Türkiye’de bireysel başvuru sisteminin en önemli güvencesi olan Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 31 Aralık 2025 itibarıyla açıkladığı istatistikler, hem mahkemenin ağır dosya yükünü hem de ihlal kararlarının sınırlı oranını gözler önüne serdi. Veriler, AYM ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) arasındaki yaklaşım farkını da yeniden tartışmaya açtı.
91 Bin Dosya Derdest
AYM verilerine göre, 31 Aralık 2025 itibarıyla mahkeme önünde bekleyen (derdest) dosya sayısı 91 bin 686’ya ulaştı.
2025 yılı içinde sonuçlandırılan başvuru sayısı 71 bin 175 olurken, bunların yalnızca 4 bin 935’inde ihlal kararı verildi. Bu tablo, ihlal oranının yüzde 6,7 seviyesinde kaldığını ortaya koydu.
Aynı dönemde kabul edilemezlik oranı yüzde 92,1 olarak kaydedildi. Bu oran, bireysel başvuruların büyük çoğunluğunun esasa girilmeden reddedildiğini gösteriyor.
AYM’nin Dosya Yükü AİHM’i Aştı
AYM’nin 91 bin 686 dosyalık derdest yükü, dikkat çekici bir karşılaştırmayı da beraberinde getirdi. AİHM’in 46 üye ülke için baktığı toplam 53 bin 450 dosya bulunuyor. Bu sayı, AYM’nin önündeki dosya sayısının yaklaşık 1,7 kat daha fazla olduğunu gösteriyor.
31 Ocak 2026 itibarıyla AİHM önünde bekleyen 53 bin 850 dosyanın 19 bin 100’ünün Türkiye aleyhine olduğu belirtiliyor. Bu da toplam başvuruların yüzde 35,5’ine karşılık geliyor. Türkiye, AİHM gündeminde en yoğun dosya yüküne sahip ülkeler arasında yer almaya devam ediyor.
“Kanunilik” İlkesinde Çarpıcı Fark
2012-2025 döneminde AYM’nin “suç ve cezaların kanuniliği” ilkesine ilişkin verdiği toplam ihlal kararı sayısı 69 olarak açıklandı.
Buna karşılık AİHM’in yalnızca 2025 yılında Türkiye aleyhine bu başlıkta 1.808 kişi yönünden ihlal tespiti yaptığı ifade ediliyor. Bu fark, ceza hukukunun temel ilkeleri bakımından iki yüksek mahkeme arasındaki değerlendirme yaklaşımını yeniden gündeme taşıdı.
Kişi Hürriyeti ve Güvenliği
AYM’nin 13 yılda verdiği “kişi hürriyeti ve güvenliği” hakkı ihlali kararlarının toplamı 1.225 oldu.
AİHM’in ise 2018-2025 döneminde aynı başlıkta 3.851 kişi yönünden ihlal tespiti yaptığı belirtiliyor. Özellikle tutukluluk süreçleri ve özgürlük kısıtlamalarına ilişkin değerlendirmelerde iç hukuk ile uluslararası denetim mekanizması arasında dikkat çekici bir fark bulunduğu görülüyor.
Kötü Muamele Yasağı
AYM’nin 2012-2025 arasında kötü muamele yasağı kapsamında verdiği ihlal kararı sayısı 1.183 olarak açıklandı. Bu veri, kötü muamele iddialarının Türkiye’de bireysel başvuruların önemli bir bölümünü oluşturmaya devam ettiğini ortaya koyuyor.
Yapısal Sorun Tartışması Yeniden Gündemde
2025 yılında AYM toplam 4 bin 935 kişi hakkında ihlal kararı verirken, AİHM’in aynı yıl 6 bin 406 kişi hakkında 816 ihlal kararı verdiği bildirildi. Türkiye aleyhine verilen kararların önemli bölümünün birleştirilen dosyalardan oluştuğu ve binlerce kişiyi kapsadığı ifade ediliyor.
Ortaya çıkan tablo, bireysel başvuru sisteminin etkinliği, kabul edilemezlik oranlarının yüksekliği ve yapısal hak ihlalleri iddialarını yeniden gündeme taşıdı.
Uzmanlara göre, iç hukuk yollarının “etkili başvuru yolu” niteliğini sürdürüp sürdürmediği ve AİHM’e taşınan dosya sayısının seyri, önümüzdeki dönemde hem hukuk politikası hem de insan hakları standartları bakımından belirleyici olacak.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































