Şam’da yapılan anlaşma belli bir takvim doğrultusunda atılacak adımlarla ilerleyecek. Bazı konularda henüz tartışmalar sürerken, sürecin çatışmadan anlaşmaya evirilmesinde Abdullah Öcalan’ın rolü ve çabası büyük
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile Suriye geçici hükümeti arasında 27 Ocak’ta gerçekleştirilen geniş toplantıda üzerine mutabık kalınan anlaşma 30 Ocak’ta kamuoyuyla paylaşıldı. Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı ile Suriye geçici hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın da katıldığı toplantıda çıkan anlaşmada birçok başlık yer aldı.
DSG tarafından yapılan açıklamada, “Bu anlaşma; askeri güçlerin temas noktalarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Hesekê ve Qamişlo kent merkezlerine konuşlandırılmasını, bölgede güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılmasını ve Halep Valiliği’nin yetkisi altında kurulacak bir tümen bünyesinde, DSG’ye bağlı 3 tugay ile Kobanê’den 1 tugayın yer aldığı bir askeri tümenin oluşturulmasını hükme bağlamaktadır” denildi.
Ayrıca Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devleti kurumlarıyla entegre edilmesinin sağlanacağı, Kürtlerin haklarının güvence altına alınacağı, göç eden yurttaşların evlerine geri dönüşünün sağlanacağı vurgulandı.
Peki anlaşmada hangi başlıklar yer aldı, takvim nasıl işleyecek?
Anlaşmada neler var
Kademeli bir entegrasyonun öngörüldüğü anlaşmanın ilk aşamasında şunlar öne çıktı:
- Tüm cephelerde kalıcı ve kapsamlı ateşkes, gözaltı ve baskınların durdurulması
- DSG güçlerinin Hesekê ve Qamişlo’da mutabık kalınan askeri kışlalara çekilmesi
- Suriye geniş hükümetine bağlı güçlerin Hesekê’nin güneyindeki Şeddadê kasabasına çekilmesi
- Hesekê’de askeri tümen kurulması, DSG’nin 2 tugay halinde bu yapıya entegresi
- Kobanê’deki askeri gücün, Halep ilindeki bir askeri tümene entegre edilmesi
Anlaşmanın bir diğer aşamalarında ise şu başlıklar öne çıkıyor:
- Hesekê ve Qamişlo şehirlerinin her birine İçişleri Bakanlığı’na bağlı birimlerin gelerek entegrasyon çalışmalarını başlatması
- Yerel yöneticilerin atanması
- Rimêlan ve Siweyde petrol sahalarının Enerji Bakanlığı’na devri ve çalışanların entegrasyonu.
- Qamişlo Havalimanı’nın Sivil Havacılık Kurumu’na devri
- Sınır Kapıları’nda çalışma başlatılması: oluşturulacak ekibin Sêmalka ve Nisêbîn (Nusaybin) sınır kapılarına gönderilmesi, sivil personelin resmi olarak görevlendirilmesi, kapıların derhal faaliyete geçirilmesi
- Hesekê’deki sivil kurumların entegrasyonu, sivil çalışanların kadroya görevlerinin güvenceye alınması
- Tüm bu süreçte tüm tarafları bağlayan kimi hükümler üzerine de uzlaşıldı. Buna göre:
- Şam’a bağlı güçlerin hiçbiri özellikle Kürt bölgelerine girmeyecek.
- Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi tarafından okullarda verilen diplomalar kabul edilecek.
- Kültürel ve sivil toplum kuruluşlarının da ilgili mevzuata uygun bir şekilde entegrasyonu sağlanacak.
- Kürtlerin bölgesinde eğitsel özgünlükler gözetilecek.
- Tüm yerinden edilmiş kişiler (Efrîn, Şêxmeqsûd, Serêkaniyê) şehir ve köylerine dönüşü sağlanacak. Bu bölgelerdeki sivil yönetimler de yerelden belirlenecek.
Takvim nasıl işleyecek
Anlaşmanın takvimi işlemeye başladı. Tüm cephelerde şuanlık bir sessizlik hakim. Halep İç Güvenlik Başkanı Muhammed Abdulğani, dün Kobanê’de İç Güvenlik Güçleri ile görüştü. Ancak Kobanê’ye yönelik kuşatma devam ediyor.
