ADEM YAVUZ ARSLAN | YORUM
Peşinen söyleyeyim: milyonlarca belgeyi, yüzbinlerce fotoğrafı ve videoyu tarayıp haber değeri taşıyan başlıkları size “hap gibi” sunmamı beklemeyin. Zira böyle bir yükün altından yapay zekâ bile kalkamaz. Düşünsenize; üç milyon sayfa, 2 bin video ve yaklaşık 180 bin görüntüden söz ediyoruz. Dolayısıyla Epstein dosyalarını daha uzun süre konuşacağız. Üstelik şu ana kadar yayımlananlar, açıklanacakların yarısı bile değil.
Peki neyle karşı karşıyayız?
Evet, reyting alacak, izleyiciyi ekrana kilitleyecek çok sayıda detay var. Zenginlerin, güzel kadınların, nüfuzlu siyasetçilerin akla ziyan sapkınlıklarına dair utanç verici anlatımlar mevcut. Ancak bunların büyük kısmı iddia aşamasında olduğu için ayrıntıya girmeyeceğim. En azından küçük yaşta çocukların alet edildiği iğrençlikleri ima dahi etmeye niyetim yok. Benim asıl ilgilendiğim yer başka.
Epstein’in kurduğu network ve bu ağın dünya düzeninde nereye oturduğu. Çünkü ortaya dökülen bilgiler, belgeler, görüntüler ve ilişki haritaları bir suçlunun kişisel karanlığını değil; küresel ölçekte işleyen sistematik bir güç mekanizmasını gösteriyor.
Ve en temel soruyu sormak gerekiyor: Bu kadar veri, bu kadar yıl boyunca nasıl saklanabildi? Epstein’in kirli ağını kim korudu? Bu sorunun cevabı, Epstein’i yalnızca “sapkın bir milyarder” olarak tanımlayan basit anlatıların çok ötesinde.
Sadece suç dosyası değil, bir istihbarat arşivi
Yayımlanan belgeler, Epstein merkezli yapının rastgele ilişkilerden oluşmadığını açıkça ortaya koyuyor. Karşımızda planlı, uzun soluklu ve çok katmanlı bir organizasyon var. Para, fuhuş, uyuşturucu ve yasadışı mahremiyet… Bunlar bir araya geldiğinde istihbarat literatüründe tek bir kavrama işaret eder: Kompromat.
Dosyalar; siyaset, sermaye, teknoloji ve medya elitlerinin resmî diplomasi kanallarının dışında, kapalı devre ilişkilerle hareket ettiğini gösteriyor. Bu, devletler arası değil; elitler arası bir güç alanı demek. Kim kimi tanıyor, kim kimin sırrını biliyor… Asıl kaldıraç tam da burada.
Soğuk Savaş’tan bu yana bilinen bu yöntem artık diplomatlar ya da generallerle sınırlı değil. CEO’lar, bakanlar, teknoloji patronları, medya figürleri ve akademisyenler bu ağın hedefinde. Epstein dosyaları, şantajın bireysel bir sapma değil; kurumsal bir araç olarak kullanıldığını net biçimde ortaya koyuyor.
Güç elitler arasında dolaşıyor
Belgelerde yer alan isimler —suç isnadı olsun ya da olmasın— bize şunu söylüyor: Günümüz dünyasında güç, ulusal sınırlar içinde değil; elitler arası kapalı devre ağlarda dolaşıyor. Kim kiminle aynı adaya gitti? Kim kiminle özel yazışmalar yaptı? Kim kimin zaafını biliyor?
Resmî diplomasi, parlamento kararları ya da seçim sonuçları çoğu zaman bu görünmez ağların sonuçlarını perdeleyen bir vitrine dönüşüyor. Dosyalardaki temas şemaları, Epstein’in yalnız olmadığını; avukatlar, muhasebeciler, aracılar ve “sosyal bağlayıcılar” ile çalışan profesyonel bir yapı kurduğunu gösteriyor. Bu noktada Epstein’in en yakın halkasında yer alan Ghislaine Maxwell figürü tesadüf değil; aksine sistemin kilit taşı.
İtibar artık bir ulusal güvenlik meselesi
Epstein dosyalarının en çarpıcı yönlerinden biri, geçmişle bugün arasında kurduğu bağ. Belgeler, bazı aktörlerin neden sessiz kaldığını, neden ani pozisyon değişiklikleri yaptığını, neden “olması gerektiği kadar sert” davranmadığını anlamamıza yardımcı oluyor.
Çünkü karar masasında her zaman belge olmaz. Bazen bir kaset ihtimali, bazen bir arşiv korkusu, bazen de “eski bir gece” yeterlidir.
Bu nedenle itibar artık sadece bir imaj meselesi değil; doğrudan dış politika ve güvenlik sorunudur. Bir liderin ya da küresel aktörün ne söyleyebileceği, neye karşı çıkabileceği, hatta neyi görmezden geleceği, geçmişte bıraktığı izlerle belirlenir.
Susturulan itiraf ihtimali
Dosyalara yansıyan kritik bir ayrıntı daha var: Epstein’in hapishanedeki ölümünden kısa süre önce savcılarla olası bir iş birliğini görüştüğüne dair kayıtlar. Bu bilgi, “intihar” anlatısını daha da tartışmalı hâle getiriyor. Eğer Epstein konuşsaydı; yalnızca bireysel suçlar değil, kimlerin neden korunduğu, hangi ağların nasıl çalıştığı, neden on yıllar boyunca dokunulmadığı da açığa çıkacaktı. Bu ihtimal, Epstein’in neden bir yük hâline geldiğini de açıklıyor.
Neden hâlâ her şey açıklanmıyor?
Kongre üyelerinin de vurguladığı gibi, açıklanan milyonlarca belgeye rağmen çok daha büyük bir arşivin varlığı konuşuluyor. Eğer bu doğruysa, Epstein dosyaları birkaç yıllık değil; on yıllara yayılan bir suç ve istihbarat birikiminin ürünü.
Bu da iki ihtimali güçlendiriyor: Epstein bireysel bir suç makinesi değildi. Devasa bir teşkilatın parçasıydı. Bu teşkilat yalnızca suç üretmedi; güç üretti, sadakat satın aldı ve sistem tarafından korundu.
Epstein dosyaları bir magazin hikâyesi değil. Bir komplo teorisi hiç değil. Bu dosyalar; küresel elitlerin nasıl kontrol edildiğini, şantajın nasıl kurumsallaştığını ve gücün neden görünmez ağlarda toplandığını gösteren bir röntgen.
Devletlerin değil, ağların dünyasında yaşıyoruz. Epstein dosyaları, bu gerçeği inkâr edilemez biçimde yüzümüze vuruyor. Ve bu aşamada bizi çok daha yakından ilgilendiren soruyu şuraya not düşelim: Dünyayı avucunun içine alan Epstein örgütü, Türkiye’yi kenarda bırakmış olabilir mi? Yazışmalara göre İsrail’e uzanan yolculuklarında sık sık Türkiye’de mola veren Epstein, Türkiye’de nasıl bir yapı kurdu? Kimleri bu ağın içine çekti?
Bu soruların cevabı, henüz dosyaların en karanlık bölümünde duruyor.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































