile daha entegre bir çizgiye çekmek.
- Kürt bölgesini istikrar çıpası olarak korumak ama bağımsızlık yönünde cesaretlendirmemek.
Irak artık Washington için “çekilme sonrası denetimli denge sahası.” Yani ABD doğrudan yönetmek istemiyor; ama İran’ın tam kontrolüne de bırakmak istemiyor.
Tom Barrack’ın federal yapı eleştirisi bu bağlamda okunmalı. Washington, Irak federalizminin İran’a alan açtığını düşünüyor. Ancak federal yapının zayıflatılması Kürt kazanımlarını da riske atabilir. Bu çelişki ABD politikasının iç gerilimini oluşturuyor.
Trump’ın sert söylemi ise daha net: İran bağlantılı bir Bağdat Washington için kabul edilemez. Bu söylem, özellikle seçim dönemlerinde Amerikan iç siyasetinde de yankı buluyor.
Ankara’nın hesabı ne?
Türkiye açısından Irak dosyası artık sadece sınır güvenliği değil. Ankara’nın Irak’ta üç katmanlı hedefi var:
- PKK varlığını tasfiye etmek (Kandil–Mahmur–Şengal hattı),
- Federal Kürdistan’ın oyun kurucu olmasının önüne geçmek, zayıflatmak
- 30 km derinliğinde fiili güvenlik kuşağını kalıcılaştırmak,
- Kalkınma Yolu Projesi’ni güvenlik şemsiyesi altına almak.
Kalkınma projesi Basra Körfezi’nden gelen yükleri Irak üzerinden Türkiye’ye, oradan da Avrupa’ya hızlı şekilde taşıma. Bu proje sadece ticaret hattı değil; Irak ile Suriye-Federal Kürdistan bağlantısını kesebilecek jeopolitik bir arter.
Ankara’nın son dönemde Haşdi Şabi ile dolaylı yakınlaşma ve temas imaları, ciddi rahatsızlık oluşturdu. Çünkü Haşdi Şabi aynı zamanda İran’ın nüfuz kanalı.
Irak içinde ne oluyor?
Irak’ta mesele sadece dış müdahale değil; içerideki yapısal kriz.
- Şii bloklar arasında liderlik rekabeti,
- İran’a yakın ve mesafeli kanatlar arasındaki ayrışma,
- Federal bütçe ve petrol gelirleri tartışması,
- Şengal’in statüsü,
- Kerkük’ün demografik ve idari gerilimi.
Irak’ta milis yapılar ile resmi güvenlik kurumlarının iç içe geçtiğini gösteriyor. Devlet tek bir merkezden işlemiyor; çok katmanlı güç odakları var. Bu durum Türkiye’nin “Bağdat kendi toprağını kontrol etsin” tezini zorlaştırıyor. Çünkü Bağdat’ın kontrol kapasitesi sınırlı.
Bu durum Kürtlere nasıl yansır?
Asıl kırılgan alan burada. Eğer ABD federalizmi sorgularsa; Türkiye, Şengal ve Mahmur’a yönelik baskıyı artırırsa; Bağdat merkeziyetçi refleksle hareket ederse en fazla baskıyı Kürt siyasi alanı hisseder.
Kürdistan Bölgesel Yönetimi üç ateş arasında kalabilir:
- Ankara ile ekonomik ve güvenlik ilişkisini sürdürmek zorunda,
- Bağdat ile anayasal statüsünü korumak zorunda,
- Washington’un İran karşıtı stratejisinde denge unsuru olmak zorunda.
Bu, Kürtler açısından hem risk hem fırsat.
Fırsat: ABD ve Türkiye’nin İran karşıtı ortak zemini Kürt bölgesini “istikrar adası” olarak güçlendirebilir.
Risk: Federal yapının aşınması Kürt otonomisinin hukuki zeminini zayıflatabilir.
Yeni bir Irak dizaynı mı düşünülüyor?
Ortadoğu analiz literatürü bize şunu söylüyor: Bölgesel güçler boşluk bırakmaz. İran–ABD çekişmesi Irak’ta vekalet savaşlarına neden olur. Şii milisler sistem dışına itilemez, entegre edilmeden denge kurulamaz. Irak kırılgan ama çökmüş değil; sürekli yeniden dengeleniyor.
Bu çerçevede Irak’ta olan şey bir “operasyon hazırlığı”ndan çok, yeni güç dağılımı müzakeresidir. Türkiye askeri baskıyı artırarak siyasi sonuç almak istiyor. ABD İran etkisini törpülemek istiyor. İran pozisyon kaybetmemek istiyor. Bağdat egemenlik söylemini korumaya çalışıyor. Kürtler ise kazanımlarını muhafaza etmeye çalışıyor
Jeopolitik sıkışma ne demek?
Ankara ile Bağdat arasındaki diplomatik mesajlar, semboller ya da sert açıklamalar konuşulabilir. Ancak asıl mesele bundan daha büyüktür.
Irak, Suriye’den sonra Ortadoğu’daki güç mücadelesinin yeni merkezi haline geliyor. Bölgedeki aktörler Irak üzerinden kendi çıkarlarını güvence altına almaya çalışıyor.
Türkiye, Irak’ın kuzeyinde oluşturduğu güvenlik kuşağını kalıcı hale getirmek istiyor. Amacı, sınır güvenliğini sağlamak ve PKK tehdidini uzun vadede ortadan kaldırmak.
ABD, Irak’taki İran etkisini sınırlamak istiyor. Özellikle İran’a yakın silahlı grupların ve siyasi yapıların güç kazanmasını kendi çıkarlarına aykırı görüyor.
İran ise yıllardır Irak’ta kurduğu siyasi ve askeri nüfuzu kaybetmek istemiyor. Bağdat üzerindeki etkisini korumaya çalışıyor.
Irak merkezi hükümeti (Bağdat) ise ülke üzerindeki otoritesini güçlendirmek ve daha merkezi bir yapı oluşturmak istiyor. Yani federal yapının verdiği geniş alanı daraltma eğilimi gösteriyor.
Kürtler ise mevcut otonom statülerini ve anayasal haklarını korumak istiyor. Federal sistem onların siyasi ve idari güvencesi olarak görülüyor.
Şu an için büyük bir savaş ya da ani bir askeri kopuş ihtimali düşük görünüyor. Ancak orta vadede Irak’ın federal yapısı yeniden tartışmaya açılabilir. Yetki paylaşımı değişebilir, merkeziyetçilik artabilir. Eğer bu değişim Kürtlerin onayı ve katılımı olmadan yapılırsa, sorun sadece güvenlik meselesi olmaz. Bu durum Irak içinde ciddi bir kimlik ve aidiyet krizine yol açabilir.
Ortadoğu’da mesele çoğu zaman yalnızca sınırlar değildir. Asıl mesele, hangi gücün kendi çizdiği siyasi düzeni ve güç haritasını kalıcı hale getireceğidir.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































