Meclis raporuna dair değerlendirmelerde bulunan EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, ‘Kürt sorununun ‘Terörsüz Türkiye’ söylemiyle değil, adı konularak ele alınması gerektiğini belirterek, çözüm için demokratik, barışçıl adımlar atılması gerektiğini ifade etti
Kürt sorununun çözümü kapsamında kurulan Meclis Komisyonu son toplantısında nihai raporunu açıkladı. Komisyonun nitelikli çoğunlukla kabul ettiği rapora birçok kesimden eleştiri gelmeye devam ediyor.
Raporda, sorunu bir “terör” sorunu olarak tanımlamasını “güvenlikçi anlayışın sürdürülmesi” olarak değerlendiren Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, raporda güvenlikçi politikalar eleştirilse de metnin özünde bu anlayışın sürdüğünü ifade etti.
Anadil ve kayyım sorunu
Raporda, kimlik, kültür ve dil gibi doğuştan gelen haklara dair somut bir çözümün yer almadığını vurgulayan Sedat Başkavak, “Yine raporda ‘Yasanın verdiği yetkiler dahilinde görevden almalar olacak; ama belediye kendi içerisinden başkan seçecek’ deniyor. Kayyım, demokrasinin kılıcı gibi tepede duracak; ama bu sefer, ‘Biz kaymakamları kayyım atamayacağız, siz belediye meclisinden yeni birini seçeceksiniz’ demeye geliyor. Onu beğenmezse ne olacak? Onu da görevden alacaklar. Dolayısıyla seçilmişlerin görevini yürütebilme hakkının, halkın iradesinin kullanılabilmesinin bütün olanaklarının ortadan kalktığı bir koşulla karşı karşıyayız” diye konuştu.
‘Kayyımlar geri alınmalı, TMK değişmeli’
Sedat Başkavak, raporda “cezasızlık duygusu oluşmasın” yaklaşımının öne çıkarıldığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Silah bırak diyorsun örgüte, örgüt silah bırakıyor. Silah bırakmanın koşullarının oluşturulmasına ilişkin tartışma yürütüyor komisyon. Ama aynı zamanda da bir suç ve ceza ilişkisi kurmaya çalışıyor. Bunun raporun varmak istediği yere ulaşması açısından doğru bir yöntem olmadığını düşünüyoruz. Komisyonu kurmuşsunuz, aylarca toplantılar yapmışsınız, bir komisyon raporu açıklamışsınız ve bu komisyon raporunun sonuna da ‘Bu komisyona gelenler düşüncelerini ifade etti, ileride yargılanmasın’ diye bir madde koyuyorsunuz. Bu, AKP mantığıdır. AKP her işi böyle yürütüyor. Önce yap, kanun arkasından gelsin. Hiçbir yasal düzenlemeye gerek kalmadan, hiçbir kanun teklifine gerek kalmadan yapılacak ilk iş kayyımların alınıp yerine seçilmişlerin görevine iade edilmesidir. Hala hasta ve yaşlı tutsaklar cezaevinde tutuluyorsa, kurul kararları nedeniyle mahkumiyeti bitmiş tutuklular hala cezaevlerinde tutuluyorsa o zaman bilmem ne tarihinde yapılacak yasal düzenlemeyi tartışmanın bir karşılığı da yok. Daha büyük adliyelere, cezaevlerine, daha çok insan alacak cezaevlerine ilişkin açıklamalar yapmak yerine cezaevlerine ihtiyaç kalmayacağı bir demokratik koşulun oluşturulması gerekir. Bu da Terörle Mücadele Kanunu’nun hızla değiştirilmesi demektir.”
‘Cumhur İttifakı’nı zorlamak için hayır dedik’
Kürt sorununun “Terörsüz Türkiye” söylemiyle değil, adı konularak ele alınması gerektiğini belirten Sedat Başkavak, çözüm için demokratik, barışçıl adımlar atılması gerektiğini dile getirerek, “DEM Parti ile ayrışmış değiliz. DEM Parti bugün bu sorunun birinci taraflarından biri olarak bu müzakere sürecini devam ettirmek üzere şerhini koyarak ‘Evet’ demiştir. Biz de bu mücadele sürecinin daha ileriye taşınması açısından hem AKP’yi hem Cumhur İttifakı’nı hem de Meclis’i daha ileri adımlar atmaya çağırmak üzere, bugün yapılması gerekenlere işaret etmek üzere, aynı zamanda da AKP’yi adım atmaya zorlamak üzere ‘Hayır’ demiş durumdayız. Oyumuzun rengi farklı olabilir, gitmek istediğimiz yol aynı yoldur. AKP’ye bir şeyi ertelemesine gerek olmadığını, önce hızla yapılması gerekenleri yapmasını, aynı zamanda da yasal düzenlemeler için birlikte Meclis’te ne yapılması gerekiyorsa tartışalım, konuşalım diyoruz” şeklinde konuştu.
‘DEM Parti’yle taleplerimiz aynı’
“DEM Parti’nin şerhli ‘Evet’ ile EMEP’in ‘Hayır’ı aslında bir müttefiklik ve bir ittifak ilişkisidir” diyen Sedat Başkavak, talepler açısından herhangi bir ayrışma yaşamadıklarını ifade etti. Sedat Başkavak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Cumhur İttifakı’nı ve AKP’yi buna zorlamaya çalışıyoruz. ‘Hayır’ımız da buna dikkat çekmek üzeredir. Yoksa Kürt meselesinin demokratik, barışçıl çözümü konusunda bugüne kadar ortaya koyduğumuz talepler nettir. Bundan sonra da bu talepleri savunmak, dile getirmek ve yerine getirilmesini sağlamak üzere ittifak ve müttefiklik ilişkimizde DEM Parti’yle, demokrasi güçleriyle ve Türkiye’de işçi, emekçi kitlelerin bu soruna taraf olması, demokratik ve barışçıl çözümüne taraf olması açısından durduğumuz yer ve söylediğimiz cümle açık ve nettir.”
Haber: Abdulkadir Ayten / MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































