YORUM | CEMİL TOKPINAR
Rabbimizin bir insana ihsan ettiği en büyük nimet iman ve hidayettir. Bir mümine verilen en büyük nimetlerden biri ise af ve mağfirettir. Çünkü peygamberler dışındaki bütün müminlerin az veya çok günahı vardır. Günahkâr bir mümin için en güzel müjde ise, bu günahlardan arınmak ve cehennem azabından kurtulmaktır.
Bu yüzden hem Kur’an’da Rabbimiz hem de hadislerde Peygamber Efendimiz (s.a.v.) müminleri tevbe ve istiğfara teşvik etmektedir.
İşte Berat Gecesi af, mağfiret ve cehennemden kurtuluş için en büyük bir fırsattır. Bu fırsatın kıymetini bilerek Kur’an, istiğfar, dua, salavat ve namazla değerlendirmek, gündüzünde oruç tutmak büyük bir kazançtır.
KUR’AN’DA BERAT GECESİ
Şaban ayının on beşinci gecesi olan Berat Kandili hakkında Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler o gecede ayırt edilir.” (Duhan Suresi: 2-4)
Âlimlerin bazısı bu ayette kastedilen gecenin Kadir Gecesi olduğunu, bir kısmı ise Berat Gecesi olduğunu belirtmişlerdir. İki açıklamayı birleştiren diğer bir görüşe göre de hikmetli işlerin ayrımının yapılmasına Berat Gecesinde başlanmakta ve bu işlem Kadir Gecesine kadar devam etmektedir.
Abdullah ibni Abbas’tan (r.a.) rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırt edilmesi şu anlama gelmektedir:
“Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.” (Hülâsâtü’l-Beyân, 13:5251)
Müminlerin günah kirlerinden kurtulup Rabbimizin af ve mağfiretine nail olmaları ümit edildiği için bu geceye Berat Gecesi denmiştir.
SABAHA KADAR DERTTEN KURTULMA İMKÂNI
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesinin feyiz ve bereketini çeşitli şekillerde anlatmaktadır:
“Şaban’ın on beşinci gecesi geldiğinde geceyi uyanık hâlde ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir: ‘İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim. Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.’ Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder.” (İbn-i Mâce, İkâme: 191)
İşte bu gece sabaha kadar ibadet eden bir mümin, Rabbimizin bu sorularına karşı, “Ben varım ya Rabbi” demektedir. Geceyi gaflet ve uykuyla geçiren kimse ise âdeta bu sorulara, “Yok ya Rabbi, benim affa, afiyete, rızka ihtiyacım yok” demiş olmaktadır.
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resûlullahı (s.a.v.) yanında bulamayan Hz. Âişe (r.a.) Validemiz kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü’l-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış hâlde buldu.
Peygamberimiz (s.a.v.) mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:
“Muhakkak ki, Allahü Teâlâ Şaban’ın on beşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve insanların Benî Kelb Kabilesi’nin koyunlarının kılları sayısınca günahını mağfiret eder.” (Tirmizî, Savm: 39)
Buradaki “koyunların kılları” ifadesi, çokluktan kinayedir. Yani Cenab-ı Hak, bu gece samimî bir şekilde af ve mağfiret dileyen bütün kullarını affeder. Yeter ki tevbe ve istiğfarın şartlarına uyup, hakkıyla yapsın.
Bunun için Berat Gecesinde “Estağfirullahe’l-azîm ve etûbü ileyh” ve benzeri istiğfarları çok söylemek gerekir.
BU GECE AFFEDİLMEYENLER VAR MI?
Bu af ve berat gecesinde affedilmeyenler ise bazı hadislerde şöyle belirtilir:
“Muhakkak ki, Allah Azze ve Celle Şaban’ın on beşinci gecesinde rahmetiyle yetişip her şeyi kuşatır. Bütün mahlûkatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalpleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna.”
“Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna.” (İbn-i Mâce, İkâme: 191)
Bu tür günahları işleyenler de samimi tevbe edip salih amellere sarılırlarsa inşallah onlar da affedilirler.
50 SENELİK İBADET ÖMRÜ
Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Afyon Hapishanesinde iken talebelerine yazdığı bir mektupta Berat Gecesinin faziletini şöyle anlatır:
“Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin programı nev’inden olması cihetiyle, Leyle-i Kadrin kudsiyetindedir. Her bir hasenenin Leyle-i Kadirde otuz bin olduğu gibi, bu Leyle-i Beratta her bir amel-i salihin ve her bir harf-i Kur’an’ın sevabı yirmi bine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhûr-u selâsede (Üç Aylar’da) yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyâli-i meşhurede (meşhur gecelerde) on binler, yirmi bin veya otuz binlere çıkar. Bu geceler elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için, elden geldiği kadar Kur’an’la ve istiğfar ve salâvatla meşgul olmak büyük bir kârdır. Leyle-i Berat, elli senelik bir ibadet ömrünü ehl-i imana kazandırabilir. (Şualar, 14. Şua)
Bediüzzaman Hazretleri gibi keşif ve müşahede ehli bir ibadet kahramanının müjdelerine itimat etmek gerekir. Buna göre Berat Gecesinde yapılan her ibadet 20.000 katıyla sevaplandırılır. Yani bir Yasin okumak 20.000 Yasin okumuş gibi, iki rekât namaz 40.000 rekât kılmış gibi, 1000 liralık sadaka ve muavenet 20 milyon lira gibi yazılabilir.
İşte böyle bir fırsat dünya nimetlerini kazanmak için olsa insanlar hastalık, yorgunluk, uykusuzluk, okul, iş gibi engellere bile çözüm bulup sabaha kadar çalışır.
Peki, gelip geçici dünya menfaatleri için elimizden geleni yapıyoruz da sonsuz cennet saadeti için neden yapmayalım?
BU GECE NASIL EBEDÎLEŞTİRİLİR?
Mübarek gecelere oruçlu olarak girmek ve ihyaya iftarla başlamak, akşamdan sahura ve sabah namazına kadar ibadet etmek güzel olur. Ancak bunu başaramayanlar, hiç değilse güçleri yettiği kadar namaz, Kur’an, dua, istiğfar ve salavatla meşgul olsalar büyük bir kârdır.
Tek başına yapılan ihya gayreti esnasında nefis ve şeytan uykuya teşvik edebileceği için en iyisi bir camide veya sohbet meclisinde dostlarla birlikte ihya etmektir. Böylece hem insanlar birbirini teşvik etmiş olur, hem de birbirinin duasına ortak olurlar.
Geceye orucumuzu açarak başladığımız gibi ertesi gün oruç tutmak için kandili sahurla taçlandırmak çok faziletlidir. İki gün veya daha fazla oruç tutamayanlar hiç değilse kandilin ertesi günü oruç tutarlarsa hadisteki tavsiyeye uymuş olurlar.
Gece uykuya yenik düşmemek için önceki gece yeteri kadar uyumak, hatta gündüz öğle veya ikindi vaktinde bir miktar uyumak faydalı olur. İftardan sonra uykuyu kaçırmak için bol çay ve kahve içmek, gece içinde meyve yemek de tavsiye edilir.
Bu gece ve gündüzünde namaz, oruç, Kur’an, dua, salavat, istiğfar gibi faziletli bir ibadet de dertli ve sıkıntılı kardeşlerimizle ilgilenmek, onları teselli etmek ve ümit vermek, maddî ve manevî yardımda bulunmaktır.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
![Tr724 [Haber Merkezi]](https://serbestgorus.com/wp-content/uploads/2026/02/Kiz-Cocuklari-Davasi-IRF-2026-Zirvesine-tasindi-360x180.png)




































