Yasa içeriğini aynı zamanda yürütülen barış sürecine büyük bir darbe vurmayı planlayan bir tür provokasyon girişimi olarak değerlendirmek lazım. Çünkü devlet böl ve yönet stratejisiyle toplumsal yapının eşit bir parçası olmak isteyen bir grubu suçlu ilan ederek demokratik toplumun oluşabilmesini engellemeye çalışıyor
Duygu Kıt
Türkiye Gazetesi’nde yer alan habere göre, 10 ve 11. yargı paketlerinde gündeme gelen; LGBTİ+’ların varoluşunu hedefleyen düzenlemeler yeniden Meclis’e taşınmaya hazırlanıyor. Haberde, Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan taslağın gerekçesinde “aile kurumunun korunması”, “genel ahlak ve toplumsal değerlerin savunulması” ve “cinsiyetsizleştirme akımlarıyla mücadele” gibi başlıkların yer aldığı aktarıldı.
Daha önce gündeme getirilen düzenlemeler LGBTİ+’lar ve kadın örgütleri başta olmak üzere birçok toplumsal kesim tarafından büyük tepkiyle karşılanmış ve geri çekilmek zorunda kalmıştı. Hem Medeni Kanun’da hem de Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) değişiklik hazırlığına karşı KaosGL.org Genel Yayın Yönetmeni ve gazeteci Yıldız Tar gazetemize konuştu.
Yıldız Tar, Türkiye Gazetesi’ne servis edilen haberin aynı gün AKP’nin düzenlediği Aile Zirvesi’ne denk gelmesinin bir tesadüf olmadığını kaydetti. “Bir kimliği ‘suç’ saymaya kalkan zihniyet, yarın tüm kesimleri aynı cendereye sokacaktır” diyen Yıldız Tar, şu değerlendirmede bulundu: “İktidarın uzun süredir yargı paketleri arasına gizleyerek Meclis’ten geçirmeye çalıştığı, ancak toplumsal muhalefetin ve bizlerin kararlı duruşuyla geri püskürtülen LGBTİ+ düşmanı düzenlemeler, şimdi ‘müstakil bir yasa’ kılıfıyla yeniden ısıtılıyor. İktidar, torba yasalarla araya sıkıştıramadığı ayrımcılığı, şimdi özel bir ‘nefret yasası’ ile kurumsallaştırma peşinde. Ancak asıl vahim olan ortada yasalaşmış bir metin yokken, iktidarın yargı ve kolluk eliyle fiili bir OHAL rejimi uygulamaya başlamasıdır. Hukuk, belirli bir kesimi yok saymak için bir silah gibi kullanılıyor. Bu mesele, sadece LGBTİ+’ların varoluş mücadelesi değildir. Bu, Türkiye’de hukukun kırıntısına sahip çıkma meselesidir.”
‘Sürece karşı atılmış bir adım’
Yaratılan nefret ikliminin toplumsal barışa ağır bir darbe olacağını vurgulayan Yıldız Tar, siyasal iktidarın rastlantı olmayacak şekilde sürecin demokratikleşmeye evrilmesini engellemek için çalıştığını ifade etti. Yıldız Tar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yürütülen çözüm süreciyle ilgili her kritik dönemeçte, eş zamanlı olarak LGBTİ+ düşmanı yasanın yeniden gündeme getirilmesini de; demokratik entegrasyon imkanına ve demokratik çözüme dönük bir provokasyon olarak okumak gerekir. Yasa içeriğini aynı zamanda yürütülen barış sürecine büyük bir darbe vurmayı planlayan bir tür provokasyon girişimi olarak değerlendirmek lazım. Çünkü devlet böl ve yönet stratejisiyle toplumsal yapının eşit bir parçası olmak isteyen bir grubu suçlu ilan ederek demokratik toplumun oluşabilmesini engellemeye çalışıyor. Hiyerarşiyi, sömürü düzenini, gasp düzenini sürdürmeye çalışıyor. Haliyle bunu sürece karşı atılmış bir adım olarak görmek ve ona uygun davranmak gerekiyor.”
‘LGBTİ+ olmak suç değildir’
Yıldız Tar, AKP ve MHP iktidarının, 11. Yargı Paketi’nin ardından intikam alma peşinde olduğunu belirterek, “LGBTİ+ olmak suç olamaz; suç başkasına zarar veren bir eylemdir. LGBTİ+ olmak, hayatın ve insanlığın doğal ve olağan bir parçası. Özendirme, teşvik etme gibi kavramların hiçbir gerçekliği yok. Bir insanın kimi sevdiği ya da kendini hangi kimlikle ifade ettiği kimseye zarar vermez. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, kişinin varoluşunun bir parçasıdır. Düşünmek, inanmak ve kendini ifade etmek nasıl suç olamazsa; kimliğini yaşamak da suç olamaz. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği bir ideoloji değildir. Eşcinsellik, biseksüellik, heteroseksüellik gibi cinselliğe dair kavramlardır. İnsanların varoluş biçimidir; bir kampanya, bir ithalat ürünü ya da bir siyasi proje değildir. LGBTİ+’lar tarihin her döneminde, dünyanın her coğrafyasında, tüm etnik gruplarda ve tüm sosyo-ekonomik sınıflarda var olmuşlardır. İnsanlık tarihi kadar eski bir çeşitlilikten söz ediyoruz.”
‘Demokratik toplum ihtimaline darbe’
“İktidar, hayata savaş açma peşinde” diyen Yıldız Tar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hepimizin hayatlarını gasp etmek istiyor. Bu gaspa karşı durmak, yaşamı savunmak zorundayız. Nasıl ki Kürt halkına dönük saldırılarda, Kürt halkına dönük imha ve inkâr politikasında, sömürgeci yaklaşımların dönüp dolaşıp bumerang etkisiyle Türkiye’nin batısında da şiddeti doğurduğu tespitleri yapılıyorsa, benzer bir şekilde LGBTİ+’lar şu anda bu toplumda baskı ve şiddetin laboratuvarına dönüştürülmüş durumda. Ve LGBTİ+’lara yapılan saldırılar bumerang etkisiyle dönüp dolaşıp toplumun geri kalanına da dönüyor. Bu hapis cezalarıyla bizler gireriz, yatarız, çıkarız. Ama çıktığımız memleket aynı memleket olmayacak. Çıktığımız memleket bütün bir toplumun köleleştirildiği, demokratik düzen ihtimalinin, demokratik toplum ihtimalinin yerle bir edildiği bir yer olacak.”
Yıldız Tar, son olarak şöyle dedi: “Bu düzenlemelerin hayata geçmesi Türkiye’de doğrudan açık bir şekilde LGBTİ+’ların ve LGBTİ+ olmanın suç olarak tariflenmesi anlamına gelecek. İçerikte yayıncılık dünyasını, basının özgürlüğünü de ilgilendiren maddeler var. Teşvik etme adı altında medyaya, dijital platformlara, gazetelere de çeşitli cezalar uygulanması söz konusu olacak. Bu LGBTİ+’lara yönelik imha politikası demek. Devlet LGBTİ+’lar konusunda inkâr politikasından çıkıp imha politikasına geçmiş durumda. Şu anda hapishanelere doldurmakla başlayıp bütün bir topluma korkuyu yaymayı hedefleyen, demokratik toplum düzenini kökünden dinamitleyen bir tasarı söz konusu.”
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































