Depremin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen Hatay’da en az 218 bin kişinin konteyner kentlerde yaşamaya devam ediyor. Altyapı ve su sorunları devam ederken, sağlık ve eğitim de konteynerlere sıkışmış durumda
Mereş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerde en ağır yıkımın yaşandığı kent Hatay oldu. Resmi verilere göre, 24 bin 147 kişinin yaşamını yitirdiği, 100’ü aşkın insanın kayıp olduğu kentte geri kalanlar aradan geçen süreye rağmen “geçici bir idareyle” yaşamını sürdürmeye devam ediyor. Deprem üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen kentte yaralar hala sarılmış değil. Dörtyol’dan Samandağ’a uzanan geniş bir alanda kazılı yollar, çamurlu sokaklar, yıkımın enkazı, bu durumun açıkça gösteriyor.
100 binin üstünde Hataylı başka kentlerde yaşıyor
Resmi verilere göre 80 bin 323 yapı yıkıldı ya da ağır hasar gördü. Hastaneler, okullar ve kamu binalarının yanı sıra kentin en önemli tarihi miraslarından, çok sayıda büyük depremde hasar görüp defalarca yıkılmış ve yeniden inşa edilen 14 asırlık Habibi Neccar Camii, Ulu Camii, Meclis Binası ve Antakya Rum Ortodoks Kilisesi’nin de aralarında bulunduğu 21 tarihi yapı tamamen yıkıldı. Kentin neredeyse tüm altyapısı zarar görürken, havalimanı pistinde dahi çökmeler yaşandı. Deprem sonrası 563 bin 751 kişi Hatay’dan göç etmek zorunda kaldı. Göç edenlerin önemli bir bölümü kente geri dönse de 100 binin üzerinde Hataylının hala başka kentlerde yaşadığı tahmin ediliyor.
Evler kağıt üzerinde teslim edildi
Resmi verilere göre Hatay’da deprem sonrası 234 binin üzerinde konut ağır ve orta hasarlı olarak tespit edildi. Yine resmi açıklamalara göre, kentte 150 binin üzerinde konutun teslim edildiği ifade edildi. Ancak kentteki gözlemler, bu teslimlerin büyük bölümünün fiilen yaşama geçmediğini gösteriyor. Depremzedeler, evlerin kâğıt üzerinde teslim edilmiş sayıldığını, ancak anahtarların verilmediğini ya da verilen konutların altyapı ve iç donanım eksikleri nedeniyle oturulabilir olmadığını anlatıyor. Bu durum, evi “teslim edilmiş” görünen çok sayıda kişinin kira yardımından da yararlanamamasına yol açıyor. Kent merkezinde yapımı tamamlanan birçok konutun ise altyapı ve ulaşım eksiklikleri nedeniyle fiilen kullanılmadığı belirtiliyor.
Konteynerlerde yaşam
Hatay’da kentin neredeyse her bölgesine dağılmış 200’ü aşkın konteyner alanı ve bu alanlarda yaşayan 200 bini aşkın insan bulunuyor. Resmi verilere göre, Hatay genelinde yaklaşık 218 bin kişi hala konteynerlerde yaşamını sürdürüyor. Üç yıl geçmesine rağmen konteyner yaşamı hala geçici koşulların ötesine geçebilmiş değil. Birçok konteyner kentte ortak kullanılan çamaşırhanelerde yurttaşlar saatlerce sıra beklemek zorunda kalıyor. Elektrik ve su kesintileri günlük yaşamı zorlaştırırken, temel ihtiyaçlara erişim hâlâ ciddi bir sorun olarak sürüyor. Okul bulunmayan konteyner kentlerde çocuklar uzak mahallelere gitmek zorunda kalıyor. İki çocuğu okula giden bir ailenin yalnızca servis için aylık ortalama 5 bin TL harcadığı belirtiliyor. Düzenli geliri olmayan aileler için bu yük, konteyner yaşamını daha da sürdürülemez kılıyor.
Fiziksel izler kentin ortasında
Hatay’da altyapı sorunları kentin tamamına yayılmış durumda. Kazılmış sokaklar, bozuk yollar ve yağmurla birlikte oluşan çamur hem araç hem yaya trafiğini felç ediyor. Kaldırıldığı belirtilen birçok enkaz alanının ise hâlâ tamamen temizlenmediği görülüyor. Yıkımın fiziksel izleri, üç yıla rağmen kentin ortasında durmaya devam ediyor.
Sağlık ve eğitim konteynerlere sıkıştı
Özellikle Samandağ, Defne ve Antakya’da sağlık altyapısı deprem öncesinin oldukça gerisinde. Yıkılan Aile Sağlığı Merkezlerinin büyük bölümü yeniden inşa edilmezken sağlık hizmetleri konteyner klinikler üzerinden yürütülüyor. Resmi verilere göre Hatay genelinde yaklaşık 105 bin kişi aile hekimine erişemiyor. Uzman hekim eksikliği nedeniyle randevular aylar sonrasına verilirken, artan travma, kaygı bozukluğu ve depresyon vakalarına rağmen ruh sağlığı hizmetlerinin yetersiz olduğu ifade ediliyor. Eğitim alanında da tablo farklı değil. Çok sayıda okul binası yıkıldı ya da ağır hasar aldı. Hatay’da öğrenci sayısı 120 binden 77 bin 295’e düştü. Göç, yoksulluk ve ulaşım sorunları eğitime devam etme koşullarını ortadan kaldırırken öğretmenlerin önemli bir bölümü barınma sorunları nedeniyle kentten ayrıldı. Binlerce öğretmenin hâlâ konteynerlerde yaşadığı belirtiliyor.
Deprem hala gündelik hayatın bir parçası
Deprem sonrası Hatay’da ticari hayat büyük ölçüde durdu. Uzun Çarşı başta olmak üzere kentin ticaret merkezleri ya yıkıldı ya da işlevini yitirdi. Küçük esnafın önemli bir bölümü işyerlerini yeniden açamadı. İstihdam, büyük ölçüde inşaat, geçici işler ve yardımlarla sınırlı kaldı. Artan kira ve gıda fiyatları, konteynerlerde yaşayan yurttaşların yaşamını daha da zorlaştırıyor. Üç yılın ardından Hatay, kurulamayan bir yaşam kenti olarak öne çıkıyor. Konut ile konteyner, enkaz ile şantiye arasında sıkışan kentte deprem, gündelik hayattan silinmiş değil. Resmi açıklamalar ile sahadaki gerçeklik arasındaki uçurum, Hatay’ın içine itildiği yalnızlığı da gözler önüne seriyor. Bugün Hatay’da ayakta duran tek şey, tüm zorluklara rağmen devam eden yaşam iradesi.
Haber: Abdulkadir Ayten \ MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




![Tr724 [Haber Merkezi]](https://serbestgorus.com/wp-content/uploads/2026/02/Veliaht-prensesten-sonra-Hollanda-Kralicesi-Maxima-da-yedek-askerlik-egitimine-360x180.jpeg)
