Belirlenen takvime göre;
Bugün, en fazla 15 araçtan oluşacak bir heyet, Hesekê’ye gelecek. Heyetin yarın da Qamişlo’ya geçmesi bekleniyor. Bu heyetin amacı, idari ve entegrasyon çalışmalarını başlatmak. Söz konusu çalışmaların sonlanması üzerine heyet de bölgeden ayrılacak.
Sonrasında petrol sahaları ile çalışma başlatılacak. Qamişlo’da bulunan havalimanı ise Sivil Havacılık Müdürlüğü’ne devredilecek, Qamişlo-Nisêbîn ile Semêlka sınır kapılarına ekipler gönderilecek.
Özgünlük korunacak
Tüm bunlar için en fazla 10 günlük bir süre öngörülüyor. Her bir çalışma Özerk Yönetim’in koordinasyonuyla birlikte yürütülecek.
Öte yandan Özerk Yönetim kurumlarının entegrasyonu başlatılacak. Bu kurumlarda çalışanlar kadroya alınacak. Mevcut kurumların yapısı ve kadrosu korunacak. Sadece bu kurumlar resmi hizmet kurumlarına dönüştürülecek.
YPJ’nin durumu
DSG güçleri, Hesekê’de 3 tugayla bir tümen oluşturacak. Bu tümen Hesekê Valiliği’ne bağlı olacak. Kobanê’de oluşturulacak tugay ise, Halep’te bir tümene bağlı olacak.
Bu süreçte durumu en çok merak edilen yapıların başında Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) geliyor. YPJ’nin de tugay düzeyinde mevcut yapısını koruyarak entegrasyonun sağlanacağı belirtiliyor.
Tüm kent merkezlerinin güvenliği İç Güvenlik Güçleri’nde (Asayiş) olacak. Asayiş güçleri de mevcut yapılardan oluşacak.
Şam, anlaşma gereği Hesekê Adli Güvenlik Müdürü’nü belirledi. Mervan el-Ali, Hesekê Güvenik Müdürü oldu.
Özerk Yönetimin de kısa bir sürede Hesekê Valisi ile Savunma Bakan Yardımcısı’nı belirlemesi bekleniyor. Yine Hasekê Güvenlik Müdür Yardımcısı da DSG’nin atayacağı isim olacak.
Askeri entegrasyon noktasında daha önce de kimi tartışmalar yürütülmüştü. Şam, bireysel entegrasyonu dayatmıştı. Ancak son varılan anlaşmayla toplu bir entegrasyonda karar kılındı.
Geri dönüşler
Türkiye’ye bağlı paramiliter grupların kontrolünde bulunan Serêkaniyê ile Efrîn’in durumu da merak ediliyor. Buna dair net bir takvim bulunmuyor. Ancak anlaşmaya göre buralarda göçe zorlanmış tüm ailelerin geri dönüşü sağlanacak.
Efrîn’de Türkiye askerlerinin çekildiğine dair kimi bilgiler basına yansımıştı. Ancak bu geri çekilmenin ne kadar gerçekleştiği bilinmiyor.
Yine Serêkaniyê için de benzer bir durum söz konusu. Ancak bu durum da teyide muhtaç.
Geri dönüşler noktasında da görüşmelerin devam ettiği, ilerleyen süreçte buna dönük adımların atılması bekleniyor.
Anadilde eğitim
Şara, bu noktada geçtiğimiz günlerde bir “kararname” yayınlamıştı. Kararnamede Kürtçenin tanınması da yer almıştı.
Anlaşmada da bu duruma vurgu yapılıyor. Ancak anadilde eğitim gibi konularda ne gibi adımların atılacağına dair netlik bulunmuyor.
Îlham Ehmed, geçtiğimiz günlerde, “Eğitim olarak anadilinde eğitim resmi bir şekilde kabul edilecek. Eğitimin anadilde olması üzerinde uzlaştık. Resmi yazılı hale getirilecek. Lise ve üniversiteler resmi olarak tanınacak. Buna ilişkin bir kararname çıkacak. Eğitim ile ilgili ayrıntılar diyaloglarla sürecek” açıklaması yaptı.
Bu durum, diğer kültürel haklar için de geçerli. İdari, güvenlik ve askeri entegrasyon sürecinin tamamlanmasının ardından tarafların hem eğitim hem de diğer hakların güvenceye alınması noktasında bir takvim çıkaracağı belirtiliyor.
Şam adım atacak mı
Anlaşmanın hayata geçirilip geçirilmeyeceği yönünde tartışmalar sürüyor. Bu tartışmaların kaynağı ise, geçmiş dönemlerde imzalanan anlaşmaların Şam tarafından her seferinde uygulamaya konulmaması.
30 Ocak’ta açıklanan anlaşma öncesi de benzer süreçler yaşanmıştı. Bunun ilk adımı 10 Mart 2025’te Ebdî ve Şara arasında imzalanan mutabakattı.
Bu süreçte Şam’ın üzerinde durduğu tek nokta askeri dosya oldu. Bu nedenle bir ilerleme sağlanmadı.
18 Ocak’ta da bir anlaşmaya varıldı ancak bunda da sonuç alınamadı. Ateşkes kararına rağmen Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılar sürdü.
Kürtler temkinli yaklaşıyor
Tüm bu nedenlerden kaynaklı Kürdistan’ın dört parçası başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında milyonlarca kişi günlerdir ayakta. Anlaşma kararına rağmen sokaklar terk edilmiyor, kitlesel protesto eylemleri düzenleniyor. Kürtler, son anlaşmaya da temkinli yaklaşıyor.
Anlaşmayı “Şam’ın tuzağı” olarak yorumlayanlar da var, Şam’ın “zaman kazanmaya dönük” attığı bir adım olarak gören de var.
Çözümü dayatan aktör Abdullah Öcalan
Ancak kalıcı bir ateşkes kararı ve çatışmaların sonlanması genel olarak olumlu görülüyor. Özerk Yönetim yapıları ve partilerinin yanı sıra ABD, Avrupa ülkeleri, Federe Kürdistan Bölgesi Yönetimi ve Kürt kamuoyunda anlaşmaya destek verildi. Bu yaklaşım, yapılan tüm açıklamalara da yansıdı.
Özerk Yönetim’den bazı yetkililer ABD ve Fransa’dan heyetlerin son görüşmede yer aldığını ve bu sürecin garantörleri olduğunu açıkladı.
Anlaşmanın sağlanmasında farklı aktörlerin de yoğun bir çaba içerisinde olduğu bu süreçte gündeme geldi. Mesut Barzani ve Neçirvan Barzani’nin süreç kapsamında hem Şara hem de Özerk Yönetim ile temasta olduğu biliniyor.
En son Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti’nde yer alan Mithat Sancar’dan da konuya dair açıklama geldi.
Mithat Sancar, Şam’daki uzlaşmada Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın rolüne özel vurgu yaptı.
Sancar, “Suriye’de gelinen noktada çatışmanın derinleşmesini önleyen bir uzlaşma var ve bu süreçte Abdullah Öcalan’ın ciddi bir rolü oldu. Diyalog ve müzakereyle bir yol bulunması için büyük çaba harcadı” dedi. Sancar, “Bu süreçte Öcalan çok önemli, hatta temel aktörlerden biridir. Suriye’deki çözümde katkısı da son derece önemlidir” ifadelerini kullandı.
DEM Parti İmralı Heyeti de çatışmaların sürdüğü süreçte, 17 Ocak’ta Abdullah Öcalan ile yaptıkları görüşmede bu duruma vurgu yapmıştı.
Abdullah Öcalan, yaklaşık iki buçuk saat süren görüşmede sadece Suriye üzerinde durmuş, bu durumun “Barış ve Demokratik Toplum Sürecini baltalama girişimi” olarak değerlendirmişti. Ayrıca “Suriye’deki tüm sorunların ancak diyalog, müzakere ve ortak akılla çözülebileceğine” vurgu yapmıştı.
Abdullah Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başladığı günden bu yana yapılan tüm görüşmelerde Suriye’nin durumuna özel vurgu yaptığı biliniyor. Özellikle Özerk Yönetim bölgesinde güvenliğin yerelden doğru (Asayiş) yapılmasının altını çiziyor.
Ocak’ta yaşanan gelişmelerde de Abdullah Öcalan’ın çatışmaların sonlanması, sorunların diyalogla çözülmesi ve sürecin demokratik bir geçişe evrilmesi için çaba harcadığı kamuoyuna yansıdı.
Özerk Yönetim’den bazı isimlerin de kalıcı ateşkes ve diyalog noktasında Abdullah Öcalan’ın bu süreçte rol oynadığını açıkladı.
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































