NECİP F. BAHADIR | YORUM
Bu bir meydan okuma… CHP lideri Özgür Özel’in bu çıkışları yeni değil. CHP’de 31 Mart sonuçları özgüven patlaması yaptı. Siyasi anlamda söylüyorum, Mayıs seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu da çok iddialıydı. Kendisine çok güveniyordu. “Ben Kemal, geliyorum!” diyordu. Sonuç felaket oldu. Hem kendisi için, hem ülke için…
Özgür Özel ve CHP için seçim ‘çantada keklik’ değil. Her şeye rağmen Erdoğan gibi bir ‘sandık sihirbazı’ ile yarışacak. Eski havasını yitirmiş olsa da ‘Hokus pokus’la sandığa girenle çıkanı ters yüz edebilecek yeteneğe sahip. Ve fakat siyaset de iddia demektir.
Ankara’dan seçim sesleri duyulmaya başlandı. Özgür Özel, Erdoğan’ın sinir uçlarına dokunarak çağrı yaparken somut bir öneride bulundu. “Var mısın?” dedi; “29 Mart Pazar günü bütün İstanbul’un huzurunda ‘büyük mahkeme’ kurulsun. Ekrem İmamoğlu adayımdır. Karşısına istediğini bulursun. Biz yenersek erken seçim gelir. Sen yenersen ben siyaseti bırakıyorum. Hodri meydan! Var mısın? Korkak! Var mısın? Cesaretin varsa 29 Mart’ta çık karşımıza…!”
İki ay sonra yani. Ülke genelinde değil. Sadece İstanbul’da… Makul ve mantıklı bir öneri…
Şu an İstanbul’un bir belediye başkanı var mı yok mu? Belli değil. Nuri Aslan’ın tanıyan yok. İmamoğlu mahpus… Dört duvar arasında siyasi olarak ayakta kalmanın mücadelesini veriyor. Gölgesi CHP’nin üzerinde… Özgür Özel gün geçmiyor ki soluğu Silivri’de almasın… İmamoğlu davasının iddianamesi yazıldı. İlk duruşma Mart ayında. Hem mahkeme hem sandık nasıl olacak? Ülkede hiç bir şey normal değil ki… Niye olmasın? Her şey anormal… Mahkeme de kurulur, sandık da… Hem Erdoğan, “Siyasetçi hesabı halka verir!” demiyor muydu? Özel’in önerisi Erdoğan’ın siyasetine uygun…
AKP ve CHP için de İstanbul bir test olur. Her iki parti de boyunun ölçüsü alır. ‘İmamoğlu operasyonlarının’ halkta ne karşılığı bulduğu ortaya çıkar. Belediye Başkanlığı için ‘diploma şartı’ da söz konusu değil. Yani adaylığının önünde engel yok.
İstanbul’dan daha iyi ‘güven oylaması’ olabilir mi?
31 Mart bozgunundan sonra AKP iktidarı siyasi meşruiyetini yitirdi. Arkasında halk desteği yok. Erdoğan siyasi yaşamının en büyük bozgununu yaşadı. Çöküş ve çözülmeyi tersine çevirme fırsatı… Hem İstanbul Erdoğan’ın aşkı ve sevdası değil mi? Daha ne kadar bir başkasının elinde duracak? Erdoğan’ın acelesi olması gerekmez mi?
Yazıya otururken Özel’in mesajının üzerinden çok kısa zaman geçmişti. AKP mahallesinden henüz bir cevap gelmedi. ‘Korkak’ ithamı için parti yöneticilerinden, bakanlara kadar AKP tam kadro sıraya girecektir. Fakat ‘29 Mart’ta sandık’ önerisi için gözler Erdoğan’a çevrilecek. Erdoğan ne diyecek? Sandığa cesaret edebilir mi? Yandaşlar koro halinde AKP’nin toparladığını ve tekrar yükselişe geçtiğini söylemiyor mu? İşte Halep, işte arşın…
Karşısında tanıdık bir isim, yaralı İmamoğlu olacak. Eski havasını koruyor mu? Belirsiz. Rüşvet, yolsuzluk iddiaları ve ahtapot benzetmesinin hiç mi etkisi olmayacak? Toplum yolsuzluklar karşısında hassasiyetini bütün bütün yitirdi mi? Yoksa operasyonlara tamamen siyasi olarak mı bakıyor? AKP ve Erdoğan için riskin büyük olduğu doğru… Almaya değer. Mukadder son kaçınılmaz. Ama bir 1 yıl önce, ama bir 1 yıl sonra. Ülke yavaş yavaş seçimin menziline girmiyor mu? 2027 seçim yılı…
Erdoğan’ın adayı kim olacak? İki büyük gözdesi vardı. Seçmen yüz vermedi. Binali Yıldırım gibi bir isim mundar oldu. Murat Kurum tekrar bakanlık koltuğuna otursa da İmamoğlu karşısında büyük kaybetti. Bilal Erdoğan niye olmasın? Bak ticarette de ne kadar maharetliymiş. Ben muhalefetin iddiası sanıyordum. Meğer doğruymuş. Kendisi söyledi, Dubai’de falan lokantalar açmış. Gıda sektöründe iş yapıyormuş. Zaten ticaretle siyaset iç içe değil mi?
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 23 Mart 2025’ten bu yana Silivri’de tutuklu…
Madem aile ve daha çok da Emine Erdoğan, AKP genel başkanlığı için ‘Bilal Erdoğan’ kararı aldı. İstanbul tartıya çıkacağı ilk seçimi neden olmasın? Diğer aday adaylarından nesi eksik! Fazlası var; Ailenin gözdesi ve altın çocuğu…
Aile Bilal Erdoğan’ı riske atmak istemezse damatlar Berat Albayrak, Selçuk Bayraktar pusuda bekliyor. Ama burada da başka risk gizli. Berat veya Selçuk’un kazanması halinde Bilal Erdoğan’ın bir adım önüne geçeceği kesin. Aday ikinci planda ve ‘göstermelik’ zaten, asıl yarışan Erdoğan’ın bizzat kendisi…
Özel’in sürpriz bir çıkışla yaptığı ‘29 Mart İstanbul’ teklifi değerlendirmeye değer… Erdoğan ‘Evet, varım’ diyebilecek mi? Sandık cesaretini tekrar kuşanabilecek mi? Yoksa bir gün daha fazla iktidarda kalmanın hesabını mı yapacak? Bu durumda ‘korkak’ ithamı yerini bulmuş olmaz mı?
Ya kazanırsa? İmamoğlu’ndan ebediyyen kurtulacak. Öyle yargı kararlarına falan gerek kalmayacak. Diploma entrikaları anlamını yitirecek. Özgür Özel’i de CHP’nin yenilmiş komutanlar müzesine postalayacak.
AKP, umudu öldürdü!
CHP ve Özel’in formunun zirvesinde olduğunu söylemek zor. Geniş bir muhalefet cephesi açamadı. Toplumsal muhalefetin epey gerisinde… Erdoğan ve AKP için hava ve iklim hiç de iç açıcı değil. Saray’ın ve AKP’nin üzerinde kara bulutlar dolaşıyor. Hava kar fırtına ve rüzgar topluyor.
Yolunda giden hiçbir şey yok. Ekonomi felaket… Enflasyon, faiz, döviz ve altın rekor üstüne rekor kırmakta… TÜİK’in pembe rakamları halkın gerçekleri karşısında hükmünü yitirdi.
AKP belki de siyaset tarihinde ilk olarak ‘umudu’ öldürdü. Kriz, sıkıntı hep vardı buna karşılık umut da vardı. Umudun öldüğü yerde iktidar yerle yeksan olur. Artık orada ne siyaset ne sosyoloji işe yarar.
Erdoğan kendisi ve partisi için zor günlerin başladığının farkında. İstanbul surlarına küçük adamların büyük gölgeleri düştü. Bir devir sona ermekte… Seçim korku, endişe ve kabus demek. Hokus pokus ve sandık sihirbazlığı da bir yere kadar. Nitekim İmamoğlu karşısında ‘sihir’ bir işe yaramadı. Onun için ‘Varım’ demesini beklemiyorum, ‘korkak’ ithamını kabullenmekten başka seçeneği yok. Siyaset sonunda bunu da gördü.
Kasımpaşalı ve cesaretiyle siyaset sahnesine çıkan Erdoğan siyasi finalini ‘korkak’ ithamıyla mı yapacak? Galiba öyle…!
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































