• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    Bir ramazan geleneği ortaoyunu “Ödüllü” Müze Gazhane’de

    Bir ramazan geleneği ortaoyunu “Ödüllü” Müze Gazhane’de

    İngiltere’den sosyal medya için yeni yasa değişikliği planı

    İngiltere’den sosyal medya için yeni yasa değişikliği planı

    Araştırma: Kadınlar erkek kardeşlerine benzeyen erkekleri daha çekici bulabiliyor

    Araştırma: Kadınlar erkek kardeşlerine benzeyen erkekleri daha çekici bulabiliyor

    Japonya’da bir kişi belediyeye 21 kilo altın bağışladı

    Japonya’da bir kişi belediyeye 21 kilo altın bağışladı

    Galatasaray'da Osimhen Fırtınası: Yıldız Avrupa’nın Radarında

    Galatasaray’da Osimhen Fırtınası: Yıldız Avrupa’nın Radarında

    Ölümsüz eser 178 yaşında: Uzman isimler Manifesto’yu anlatacak

    Ölümsüz eser 178 yaşında: Uzman isimler Manifesto’yu anlatacak

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Antep’te Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nin kapatılmasına tepki

    Antep’te Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nin kapatılmasına tepki

    DEM Parti İstanbul’dan halk buluşmaları: Bir barış sürecindeysek tecrit neden sürüyor?

    DEM Parti İstanbul’dan halk buluşmaları: Bir barış sürecindeysek tecrit neden sürüyor?

    Cumartesi Anneleri: Taleplerimiz Meclis raporunda yok sayıldı

    Cumartesi Anneleri: Taleplerimiz Meclis raporunda yok sayıldı

    Mehmet Mehdi Ataca 31 yıl sonra tahliye edildi

    Mehmet Mehdi Ataca 31 yıl sonra tahliye edildi

    İşkence beyanını tutanağa geçirmek isteyen avukat serbest bırakıldı

    İşkence beyanını tutanağa geçirmek isteyen avukat serbest bırakıldı

    ÖHD’den birçok kentte açıklama: Kürtçe resmi ve eğitim dili olmalı

    ÖHD’den birçok kentte açıklama: Kürtçe resmi ve eğitim dili olmalı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Güle güle Sepp Abi!

    Güle güle Sepp Abi!

    Necip F. Bahadır

    Rahmetliyi nasıl bilirdiniz?

    ‘Avrupa Fatihi’ olduğunu hatırladı!

    ‘Avrupa Fatihi’ olduğunu hatırladı!

    Ramazan: Kendimizi Allah’a sevdirme ayı!

    Ramazan: Kendimizi Allah’a sevdirme ayı!

    Fidan yoktu, Kalın görünmedi; Türkiye Münih’te kayboydu!

    Fidan yoktu, Kalın görünmedi; Türkiye Münih’te kayboldu!

    İntiharın eşiğine gelmiş bir canın yanında durmak

    İntiharın eşiğine gelmiş bir canın yanında durmak

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    Bir ramazan geleneği ortaoyunu “Ödüllü” Müze Gazhane’de

    Bir ramazan geleneği ortaoyunu “Ödüllü” Müze Gazhane’de

    İngiltere’den sosyal medya için yeni yasa değişikliği planı

    İngiltere’den sosyal medya için yeni yasa değişikliği planı

    Araştırma: Kadınlar erkek kardeşlerine benzeyen erkekleri daha çekici bulabiliyor

    Araştırma: Kadınlar erkek kardeşlerine benzeyen erkekleri daha çekici bulabiliyor

    Japonya’da bir kişi belediyeye 21 kilo altın bağışladı

    Japonya’da bir kişi belediyeye 21 kilo altın bağışladı

    Galatasaray'da Osimhen Fırtınası: Yıldız Avrupa’nın Radarında

    Galatasaray’da Osimhen Fırtınası: Yıldız Avrupa’nın Radarında

    Ölümsüz eser 178 yaşında: Uzman isimler Manifesto’yu anlatacak

    Ölümsüz eser 178 yaşında: Uzman isimler Manifesto’yu anlatacak

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Antep’te Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nin kapatılmasına tepki

    Antep’te Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nin kapatılmasına tepki

    DEM Parti İstanbul’dan halk buluşmaları: Bir barış sürecindeysek tecrit neden sürüyor?

