DAİŞ’e karşı mücadelede yaşamını yitiren Mahir Arpaçay’ın babası Necef Kulu Arpaçay, ‘Acımız da mücadelemiz de ortaktır’ derken, Eylem Ataş’ın abisi Hüseyin Ataş ise Rojava’yla yan yana durma çağrısında bulundu
Duygu Kıt
Rojava’da DAİŞ, HTŞ ve Türkiye destekli çetelerinin saldırıları sürerken dünyanın hemen hemen her kentinde saldırıların bir an evvel durdurulması için dayanışma eylemleri yapılıyor. 2014 yılında da Kobanê, cihatçı çeteler tarafından kuşatıldığında enternasyonal bir direnişe sahne olmuştu. Bu direnişin en önemli parçalarından biri Kobanê’nin savunması ve kurtuluşunda devrimci dayanışmanın gerçekleşmesiydi. Bugün de saldırıların ardından direnişe destek vermek için dünyadaki devrimci kolektiflerin oluşturduğu RiseUp4Rojava ağı, People’s Caravan (Halkların Karavanı) kampanyasıyla Rojava’ya doğru yola çıktı. 2015 yılında DAİŞ’le yaşanan çatışmada yaşamlarını yitiren Mahir Arpaçay’ın (Tamer Arda) babası Necef Kulu Arpaçay ile Eylem Ataş’ın (Cemre Heval) abisi Hüseyin Ataş, gazetemize konuşarak Kobanê’nin yeniden çetelerin saldırısı altındayken dayanışma çağrısında bulundular.
“Yurtsever halkın acılarını paylaşan, onların acılarına ilaç olmaya çalışan bir dost, bir yoldaştı oğlumuz Mahir Arpaçay” diyen baba Arpaçay şunları söyledi:
“Mahir annesi ve babası sebebiyle çok erken yaşlarda mücadele ve cezaevleri ile tanıştı. 2014’ün sonlarına doğruydu Mahir’in gidişi. Kolay değil tabii ki bir baba için, bir yoldaş için bunları anlatmak ama gelecek nesile aktarılması gereken bir mücadeleydi yaşanan. Mahir ailesini çok büyük bir acıyla karşı karşıya getirdi ama pişmanlık duymayacağım bir süreç oldu benim için. Biz aile olarak Kürt halkının acılarına merhem olmaya, ilaç olmaya çalıştık. Yüzlerce, binlerce Mahir’in kanıyla sulanan bir coğrafyadan bahsediyoruz. Biri de benim çocuğumdur, oğlumdur, yoldaşımdır. Bu acı panzerlerin arkasında sürüklenen çocukların acısından farklı bir acı değil bizim için. Bu acı saçı kesilerek katledilen kadınlarımızdan daha fazla değildir.”
‘Görevimiz yan yana olmak’
“Azerilerin Kürtlerle yan yana gelip zulme karşı savaştığı görülmemiş bir şeydi. Mahir Arpaçay bunun mimarıdır” diyen baba Necef Arpaçay, Türkiye sosyalist hareketinin amasız fakatsız olarak Rojava’nın yanında olması gerektiğini söyledi. Arpaçay sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçtiğimiz günlerde katiller, bir kadının saçını keserek medyaya verdiler. Bunlar unutulacak acılar değil. Mahir’in acısı da benim için aynı şeyleri ifade eder. Enternasyonalist dayanışmanın ete kemiğe bürünmüş halidir Mahir Arpaçay. Azeri oluşuyla da farklıdır. Yoksul Kürt halkının acısı da bizimdir, sevinci de bizimdir. Acıyı da ortaklaştıracağız, sevinci de. 70 yaşındayım ama ben de orada olmak, onların acısını paylaşmak isterdim. Ama yürüyecek, koşacak durumumun olmayışının ezikliğini hissediyorum şu anda. Dünyada emperyalizm yeni bir cephe açıyor. Bu krizin faturasını da yoksul halklara kesiyor. Bu nedenle sosyalistlerin, insanım diyenlerin görevi Rojava’nın, Kobanê’nin yanında olmaktır.”
‘Eylem’in çıkışı bir başkaldırı’
Eylem Ataş’ın abisi Hüseyin Ataş da “Kobanê’ye ve Rojava’ya yönelen her saldırı insanlığın geleceğine dönük topyekûn bir yok etme siyaseti yürütüyor” değerlendirmesinde bulundu. Kardeşi Ataş’ın kadınların köleleştirildiği, çocukların katledildiği, halkların yok sayıldığı bir düzenle uzlaşmayı reddederek DAİŞ barbarlığına karşı sosyalist bir bilinçle durduğunu vurgulayan Ataş, “2014’te Kobanê’de kurulan enternasyonal dayanışma, yalnızca askeri bir kazanım değil; emperyalizme, gericiliğe ve faşist barbarlığa karşı insanlığın ortak mevzisiydi. O gün kazanılan şey bir toprak parçasından ibaret değildi; insanlığın karanlığa teslim olmayacağını ilan eden tarihsel bir kopuştu. Bugün bu kazanıma dönük saldırılar, o yenilginin rövanşını alma girişimidir. Eylem Ataş bu direnişin öncülerindendi. Ben onun abisiyim. Türk Yörük kökenli, komünist bir insan olarak çok net söylüyorum: Eylem’in Kobanê’ye ve Rojava Devrimi’ne katılımı bir savaş tercihi değil, sınıfsal ve tarihsel bir saflaşmaydı. Bu reddiye, insan kalmanın en yalın ve en devrimci ifadesiydi” diye konuştu.
‘Her koşulda her yerde dayanışma’
Hüseyin Ataş, bugün direnişe sahip çıkmanın tarihsel ve siyasal bir sorumluluk olduğunun altını çizerek sözlerine şöyle devam etti:
“Bugün Kobanê’ye ve Rojava’ya yönelen saldırı yalnızca HTŞ gibi cihatçı çetelerin saldırısı değildir. Bu saldırı, emperyalist kapitalizmin, Siyonizmin ve Türk faşizminin ortaklaşa yürüttüğü bir tasfiye harekâtıdır. Ama tarih bize şunu gösterdi: Faşizm yenilmez değildir. İspanya’da No Pasarán nasıl bir insanlık haykırışıysa, bugün Rojava’da da aynı sözü söylüyoruz. Eylem’in ve binlerce yoldaşın geleceğimiz için canını feda etmiş olması, bize tarihsel ve siyasal bir sorumluluk yüklüyor. Onlara sahip çıkmak bir tercih değil, bir yükümlülüktür. Ölümsüzlerimizin izinden bu direnişe sahip çıkmak, insanlıktan yana saf tutmanın zorunlu sonucudur.”
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































