• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    Ensar Nur

    BM duyurdu; insani yardım taşıyan 24 kamyon Kobani’ye ulaştı

    TR724 HABER

    5 şehir hastanesi sözde 4,4 milyar liraya bitecekti; maliyet 110 milyar TL’ye çıktı!

    18 Milyon Emekli Bu Kararı Bekliyor: Bayram İkramiyesi Ne Kadar Olacak?

    18 Milyon Emekli Bu Kararı Bekliyor: Bayram İkramiyesi Ne Kadar Olacak?

    Fenerbahçe Galatasaray Arasında Ali Koç Gerilimi! Okan Buruk'u Tehdit İddialarına Olay Yanıt

    Fenerbahçe Galatasaray Arasında Ali Koç Gerilimi! Okan Buruk’u Tehdit İddialarına Olay Yanıt

    Ensar Nur

    Obama ve Clinton’dan ICE cinayetlerine tepki: Minneapolis’teki ölümler ABD için uyarı zili olmalı

    Özel okul ücretleri, 1.5 milyonu aştı: Veliler, iyi eğitim için ev ve arabalarını satıyor

    Özel okul ücretleri, 1.5 milyonu aştı: Veliler, iyi eğitim için ev ve arabalarını satıyor

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Bakırhan: Kürtlerle barış Türkiye’ye refah getirir

    Bakırhan: Kürtlerle barış Türkiye’ye refah getirir

    DEM’li Tuncer Bakırhan: “Biz CHP’nin eylemci kitlesi değiliz, bizim başka bir meselemiz var”

    DEM’li Tuncer Bakırhan: “Biz CHP’nin eylemci kitlesi değiliz, bizim başka bir meselemiz var”

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    Tabip odaları: Kayyımlar  Kürt sorunu çözümsüzlüğünün sonucu

    Tabip odaları: Kayyımlar Kürt sorunu çözümsüzlüğünün sonucu

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    DEM Parti'den Ahmet Özer Yorumu: Bu Ne Perhiz Bu Ne Lahana Turşusu

    DEM Parti’den Ahmet Özer Yorumu: Bu Ne Perhiz Bu Ne Lahana Turşusu

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Hayalet uzuv: Adalet

    Hayalet uzuv: Adalet

    Görünmez kaza: Hafıza hapishanesinde adalet izi sürmek

    Görünmez kaza: Hafıza hapishanesinde adalet izi sürmek

    İspanya futbolunun “dedesi”: Real Club Recreativo de Huelva

    İspanya futbolunun “dedesi”: Real Club Recreativo de Huelva

    Bir ‘halin’ adı olarak Hızır: Carl Gustav Jung ile Henry Corbin arasında

    Bir ‘halin’ adı olarak Hızır: Carl Gustav Jung ile Henry Corbin arasında

    Dilin freni tutmazsa!

    Dilin freni tutmazsa!

    Hızır ilkesi: Kur’an’da zaman, hikmet ve ilahi müdahale

    Hızır ilkesi: Kur’an’da zaman, hikmet ve ilahi müdahale

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    Ensar Nur

    BM duyurdu; insani yardım taşıyan 24 kamyon Kobani’ye ulaştı

    TR724 HABER

    5 şehir hastanesi sözde 4,4 milyar liraya bitecekti; maliyet 110 milyar TL’ye çıktı!

    18 Milyon Emekli Bu Kararı Bekliyor: Bayram İkramiyesi Ne Kadar Olacak?

    18 Milyon Emekli Bu Kararı Bekliyor: Bayram İkramiyesi Ne Kadar Olacak?

    Fenerbahçe Galatasaray Arasında Ali Koç Gerilimi! Okan Buruk'u Tehdit İddialarına Olay Yanıt

    Fenerbahçe Galatasaray Arasında Ali Koç Gerilimi! Okan Buruk’u Tehdit İddialarına Olay Yanıt

    Ensar Nur

    Obama ve Clinton’dan ICE cinayetlerine tepki: Minneapolis’teki ölümler ABD için uyarı zili olmalı

    Özel okul ücretleri, 1.5 milyonu aştı: Veliler, iyi eğitim için ev ve arabalarını satıyor

    Özel okul ücretleri, 1.5 milyonu aştı: Veliler, iyi eğitim için ev ve arabalarını satıyor

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Bakırhan: Kürtlerle barış Türkiye’ye refah getirir

    Bakırhan: Kürtlerle barış Türkiye’ye refah getirir

    DEM’li Tuncer Bakırhan: “Biz CHP’nin eylemci kitlesi değiliz, bizim başka bir meselemiz var”

    DEM’li Tuncer Bakırhan: “Biz CHP’nin eylemci kitlesi değiliz, bizim başka bir meselemiz var”

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    Tabip odaları: Kayyımlar  Kürt sorunu çözümsüzlüğünün sonucu

    Tabip odaları: Kayyımlar Kürt sorunu çözümsüzlüğünün sonucu

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    DEM Parti'den Ahmet Özer Yorumu: Bu Ne Perhiz Bu Ne Lahana Turşusu

    DEM Parti’den Ahmet Özer Yorumu: Bu Ne Perhiz Bu Ne Lahana Turşusu

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Hayalet uzuv: Adalet

    Hayalet uzuv: Adalet

    Görünmez kaza: Hafıza hapishanesinde adalet izi sürmek

    Görünmez kaza: Hafıza hapishanesinde adalet izi sürmek

    İspanya futbolunun “dedesi”: Real Club Recreativo de Huelva

    İspanya futbolunun “dedesi”: Real Club Recreativo de Huelva

    Bir ‘halin’ adı olarak Hızır: Carl Gustav Jung ile Henry Corbin arasında

    Bir ‘halin’ adı olarak Hızır: Carl Gustav Jung ile Henry Corbin arasında

    Dilin freni tutmazsa!

    Dilin freni tutmazsa!

    Hızır ilkesi: Kur’an’da zaman, hikmet ve ilahi müdahale

    Hızır ilkesi: Kur’an’da zaman, hikmet ve ilahi müdahale

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Görüş & Analiz

Görünmez kaza: Hafıza hapishanesinde adalet izi sürmek

SG by SG
26 Ocak 2026
in Görüş & Analiz
0
Görünmez kaza: Hafıza hapishanesinde adalet izi sürmek


Bir protez bacağın gıcırtısı, yıllar önce gözleri bağlıyken yaşanan işkenceyi anında geri getiriyor. Vahid, karşısındaki adamın işkencecisi olduğuna yemin edebilir. Ama ya yanılıyorsa? Jafar Panahi’nin Altın Palmiye ödüllü başyapıtı, intikam ile merhamet arasında sıkışan mağdurların absürt yolculuğunda, siyah mizah ve gerilimi ustalıkla harmanlarken şunu hatırlatıyor: İşkenceciler ne kadar saklansa da, hafıza onları asla unutmaz. Hesap günü er ya da geç gelir.

M. NEDİM HAZAR | YORUM

İranlı yönetmen Jafar Panahi’nin son filmi “Görünmez Kaza” (Yek Tasadof-e Sade), enteresan bir ironiyle açılıyor: Hamile bir kadın, protez bacaklı kocası ve arka koltukta müziğe zıplayan kızları, gecenin karanlığında virajlı bir toprak yolda ilerlerken bir köpeğe çarpıyorlar. Anne, kızının yüzündeki acıyı görmesine rağmen soğukkanlılığını koruyor ve “Sadece bir kazaydı,” diyor. Gerekçesi de enteresan, Allah böyle istedi ve niye hiç sokak lambası yok ki!

Ve esasen bu sıradan mazeret, film boyunca tekrarlanan fakat hiçbir zaman masum kalmayan bir söyleme dönüşüyor. Çünkü bu küçük kaza, çok daha büyük bir hesaplaşmanın fitilini ateşliyor.

Devam edelim.

Araba bozulunca aile kırık dökük bir atölyenin önünde mahsur kalıyor. Tesadüf bu ya, orada çalışan kendi halindeki işçi Vahid, kazazede sürücüyü görmeden önce protez bacağın gıcırtısını duyuyor ve bu ses onu anında geçmişe fırlatıyor. Vahid, bu adamın yıllar önce kendisini gözleri bağlıyken işkence eden, sadece “Topal” olarak bildiği eski İran istihbarat subayı İkbal olduğuna inanıyor. Filmin merkezindeki belirsizlik burada başlıyor: Adam gerçekten o mu? Yoksa Vahid’in hafızası ona oyun mu oynuyor?

Panahi bu soruya net cevap verme konusunda acele etmiyor. Aslında ilk sekanslara bazı ipuçları serpiştirse de – kızın kimsenin eve gelemeyeceğinden bahsetmesi, sürücünün yüzünün Hitchcock’un “Marnie” filmini anımsatan koyu kırmızı ışıkta gösterilmesi – gibi belirsizlikleri gerilim aracı olarak kullanıyor. Hemen harekete geçen Vahid işkencecisi olduğuna inandığı adamı güpegündüz kaçırıyor. Ve hatta işini hemen bitirmek için bir çukur kazıp öldürmeye hazırlanırken, adam Vahid’in kafasını “Ben o kişi değilim, yanlış adamı kaçırdın!” cümlesiyle karıştırıyor.

Adam iddiasını delillendiriyor da. Bacağındaki yaraların yakın tarihli olduğunu söyleyerek taze yaralarına bakmasını istiyor. Bunu gören Vahid’in aklına şüphe düşüyor. Yoksa yanlış adamı mı öldürmek üzeredir?

Ve bu tereddüt onu diğer eski siyasi mahkumları bulmaya itiyor: Bir düğün fotoğrafçısı  Shiva ve tesadüf bu ya onun fotoğrafını çektiği gelin Goli.

Film tam da bu noktadan sonra olabildiğince absürt bir yol filmine de dönüşüyor. Panahi büyük bir başarıyla rengarenk bir karakter koleksiyonu oluşturuyor: İşçi, gelin-damat, fotoğrafçı, hepsi bir minibüste toplanıp alet kutusunda sakladıkları adama doğru ilerlerken film hem gerilim hem de siyah mizah dozunu artırıyor. Hepsi gözleri bağlıyken “Topal”ı tanıdıkları için, onu duyusal olarak teşhis etmeye çalışıyor: Vahid sesten, Shiva kokusundan, Hamid bacağındaki izlere dokunarak. Bu duyusal hafıza, travmanın bedene ve zihne nasıl kazındığını, yıllar sonra bile nasıl taze kaldığını göstermesi açısından önemli bence.

Derken beklenmedik şeyler de yaşanıyor. Minibüs arızalanıyor mesela, sonra bir doğum gerçekleşiyor, rüşvetler verilir, anlaşmazlıklar komik açılımlara yol açıyor. Amir Etminan’ın ustaca “pan” çekimleri bu kaotik anları hem komik hem de gergin kılıyor. Film 24 saatlik düz bir anlatı yapısında ilerlerken, mükemmel bir gerilim filmi olarak yavaş ama emin adımlarla kötüye kullanılan gücün ve bunun uzun vadeli etkilerinin sert bir kınamasına dönüşüyor.

Filmi izlerken aklıma başka bir film geldi. ​

Bu sebeple “Görünmez Kaza”yı anlamak için Jon Stewart’ın 2014 yapımı “Rosewater” ile karşılaştırmak aydınlatıcı olacaktır kanaatindeyim.

Her iki film de İran’da siyasi tutukluların işkence ve sorgulanma deneyimlerini işliyor, ancak perspektifleri birbirinin ayna yansıması mahiyetinde. “Rosewater”, gazeteci Maziar Bahari’nin 2009’da 118 gün boyunca Evin Hapishanesi’nde tutuklanmasının gerçek hikayesini anlatıyor: Suçsuz bir adamın devlet terörüyle karşılaşması. Stewart’ın filmi hapishane deneyimine içinden bakıyor: Bahari gözleri bağlıyken sorgulanıyor ve sorgucusunu sadece gül suyu kokusundan tanıyabiliyor. Bu duyusal hafıza “Görünmez Kaza”dakiyle paralellik gösteriyor: Panahi’nin karakterleri de işkenceci “Topal”ı ses, koku ve dokunuşla teşhis ediyorlar. Ancak zaman çizgisi tersine işliyor iki filmde. “Rosewater” işkence sırasında ve hemen sonrasında yaşanan travmayı anlatırken, “Görünmez Kaza” yıllar sonrasına, hesaplaşma anına odaklanıyor. Stewart suçsuzluğun nasıl ezildiğini gösterirken; Panahi ise mağdurların nasıl intikam ve merhamet arasında sıkıştığını ele alıyor.

Hakkını yemeyelim iki filmin tonal yaklaşımları da anlamlı farklılıklar gösteriyor. Stewart’ın karakteristik mizahı “Rosewater”a sızmıştı, hatta bazı eleştirmenler bu şakaları Bahari’nin çilesinin ciddiyetini azalttığı için eleştirmişti. Ancak mizah aynı zamanda Bahari ile “Rosewater” lakaplı sorgucu Javadi arasındaki Kafkaesk ilişkiyi vurguluyordu: her ikisi de kendi doğrularına inanan, kusurlu ve korkmuş iki adam arasındaki sapkın yakınlık hem psikolojik olarak sürükleyici hem de komikti. Panahi’nin siyah mizahı ise farklı bir işlev görüyor: minibüste sıkışan rengarenk karakterlerin absürt durumları; bir doğum, rüşvetler, anlaşmazlıklar, mesajın gücünü azaltmıyor aksine güçlendiriyor.

Stewart politik önyargıdan kaçınıp özgürlük üzerine evrensel bir mesaj verirken; Panahi ise İran rejimini doğrudan kınıyor. Ve kabul etmeliyiz ki bu sefer çok daha konfrontasyonel davranıyor. İki film arasındaki en önemli fark ise sanırım yönetmenlerin kişisel bağlantılarında gizli: Stewart belki de suçluluk duygusuyla çekmişti filmini. Zira The Daily Show’daki röportajı Bahari’nin tutuklanmasına yol açmıştı. Panahi ise işkence görmüş bir yönetmen olarak, tüm karakterleri kendi farklı versiyonları olarak sunuyor. “Gülsuyu” dışarıdan gelen bir gazetecinin gözünden devlet terörünün saçmalığını anlatırken, “Görünmez Kaza” ise içeriden, travma yaşamış bireylerin ruhundaki çatışmayı ele alıyor.

Jafar Panahi’nin yaşam hikayesini filmlerinden ayrı düşünmemek lazım. 2010’da iki ay boyunca hapsedildi, muhafızları tarafından kötü muamele gördü, ailesine yönelik tehditler aldı. Serbest bırakıldığında 20 yıl film yapma yasağı, yurt dışına çıkma yasağı ve ev hapsi cezasına çarptırıldı ve bugün hala bu yasağı delmeye devam ediyor.

“Görünmez Kaza”yı da İran makamlarından resmi çekim izni almadan, gizlice yapmış. Bu bağlamda filmdeki tüm karakterler; işkence gören mahkumlar, intikam peşinde koşan mağdurlar, sessiz kalmayı seçenler, Panahi’nin farklı versiyonları olarak okunabilir. Filmin merkezindeki etik soru; “İnsanlığınız elinizden alındığında nasıl insan kalırsınız? Muhalefetinizin yıpranmış araçlarını kullanmaktan başka seçeneğiniz yokken, onlar gibi davranmaktan nasıl kaçınırsınız?” gibi sorular ise sanırım yönetmenin kendine sorduğu sorular.

Bu meyanda Hamid’in çöl monologunda karakterleri eleştirdiği anlar özellikle dikkat çekici: tarafsız gözlemci olmakla, geçmişi silmek istemekle, pasif kalmakla suçluyor. Her biri baskıcı bir rejim altında bireylerin sadece hayatta kalmak için değil, aynı zamanda insan kalabilmek için aldıkları farklı stratejileri temsil ediyor zira. Panahi bu sahnede kesintisiz tek çekimle ileri geri pan yaparak üç kompozisyon oluşturuyor ki bence bu sinematik ustalığının zirve anı.

Film aynı zamanda hapishane hakkında bir alegorik eser diyebiliriz: zaman ve hafızanın ürettiği hapishaneler, adamı sakladıkları geniş alet kutusu (Hitchcock’un “Rope” filmini hatırlatan), minibüsün kendisi ve uçsuz bucaksız çöl. Panahi’nin kendisi de bu hapishanelerin hepsinde yaşadı: fiziksel hapishane, ev hapsi, yasaklar ve belki en acısı hafızanın hapishanesi olsa gerek!

“Görünmez Kaza” Mayıs 2025’te 78. Cannes Film Festivali’nin ana yarışmasında dünya prömiyerini yaptı ve eleştirmenlerden büyük övgü alarak Altın Palmiye ödülünü kazandı. Metacritic’te 41 eleştiriden 91 puan alarak son derece yüksek değerlendirilen bir film oldu. Eleştirmenler filmi “harika bir başarı”, “dünya sinemasının en ayırt edici ve cesur figürlerinden birinin bir başka etkileyici serio-komik filmi” olarak nitelendirdi.

Ancak filmin uluslararası serüveni daha da ilginç bir boyut kazandı: Fransa, “Görünmez Kaza”yı 98. Akademi Ödülleri’nde En İyi Uluslararası Film kategorisinde Oscar adayı olarak seçti. İran-Fransa-Lüksemburg ortak yapımı olan film, aynı zamanda En İyi Orijinal Senaryo kategorisinde de aday gösterildi. 83. Altın Küre Ödülleri’nde ise En İyi Film – Drama, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo ve En İyi Yabancı Dilde Film dallarında aday gösterilerek, bu kategorilerde aday olan ilk İran filmi oldu.

İronik ama anlamlı olan ise şu: Kendi ülkesinde film yapması yasak olan bir yönetmen, Fransa’nın Oscar adayı oluyor. Panahi’nin yasaklı sanatçı kimliği, filminin evrensel mesajını güçlendiriyor zira. Her ödül, İran rejiminin yüzüne atılan bir tokat; her alkış, sansüre karşı bir protesto haline geliyor.

“Hediye” Kültürü: İran’da Rüşvetin Kurumsallaşması

“Görünmez Kaza”da dikkat çeken en önemli birinci detay, karakterlerin yolculukları boyunca defalarca rüşvet vermek zorunda kalmaları. Bu tesadüfi bir senaryo tercihi değil; İran toplumundaki derin bir yaraya basılan parmak.

İran’da rüşvet artık “hediye” adıyla kurumsallaşmış ve toplumun her katmanına sızmış durumda. Farsça’da “hediye” kelimesi masum bir anlam taşırken, pratikte rüşvetin örtülü adı haline gelmiş. Din adamları bile hediye ile rüşvet arasındaki farkı tartışmak zorunda kalıyor: hediyede beklenti yoktur, dostluğu artırmak içindir ve açıktır; rüşvet ise bir beklentinin karşılığıdır, hak olmayanı elde etmenin adıdır ve gizlidir. Ancak bu teorik ayrım, gündelik hayatta tamamen bulanıklaşmış durumda.

Ve takdir edersiniz ki İran’da Hayrettin Karaman prototipinde din adamı bulmak hiç de zor olmamış.

Bürokraside, sağlıkta, eğitimde, hatta dini kurumlarda bile “hediye” olmadan iş yürümez hale gelmiş durumda. 2013’teki Reza Zarrab vakası, İran-Türkiye hattındaki rüşvet ağının boyutlarını gözler önüne sermişti: bakanlardan bürokratlara kadar uzanan bir yolsuzluk sistemi. İran’ın çift kurlu döviz sistemi bile aslında imtiyazlı işadamlarına rüşvet karşılığı avantaj sağlayan bir mekanizma olarak işliyor.

Burada asıl trajik olan, adına “İslam Cumhuriyeti” denen bir toplumda rüşvet gibi toplumun ruhunu kemiren ahlaki bir çürümenin artık günah, suç hatta ayıp bile sayılmaması olsa gerek. Sistem o kadar normalleştirmiş ki bu yozlaşmayı, insanlar hayatta kalmak için rüşvet vermeyi bir zorunluluk olarak içselleştirmiş. Panahi’nin filmi tam da bu noktada keskin: karakterler çölde intikam mı yoksa merhamet mi seçeceklerini tartışırken, yolda polise rüşvet vermek durumunda kalıyorlar. Büyük ahlaki kararlar küçük gündelik yozlaşmalarla iç içe geçmiş durumda.

Film bir anlamda şunu soruyor: böyle bir sistemde, işkenceye karşı çıkmak ne anlama gelir? İşkenceci sadece hapishanedeki muhafız değil, rüşvet alan polis, göz yuman bürokrat, susan komşu da değil midir? “Görünmez kaza” kavramı burada ikinci bir anlam kazanıyor: toplumun ahlaki çöküşü de bir kaza gibi sunulur, kimse sorumluluk almaz, herkes “böyle işliyor sistem” der. Ama Panahi’nin kamerası bu masumiyeti yırtıp atıyor.

Öte yandan Türkiye’ye baktığımızda, İran’la şaşırtıcı paralellikler görürüz. Her iki ülke de son yıllarda otoriter eğilimlerin güçlendiği, ifade özgürlüğünün daraldığı, sanatçıların, gazetecilerin, aktivistlerin hedef alındığı toplumlar oldu. Her iki ülkede de rüşvet sistematikleşti, yargı bağımsızlığı tartışmalı hale geldi, geçmişle hesaplaşma engellendi.

Türkiye’de 1980 darbesi sonrası işkence görenler, 1990’larda faili meçhul cinayetlerin mağdurları, 2000’lerde gözaltında kaybedilenler, 2013 Gezi olayları ve 2016 sonrası tasfiye süreçlerinde hak ihlalleri yaşayanlar, hepsi Panahi’nin karakterleri gibi belleklerinde taşıdıkları travmalarla yaşıyorlar. Birçoğu işkencecilerini ses, koku, dokunuş gibi duyularla tanımlayabilir sanırım.

Ancak Türkiye’de de İran’da da adalet mekanizması henüz işlemiyor. Soruşturmalar açılmıyor, açılsa sürüncemede kalıyor, failler korunuyor. İşte “Görünmez Kaza”nın Türkiye için de anlamlı olduğu yer burası: resmi adalet mekanizması çalışmadığında, mağdurlar ne yapmalı? İntikam mı almalı, yoksa insanlıklarını korumalı mı?

“Görünmez Kaza”nın en güçlü mesajı ise şu: işkenceciler kimliklerini ne kadar saklarlarsa saklasınlar, ömür boyu ifşa olma korkusuyla yaşayacak ve eninde sonunda hesap vereceklerdir. Film bunu protez bacağın gıcırtısıyla, bir ses hafızasıyla gösteriyor. İşkenceci yıllardır saklanmış, belki yeni bir kimlik edinmiş, belki de kendini haklı görerek vicdanını susturmuştur belki ama o ses – protez bacağın gıcırtısı – onu ele veriyor.

Bu sadece sinematik bir metafor değil, aynı zamanda hukuki bir gerçeklik de. Türk Ceza Kanunu Madde 94/6, işkence suçundan dolayı zamanaşımının işlemeyeceğini açıkça belirtiyor. Bu hüküm, işkence suçlarının zaman aşımına uğramadan her zaman kovuşturulabileceği anlamına geliyor. İşkence suçu, ciddi insan hakları ihlallerinden biri olarak kabul edildiği için, zamanaşımı işlememesi mağdurların adalet arayışında önemli bir güvence sağlıyor.

Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya sonuçlandırılmamış ise ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir durum. Ancak işkence suçu açısından dava zamanaşımı süresi işlemediğinden, suçun üzerinden ne kadar uzun süre geçmiş olursa olsun yine de soruşturma açılabiliyor. Bu, Nazi savaş suçlularının 70-80 yıl sonra bile yargılanmasının temelindeki prensibin aynısı…

Panahi’nin filmi bu hukuki gerçeğe ruhsal ve duygusal bir boyut ekliyor: işkenceciler sadece yasal olarak değil, psikolojik olarak da asla kaçamazlar. Her protez bacak sesi, her tanıdık koku, her sokak karşılaşması potansiyel bir teşhis anıdır. İşkenceci belki de mağdurdan daha fazla korkuyla yaşar, çünkü her an ifşa olabileceğini bilir. Filmin finalinde, ister affetme ister intikam seçilsin, işkencecinin zaten mahkum olduğu ortaya çıkıyor: kendi vicdanının ve hafızanın hapishanesinde.

Film aynı zamanda kolektif hafızaya güveniyor. Vahid tek başına değil; Shiva, Goli, Hamid – hepsi kendi parçalarıyla bulmacayı tamamlıyor. Bu, Türkiye ve İran gibi toplumların da umudu: bellek silinmez, tanıklıklar birikir, kanıtlar ortaya çıkar. Bugün susturulan sesler, yarının tarihi olacaktır.

Panahi’nin sineması tam da bu yüzden cesaret eylem: her filmi bir tanıklık, her kare bir hafıza işareti. “Görünmez Kaza” sadece bir gerilim filmi değil, aynı zamanda gelecek kuşaklara bırakılan bir belge: işte böyle yaşadık, işte böyle direndik, işte böyle hesap sorduk. Ve en önemlisi: işte böyle insan kalmaya çalıştık.

Bence filmin ana fikri ise şu: Sinema hayatın ta kendisidir!

Hasılı kelam geçmişi yeniden keşfetme, şimdiyi koruma ve bir gelecek hayal etme gücüyle donatılmış olan “Görünmez Kaza” üç şeyi aynı anda yapıyor: hem karakterleri hem yönetmeni hem de izleyicileri için. Ve belki de en önemlisi, işkencecilere şunu hatırlatıyor: Zaman geçse de hesap hep açık kalır!

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

ShareTweet
Previous Post

Filipinler’de Feribot Faciası! 359 Kişiyi Taşıyordu… Ölü ve Kayıplar Var

Next Post

WSJ: Çin ordusunun en kıdemli generali nükleer sırları ABD’ye verdi

Related Posts

Hayalet uzuv: Adalet
Görüş & Analiz

Hayalet uzuv: Adalet

26 Ocak 2026
İspanya futbolunun “dedesi”: Real Club Recreativo de Huelva
Görüş & Analiz

İspanya futbolunun “dedesi”: Real Club Recreativo de Huelva

25 Ocak 2026
Bir ‘halin’ adı olarak Hızır: Carl Gustav Jung ile Henry Corbin arasında
Görüş & Analiz

Bir ‘halin’ adı olarak Hızır: Carl Gustav Jung ile Henry Corbin arasında

25 Ocak 2026
Dilin freni tutmazsa!
Görüş & Analiz

Dilin freni tutmazsa!

24 Ocak 2026
Hızır ilkesi: Kur’an’da zaman, hikmet ve ilahi müdahale
Görüş & Analiz

Hızır ilkesi: Kur’an’da zaman, hikmet ve ilahi müdahale

23 Ocak 2026
Atletico Madrid maçı yerini matematik hesaplarına bıraktı!
Görüş & Analiz

Atletico Madrid maçı yerini matematik hesaplarına bıraktı!

22 Ocak 2026
Next Post
WSJ: Çin ordusunun en kıdemli generali nükleer sırları ABD’ye verdi

WSJ: Çin ordusunun en kıdemli generali nükleer sırları ABD’ye verdi

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter