AV. MEHMET TAHSİN | YORUM
Haftalardır beklenen 11. Yargı Paketi teklifi, 27 Kasım 2025 itibariyle TBMM Başkanlığı’na ulaştı. Diğer 10 pakette olduğu gibi bu teklifin altına imzası olan 52 milletvekilinin 40 sayfalık teklif metninde ne yazdığını okumadıklarını söyleyebilirim ama ispatlayamam!
Teklif, 38 maddeden oluşuyor ve 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi doğrultusunda hazırlanmış. Kağıt üzerinde amaç, suçun önlenmesi, caydırıcılığın artırılması, trafik ve bilişim suçlarıyla mücadele, toplumsal huzur ve infaz sisteminde eşitlik gibi alanlarda düzenleme yapmak. Paket, genel af niteliğinde değil; koşullu salıverme ve infaz indirimi odaklı bir reform paketi olarak tanımlanıyor. Kamuoyunun, “Hırsızları, uyuşturucu satıcılarını vs. bırakıyorsunuz!” tepkisinden çekildikleri için iktidar temsilcileri bu paketin ‘af’ çalışması olmadığı üzerinde özellikle ve ısrarla duruyor…
İktidar, pandeminin etkilerini azaltmak için 2020’de yürürlüğe giren 7242 sayılı kanunla, cezaevlerinde bulunan adli suçlulara ‘kovid izni’ vererek tahliye etti. O düzenleme ile bugüne kadar (28 Kasım 2025 itibariyle) tahliye edilen mahpus sayısı, resmi raporlara göre yaklaşık 100 bin olarak tahmin ediliyor. Bu rakam, izinle salıverilenler, erken denetimli serbestliğe geçenler ve koşullu salıverme yoluyla tahliye olanları kapsıyor. Bugün salgın yok ama o gün pandemi nedeniyle verilen izin pandemiden bağımsız olarak ‘örtülü affa’ dönüştü.
Şimdi Meclis’te olan 11. Yargı Paketi kanunlaşırsa, 2020’de yürürlüğe giren pandemi düzenlemesindeki eşitsizlik (o gün 31 Temmuz 2023 öncesi suç işleyen ama cezası kesinleşmeyenler kapsam dışı kalmıştı) giderilmiş olacak.
Yargı paketinin asıl amacı, kenar süsü olarak konulan düzenlemeleri saymazsak cezaevlerini boşaltmak. Teklifin yasalaşması ile ilk anda 55 bin, kademeli olarak yaklaşık 115 bin kişi cezaevlerinden tahliye edilecek. Halihazırda 305 bin kapasiteye sahip cezaevlerinde yaklaşık 430 bin mahpus bulunuyor. Yani kapasitenin yüzde 40 üzerinde. Kalabalık koğuşlar, özellikle sıcak yaz aylarında tam anlamıyla birer işkencehaneye dönüşüyor.
Bu pakete konu olan infaz düzenlemesinin halen Öcalan’la yapılan müzakerelerle ilgisi yok. Yani cezaevlerindeki PKK’lıları kapsamıyor. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, onların, şu an itibariyle çalışması tamamlanmış olan bir sonraki pakette yer alacağını söyledi. Saray’dan sızan bilgilere göre sadece PKK’lıları kapsayan bir düzenleme olması bekleniyor.
- YARGI PAKETİYLE KİMLER SERBEST KALACAK?
Önceki infaz düzenlemelerinin hepsinde ‘terör suçları’ istisna tutulduğu için, hapisteki siyasi suçlular, gazeteciler ve Gülen Cemaati mensupları tahliye edilmemişti. Şimdi Meclis’te olan 11. Yargı Paketinde de aynı istisnalar yer alıyor. Ama cinayetten, adam yaralamadan, tecavüzden, uyuşturucudan, gasptan, hırsızlık veya dolandırıcılıktan içeride olanlar infaz indiriminden yararlanıp serbest kalacaklar.
Bu kadar mı? Hayır…
Cezaevlerinde ‘masum’ insanlara yer açmak için çıkarılan örtülü af, deprem davalarını bile kapsıyor. Yeni düzenlemeye göre 12 yıl hapis cezası alanlar, sadece 3 yıl yatacak. Düzenlemeye göre istismar, tecavüz dosyaları tamamı kapsam içerisinde!
Peki kimler kapsam dışı? Sadece terör ve örgütlü suçlardan hapiste bulunanlara ‘af’ yok! Kermes düzenleyen ev hanımları, 70-80 yaşından sonra ‘terör örgütü üyeliği’ suçlamasıyla hiçbir somut delil olmaksızın tutuklanan ihtiyarlar, 15-16 yaşında ‘darbeden’ tutuklanan askeri öğrenciler, köşe yazısı yazan gazeteciler, iktidarı eleştiren yazarlar…
Mesela, 3 yıldır veremle mücadele eden 4 yaşındaki Melih Selman’ın anne ve babası Melek ve Yusuf Tekin, beşizlerin anne ve babası Nurcan ve Abdülkadir Arslan, 8 ve 11 yaşlarındaki iki çocuklarını geride bırakıp cezaevine giren 7 aylık hamile Nazife Karakoç ve eşi serbest kalmayacak.
Bir dönem Zaman Gazetesi’nin de genel müdürlüğünü yapmış, emekli öğretmen 88 yaşındaki Uğur Öztaş, koğuşta bayılarak düşen Köfteci Abdullah Amca da hapiste kalmaya devam edecek.
Kendilerine verilen emri yerine getirmekten başka suçu olmayan, eline silah almamış kursiyer teğmenler, harp okulu öğrencileri ve erler de tahliye olmayacak.
Bunun yerine bir kısmı artık ‘suç makinası’ haline gelmiş on binlerce adli suçlu, cezaevlerinde birilerine yer açmak adına salıverilecek.
Halbuki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yıllar önce, “Devlet kendisine karşı işlenen suçları affeder, kişilere karşı işlenen suçları değil!” diyordu.
Haklıydı da… Devlet kişilere karşı işlenen suçu nasıl affedebilir? Peki o halde, paket üstüne paket çıkararak, kişilere karşı ağır suçlar işleyen adli suçlular neden bırakılıyor? Bu ne perhiz, ne lahana turşusu!
Antalya Cezaevi’nde yatan Şeyma Aslan’ın, “Baba sen 7 yıl yoktun, şimdi annem tutuklandı. Artık kendimi bıçaklamayı düşünüyorum!” diyen 11 yaşındaki oğlunun sözleri bir ok gibi sinelerimize saplandı.
Anne babaları Edirne’de tutuklandıktan sonra mahkeme kapısında birbirlerine yaslanıp, “Abi, gördün mü bak… Anne-babamız yine tutuklandı, çekirdek ailemizden sadece ikimiz kaldık.” diyen 8 yaşındaki kız çocuğunun ağlamaları ciğerimizi dağladı.
Yine Edirne’de yakalanıp tutuklanan beşizlerin jandarma aracı içindeki ağlamaları yüreği parçalanmadan sonuna kadar izleyebilen kaç kişi var?
Bu ağlamalar yaklaşık 10 yıldır her şehirde, her mahalleden on binlerce haneden yükseliyor, yükselmeye devam ediyor. Kimse ‘ben görmedim duymadım’ diyemez; herkesin haberi var. Çünkü yıllardır komşuluk yaptıkları, çocuklarını gözleri kapalı emanet ettikleri insanlardan yükseliyor bu feryatlar.
Nesli tükenen erkek kauai kuşunun dişisine seslenişi ‘sahipsiz kaldı’ diye ağlayan Emine Erdoğan Hanımefendi bu sesleri duymuyor mu? Bugün ‘terörist’ yaftası yapıştırdıkları öğretmenlere, geçmişte çocuklarını teslim etmek için yarışan siyaset erbabı görmüyor mu? Ellerindeki medya mecralarından sabah akşam kara propaganda ve iftira yayınları yapan gazeteciler bilmiyor mu?
TÜRKİYE BİR HUKUK DEVLETİ Mİ?
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un, guguklu saat gibi belli aralıklarla ortaya çıkıp “Türkiye bir hukuk devletidir!” demesiyle hukuk devleti olunmuyor! AİHM’in arka arkaya verdiği yüzlerce ihlal kararında üzerine basa basa ifade ettiği, “ByLock, Bankasya, dernek ve sendika üyeliği, SGK kaydı, gazete aboneliği gibi uydurma gerekçelerle insanları cezalandırarak “kanunsuz suç olmaz” ilkesini ihlal ediyorsunuz!” demesine rağmen aynı gerekçelerle kitlesel tutuklamalar devam ediyor. Bu iktidarın mesleğe aldığı hakimler, savcılar “AİHM kararları beni bağlamaz!” diyebiliyor…
Esasında bu tür paketler, hiçbir somut delile dayanmayan soruşturmalar, tutuklamalar ve mahkumiyetler Türkiye’nin Hukukun Üstünlüğü Endeksinde neden 10 yılda 38 sıra geriye düştüğünün de cevabı… 2025 Hukukun Üstünlüğü Endeksinde Türkiye, 143 ülke arasında 118. sıraya geriledi. İşte bu ve benzeri haktan, hukuktan, adaletten yoksun paketler ve soruşturmalar/tutuklamalar yüzünden Türkiye son 10 yılda 38 sıra daha geriye düştü…
Ama iktidar temsilcilerine sorarsan bu dibe vurmanın sebebi ‘dış güçler’…
Yerseniz tabi…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***







































