İşsizlik Fonu’ndan işçiye 80, patrona 161 milyar TL!

TÜİK: İstihdam azaldı, gerçek işsizlik oranı arttı


İşsizlik Sigortası Fonu, 2025 yılında işsizlere 80 milyar lira ödeme yaparken, patronlara sağlanan teşvik ve destekler bu tutarı ikiye katlayarak 161 milyar liraya ulaştı. Toplam varlığı 628 milyar lirayı aşan fonun kaynakları, işsizleri korumaktan ziyade sermayeye aktarılan büyük bir kaynağa dönüştü.

DİSK-AR verilerine göre, son üç yılda fon giderlerinin sadece yüzde 27’si işsizlik ödeneğine ayrılırken, yüzde 54’ten fazlası işverenlere doğrudan veya dolaylı destek olarak sunuldu. Özellikle işbaşı eğitim programları gibi kalemler, işsizler için bir güvence olmaktan çıkıp patronlar için düşük maliyetli işgücü sağlayan birer teşvik mekanizması haline geldi.

İşsizlik Sigortası Fonu’nun 2025 yılı verileri, kurumun kuruluş felsefesi ile mevcut işleyişi arasındaki derin çelişkiyi net bir şekilde ortaya koymaktadır. 1999 yılında işçilerin işsiz kaldıkları dönemdeki gelir kaybını telafi etmek amacıyla hayata geçirilen bu yapı, günümüzde asıl amacından uzaklaşarak daha çok sermayeyi destekleyen bir finansal araca dönüşmüş durumdadır. Fonun toplam varlığı 628 milyar lira seviyesine ulaşarak ciddi bir büyüme sergilese de dağıtılan kaynakların paylaşımındaki dengesizlik dikkat çekicidir.

2025 yılı içerisinde işsizlik ödeneği olarak hak sahiplerine verilen 80 milyar liralık tutar, işverenlere çeşitli teşvik, destek ve eğitim programları altında sunulan 161 milyar liranın yarısında kalmıştır. Bu durum, fonun kaynaklarının işçiden çok işverene çalıştığını gösteren somut bir göstergedir. DİSK-AR tarafından hazırlanan son üç yıllık analizler de bu yapısal değişikliği doğrular niteliktedir. Veriler, fon giderlerinin yarısından fazlasının işverenlere aktarıldığını, asıl hak sahibi olan işsizlerin payının ise yüzde 27 gibi oldukça düşük bir seviyede kaldığını kanıtlamaktadır.

Özellikle işbaşı eğitim programları gibi uygulamaların, başlangıçtaki nitelikli işgücü yetiştirme amacından saparak işverenler için düşük maliyetli birer işgücü sağlama yöntemine dönüştüğü gözlemlenmektedir. Sonuç olarak, işçilerin ve devletin katkılarıyla büyüyen bu devasa birikim, sosyal devlet ilkesi gereği işçiyi koruması gerekirken, gelinen noktada iş dünyasına finansman sağlayan bir teşvik mekanizması haline gelmiştir.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***