• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    ABD’de TikTok’un düşüşü bir başka uygulamaya yaradı

    ABD’de TikTok’un düşüşü bir başka uygulamaya yaradı

    Ferdi Özbeğen’in hayatı film oluyor: Tarih belli oldu

    Ferdi Özbeğen’in hayatı film oluyor: Tarih belli oldu

    İran'dan Trump'ın Tehdidine Rest... 'Ellerimiz Tetikte'

    İran’dan Trump’ın Tehdidine Rest… ‘Ellerimiz Tetikte’

    James Webb, evrenin ‘görünmez iskeletini’ şimdiye kadarki en ayrıntılı şekilde görüntüledi

    James Webb, evrenin ‘görünmez iskeletini’ şimdiye kadarki en ayrıntılı şekilde görüntüledi

    Alzheimer tedavisinde yeni dönem! 40 Hz Frekansı semptomları geriletmede etkili oldu

    Alzheimer tedavisinde yeni dönem! 40 Hz Frekansı semptomları geriletmede etkili oldu

    İsrail, 5 Gazzeli  Esiri Serbest Bıraktı

    İsrail, 5 Gazzeli Esiri Serbest Bıraktı

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Kadıköy’de protesto eylemi: Rojava’da kuşatma savaş suçudur, acilen dayanışmayı büyütelim

    Kadıköy’de protesto eylemi: Rojava’da kuşatma savaş suçudur, acilen dayanışmayı büyütelim

    Mustafa Karasu: Halk birliğini sağladı, sıra siyasetçilerde

    Mustafa Karasu: Halk birliğini sağladı, sıra siyasetçilerde

    DEM Parti: Milazgir belediye eşbaşkanları derhal serbest bırakılsın

    DEM Parti: Milazgir belediye eşbaşkanları derhal serbest bırakılsın

    Milazgir Belediye Eşbaşkanları serbest bırakıldı

    Milazgir Belediye Eşbaşkanları serbest bırakıldı

    Barış Anneleri ABD Konsolosluğu’na siyah çelenk bıraktı

    Barış Anneleri ABD Konsolosluğu’na siyah çelenk bıraktı

    81 Alevi ocak evladından Rojava bildirisi: Zulme karşı meydanlarda saf tutulmalı

    81 Alevi ocak evladından Rojava bildirisi: Zulme karşı meydanlarda saf tutulmalı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Futbolun kodlarını yeniden yazan adam

    Futbolun kodlarını yeniden yazan adam

    Dijital mülkiyet çağında altın ve gümüş ETF’leri

    Dijital mülkiyet çağında altın ve gümüş ETF’leri

    Şiir ile kimlik arasında: İsmet Özel’de anlamın geciktirilmesi

    Şiir ile kimlik arasında: İsmet Özel’de anlamın geciktirilmesi

    Necip F. Bahadır

    Büyük adam afatı!

    Hayalet uzuv: Adalet

    Hayalet uzuv: Adalet

    Görünmez kaza: Hafıza hapishanesinde adalet izi sürmek

    Görünmez kaza: Hafıza hapishanesinde adalet izi sürmek

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    ABD’de TikTok’un düşüşü bir başka uygulamaya yaradı

    ABD’de TikTok’un düşüşü bir başka uygulamaya yaradı

    Ferdi Özbeğen’in hayatı film oluyor: Tarih belli oldu

    Ferdi Özbeğen’in hayatı film oluyor: Tarih belli oldu

    İran'dan Trump'ın Tehdidine Rest... 'Ellerimiz Tetikte'

    İran’dan Trump’ın Tehdidine Rest… ‘Ellerimiz Tetikte’

    James Webb, evrenin ‘görünmez iskeletini’ şimdiye kadarki en ayrıntılı şekilde görüntüledi

    James Webb, evrenin ‘görünmez iskeletini’ şimdiye kadarki en ayrıntılı şekilde görüntüledi

    Alzheimer tedavisinde yeni dönem! 40 Hz Frekansı semptomları geriletmede etkili oldu

    Alzheimer tedavisinde yeni dönem! 40 Hz Frekansı semptomları geriletmede etkili oldu

    İsrail, 5 Gazzeli  Esiri Serbest Bıraktı

    İsrail, 5 Gazzeli Esiri Serbest Bıraktı

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Kadıköy’de protesto eylemi: Rojava’da kuşatma savaş suçudur, acilen dayanışmayı büyütelim

    Kadıköy’de protesto eylemi: Rojava’da kuşatma savaş suçudur, acilen dayanışmayı büyütelim

    Mustafa Karasu: Halk birliğini sağladı, sıra siyasetçilerde

    Mustafa Karasu: Halk birliğini sağladı, sıra siyasetçilerde

    DEM Parti: Milazgir belediye eşbaşkanları derhal serbest bırakılsın

    DEM Parti: Milazgir belediye eşbaşkanları derhal serbest bırakılsın

    Milazgir Belediye Eşbaşkanları serbest bırakıldı

    Milazgir Belediye Eşbaşkanları serbest bırakıldı

    Barış Anneleri ABD Konsolosluğu’na siyah çelenk bıraktı

    Barış Anneleri ABD Konsolosluğu’na siyah çelenk bıraktı

    81 Alevi ocak evladından Rojava bildirisi: Zulme karşı meydanlarda saf tutulmalı

    81 Alevi ocak evladından Rojava bildirisi: Zulme karşı meydanlarda saf tutulmalı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Futbolun kodlarını yeniden yazan adam

    Futbolun kodlarını yeniden yazan adam

    Dijital mülkiyet çağında altın ve gümüş ETF’leri

    Dijital mülkiyet çağında altın ve gümüş ETF’leri

    Şiir ile kimlik arasında: İsmet Özel’de anlamın geciktirilmesi

    Şiir ile kimlik arasında: İsmet Özel’de anlamın geciktirilmesi

    Necip F. Bahadır

    Büyük adam afatı!

    Hayalet uzuv: Adalet

    Hayalet uzuv: Adalet

    Görünmez kaza: Hafıza hapishanesinde adalet izi sürmek

    Görünmez kaza: Hafıza hapishanesinde adalet izi sürmek

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Kürt Meselesi

Mustafa Karasu: Halk birliğini sağladı, sıra siyasetçilerde

SG by SG
29 Ocak 2026
in Kürt Meselesi
0
Mustafa Karasu: Halk birliğini sağladı, sıra siyasetçilerde


KCK Yürütme Konseyi üyesi Mustafa Karasu, Kürt siyasi partilerinin bir araya gelerek saldırılara karşı tutum alması gerektiğini belirterek, ‘Şu anda olması lazımdır. Çünkü şu anda gerçekten saldırı var. Kürt şehirleri, bölgeleri işgal edilmek isteniyor’ dedi