    DEM Parti İstanbul’dan halk buluşmaları: Bir barış sürecindeysek tecrit neden sürüyor?

    Cumartesi Anneleri: Taleplerimiz Meclis raporunda yok sayıldı

    Cumartesi Anneleri: Taleplerimiz Meclis raporunda yok sayıldı

    Mehmet Mehdi Ataca 31 yıl sonra tahliye edildi

    Mehmet Mehdi Ataca 31 yıl sonra tahliye edildi

    İşkence beyanını tutanağa geçirmek isteyen avukat serbest bırakıldı

    İşkence beyanını tutanağa geçirmek isteyen avukat serbest bırakıldı

    ÖHD’den birçok kentte açıklama: Kürtçe resmi ve eğitim dili olmalı

    ÖHD’den birçok kentte açıklama: Kürtçe resmi ve eğitim dili olmalı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Güle güle Sepp Abi!

    Güle güle Sepp Abi!

    Necip F. Bahadır

    Rahmetliyi nasıl bilirdiniz?

    ‘Avrupa Fatihi’ olduğunu hatırladı!

    ‘Avrupa Fatihi’ olduğunu hatırladı!

    Ramazan: Kendimizi Allah’a sevdirme ayı!

    Ramazan: Kendimizi Allah’a sevdirme ayı!

    Fidan yoktu, Kalın görünmedi; Türkiye Münih’te kayboydu!

    Fidan yoktu, Kalın görünmedi; Türkiye Münih’te kayboldu!

    İntiharın eşiğine gelmiş bir canın yanında durmak

    İntiharın eşiğine gelmiş bir canın yanında durmak

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Güncel

Adalet “mükün” temelidir!

SG by SG
29 Ocak 2026
in Güncel, Politika
0
Adalet “mükün” temelidir!


700 yıla yakın ceza istemiyle yargılanan “örgüt lideri” Aziz İhsan Aktaş, 15 korumayla hakim-savcı kapısından mahkemeye girerken, iki dudağı arasından çıkan sözlerle ihbar ettiği yüzlerce seçilmiş belediye başkanı aylardır delilsiz cezaevinde tutuluyor. Silivri’de başlayan bu dava sadece bir yolsuzluk dosyası değil; Erdoğan rejiminin hukuku nasıl siyasal bir silaha dönüştürdüğünün en çıplak örneği.

M. NEDİM HAZAR | YORUM

Durun, başlık yanlış değil, gazetecilerin duruşmayı bekleyen ve 700 yıldan fazla ceza ile serbest şekilde yargılanan Aziz İhsan Aktaş, devletin kendisine sağladığı koruma ordusunun ortasında, bir gazetecinin fikirlerini sorması üzerine “hık mık” diye zorlanarak söylediği cümle bu. Tabloyu daha net görebilmek için, önce kahramanımızın bireysel hikayesine bir bakmamız gerekiyor. İsterseniz bir ara başlık atalım:

Erdoğan yargısının mücessem hali!

Aziz İhsan Aktaş davası, Türkiye’de hukukun nasıl siyasal bir silaha dönüştürüldüğünün en çarpıcı tablosunu sunuyor. Bir örgüt lideri olarak yargılanan bu isim serbest; oysa iki dudağı arasından çıkan sözlerle ihbar ettiği yüzlerce muhalefet mensubu hapiste. 27 Ocak’ta Silivri’de başlayan dava, sadece rüşvet iddiaları değil; rejimin adalet anlayışının sembolü olarak tarihe geçecek.

10 yıl önce Diyarbakır’da sıradan bir işçiyken bugün milyonlarca dolarla oynayan Aziz İhsan Aktaş, Türkiye’de hukukun nasıl siyasetin emrine verildiğinin canlı kanıtıdır. Önceki gün başlayan davada 15 korumayla mahkemeye gelen, hakim ve savcıların kullandığı özel kapıdan içeri alınan bu adam, Türkiye’nin adalet sisteminin nelere dönüştüğünü gözler önüne serdi.

Bir adam yaratmak!

Aziz İhsan Aktaş’ın hikayesi, sıradan bir biyografiden çok, iktidarın “kendi adamı”nı nasıl yarattığının el kitabı gibi okunmalı. 1976’da Diyarbakır Bağlar’da doğan Aktaş, 1998’de Harran Üniversitesi Kimya bölümünden mezun oldu; ilk işi Diyarbakır’da catering ve gıda sektörüydü. Sıradan bir girişimci profili… Ta ki devlet ihalelerinde adı geçmeye başlayana kadar.

Aktaş’ın kontrolündeki Bilginay Gıda ve ona bağlı şirketler ağı, kısa sürede TBMM, Yargıtay, DHMİ gibi devletin en prestijli kurumlarına temizlik-yemek-ilaçlama hizmeti veren bir dev haline geldi. İddianameye göre, önce Diyarbakır-Adana-Adıyaman hattında yerel ihaleler aldı; 2019 sonrası hedef büyüdü: İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve ilçe belediyeleri. 2020’den itibaren İETT, İSFALT, İGDAŞ gibi iştiraklerde milyonlarca liralık sözleşmelere imza attı.

Bilginay şirketi 2007 yılında Antalya’da kuruldu, 2015’te merkezini Ankara’ya taşıdı. İçkale ise 2015’te Diyarbakır’da faaliyete başladı ve zamanla İstanbul ile Ankara’da da etkinliğini artırdı. Türkiye’de bir girişimcinin bu kadar hızlı yükselmesi için iki yol vardır: Ya dünya standartlarında bir hizmet kalitesi sunar ya da iktidarın doğru kolundan tutar. Aktaş’ın tercihi, dosyasına bakıldığında açık.

Enteresandır ki, aldığı ihalelerin neredeyse tamamı devlet ya da AKP-MHP kontrolündeki yerel yönetimlerden geldi. Ancak yerel seçimlerde bu belediyeler muhalefete geçince, Aktaş—muhtemelen bir “akıl tutulması” eşliğinde—CHP’li başkanlarla çalışmaya devam etti. İşin ilginç yanı, yerel seçimlerde muhalefete geçen belediyeler büyük bir idrak sefaletiyle bu adamla çalışmaya devam ettiler. Ancak şimdi ortaya çıkan manzara şudur: Aktaş’a göre tüm rüşvetler muhalefet partilerine verilmiş!

Bu noktada kritik soru şu: Neden sadece muhalefet isimleri ihbar listesinde? Aktaş’ın etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerde, rüşvet verdiğini söylediği tüm isimler CHP’li belediye başkanları ve yöneticileri. İhbar ettiği yaklaşık 400 kişinin arasında tek bir AKP veya MHP mensubu yok! Bu tesadüf olamayacak kadar seçici bir liste; dahası, savcılığın yönlendirmesiyle hazırlandığına dair güçlü işaretler var.

1453 sayfalık itiraf!

Davanın en dikkat çekici unsurlarından biri, Aktaş’ın etkin pişmanlık çerçevesinde sunduğu ifadelerin hacmi. Aktaş’ın savcılığa verdiği tutanak tam 1453 sayfa—İstanbul’un fethinin yıl dönümüyle birebir örtüşen bir sayı. Mahkemece kabul edilen iddianame ise 578 sayfa.

Savcıların bu ezoterik göndermeyi ihmal etmediğini düşünmek paranoyakça gelebilir; ancak Türkiye’nin son on yılına baktığınızda—15 Temmuz’dan sonra “FETÖ itirafçıları”, Gezi davasında “Soros irtibatı”, HDP kapatma davasında “Oslo tutanakları” gibi dosyalarda sembolik rakamların, tarihlerin ve isimlerin nasıl kullanıldığını hatırladığınızda—bu “tesadüf”ün bile kasıtlı olabileceğini düşünmek kaçınılmaz oluyor. 1453, iktidar için bir kuruluş mitolojisi; onu bir hukuk belgesine nakşetmek, “yeniden fetih” anlatısının yargıya da sirayet ettiğinin itirafı gibi okunmalı.

13 Ocak 2025’te gözaltına alınan ve tutuklanan Aktaş, 30 Nisan ve 11 Mayıs tarihlerinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için savcılığa ifade verdi. Bu ifadelerin tutanakları tam 1453 sayfa – evet, İstanbul’un fethine ezoterik bir gönderme yapmayı ihmal etmeyen savcılar, sembolik sayıları bile dikkatle seçmişler.

Aktaş’ın itirafları üzerine yaklaşık 400 kişi ihbar edildi ve enteresandır ki, ihbar edilen kişilerin tamamı muhalefetin isimleri. Aralarında pek çoğu yerel yönetici olan bu isimler arasında Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar bulunuyor.

578 sayfalık iddianamede Aktaş hakkında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, 82 ayrı suç eyleminden dolayı 270 yıldan 704 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat için 415 yıla kadar, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara için 18 yıla kadar, Adana, Seyhan, Ceyhan başkanları için 12’şer yıla kadar ceza isteniyor.

Önceki gün Silivri Ceza İnfaz Kurumu kampüsündeki mahkeme salonunda yaşanan manzara, hukuk tarihine utanç sayfası olarak geçecek nitelikte. Suç örgütü liderliğiyle itham edilen ve dosyada 700 yıla yakın ceza istenen Aziz İhsan Aktaş, 15 kişilik koruma eşliğinde ve adliyenin hakim-savcı kapısından mahkemeye geldi. Oysa aynı duruşmada yargılanan belediye başkanları—halkın iradesini temsil eden, seçilmiş kişiler—tutuklu olarak cezaevinden getirildi ve sıradan sanık kapısından mahkemeye alındı.

Bu görüntünün sembolik anlamını küçümsememek gerek. Aktaş’ın avukatı, müvekkiline yönelik “suikast tehdidi” olduğunu ve korumanın “resmi koruma” statüsünde olduğunu söyledi. Peki suikast tehdidi varsa, neden tutuklu değil? Eğer gerçekten bir tehdit söz konusuysa, en güvenli yer cezaevi olmalı değil mi? Yoksa koruma, başka bir mesajın mı göstergesi: “Bu adam bizim adamımız, dokunulmaz!”

Duruşma bekleme salonunda Aktaş, gazetecilere, “Adalet mü(l)kün temelidir.” dedi. Ancak bu klişe cümleyi bile zorlanarak, tökezleyerek söyleyebildi. O kadar cahil ve birileri adına bu işleri yaptığı belli ki, fikrini soran gazetecilere bu basit cümleyi bile ancak zorlukla söyleyebildi. Bu adam, kendi fikirlerini bile düzgün ifade edemeyen, birileri adına hareket eden bir aktör; ama yine de sistemin merkezinde, koruma altında ve serbest.

Aktaş, ifadelerinin ardından 4 Haziran 2025’te ev hapsi kararıyla tahliye edildi, 22 Ağustos’ta ise ev hapsi bile kaldırıldı. Yani adam tamamen serbest!

Öte yandan, hiçbir delil olmadan sadece bu adamın iki dudağı arasından çıkan sözlerle yüzlerce muhalif belediyeci ve siyasetçi hapiste ve yargılanmaya başladı.

Aktaş dosyasının arka planını anlamak için, Türkiye’nin son iki yılına bakmak gerek. 2024 yerel seçimlerinde İstanbul başta olmak üzere büyük şehirler ve pek çok ilçe muhalefete geçti. AKP-MHP ittifakı, kayyım ataması yapabilmek için “terör bağlantısı” ya da “mahkumiyet” gerekçeleri aradı; ancak CHP’li belediye başkanlarının çoğunun dosyasında böyle bir unsur yoktu. İşte tam bu noktada Aziz İhsan Aktaş devreye girdi.

AKP bu başkanların belediyelerine kayyım atayamadığı için, bazı başkanların hakkında herhangi bir soruşturma bile olmamasına rağmen hapiste tutuyor. Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe bu duruma şahane bir örnek. Bu başkanı hapiste tutarak, belediyeyi fiilen ele geçirmeyi amaçlıyorlar.

2025 yılının başından itibaren, Aktaş’ın ifadeleriyle başlayan operasyonlar dalga dalga geldi. İlk dalga 13 Ocak 2025’te Beşiktaş Belediyesi üzerinden patladı; ardından Mayıs-Haziran aylarında 5 belediye başkanı birden tutuklandı: Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ve Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin. Tümü aynı soruşturma kapsamında, tümü Aktaş’ın ifadelerine dayanarak cezaevine gönderildi.

Daha da çarpıcı olanı, hakkında herhangi bir soruşturma bile olmayan başkanların tutuklanması ve yerlerine kayyım atanması. İçişleri Bakanlığı, tutuklama kararının ardından anında kayyım ataması yaptı; böylece seçilmiş başkan hapsedildi, belediye iktidarın denetimine geçti.

Bu strateji, hukuki bir araç değil; siyasi bir darbedir. Kayyım atayamadıkları belediyeleri, “rüşvet” anlatısıyla hapisle ele geçiriyorlar. Ve bu anlatının tek kaynağı, serbest gezen, VIP muamelesi gören, “adalet mü(l)kün temelidir” diyen bir isim: Aziz İhsan Aktaş.

İki dudak arası adalet!

Dosyaya bakıldığında, Aktaş’ın ifadelerinin dışında somut, bağımsız delil olup olmadığı en kritik soru. Etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerde, hangi belediye yetkilisine, ne zaman, nerede, ne kadar rüşvet verdiğini anlatıyor; banka dekontları, HTS (baz istasyonu) kayıtları gibi teknik veriler sunuyor. Ancak bu belgeler, rüşvet verildiğini değil, para transferi yapıldığını gösteriyor.

Bir işadamının, çalıştığı belediyeye hakediş almak için ödeme yapması veya hediye vermesi, o belediyeyle ticari ilişkisi olan her girişimci için olağan; bunun “örgütlü rüşvet” olarak tanımlanabilmesi için, karşı tarafın da “Ben rüşvet aldım” dediği ya da bağımsız tanıkların doğruladığı kayıtlar gerekir. Muhtemelen, ifadeler HTS kayıtları önlerine konularak yaptırılmış.

Dahası dosyada, Aktaş’ın ifadelerini doğrulayan tek bir belediye yetkilisi veya bağımsız tanık yok. Tam tersine, tutuklanan başkanların tümü suçlamaları reddediyor; avukatlar, “Aktaş’ın ifadeleri çelişkili, tarihlerde tutarsızlık var, bazı iddialarda muhatap kişiler o tarihte o görevde değildi.” diye itiraz ediyor. Ama mahkeme, bu itirazları dikkate almadan tutuklama kararları veriyor; çünkü “güçlü suç şüphesi” için Aktaş’ın iki dudağı yeterli görülüyor.

Duruşmanın ikinci gününde belediye başkanları savunmalarını yaptı. Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin şöyle dedi: “Ben, Adana’nın seçilmiş ilk kadın belediye başkanıyım. Bu makama çalışarak, emeğimle geldim. Kimse bana evimde otururken ‘Gel, belediye başkanı ol’ demedi.”

Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ise Aktaş’ın iddialarının mantıksızlığını şöyle anlattı: “Aktaş, değeri 4 milyon TL olan bir daireyi 20 milyon TL’ye aldığını söyleyerek rüşvet verdiğini iddia etmektedir. Ancak yine Aktaş’ın, babamla ev pazarlığı yaptığını iddia ettiği 25–26 Temmuz tarihlerinde, akrabalarının şirketlerinin belediyeden olan toplam alacağı sadece 1,5 milyon TL’dir. Bir insan 1,5 milyon TL alacağı için 20 milyon TL ödeme yapar mı?”

Bu mantıkla, yarın herhangi bir “itirafçı”, istediği kişiyi ihbar edebilir; dosyaya birkaç dekont, birkaç telefon kaydı ekler, “şu tarihte şu yerde rüşvet verdim” der ve karşı taraf hapse girer. Hukuk bu şekilde işlemez; ama Erdoğan rejiminin hukuku tam da böyle işliyor.

Keşke canlı yayınlansaydı!

Davanın şeffaflık boyutu, iktidarın ikiyüzlülüğünün ayrı bir örneği. Davalar halktan gizlenmeye çalışılıyor. Silivri’deki duruşma salonuna alınan gazeteci sayısı sadece 25 kişi ile sınırlandı. Mahkeme salonu dışında ise, minicik ekran bir televizyonun bulunduğu küçük bir oda tahsis edildi; bu odada gazeteciler duruşmayı canlı izin olarak takip edebildi, ancak görüntü-ses kaydı yapmak yasak. Gerekçe: “Mahkeme düzeni ve güvenlik.”

Gazetecilerin davayı izlemesi için yapılan basın odası. Kayıt almak vs. yasak…

Oysa MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, daha birkaç ay önce, “Bu tür davaların TRT’den canlı yayınlanması gerekir, halk görsün.” demişti. Ancak CHP’nin bu yönde verdiği kanun teklifi, TBMM’de AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Şimdi aynı MHP’nin Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, sanki iktidarda kendileri yokmuş gibi, “Keşke mevzuat müsait olsa da duruşmalar televizyonlarda canlı yayınlanabilseydi. Vatandaş daha çok bilgi sahibi olurdu.” diye suret i haktan görünmeye çalışıyor.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bu ikiyüzlülüğe şöyle yanıt verdi: “Sayın Yıldız, siz o öneriyi reddettiniz. Şimdi ‘keşke olsaydı’ diyerek sureti haktan görünmeye çalışmayın.”

Bu tablo, iktidarın “şeffaflık” söyleminin ne kadar samimiyetsiz olduğunu gösteriyor. Canlı yayın olursa, Aktaş’ın ifadelerindeki çelişkiler, delil yetersizlikleri, mahkemenin tutumu halk tarafından anında görülür; bu da anlatının çökmesine yol açar. O yüzden sadece 25 gazeteci, sadece ekranlı oda, sadece izin—kayıt yok.

Neden bu gizleme ihtiyacı?

Çünkü ortada bir hukuk faciası var. 200 sanığın yargılandığı davada, örgüt lideri diye tanımlanan adam serbest dolaşıyor, koruma ordusuyla geliyor, özel muamele görüyor. Tutuklu belediye başkanları ise aylardır delilsiz, sadece bir ihbarcının sözüne dayanarak cezaevinde tutuluyor.

Siyasal İslam’ın hukuk dili

Aziz İhsan Aktaş davası, Türkiye’de hukukun nasıl bir araç haline getirildiğinin en çıplak örneği. Bu dosyada tartışılan sadece rüşvet, ihale veya yolsuzluk değil; siyasal İslamcı iktidarın adaletle kurduğu ilişki, yani rejimin hukuk anlayışının resmi gecidi. Erdoğan dönemi boyunca gördük: Önce FETÖ (!) itirafçıları, ardından Gezi sanıkları, sonra HDP’li başkanlar… Her seferinde aynı senaryo: Bir “itirafçı” devreye girer, muhalefeti toptan ihbar eder, dosyaya sembolik rakamlar ve tarihler nakşedilir, medya sınırlandırılır, mahkeme “güçlü suç şüphesi” diyerek tutuklama kararı verir. Seçilmişler hapse girer, itirafçı serbest kalır; dahası koruma altına alınır, VIP kapıdan gelir.

Hasılı kelam, Aziz İhsan Aktaş siyasal İslam’ın hukuk anlayışının cisme bürünmüş hali. On yıl önce işçi olan, devlet ihalelerinden zenginleşen, etkin pişmanlıktan yararlanıp serbest bırakılan, 15 korumayla mahkemeye gelen, özel kapılardan girip çıkan, “Adalet mülkün temelidir!” cümlesini bile düzgün kuramayan bu adam, bugün Türkiye’de adaletin nasıl işlediğinin muhteşem sembolü.

Ve evet Aktaş’ın şahsında somutlaşan bu tablo, siyasal İslam’ın hukuk anlayışının mücessem halidir. Hukuk, evrensel ilkelere dayalı, tarafsız bir sistem değil; iktidarın siyasi rakiplerini tasfiye ettiği, belediyelerini ele geçirdiği, halk iradesini çiğnediği bir silahtır. Bu silahın namlularından biri Aziz İhsan Aktaş, diğeri iddianame savcıları, bir diğeri mahkeme heyetleri… Hepsi aynı hedefi vuruyor: Muhalefet.

Bir yanda, halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanları, hiçbir delil olmadan aylardır cezaevinde. Öte yanda, onları ihbar eden, 704 yıla kadar ceza istemiyle yargılanan “örgüt lideri” serbest dolaşıyor, devletin koruması altında.

27 Ocak’ta Silivri’de başlayan dava, hukuki değil; siyasi bir infaz süreci. Seçilmiş başkanlar, iki dudak arasından çıkan sözlerle yargılanıyor; itirafçı, devletin koruması altında dolaşıyor. Medya susturulmuş, şeffaflık engellenmiş, canlı yayın yasaklanmış. Ve üzerine bir de “1453 sayfa” simgeselliğiyle, “yeniden fetih” mitolojisi dosyaya kazınmış.

İşte Erdoğan yargısı: Seçilmişi hapseder, işbirlikçisini korur; delil yerine “itiraf” ister, şeffaflık yerine sansür getirir ve her şeyin üzerine “adalet mülkün temeli” yazdırır. Aziz İhsan Aktaş, bu sistemin mükemmel bir sembolü; çünkü o, ne hukukun öznesi ne de nesnesi—hukuku araçsallaştıran iktidarın berbat bir figüranı.

Adalet mülkün temeli mi?

Bilmem…

Belki öyledir.

Ama Aziz İhsan Aktaş, Tayyip Erdoğan rejiminde adaletin neyin temeli olduğunu dün tüm çıplaklığıyla gösterdi. Ve bu dava, Türkiye’de hukukun artık var olmadığının, yerine “rejimin adalet dili”nin geçtiğinin mücessem halidir.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

ShareTweet
Previous Post

Siber Suçlara Yönelik Operasyon! 200 Şüpheli Yakalandı

Next Post

PlayStation Plus’ın şubat ayı ücretsiz oyunlarından biri sızdırıldı

Related Posts

Bakan Fidan’dan Gazze Barış Kurulu'nda Kritik Mesaj: Asker Göndermeye Hazırız
Güncel

Bakan Fidan’dan Gazze Barış Kurulu’nda Kritik Mesaj: Asker Göndermeye Hazırız

19 Şubat 2026
Antalya’da Kapısı Açık Dairede Facia! Aynur’u Katletti, İntihar Etti
Güncel

Antalya’da Kapısı Açık Dairede Facia! Aynur’u Katletti, İntihar Etti

19 Şubat 2026
Ekrem İmamoğlu’ndan diploma kararına itiraz
Güncel

Ekrem İmamoğlu’ndan diploma kararına itiraz

19 Şubat 2026
İlk kez oy kullanacak gençlerin parti tercihleri belli oldu
Politika

İlk kez oy kullanacak gençlerin parti tercihleri belli oldu

19 Şubat 2026
Ünlülere Uyuşturucu Soruşturması! 4 İsim Serbest, 5 Şüpheli Hakkında Tutuklama Talebi
Güncel

Ünlülere Uyuşturucu Soruşturması! 4 İsim Serbest, 5 Şüpheli Hakkında Tutuklama Talebi

19 Şubat 2026
TR724 HABER
Güncel

Türkiye’de ‘Sultanizmin’ anatomisi

19 Şubat 2026
Next Post
PlayStation Plus’ın şubat ayı ücretsiz oyunlarından biri sızdırıldı

PlayStation Plus'ın şubat ayı ücretsiz oyunlarından biri sızdırıldı

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter