Adli Tıp Kurumu Başkanı Hızır Aslıyüksek, “Hata yapmamak için özverili bir şekilde çalışıyoruz” diye açıklamalar yaparken, Tekirdağlı köfteci Abdullah Tırpan gibi ölümün eşiğindeki hasta ve yaşlı mahpuslara ‘cezaevinde kalabilir’ raporu veriliyor.
72 yaşındaki Abdullah Tırpan, Tekirdağ’da Gülen hareketine yönelik davalar kapsamında verilen 7 yıl 6 ay hapis cezasının Yargıtay tarafından onanmasının ardından 26 Şubat 2025’te tutuklandı.
Tr 724’ten Sevinç Özarslan’ın haberine göre, kızı Refia Tırpan, babasının sağlık durumunun her geçen gün ağırlaştığını belirterek, cezaevinde tutulmasının hayati risk oluşturduğunu söyledi.
Tutuklu bulunduğu Tekirdağ 2 Nolu T Tipi Cezaevinde üç ay önce acile kaldırılan Tırpan’ın sağlık durumunu DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu TBMM’de gündeme getirmişti.
”Konuşmaya mecali yok”
Refia Tırpan, açık görüşlerde babasının hızla zayıfladığını ve konuşmakta zorlandığını ifade etti:
“Babamın artık çok vakti kalmadı. Bunu görüşlerde hissediyoruz. 3 Şubat’ta açık görüşümüz vardı. Hali çok kötüydü. Konuşmaya mecali yoktu. Çok zayıflamıştı. Bu hafta daha da çökmüştü. Ellerinde et kalmamıştı, kemikler çıkmıştı. Cezaevinin yemeklerini yiyemiyor, ‘İçim almıyor’ diyor. Midesinde sıkınlar var.”
Refia Tırpan’ın aktardığına göre 12 Şubat’ta Abdullah Tırpan aniden konuşamaz hale geldi. Koğuş arkadaşlarının haber vermesi üzerine revire götürüldü, ardından ambulans çağrıldı. Şeker ve tansiyon değerlerinin normal olduğu ancak dilinin dönmediği belirtildi. Kısa süre sonra tekrar koğuşa gönderilen Tırpan’ın bu hafta içinde nöroloji bölümüne sevk edilmesi planlanıyor.
Tırpan’ın daha önce baygınlık geçirip komaya girdiği, bu süreçten sonra kalp ilacı kullanmaya başladığı öğrenildi. Doktorların “taşikardi” notu düştüğü, tansiyonunun zaman zaman 5’e kadar düştüğü ifade edildi.
Kişisel ihtiyaçlarını karşılayamıyor
Kızı, babasının kişisel bakımını tek başına yapamadığını ve koğuş arkadaşlarının yardım ettiğini söyledi. Tutuklanmadan önce ellerindeki his kaybı nedeniyle babasının tırnaklarını kendisinin kestiğini belirten Refia Tırpan, cezaevi koşullarında tuvalet ihtiyacını dahi tek başına karşılayamamasının psikolojik olarak yıpratıcı olduğunu dile getirdi:
“Kişisel bakımını tek başına yapamıyor. Koğuştakiler yardım ediyor. İhtiyaçlarına evdeyken bile sadece annem yardımcı olurdu. Tutuklanmadan önce elleri tutmadığı için babamın tırnaklarını ben keserdim, bana bile zor alışmıştı. Kendi kızına bile zor alışmışken başkasının yapması ağır geliyor. Kendini çok kötü hissediyor. Tuvalet ihtiyacı için sandalyenin ortasını kesip oturak yapmışlardı, onu kullanıyordu. Şimdi cezaevi medikal bir sandalye vermişler ama yine de koğuş ortamında tuvalet ihtiyacının bile kendi başına karşılayamamak çok zor.”
Ayak tabanları yandı
En çarpıcı olay ise ayaklarında oluşan yanıklar oldu. Zatürre ve eklem ağrıları bulunan Abdullah Tırpan için koğuşta beş litrelik sıcak su bidonu ile ısıtma yapılmaya çalışıldı. Ancak şeker hastalığına bağlı sinir ucu iltihabı (nöropati) nedeniyle his kaybı yaşayan Tırpan, ayaklarının yandığını fark etmedi:
“Babamın zaten zatürresi de vardı, kireçlenmeden dolayı eklem yerleri de ağrıyor. Koğuştakiler de beş litrelik bidona sıcak su doldurmuşlar. Yatağın içine koymuşlar. Babam da iyice ısınsın diye ayaklarını yapıştırınca ayaklarının altı komple yanmış. Şişe patlamamış ama ayağı şişeye yapışmış. Topuğundan parmaklarına kadar iki ayağı birden yanık. ‘Sıcak sıcak iyi geldi’ dedi ama şeker hastası olduğu için hiçbir şeyi hissetmiyor. Sinir ucu iltihabı olduğu için ellerinde ve ayaklarında his kaybı var. Yandığını da fark etmiyor. Kalkmış ayağa, bakmış terliğinde su var. Su toplayan yanıklar patlamış. ‘Benim terliğimde neden su var’ demiş, bir bakmışlar ayağının altı komple yanık. Plastik cerrahiye götürmüşler. Ayağının altındaki deriyi komplo almışlar sarmışlar. Her yerini kapatmış görüşte, çenesine kadar kazağını çekmiş, üzülmeyelim diye bize bir şey anlatmıyor, zorla öğreniyoruz.”
Ailesi, ileri yaşı, kalp rahatsızlığı, nörolojik belirtiler, tansiyon düşüklüğü, diyabete bağlı nöropati ve zatürre geçmişi nedeniyle cezaevinde kalmasının hayati risk taşıdığını savunuyor.
”Ölene kadar hapiste mi tutacaklar?”
Refia Tırpan, “Zaten rüyalar da görüyor. Babam böyle şeyleri hisseden bir insandır. ‘Sarıklı insanlar geldi, beni yanlarına çağırdılar. Koğuştakiler aklıma gelince uyandım. Herhalde gidecektim’ diye bize anlattı. Ölene kadar babamı orada mı tutacaklar? Neden tahliye etmiyorlar?” diyerek yetkililere çağrıda bulundu.
Adli Tıp Kurumu ise Tırpan’a 17 Aralık 2025’te verdiği raporda bu durumdaki bir hastanın cezaevinde kalabileceğini öne sürdü.
Raporda, “Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp 11. İhtisas Kurulunun 17/12/2025 tarih ve 2025/12911 sayılı raporu ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16/6. Maddesi kapsamında değerlendirilmediği, hayatını yalnız idame ettirebileceği, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16/2. Maddesi kapsamında değerlendirilmediği, diyeti, tedavisi ve önerilen aralıklarla düzenli poliklinik kontrollerinin sağlanarak cezaevi şartlarında infazına devam edilebileceği oy birliği ile mütalaa olunur.” denildi.

Ne olmuştu?
Uzun yıllar Tekirdağ’da köfte ve sucuk imalatı yapan ve kasap dükkanı işleten Abdullah Tırpan, 15 Temmuz’un ardından 16 Ağustos 2016’da gözaltına alınıp tutuklandı. Tırpan, Bank Asya’ya para yatırmak, bazı yayınlara abone olmak, çocuklarını kapatılan okullara göndermek ve yardım bağışı yapmak gibi gerekçelerle Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Ceza onanmasının ardından Tırpan, 25 Şubat 2025’te yeniden tutuklandı.
Vergi rekortmeni
Tırpan, 6 Mart 2018’de mahkemede yaptığı savunmada şunları söylemişti:
“Ben 65 yaşındayım. Ailemle birlikte işlettiğim bir aile şirketim vardı. Köfte ve sucuk ürettiğim imalathanem ve iki satış yerim bulunuyordu. Zaman zaman vergi rekortmenleri listesinde ilk on içinde yer aldım. 55 yıllık ticaret ve sosyal hayatımda hiçbir yüz kızartıcı suç işlemedim. Sabıkam yoktur.”
Tırpan, sağlığının da bu süreçte ciddi şekilde bozulduğunu belirterek suçlamaları reddetti.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