Medya TV’ye konuşan Koma Civakên Kurdistan – Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan tecridin devam ettiğini belirterek, “27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı üzerinden 11 ay geçti. Bu az bir süre değil. Öncesi de var. Öncesinde Devlet Bahçeli’nin bir çağrısı oldu, Önder Apo da ‘Bu 50 yıllık hatta 100 yıllık çatışma sürecini hukuki ve siyasi zemine çekebilirim. Bu gücüm var’ dedi. Bu konuda gerçekten radikal adımlar attı, attırdı. Önder Apo’nun çağrısı ile biz önemli kararlar, adımlar attık. PKK fesih oldu, Türkiye ile silahlı mücadeleyi durdurduk. Bu konuda Türkiye ile sorunları makul temelde çözüm için çaba gösterdik. Halkımızda bu çağrıya destek verdi. Biz de sürekli bu çağrının başarılı olması için hem Küt kamuoyu oluşturma hem de tutumumuz ve yaklaşımımızla olumlu karşılık verdik. Daha sonra silahların yakılması oldu, yine kuzeyde gelen arkadaşlar oldu. Onlarda açıklama yaptılar. Her yönüyle biz her açıdan üzerimize düşeni büyük oranda yaptık. Bir özgürlük hareketiyiz. 50 yıllık hatta daha fazla mücadele eden bir hareketiz. Dünyanın başka yerinde bu tür adımlar atmak kolay değildir. Herhangi bir örgüt böyle adımlar atmazdı, ama Önderlik irade ortaya koyarak, Türkiye’deki ve Ortadoğu’daki durumu dikkate alarak -çünkü Devlet Bahçeli’de çağrısını Ortadoğu ve Türkiye’deki sorunlar çerçevesinde yapmıştı- böyle bir adım atılmasını istedi” dedi.

‘Önderlik yıllardır meclisin müdahale etmesini istiyor’

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Örgüt kendini fasih etisin, Meclis’e gelsin” yönünde yaptığı açıklamaları hatırlatan Mustafa Karasu, “Bunun gerekleri yerine getirildi. 11 aydır Önder Apo sabırla Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni yürütüyor. Eğer 27 Şubat 2025’teki Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın her cümlesi, her satırı iyi irdelenirse Önderlik; Türkiye’nin de demokratikleşmesi, Kürt sorununun çözüleceği ve Türkiye’nin bütün sorunların üstesinden geleceği bir çağrı ortaya koydu gerçekten. Bir program ortaya koydu. Makul bir yaklaşım ortaya koydu. Ancak Türk devleti bazı görüşmeleri yaptırma ve bizim bazı mesajlarımızın Önderliğe gitmesi, Önderliğin bazı mesajlarının bize ulaşması biçiminde bir yaklaşım oldu. Belli düzeyde avukatların da gitmesi oldu. Aileler gidiyordu. Özellikle heyetlerin gidişi oluyor, oldu. Fakat bu gidiş gelişlerde çok ciddi bir sonuç ortaya çıkmadı. En son komisyonun kurulması oldu. Bunu biz yıllardır istiyoruz. Önderlik yıllardır Meclisin müdahale etmesini istiyor. Ana muhalefet partisi olan CHP’de Meclisin müdahil olmasını istedi. Bu yönlü bir komisyon da kuruldu. Meclisin devreye girmesi bu bakımdan çok olumluydu, önemliydi. Çünkü bu sorun ancak Türkiye toplumunun iradesi olduğunu söyleyen, Türkiye toplumu adına karar veren -öyle iddia edilen- yasa çıkaran Anayasa değiştiren Meclistir. Böyle bir Meclis komisyonunun Kürt sorununa -artık bunun adı Kürt soru- el atması önemliydi. Fakat oradan da çok fazla bir sonuç çıkmadı. Komisyonun kamuoyunu hazırlama, demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü konusunda öneriler sunma gibi bir yaklaşımı olmadı. En son Önderlik iler bir görüşme yaptılar. O görüşmenin tutanakları da zaten tam yansımadı. İlk önce 4 sayfa, sonra 16 sayfa… Tutanaklar içinden almışlar fakat görüşme bütünlüklüdür. Bağlamından koparılmış şekilde kamuoyuna yansıttılar. Fakat komisyonun görevi görüşmeler, bu tartışmalar sonucu bazı demokratikleşme ve Kürt sorunu çözümü konusunda yasa önerisi sunmasıydı. Ama oyalıyor, ömrünü yine Şubat’ın sonuna kadar uzattılar. Ya anlaşıldı ki gerçekten bu komisyon; güya ismi ile iddialıydı -kardeşlik, dayanışma ve demokrasi- fakat isimlere de uygun, beklentilere de uygun bir cevap vermedi. Bu tabii önemlidir. Toplumda eğer bu sürece karşı hala bazı kuşkular varsa nedeni hem hükümetin yaklaşımları hem de bu Komisyon’un üzerine düşen sorumluluğu gerektiği düzeyde yapmamasıdır. Sanki çok önemli bir sorunun Komisyonu değilmiş gibi, hükümetin-devletin yaklaşımı sanki çok önemli konu değilmiş gibi, zamana yayan sadece bazı söylemlerde bulunan ama adım atmayan bir durum ortaya çıktı. En önemlisi de Önder Apo’nun durumu değişmedi. Hala İmralı’da o tecrit ortamında arada sırada işte heyetlerin görüşmesi dışında Önder Apo’nun düşüncelerinin kamuoyuna yansıması, çeşitli çevrelerle görüşmesi, Kürt toplumunun bazı temsilcilerle görüşmesi, gibi bir durum yansımadı. Çünkü Önderlik Kürt toplumunu, demokrasi güçlerini, herkesi böyle bir süreci hazırlayacak. Böyle bir süreci hazırlamada çok önemli rol oynayabilirdi, oynardı. Buna fırsat verilmedi. Bu ne demektir? Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilerlemesi için gerekli yaklaşımın ortaya konulmamasıdır” ifadelerini kullandı.

‘Süreci provoke etme girişimleri’

Rojava’ya dönük süre gelen saldırılara tepki gösteren Mustafa Karasu, “Şêxmeqsûd’a saldırı. Arkasından Kuzey ve Doğu Suriye’ye, şimdi bütün Kürt bölgelerinde saldırı var. Şimdi bu başlı başına sürece karşı gayri ciddi yaklaşımdır. Süreci sabote etmektir. Süreci tıkatmaktır. Bu kesinlikle bu anlama geliyor. Zaten herkes söylüyor; ‘Suriye’de Kürtlere düşmanlık içeride nasıl barış olacak?’ Şimdi bu yönüyle Rojava’ya bu yaklaşım gerçekten sürecin geleceği ne olacak? Bu konuda tabii ki kaygılar oluştu, düşünülüyor. Önder Apo iki defa Rojava’ya oradaki yönetime mesaj göndermiş. ‘Demokratik entegrasyon içine girin’ demiş. Önder Apo, demokratik entegrasyonun gerçekleşmesini orada da istemiş. Nasıl ki Bakûr’da Türkiye’de demokratik entegrasyon istiyorsa Suriye’de de demokratik entegrasyon istiyor ama demokratik entegrasyon bir dayatma değil. Demokratikleşme içinde bütünlüklü biçiminde bir yaklaşımı var. Fakat Önderliğin bu çağrılarına hemen böyle bir saldırıyla cevap verildi. Önderliğin çağrıları dikkate alınmadı. Önderliğin çağrılarını Kuzey ve Doğu Suriye, QSD, oradaki yönetim dikkate almıştı. Önderlik de devreye girebilseydi sorunun makul biçimde çatışmasızlık içinde çözülmesini sağlayabilirdi. Zaten Önderlik uyardı; ‘Çatışmaya girmeyin. Çatışma olmasın’ dedi. Ama Türk devleti Önderliğin bu yaklaşımlarını dikkate almadı. Devlet, Önderliğin yaklaşımını, Suriye’de nasıl bir çözüm istediğini, demokratik entegrasyonu, makul bir çözüm yaklaşımını biliyor fakat buna rağmen bu dikkate alınmadı. Türk devletinin kışkırtmasıyla ve başka etkileri de var. Rojava’ya saldırı bir yönüyle de sürece saldırıdır. Süreci provoke etmedir. Hem İmralı ile bir süreç yürüt -bunun içinde hareket olarak biz de varız. Örgütü biz feshettik. Çatışmasızlığı biz yarattık. Silahlı mücadeleyi biz durdurduk. Türkiye içindeki gerillaları çektik- hem de Rojava’ya saldır. Türk devleti olumlu yaklaşım göstermedi. Rojava’ya saldırı doğrudan bize yönelik bir saldırı haline geldi. Her saldırıda bizi gündeme getiriyorlar. Her saldırıyı değerlendirirken bizi hedefliyorlar -ki bir süreç var. Sürecin içindeyiz- bu hem Önderliğin çabalarına hem de bizim kolaylaştırıcı yaklaşımlarımıza sabotedir.  Bu bakımdan sürecin ilerlemesi nasıl olacak? Gerçekten biz de düşünüyoruz, nasıl olacak? Böyle yürür mü? Önderlik sabırla buraya kadar getirdi. Biz de sabırla buraya kadar getirdik. Ama eğer farklı yaklaşım olmazsa, mevcut yaklaşımlar düzeltilmezse bu süreç nasıl ilerler? zordur. Bir nevi şu anda bir tıkanıklık var. Bu değerlendirme, bu kanaat hemen hemen herkeste var. Rojava’ya saldırıdan sonra kim sürecin bu kadar kolay yürüyeceğini düşünebilir?” diye sordu.

‘Mücadele çizgimizi şehitler belirliyor’

Şêxmeqsûd’ta yaşamını yitiren Ziyad Halep ve Deniz Çîya’yı anan Mustafa Karasu, “Rojava direnişinin 11’inci yılı, orada şehit düşen Gelhat yoldaşı ve Arîn Mîrkan’ı saygıyla minnetle anıyorum. Bu şehadetler bizim yönümüzü gösteriyor. Bizim nasıl mücahit etmemizi gerektiğini, nasıl yaklaşmamızı gerektiğini gösteriyor. Şehitlerin duruşuna bakmadan, şehitlerin duruşunu değerlendirmeden biz adım atamayız. Biz politikayı yürütemeyiz. Bizim yönümüzü, mücadele çizgimizi onlar belirliyor. Onlar bir davanın uğruna şehit düştüler. O davaya sahiplenerek şehit düştüler. O zaman bizler de onların sahiplendiği davayı başarıya götürmek için ne gerekiyorsa onu yapacağız” dedi.

‘Şêxmeqsûd uluslararası komplodur’

“Şêxmeqsûd olayı herhangi bir şehre saldırı olayı değil. Gerçekten bir uluslararası komplo var” diyen Mustafa Karasu, devamında şunları söyledi:

“4 Ocak’ta Şam’la görüşmeye gidildi, neredeyse uzlaşılacaktı. Önderliğinde Rojava’ya yönelik perspektifi vardı. Bir uzlaşma da yaratılmıştı. Açıklama yapılacak. Suriye Dışişleri Bakanı gelip müdahale diyor. Açıklama yapmayalım. Sonra toplanalım diyor. Hepsi oyun tabii. 4 Ocak’ta bu oluyor, 5 Ocak’ta Paris’te toplantı var. Paris’teki toplantı nedir? ABD’nin, Fransa’nın gözetiminde, İsrail’de zaten içindedir. Suriye ile İsrail görüşme yapıyor. Görüşmenin ne olduğu da basına yansıdı. Suriye’nin Güneyi, Golan Tepeleri, İsrail’e bırakıldı. Bunun karşılığında Şam yönetimine ve Türkiye’ye, Kuzey ve Doğu Suriye’ye Özerk Yönetim’e saldırma onayı verdiler. Şêxmeqsûd olayı komplonun başlangıcı. Bir tekil olayı değildir. Sonraki gelişmeler Şêxmeqsûd’tan sonra hemen Fırat’ın batısındaki alanlara saldırdılar. Arkasından bütün alanlara saldırdılar. Bu gerçeklik bir uluslar komployu gösteriyor ve uluslar komplonun Türkiye’ye ve Şam’a bir rol verdiği; Şam’ın ve Türkiye’nin uluslararası çıkarları doğrultusunda bazı istekleri kabul ettiği, bu istekleri kabul etme temelinde Türkiye ve Şam hükümetine böyle bir onay verdiler. Kirli bir anlaşma oluyor. Kirli bir ilişki oluyor. Bu çatışmaları değerlendirirken bunun uluslararası, bölgesel boyutunu düşünmek lazım. Hangi çıkarlar gereği bu böyle bir saldırı gerçekleşti? Ona göre bir politik yaklaşım göstermemiz lazım. Bu gerçekliği bilmezsek mücadeleyi de ona göre yürütemeyiz. Bu bakımdan uluslararası komplo olarak görmek gerekiyor. Önder Apo da bunu 15 Şubat’a benzetmiş. 15 Şubat’ta uluslararası komplo sonucu Önder Öcalan’ın esareti ile birlikte Önderlik şahsında örgütü, Kürt özgürlük mücadelesini tasfiye etmek amaçlandı. 15 Şubat bunun için gerçekleştirildi. Kuşkusuz onların amacı oydu, ama biz hareket ve halk olarak Önderliğe büyük bağlılıkla komploya karşı mücadele ettik ve komployu boşa çıkardık. Şimdi bu da 15 Şubat gibi bir komplodur. Önderlik şahsında bir komplodur. Rojava Devrimi Önderliğin çabaları sonucu gerçekleşti. Rojava Devrimi’ni boğarak oradan başlayarak bütün özgürlük hareketini boğmak istiyorlar. Önderliğe esaret altını alarak oradan başlayarak hareket tasfiye etme ve bütün mücadeleyi tasfiye etmek istiyorlardı. Şimdi böyle bir durum var. Buna karşı biz de nasıl ki geçmişte mücadele ettik ve boşa çıkardıysak yine mücadele ederek boşa çıkaracağız. Böyle bir komplo olduğunu göreceğiz. Bu sadece bir Şêxmaqsûd’a ya da Rojava’ya saldırı değildir. Bu bütün Kürt halkına, bütün Kürt kazanımlarına saldırıdır. Ortadoğu’da Kürtlerin bir statü kazanmasının önüne geçmek istiyorlar. Türkiye’nin içinde olduğu bir konsept. Sürecin nereye gideceği hala belli değil. Türkiye hala politikalarıyla, yaklaşımlarıyla Kürtlerin bir statü kazanmasını istemiyor. Rojava’daki politikalarla bunu gösterdi. Bu saldırı hem Kürt özgürlük hareketine hem de bütün Kürt halkının dört parçadaki mücadelesine yönelik bir komplodur. Eğer bu durdurulamazsa, bunun önüne geçilemezse sonucu sadece Kürt özgürlük değil, bütün parçalardaki halkımızın özgürlük mücadelesine bir saldırı yürütülecektir. Böyle bir başlangıç var, başladılar. Bunun nasıl gelişeceği bizim mücadelemize bağlı. Tabii Rojava halkının mücadelesine bağlı. Rojava halkının mücadelesi çok çok önemli. Bu önümüzdeki sürecin, bu yapılan komplonun nereye evirileceğini gösterecek.”

‘Mücadelenin süreklileşmesi lazım’

“Rojava’da sadece askeri değil, halkın direnişi var” diyen Mustafa Karasu, sadece askeri güçlerin direnişiyle sonuç alınamayacağını kaydetti. Kürt özgürlük hareketinin bir halk hareketi olduğunun altını çizen Mustafa Karasu, “Bir özgürlük mücadelesi veriyoruz. Bir halkın özgürlük mücadelesini veriyoruz. Bir halkın özgürlük mücadelesi ancak halkın içinde olduğu mücadeleyle sonuca gidebilir. Bu bakımdan şu anda Kobanê’de diğer alanlarda halkın oradaki savaşçılarla birleşmesi, onlarla birlikte mücadele etmesi önemli. Bu bütün özgürlük savaşları için geçerli. Sadece Rojava için değil, bütün Kürdistan’ın parçaları için geçerlidir. Her yerde ancak halkın içinde olduğu bir mücadele sonucu gidebilir. Sadece savaşçıların, silahlı güçlerin mücadelesiyle, direnmesiyle tabii ki sonuç almak zordur. Bu yönüyle Rojava’daki halkımız gerçekten büyük bir fedakarlık gösteriyor. Bütün zorluklara rağmen orada direniyor. Kürt halkının her yerde ayağa kalkması çok çok önemlidir. Bu çok önemlidir. Bu aslında şunu gösteriyor; 50 yıllık mücadelenin hatta 100 yıllık mücadelenin yarattığı birikimin patlamasıdır. Bunu böyle görmek gerekiyor. Bu bir Kürt iradesinin var olduğu, ortaya çıktığını gösteriyor. Herhangi bir saldırı karşısında da artık Kürt birlik içinde her yerde ayağa kalkacağını gösteriyor. Her zaman bu tür tutumlar, bu tür serhildanlar, bu tür direnişler toplumları değiştiriyor. Kürt toplumu değişti. Niye? Onlarca serhildan yaptı. 1990’lardan bu yana her şehirde, her kasabada, her köyde serhildan gerçekleşti. Bu toplumu değiştirdi. Bu yönüyle 50 yıllık mücadelemiz bütün Kürdistan parçalarındaki toplumu değiştirdi. Bunu böyle görmemiz lazım. Bu ortaya çıkan ayaklanma, halkın her yerde ayağa kalkışı kendiliğinden bir tepki değil. Onlarca yıllık mücadelenin yarattığı ulusal birikimin, yurtseverlik ölçülerini yükseltmesi, Kürtlerin bu özgürlük mücadelesi içinde bilinçlerini geliştirmesinin sonucudur. Bu yönüyle bazen karamsarlık yayıyorlar, ‘Şêxmaqsûd’ta şöyle oldu, böyle oldu’ deniliyor. Evet. Orada bir saldırı oldu. Uluslararası komplonun bir saldırısıydı. Türk devleti de zaten işin içinde. Bu saldırılar olacak tabii ki, savaştır geri çekilme olur. Bunlar bir mücadelenin içinde olacak şeyler. Ama esas olan tabii direnmedir, mücadeledir. Arapların yaşadığı yerlerden çekilme de böyle okunmalı, yanlış değil. Oralarda savaş yürütmek farklı bir şeye evirilebilirdi. Amaçları Kürt-Arap savaşı başlatmaktı. Yoksa orada savaşabilirlerdi, çatışabilirlerdi. Çekilme oldu. Karamsar, olumsuz bir durum gibi yansıtmak, yaklaşmak doğru değil. Ama şu var; şu anda ortaya çıkan halkın ayağa kalkışı muazzamdır. Büyük bir güçtür. Büyük bir enerjidir. Bu durum aslında Kürtlerin büyük kazanacağını gösteriyor. Kürtler mücadele ederse, bu halka dayanarak mücadele edilirse her yerde kazanılacağını gösteriyor. Bu bakımdan serhildanların, mücadelenin süreklileşmesi lazım. Zaten Başûr’da önemli bir halkın ayağa kalkışı var. Bakûr’da ve Avrupa’da da var. Hepsini selamlıyoruz. Bir ayağa kalkış var. Herhalde bu bütün Kürt halkına moral verdi. Bundan moral almak lazımdır. Böyle bir halk gerçeğiyle çok büyük kazanacağımızı düşünmek gerekiyor. Bu serhildanlara böyle yaklaşmak lazım. Şunu gördük; direnen, özgürlüğü için mücadele edecek bir halk gerçeği yaratıldı. Gençler koşuyor. Bakûr’dan koşuyor, Rojava’dan koşuyorlar. Dünyanın her yerinden gidiyorlar. Eğer kapılar açılsa Rojava’da 500 bin kişilik bir askeri Kürt gücü ortaya çıkar. Kapılar açık olsun, engellemesin. Bütün gençler oraya koşar. Böyle bir Kürt gerçeğinin de gerçekten bizler için, yani gelecek için umut verici, güç kaynağı olduğunu söylememiz gerekiyor” diye konuştu.

Rojava devriminde kadınların rolü

Rojava’da kadınların direnişinin önemli bir yer tuttuğunun altını çizen Mustafa Karasu, “Rojava bir kadın devrimi oldu. Şu anda dünyada bir kadın devrimi gerçekleşmişse bu Rojava’da gerçekleşmiştir. Gerçekten gerçekleşmiştir. Eksisi, yetersizliği olabilir ama şu anda Rojava’da kadınlar bir iradedir. İradelerini ortaya koyuyorlar. Her yerde örgütlüler, kendi iradelerini siyasette de yaşamada her şeyi yansıtıyorlar. Bu bakımdan bir kadın devrimidir. Bunu böyle görmek lazımdır. DAİŞ’e karşı mücadelede de kadınlar çok öndeydi. Çünkü DAİŞ zihniyeti kadın köle zihniyetiydi. Kadınlar bunun derin bilinciyle DAİŞ ile çok aktif mücadele verdiler. DAİŞ’e karşı mücadeleyi bu yönüyle de kadınların özgürlük mücadelesi olarak gördüler. Çünkü DAİŞ gibi zihniyetin bir yerde hakim olması demek kadınların köle olması demek. Zaten köle yapıyorlar, satıyorlar. Eve hapsediyorlar. Bu bakımdan Rojava’da gerçekten kadınların özgürlük mücadelesi dünyaya örnektir. Dünya kadınlarına örnektir. Dünya kadınlarının özgürlük mücadelesine büyük güç katmışlardır. Rojava’da kadın devrimi ile birlikte dünyadaki kadın özgürlük mücadelesi bir ivme kazandı. Her tarafı etkiledi. Tarihçiler, sosyologlar, edebiyatçılar Rojava’daki bu kadın devriminin sadece Kürdistan’da değil, Ortadoğu’da bütün dünyada etkisi olduğunu görebilir. Kadın gerillanın saçının kesilmesine karşı dünyadan tepki geldi. Bu Rojava devrimine sahiplenmedir. Rojava devrimi kadın devrimi olduğu bilindiği için oradaki kadın devriminin devamı ezilmemesi için dünya kadınlara sahip çıkıyor. HTŞ’nin hakim olduğu yerde kadın köledir. Belki şimdi uluslararası dengelerden dolayı, ABD, İngiltere desteklediği için çok şey yapmıyor ama zihniyeti DAİŞ zihniyetidir. Onlar İdlib’de nasıl yaşıyordu? Onların İdlib’te de kendine göre bir sistem kurmuşlardı. İdlib’de ayrı özerk bölge gibiydi. Orada kadınların nasıl yaşadığını herkes biliyor. Tam bir köleydi. Bu açıdan kadınların direnişi çok çok anlamlıdır ve daha fazla sahiplenilmesi gerekir. Dünya kadınlarının daha fazla sahiplenilmesi gerekir. Kadın özgürlük mücadelesine yönelik de bir saldırıdır. Kürt halkına saldırıdır. Bütün Kürt halkının kazanımlarına saldırıdır ama aynı zamanda kadın özgürlük mücadelesinde kadınların kazanımlarına saldırıdır. Böyle ele almak lazım. Çünkü kadınların özgürlük mücadelesi aynı zamanda bir demokrasi mücadelesiydi. Saldırıya uğrayan demokratik özerkliktir, demokratik sistemdir. Oradaki demokratikleşmedir. Demokratikleşmeye bir saldırı var. Çünkü Türkiye demokratikleşmenin düşmanıdır. Türkiye şunu görüyor; bir demokratikleşme olursa, kadın özgürlüğüne dayalı bir demokratikleşme olursa bu Türkiye’nin bütün politikalarını bozar. Uluslararası güçler de demokrasi düşmanı, kadın düşmanı. Tom Barrack, ‘Ortadoğu’da demokrasi olmaz, monarşi olur’ dedi. Burada açıkça kadın özgürlük karşıtlık var, yani ‘Kadınlar köle olabilir’. Bu yönüyle Rojava’daki kadın özgürlük mücadelesi önemlidir. Bu bir kadının saçının kesilmesi sonrası gösterilen tepkiler de çok çok önemliydi. Gerçekten kadınlarda bir duyarlılık var. Yani dünyada bir duyarlılık var. Özellikle Kürt kadınlarının mücadelesine bir saygı var. Bu direnişle de Rojava’daki direnişlerde kadınlar herhalde çok etkili bir rol oynuyorlar. Çünkü biliyorlar HTŞ’nin hakim olduğu bir yerde özgürlük olmaz. Bu bakımdan hem ülkelerine sahip çıkıyorlar. Kürdistan’a Rojava’ya sahip çıkıyorlar hem de kendi özgürlüklerine sahip çıkarak büyük direniş gösteriyorlar. Kadınların direnişini de saygıyla selamlıyorum” şeklinde konuştu.

‘Halk birliğini sağladı sıra siyasetçilerde’

“Kürtler her yerde ayağa kalkarken Kürt siyasileri buna karşı duyarsız olamaz” diyen Mustafa Karasu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu yönüyle Kürt siyasilerinin tutumuyla halkın tutumu arasındaki bu ilişkiyi görmek lazımdır. Olumludur. Biz Kürt siyasi güçlerinin yaklaşımının olumlu gördük. Hatta daha da teşvik edilmesi gerekir. Kürt siyasi güçlerinin bir araya gelerek bir ortak tutum koymaları gerekir. Rojava’da mı bu oldu? Kürt siyasi güçlerinin bir araya gelip bir ortak politika belirlemeleri gerekir. Başka yerde mi oldu? Kürt siyasi güçlerinin bir araya gelip ortak tutum belirlemeleri gerekir. Herhangi bir yerde olan bir olay karşısında herhangi bir Kürt siyaseti tek başına bir tutum, tavır alırsa sonuç alamaz. Bu yönüyle önemlidir. Başûr halkının tutumu olumlu. Silemanî halkı zaten sürekli ayakta. Büyük bir kitlesel yürüyüşle bir nevi neredeyse bu dönemdeki halk mücadelesinin öncülüğünü yapar duruma geldi. Avrupa’daki halkımız da sürekli ayakta. Bakûr’da da ayakta. Bu yönüyle siyasi güçlerin ne yapması lazım? Bunu dikkate alması gerekiyor. Siyasi güçlerin dikkate alması gerekiyor. Kürtlerin bir demokratik birlik yaratması gerekiyor. Demokratik birlik. Ulusal birlik derken de demokratik birlik olması lazım. Demokrasinin olduğu yerde birlik güçlü olur. Demokrasinin olduğu yerde destek olur. Herkes destek olur. Demokratik olmayan birlikler güçlü birlikler değildir. Demokratik olmayan ülkeler işte İran’dır başka ülkeler var. Güçsüzdürler. Halkından destek almıyorlar. Bu bakımdan ulusal birliğin de halka dayanan güçlü ulusal birlik olması için demokratik ulusal birliğin olması gerekiyor. Halk bir nevi birleşmiş. Toplumsal alanda bir ulusal birlik gerçekleşmiş. Halk birliğini gerçekleştirmiş. Artık bütün siyasi güçlerin sorumluluğu da halkın Yaptığı bu ulusal birliği siyasi olarak gerçekleştirmektir. Halkın mücadelesi buna zorlayacaktır. Halkın tutumu birlik tutumudur. Farklı görüşten olan her insan sokağa çıktı. Meydanlara çıktı. Rojava’ya destek verdi. Bu bakımdan biz değerli görüyoruz. Halkın tutumunu da değerli görüyoruz. Siyasi güçlerin tutumunda daha değerli görüyoruz. Daha da geliştirmeleri gerekiyor. Kürtler, Kürt örgütleri bir araya gelip bir ortak tutum koymazlarsa bu doğru olur mu? Halk bunu kabul eder mi? Bir de tutumların zamanında olması lazım. Şu anda olması lazımdır. Çünkü şu anda gerçekten saldırı var. Kürt şehirleri, bölgeleri işgal edilmek isteniyor. İşgal de tabii katliamdır, soykırımdır. Bir de Kürtsüzleştirmedir. Rûdaw’da Dışişleri (Suriye) sorumlusu katılmış. Ona Kürt bölgeleri konusunda soru sormuşlar. Adam açıkça; ‘Bir Kürt bölgesi yok’ demiş. Ve her yere gireceğiz’ demiş. Hatta ‘Dürziler için oraya da gireceğiz’ demiş. Tekçi yani. Kendisinin o milliyetçi, şovenist, sapkın, İslam’la alakası olmayan dinci anlayışını herkese dayatmaya çalışıyor. Bunun karşısında Kürt siyasi güçlerinin bir tutum alması gerekiyor.”

‘Demokratik ulusa saldırılar’

Rojava’ya dönük saldırılar ile paralel olarak Demokratik Ulu fikriyatına yapılan saldırılara tepki gösteren Mustafa Karasu, “Demokratik ulus anlayışına saldırmak gericiliktir. Türkiye’nin, Şam’ın, HTŞ’nin politikaları ve yaklaşımlarından yola çıkarak halkların kardeşliğini, halkların ortak yaşamını ifade eden demokratik ulusa saldırmak veyahut da demokratik ulusu doğru görmemek en fazla da Kürtler için büyük bir tehlikedir. Bu bakımdan aslında demokratik ulus anlayışını bütün Kürtlerin en kararlı biçimde savunmaları gerekiyor. Eğer Ortadoğu’da demokratik ulus anlayışı olmazsa -bu ulus devlet anlayışı, tekçi anlayışa karşı mücadele etmezsek- Kürtler her zaman soykırımla karşı karşıya gelirler. Soykırım tehlikesi içinde yaşarlar. Demokratik ulusa saldırmak demek aslında Kürtleri soykırımla karşı karşıya bırakmak, Kürtleri demokratik güçlerle, diğer halkların demokratik çevreleriyle koparmak, onlardan uzak durmak demektir. Bu yönüyle saldırılar dar milliyetçi yaklaşımdır. Milliyetçilik öyle iyi bir şey değildir. Hele günümüzde hiç değildir. Milliyetçilik ideolojisi ulus devlet ideolojisidir. Hakim ulusların diğer ulusları ezme ideolojisidir. Kürtler özgürlüğünü kazanmamışken, kendi öz yönetimlerini kazanmamışken Ortadoğu’da Kürt soykırımı politikaları varken, buna karşı milliyetçi bir yaklaşımla durulamaz. Milliyetçi yaklaşımla Kürtlerin bir gelecek kazanması söz konusu olamaz. Bu gerçekten 21’inci yüzyılda gerici bir yaklaşımdır. Geriliktir. ‘Halklar birbiri ile kavga etsin.’ Milliyetçi olan yerde mutlaka başka halklara düşmanlık vardır. Bu kadar Kürt düşmanı niye var Türkiye’de? O milliyetçi ideolojiden dolayıdır. Diyelim Suriye’de bugün niye bu düşmanlık var? O milliyetçi ideoloji fitnesine sahip oldukları için. İran’da da öyledir. Bu bakımdan milliyetçiliği iyi görmek gerçekten yanlıştır. O zaman milliyetçilik iyiyse diyelim Türkiye’nin Arapların veyahut da İran’ın yaptığı nedir? ‘Ezen ulusun milliyetçiliği iyidir. Bilmem diğeri kötüdür.’ gelinen aşamada o yanlıştır. Ezen ulusun yurtseverliği, özgürlüğü doğrudur, mücadelesi doğrudur.  Ezen ulusun kendisine karşı egemenlik kuran kim olursa olsun ona karşı mücadelesi meşrudur. Sonuna kadar vermelidir. Bu yurtseverlik görevidir. Kürtler dünyada etkili, saygı uyandırıyor. Milliyetçi ideolojide olmadıkları için, demokratik ulus anlayışında oldukları için, kadın özgürlük anlayışında oldukları için, Önderliğin kadın özgürlükçü demokratik ekolojik toplum paradigması demokratik ulus anlayışı doğru olduğu için şu anda Kürtler dünyada saygındırlar. Kürtlerin saygınlığı buradan geliyor. Demokratik bir zihniyete sahip. Milliyetçilik ve demokratlık öyle yan yana yürümez. Çünkü dünyada milliyetçi olan her yerde otoriter bir sistem vardır. Otoriter sistemler milliyetçilik üzerinden gelişiyor. Otoriter sistemini kuruyorlar. Bütün otoriter sistemlerinin kaynağı milliyetçi zihniyetle dış düşman yaratmak, yoksa da yaratmak böyle otoriter zihniyet oluyor, diktatörlük oluyor. Türkiye, Araplar, Farslar yapabilir. Bu ortamda kalkıp Önderliğin demokratik ulus anlayışına saldırmak yanlıştır. Bizim Türkiye ile çözüm istememiz yanlış değildir. Türkiye ile çözüm aramamız yanlış değildir. Suriye’de demokratik entegrasyon aramak yanlış değildir. Bunlar doğrudur. Türkiye buna gelmeyebilir. Diğeri gelmeyebilir. Onların sorunudur. Saldırırlarsa da dün olduğu gibi bugün de Kürt halkı her yerde mücadele eder. Şunu belirteyim; demokratik ulus anlayışına karşı çıkmak, bu kadar dar milliyetçi yaklaşmak tehlikelidir. Önderlik bir süreç başlattı. Yürütüyor. Önceden de ateşkesler yaptı. Diyelim demokratik ulus anlayışlı olmuyor. Halkların kardeşliği olmuyor. O zaman ne ile olacak? Milliyetçilikle olur. Peki nasıl yapacaklar? Savaş mı yürütecekler? Ne yapacaklar? Düşmanlık yapacaklar. Onunla bir sonuca gitmez. Ancak tabii ki saldırılarsa da mücadele edilir. Saldırılara karşı mücadele etmek herkesin hakkıdır. O zaman ilk önce şu soru sorulacak; bu saldırılara karşısında ben mücadele ediyor muyum? Ettim mi? Fedakarlık yaptım mı? Hiçbir fedakarlık yapmayanlar, mücadele etmeyenler, Kürt halkının mücadelesini bu noktaya gelmesinde ciddi bir katkısı olmayanlar kendine göre Önderliğin demokratik ulus anlayışına saldırıyorlar. Bunlar demagojidir” diye konuştu.

‘Kürt soykırımı yaratmak istiyorlar’

Kürt Hak Önderi Abdullah Öcalan’ın 52 yıldır mücadelesi ettiğinin altını çizen Mustafa Karasu, “Bizim işte Önderlikle başlayan mücadelemiz var. Bu mücadelenin yarattıkları vardır. Rojava’da Araplara düşman olmak, şunlara düşman olmak, karşıt olmak doğru değil. Onlar Arap-Kürt savaşı başlatmak istediler, Arap-Kürt karşıtı yaratmak istediler. Bunun Kürtlere faydası yoktur. Kürt soykırımı yaratmak istiyorlar. Eğer demokratik ulus anlayışı olmasaydı 5 yıl önce, 6 yıl önce daha erkenden bir Kürt-Arap savaşı başlatırlardı. Kürt-Arap savaşı başlatamadılar. HTŞ’nin gelmesi Kürt-Arap savaşı başlatma amaçlıydı ama başaramadılar. Uluslararası, T.C.’nin desteğiyle, dış güçlerin desteğiyle hareket ediyorlar. Arap aşiretleri gördüler ki ABD HTŞ’den yana o tarafa çark ettiler. Ama ortada binlerce Arap şehit var. HTŞ’liler gitti Arap şehitlerin mezarlarını da kırdılar. Bu bakımdan gerçekten duydukça öfkeleniyoruz. Gerici bir zihniyettir. O kafalar Kürt soykırımına zemin hazırlar. Kürt soykırımına yol açarlar. Ya mücadelede her zaman şu temel bir ilkedir; düşmanı azaltmak, dostları çoğaltmaktır. Demokratik Ulus anlayışı aynı zamanda Kürtler açısından dostları çoğaltmak, düşmanları azaltmaktır. ‘Politik böyle art niyetli işte bu süreç bozulsun bak olmuyor. Halkın kardeşliği olmuyor, demokratik ulus olmuyor. Çözüm çağrılarıyla olmuyor, müzakere ile olmuyor’ Neyle olur? ‘Milliyetçilik ile olur.’ Ne yapacaklar o milliyetçiler? Onu da bilmemiz lazım. Şimdiye kadar ne yaptılar? PKK’de derin yurtseverlik var. Biz Kürt halkında derin yurtseverlik yarattık. Kürt’e sahiplenmekse bunu 50 yıllık nasıl bir mücadele, nasıl fedakarlıkla yürüttüğümüz ortadadır. Duygusal yaklaşımlar var. Halkımızın tepkileri var. Duygusal tepkilerdir. Her zaman halk içinde gelişecek tepkilerdir ama demokratik ulus anlayışı doğrudur. Milliyetçilik eğilimli yanlıştır. Onun da Kürtlerin varacağı bir yer yoktur” dedi.

‘Türkiye saldırıların içinde’

Rojava’ya dönük saldırılarda Türkiye’nin de yer aldığını belirten Mustafa Karasu, “Türk Devleti bu savaşın içinde. Planlamasında da var, yönetilmesinde de var. Bunu söylememiz gerekiyor. Zaten inkar edilemez bir gerçek. Türk televizyonlarını açınca Türk Devleti’nin yönettiği içinde olduğu görülür. Zaten AKP yetkililerinin hepsi açıklama yap yapıyorlar. İçinde oluyorlar. Milli Savunma Bakanı ‘isterlerse destek veririz’ diyor. Aslında o da bir yalandır. Zaten destek veriyorlar. Türk devleti bu işin içindedir. Rojava’da Kürtler öldürülürken, Kürtler kuşatılırken, aç susuz bırakılırken Kürt bölgeleri tümü ile saldırı altındayken ve saldırganları desteklerken ne Kürt-Türk kardeşliği? Kim inanır? Böyle Kürt- Türk kardeşliği mi olur? Bakûr’daki Kürtler kardeş, diğer Kürtler düşman mı? Böyle bir şey olabilir mi? Bu açıdan gerçekten Kürt-Türk kardeşliği artık bir demagojiye dönüştü. Pratikte Kürt’e bir saygı gerekir. Kürt’ün haklarına, hukuklarına tabii riayet etmek gerekir. Kürtlere yönelik bir saldırı olduğunda Türkiye her kardeşse sahiplenmesi gerekir. Bir kardeşi döv ‘hala kardeşim’ de. Bu sadece orada HTŞ’nin savaşı değildir. Zaten HTŞ tek başına savaşamazdı. Sadece HTŞ olsaydı kaçardı. Şam’ı bile bırakır. HTŞ’nin savaş gücü yok. Ordu Suriye ordusu yok. Ne Suriye ordusu? Türk devleti SİHA, İHA’ları iler bir yerde HTŞ zorlandı mı hemen devreye giriyor. Türk Devleti Savaşı’nın içindedir. Bunun böyle bilinmesi gerekir. Gerçekten bu politika değil. Bu politika ileride Türkiye’ye çok pahalıya mal olur. Türkiye tarihinde bir kara leke olarak kalacak. Türklerle Kürtler yan yana yaşayacak. Şimdi metropollerde 6-7 milyon Kürt var. Öyle toplumsal bir gerçeklik var. Bu bakımdan bu toplumsallık gerçeği gerçeğinin içinde olan Türkiye gelecekte bu yaptıklarının pişman olacak” ifadelerini kullandı.

‘Süreç karşıtılar’

Hakan Fidan, Ömer Çelik ve Yaşar Güler’in Halep’te Rojava’da gerçekleşen saldırılardaki rolüne dikkati çeken Mustafa Karasu, “Açıklamalarını hiç değerlendirmeye gerek yok. Ortada pratik var. Zaten şu anda Kürtlere yönelik saldırı var. Bu saldırıda tutumları var. Bu zaten süreç karşıtlığıdır. Süreci sonuca götürmek isteyen Kürt-Türk kardeşliğine dayanarak bir çözüm öneren, düşünen birisi bu saldırıları yürütür mü? Buna ortak olur mu? Bu bakımdan iş açıklamadan öteye geçmiştir. Pratikte süreç karşıtlığı var. Süreç sabote edilmiştir. Bunu böyle görmemiz gerekiyor. Açık iktidarın politikaları ile bağlantılı. Şam’ı destekliyor. ‘Orada her türlü terör temizlenecek’ diyor. Nedir terör? Kürtler ezilecek. Zaten süreç karşıtıdırlar. Bu da Kürt karşıtlığından kaynaklanıyor” dedi.

Muhalefet basınının bakışı

Türkiye’de “muhalefet” basınının saldırıları ele alma şekli ve rolüne değinen Mustafa Karasu, “Şimdi muhalefet diyorsunuz. Muhalefetin tümü öyle değil yani. Herhalde bu söz Sözcü’ye çıkan kesimler kastediliyor. Benzer onlar kastediliyor. Ki bunlar da hepsi modernist. Dinciliğe karşıydılar. Hatta onların dinciliğe karşılığı biraz din karşıtlığıydı. Dine doğru yaklaşımları yoktu. Yanlış yaklaşımları vardı. Dine böyle yaklaşanlar, HTŞ gibi DAİŞ artığına sahipleniyorlar. Oradaki politikayı Türkiye’nin, AKP iktidarının başarısız olarak görüyorlar. Ama kadın özgürlükçü olan, demokrasiyi savunan, halkların kardeşliğini savunan, demokratik ulus savunan bir toplumu ve bunları için mücadele edenleri de kötülüyorlar. Bunlar Kürt karşıtlığından kaynaklanıyor. Kürt karşıtlığı onların bütün düşüncelerini bir tarafa itiyor. DAİŞ savunucusu yapıyor, HTŞ savunucusu yapıyor. Kürt karşıtlığıdır. Kürtler hak elde etmesin. Suriye’deki Rojava’daki Kürt karşıtlığı aslında Bakûr’daki Türkiye’deki Kürt karşıtlığının oraya yansımasıdır. Bütün muhalefeti böyle değerlendirmiyoruz. Bütün muhalefet böyle değil ama kendine muhalefet deyip düne kadar Erdoğan’a şöyle diyen, iktidara şöyle diyenler şimdi iktidarı başarılı buluyorlar. Niye? HTŞ’yi desteklemiş orada Kürtleri eziyor. Bu ne muhalefeti? Faşist niyet. Belli bir kesim var. Böyle sözde ulusalcılık adına -CHP hepsini bir aynı kefeye koymak doğru değil- faşist bir ulusalcı kafa var. Onların ki aslında ulusalcılık falan da değil. Bu Kürt karşıtının ortaya çıkardığı tutumlardır” diye konuştu.

‘Halk öz gücüne güvenmeli’

Uluslararası koalisyonun DAİŞ’e karşı yıllardır mücadele eden QSD’nin saldırılara maruz kaldığı dönemde sessizliğini korumasına tepki gösteren Mustafa Karasu, “DAİŞ’e karşı mücadelede Rojava’daki Kürtlerle, Suriyelilerle, Araplarla ortak davrandılar. DAİŞ’i püskürtülmesinde, yenilmesinde birlikteydiler. Taktik bir ittifak içindeydiler. Şimdi DAİŞ’in uzantısı olan, DAİŞ ile benzer anlayışlı olan HTŞ’ye destek veriyorlar. Şimdi bu HTŞ kimdir? El Nusra’ydı. El Nusra neydi? El Nusra’da El Kaide’nin Suriye koluydu. El Kaide hangi örgüttür? İkiz kuleleri vuran örgüttür. 5 bin insan öldü. Orada insanlar kendini 20’inci kattan atarak öldüler. Şimdi ABD yönetimi, Trump, İngiltere böyle bir örgütü destekliyor. Böyle bir örgüte destek veriyor. Ama DAİŞ’e karşı mücadelenin en önünde olan 10 binden fazla şehit veren oradaki Özerk Yönetimi Kürtleri, Süryanileri ve demokratik anlayıştaki olan o Arapları karşısına almış durumda. Böyle bir şey olabilir mi? Gerçekten bu ne ile izah edilebilir? Pes doğrusu. Böyle bir yaklaşım hiçbir ulus adına yapılamaz. Hiçbir devlet adına da yapılamaz. Çünkü her devlet her siyaset de bir meşruiyet aranır. Duyuyoruz; ABD yönetimi de eleştiriliyor, İngiltere yönetimi de, Fransa yönetimi de eleştiriliyor. Eleştirilir. Fransa’nın Elysee Sarayı’nda ağırladığı kadın gerilla şimdi savaşıyor. Belki yarın ölecek orada. Şimdi bu durum gerçekten bu güçlerin durumunu ortaya koyuyor. Yani moral değerlerinden yoksunluğunu ortaya koyuyor. Bu onlar için gelecekte çok tehlikeli bir durum. Kapitalistler, emperyalistlerden, ulus devlet anlayışından çok şey beklenmez ama onların vatandaşları bile bunu kabul etmez. Taktik ilişki bir süre sonra bırakıla bilinir ama o taktik ilişkinin de bir bıraktığı bir şey vardır. Onun için Macron öfkeli biçimde HTŞ’nin desteklenmesini reddediyor, reddetti yani. Halk öz güçlerine güvenmeli. Taktik ilişki ayrıdır ama esas olarak öz gücüne güvenmek gerekir. Taktik ilişkilere dayanarak hiç kimse sonuca ulaşamaz. Evet, taktik ilişki bir mücadelede biraz güç kazanmaktır. Bir örgüte güç kazanmaktır. Ama sadece taktik ilişkiye dayanarak sonuçlara sonuca ulaşmak mümkün değildir. Bu yönüyle de esas olarak özgüce güvenmek önemlidir” şeklinde konuştu.

HABER MERKEZİ

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

ShareTweet
Previous Post

İnşaattaki Su Birikintisine Düşen Genç Kurtarılamadı

Next Post

Kadıköy’de protesto eylemi: Rojava’da kuşatma savaş suçudur, acilen dayanışmayı büyütelim

Related Posts

Kadıköy’de protesto eylemi: Rojava’da kuşatma savaş suçudur, acilen dayanışmayı büyütelim
Kürt Meselesi

Kadıköy’de protesto eylemi: Rojava’da kuşatma savaş suçudur, acilen dayanışmayı büyütelim

29 Ocak 2026
DEM Parti: Milazgir belediye eşbaşkanları derhal serbest bırakılsın
Kürt Meselesi

DEM Parti: Milazgir belediye eşbaşkanları derhal serbest bırakılsın

28 Ocak 2026
Milazgir Belediye Eşbaşkanları serbest bırakıldı
Kürt Meselesi

Milazgir Belediye Eşbaşkanları serbest bırakıldı

28 Ocak 2026
Barış Anneleri ABD Konsolosluğu’na siyah çelenk bıraktı
Kürt Meselesi

Barış Anneleri ABD Konsolosluğu’na siyah çelenk bıraktı

28 Ocak 2026
81 Alevi ocak evladından Rojava bildirisi: Zulme karşı meydanlarda saf tutulmalı
Kürt Meselesi

81 Alevi ocak evladından Rojava bildirisi: Zulme karşı meydanlarda saf tutulmalı

28 Ocak 2026
Muğla’da Rojava eylemi: Devrime sahip çıkacağız
Kürt Meselesi

Muğla’da Rojava eylemi: Devrime sahip çıkacağız

28 Ocak 2026
Next Post
Kadıköy’de protesto eylemi: Rojava’da kuşatma savaş suçudur, acilen dayanışmayı büyütelim

Kadıköy’de protesto eylemi: Rojava’da kuşatma savaş suçudur, acilen dayanışmayı büyütelim

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter