Ah Leyla Şahin Usta ah!

Necip F. Bahadır


NECİP F. BAHADIR | YORUM

AKP’li 3 kadın siyasetçi… Tabii densizlik ve şımarıklık sadece onlara mahsus değil. Olaya cinsiyetçi açıdan bakmam söz konusu olamaz. Ama tesadüf, ama tevafuk, denk geldi işte.

Leyla Şahin Usta…

AKP’nin Meclis yöneticisi… 4 dönemdir milletvekili… Tecrübeli bir isim. Eğitimli de aslında. Tıp mezunu… Başörtüsü yüzünden sıkıntılar yaşamış biri. 2004 yılında AİHM’e  dava açtı. Ülke adını ilk kez orada duydu. Bütün muhafazakar kitle arkasında durmuş, elinden geldiği kadar destek vermişti. Başörtüsü yüzünden tıp eğitimini Avusturya’da aldı. İyi de etti…

Ve fakat o masum Leyla Şahin siyasete girdi. AKP’den milletvekili seçildi. Profili de değişti. Fanatik bir partili oldu. Günlük siyasi tartışmalara girdi. O masum ve mazlum günleri unuttu. Zulmün safında hizalandı. Benim gibi nice insana ‘Ahh Leyla!’ dedirtti.

Değer mi siyaset uğruna bu hallere düşmeye? Milletvekilliği nedir ki? Oysa eski Leyla Şahin ne kadar sempatikti, masumluğun simgesiydi. Mazlumluğun ete kemiğe bürünmüş haliydi.

Şimdi mi? Üzerine zulmün kibri düştü. Kibrin, şımarıklığın ve densizliğin timsali oldu. Siyasi tarihi böyle yazacak. Artık eski Leyla Şahin yok…

Meclis’in çatısı altında skandala sebep olan son çıkışı olmasa bu düşüncelerimi yazmayacaktım. AKP’nin Suriye politikaları konuşulurken partinin sözcüsü olarak söz aldı ve aynen şöyle dedi; “Yıllarca, 13 yıl boyunca Suriye’de Müslümanlar katledilirken gıkını çıkarmayanlar bugün ‘Aleviler öldürülüyor’ diye ortalığı ayağa kaldırıyor!” 

Bu cümlenin neresinden tutarsan sakat… Müslüman ile Alevi’yi iki ayrı kimlik olarak zikretmesi başlı başına skandal… Üniversite eğitimi almış biri bunu nasıl düşünemez! Bunun İŞİD zihniyetinden ne farkı var?

Din, mezhep gibi aidiyet ve kimlik söz konusu olduğundan herkes ağzından çıkan söze dikkat edecek. Bir cümle hayatınızı karartabilir. Hele siyasetçiyseniz… Boğazınızın dokuz boğumu da devreye girecek. Sözünüzün muhataplarınızın neresine dokunacağını hesap edeceksiniz. Dilinizin ucuna da gelse, halkı olduğunuzu da düşünseniz, susacaksınız, yutkunacaksınız. Macunun tüpten çıkması gibi eğer kendinize hakim olamadıysanız geçmiş olsun, vay halinize… Meydan tümüyle AKP’ye kaldığı için bu partinin sözcüleri pek pervasız. Medya suskun, muhalefet etkisiz…

Hayır, hiçbiri yanına kar kalmaz. Evet, bugün bir siyasi bedel ödemez. Ama tarihe not düşülür. Günü geldiğinde hesabı sorulur. Türk siyaseti bunun çarpıcı ve acı örnekleriyle dolu… Beni asıl şaşırtan Leyla Şahin Usta’nın söylediği sözün normal ve sıradan olduğunu düşünmesi… En azından münasebetsiz bir ifade olduğunun farkında değil. Bir düzeltme veya revize yoluna bile gitmedi. ‘Ne var bunda…’ diye bakıyor.

AKP ve avanesi farklı mı? Hayır, ‘önüne, arkası ve bağlamına bakmak lazım’ imiş. Neresine bakılırsa bakılsın bu cümle asla hafifletilemez. Hoş görülemez.

Evet, Suriye bir kanlı coğrafya… Sadece belirli gruplara değil, herkes için… Bölgede oluk gibi kanın akmasında AKP politikalarının payı inkar edilemez. Erdoğan’ın suçu ve günahı çok. Her şeyi doğru olsa bile sırf Suriye AKP iktidarını mahkum etmek için yeter. Muradı bu olmayabilir belki. Ama sonuç bu.

Leyla Şahin gibi AKP’li isimlerin Suriye günahı ve suçuyla yüzleşeceği yerde bir de üste çıkmaya kalkmasını kabullenmek mümkün değil. İstanbul sokaklarında, köprü altlarında haraç mezat satılan çocukların bütün vebali AKP’nin omuzlarında… Bu gerçek karşısında Leyla Şahin, – eksik kalmasın ‘Usta’sı da var – nasıl böyle konuşabilir? Siyaset ve parti fanatizmi gözünü kör etmiş, vicdanını karartmış olmalı…

Dünyanın neresinde olursa olsun her ‘sivil katliama’ tepki göstermek gerekmez mi? Savaş ve mücadele silahlı gruplar arasında olur. Kadın, çocuk, yaşlı ve sivilin ne suçu var? Evet, Alevilere dönük saldırılar son günlerde arttı. Şükür ki Türkiye’de bundan rahatsız olanlar var. İtiraz etmek veya karşı çıkmak için aynı dini ve siyasi iklimi paylaşmak gerekmiyor. İnsan olmak yeterli…

Her vicdan sahibi ‘katliam dursun’ der. Leyla Şahin’in ifadesine yansıyan ‘Müslümanlar katledilirken gıkı çıkmayanlar…’ tasnifi de ne demek? Kimmiş onlar? Dilinin altındaki bakla belli… Bilinçaltı patladı. O kişiler şimdi ‘Aleviler öldürülüyor’ diye ortalığı ayağa kaldırıyormuş. Hanımefendi bundan rahatsız…

Bir cümlede ne ararsan var. Skandal bir iki değil. Ayrımcılık söz konusu… Mezhepçilik var. İŞİD zihniyetinin ipuçları mevcut. Beni en çok rahatsız edense dünün masum ve mazlumunun kibri, şımarıklığı ve densizliği… O eski masum yılların hiç mi hatırı yok? Hiç mi bir iz kalmamış? Ah Leyla Şahin ah, o masum halinle sana üzüldüğüm, savunduğum günlere yanıyorum. O masumiyetten böyle bir şımarık ve kibir figürü çıkacağını asla düşünemezdim. AKP baştan sona hayal kırıklığı… Leyla Şahin darbesi daha bir ağır geldi. Beni yüreğimden ve inancımdan vurdu. İnancı delip geçecek kurşun icat edilmemişti. Ta ki Leyla Şahin’in o cümlesine kadar… Bumerang gibi kendini vurdu.

Özlem Zengin…

‘3 kadın’ dedim ama Leyla Şahin aldı götürdü yazıyı… Yaram derin çünkü. Dert oldu bana. Sıradan bir isim değildi. Özlem Zengin’i de hatırlatacaktım. Hani bütçe görüşmeleri sırasında, “Utanmıyoruz… Gurur duyuyoruz!” demişti ya… Utanmazlığın bir itirafıydı bu. Yeğenini ve kardeşini ‘ayrıcalıklı’ kıldı, birini hakim, diğerini başhekim olarak atanmasını sağladı. AKP tarzı torpilin kitabını yazdı. ‘Ahlaksız işlere’ bulaşan kardeşini karakoldan kaçırdı.

O da başörtüsü mazlumlarından… Fakat bugün bir kibir abidesi… Sadece İstanbul’daki konutunda değil, Ankara’da da insanlara tepeden ve yüksekten bakmakta sakınca görmüyor. Allah korkusunu çoktan yitirmişti, kuldan utanmayı da defterinden sildi. Bir insan her ikisini de kaybederse geriye ne kalır ki… Neyse yeri gelir bir Özlem Zengin yazısı yazarız.

Diğer AKP’li kadın bir Meclis üyesi… İstanbul Gaziosmanpaşa’da… Meclis’te emekli maaşları konuşulurken kendi dönemlerinde ‘düşük de olsa emekli maaşlarının düzenli ödendiğine’ dikkat çekmiş Zeynep Vurmaz Yiğit ve “CHP’nin yönettiği dönemde emekliler maaşlarını düzgün alamıyor, aylarca bekliyorlardı…” demiş.

O da başörtülü bir siyasetçi… Eğer siyasi nedenlerden değilse dini hassasiyeti bulunduğunu kabul etmek lazım. Böyle biri bile bile yalan söyler mi? Yalanının yatsıya kadar sürmeyeceğinin farkında değil mi? “Tepesi ayarsız olan bir partinin alt kadrolarından ne beklenir ki?” diyebilirsiniz ama temsil yönüyle ilgiliyim. Üzüntüm buna…

Ah Leyla Şahin ah… Ah Özlem zengin ah… Bugünleri de mi görecektik? AKP sayesinde gördük ne yazık ki… Ankara’ya doğru yürüyüşe geçen Bilal Erdoğan’ın, “Yeniden bu toplumda ‘Dindar insan iyidir’ yargısını güçlendirmek zorundayız.” dediğini okudum.

En azından babasının ülkeyi ne hale getirdiğinin farkında… Dindar insan temsilinin nasıl erozyona uğradığının bilincinde… Leyla Şahin ve Özlem Zengin gibi isimlerin açtığı yaraları sarmak kolay mı? “Dindar insan iyidir!” inşasını dinin altını oyan, dindarlığın içini boşaltan siyasi kadrolar yapabilir mi? Bilal Erdoğan eğer samisiyle önce AKP’nin günahlarıyla yüzleşmeli ve hesaplaşmalı…

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***