MANİSA – DBP Eş Genel Başkanı Bayındır, barış için herkesin mücadele etmesi gerektiğini vurgulayarak, “Halkımıza, 52 yıldır yitirdiğimiz canlarımıza ve zindanlarda her tülü zulme uğramış yoldaşlarımıza laik olabilecek bir mücadele hepimizin sırtındadır” dedi.
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Manisa’ın Yunusemre ilçesinde düzenlenen halk buluşmasında yurttaşlarla bir araya geldi. Manisa Baro Binası’nın konferans salonunda gerçekleştirilen buluşmaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Manisa yöneticileri ve ilçe örgütleri, DBP Ege ve İzmir İl Temsilcileri, DEM Parti PM üyeleri eşlik etti. Buluşmanın gerçekleştirildiği salonda “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı etrafında kenetleniyoruz” yazısı yansıtılırken, buluşmaya Barış Anneleri’nin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.
Buluşmada konuşan Keskin Bayındır, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekerek, “Bir yıldır bizler açısından önemli bir süreç yürüyor. Bizler de 1 yıldır bu sürecin hem takipçisi hem emekçisi olmaya çalışıyoruz. Sayın Öcalan’ın da ifade ettiği Barış ve Demokratik Toplum Sürecinden sonra önemli gelişmeler yaşanıyor. Büyük bedeller ödeyerek mücadelemizi bugüne kadar taşıdık. Dolayısıyla bugün artık bu çağrının, Barış ve Demokratik Toplum Çağrı’sı olmasının büyük bir önemi var. Artık kimsenin Kürt’ün kimliğini, kültürünü ret edemeyeceği bir noktaya taşıdık. Sayın Öcalan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı yaparak mücadelemizi anayasal temelde sürdürebileceğimizi ifade ediyor. Biz bir yıldır bu mücadeleyi bu şekilde yürütmeye devam ediyoruz. Bu 1 yıllık gelişmeleri ortaya çıkaran faktörler neydi? İktidarın, muhalefetin fikrini değiştiren neydi? Biraz anlamamız gerekiyor. Bu bir yıllık süreç Ortadoğu’da ve küresel değişikler sonucu ortaya çıktı. Halbuki bu 1 yılı ortaya çıkaran temel güç bizim on yıllara varan mücadelemizdir. Elbette ki bölgesel gelişmeler bu sürecin bir parçasıdır. Ama süreci ortaya çıkaran esas gerçeklik budur” dedi.
‘BARIŞI İSTEYEN MİLYONLARCA İNSAN VAR’
Abdullah Öcalan’ın bölgesel ve küresel değişiklikleri çok iyi okuması sonucu çatışmasız bir seçeneği ortaya koyduğunu ifade eden Bayındır, “Bunun ismini de Barış ve Demokratik Toplum mücadelesi olarak ifade etti. Bir seçenek daha var. Belki çok daha kanlı bir seçenek devrede tutulması gerekiyor. Ortadoğu’dan Türkiye’ye kadar her yerin savaşla düzenleneceği bir çözümsüzlük yolu. Ama sayın Öcalan yasal ve anayasal mücadeleyi esas kılarak önümüzdeki yolu çizmiştir. Biz bunun her yere ulaşması için 1 yıldır çabasını yürütüyoruz. Bu mesele tek başına Kürt halkının meselesi değildir, olmamalıdır da. Bu tarihi değerdeki meseleler tek başına Kürt halkının meselesi değil bütün kesimlerin meselesidir, öyle olması gerektiğini savunuyoruz. Çünkü barış, diyoruz. Hak diyoruz. Fakat başta muhalefet partisi ve sivil toplum örgütleri olmak üzere savaşsız ve çatışmasız geçen bu bir yılı bile savaş ve çatışmaya sürdürmek isteyen bir kesimin saldırıları altındayız. Ürettikleri sadece düşmanlık politikaları. Siyasal olarak zenginleşmelerinin arkasında bu gerekçe yatıyor. Bu kesimler bu sürecin akamete uğraması için elinden gelen her türlü çabayı sarf ediyor. Maalesef ki ellerinde de ciddi argüman var. Basının büyük bir kısmı ellerinde. Biz Türkiye ve Kürdistan’da il il, ilçe ilçe süreci tartışıyoruz. Fikir alışverişinde bulunuyoruz. Ve şunu gördük; barışı isteyen milyonlarca insan var. Neredeyse 85 milyonun tamamı sürecin başarıya ulaşmasını istiyor. Herkes bu konuda hemfikir. Fakat sesimiz hala sessiz çıkıyor, cılız çıkıyor. Burada bize bir yükümlülük düşüyor. Çünkü acıları yaşayan, bedel ödeyen, direnen, her türlü cefayı çeken bizleriz. Böylesi bir süreçte en çok sözü, eylemi olması gereken halklar olmalı, sizler olmalısınız, Kürdistan halkı olmalı” diye kaydetti.
‘HER TÜRLÜ İNKAR POLİTİKASI DENENDİ BAŞARILI OLMADI’
Bayındır, 200 yıldır her türlü asimilasyon, inkar politikasının denendiğini ama sonuç alınmadığını hatırlattı. Süreci siyasi hesapları için heba etmek isteyen kesimleri işaret eden Bayındır, “3-5 milliyetçi kesimin oyunu almak için hesap yapan partiler var. Fakat bizim sorumluluğumuz da var. Bu kesimleri hakikatle buluşturma sorumluluğumuz var. Bu sürece karşıtlık yapanları en zayıf haline düşürerek, barış, eşitlik yanlılarını büyütmek gibi bir sorumluluğumuz var. Önümüzdeki süreç çok ciddi imkanlar vermiştir, vermektedir. Gönlü ve gözü bize kapalı olan, kenti, sokağı bize kapalı olan yerler bize açılmıştır. Bu Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan sayesinde olmuştur. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı barış için, özgürlük için bir vicdan çağrısıdır. Dolayısıyla bu çağrı hepimizedir. Kadınlaradır, gençleredir, 7’den 70’e herkesedir. Nerede olursak olalım, görevimiz ne olursa olsun bu çağrıyı vicdanda yer edindirelim. Bunu Türkiye’nin her sokağına, köyüne, kentine örgütlemek, bu sürece destek verecek yoldaşlarımızı bulmak bizim sırtımızdadır. Yüksek moralle, keyifle 52 yıldır amansız bir şekilde yürütülen mücadelenin boş gitmemesi için hepimize bir vicdan çağrısıdır. Yüz binlerce yurttaşımız yaşıyor Manisa’da. Her birine ulaşmamız gerekiyor. Herkesi bu sürecin destekçisi, emektarı, öncüsü kılmak bizim sorumluluğumuzdadır. Sayın Öcalan bu kadar kıt imkanlara rağmen, 2 saatlik görüşmelerle Kürt halkının 52 yıllık mücadelesini yasallığa kavuşturmanın çabası içindedir. Bunu eşitlik isteyen milyonların gücüne dayanarak yapmaktadır. Bize güvenmektedir. Biz bu süreci uzaktan izleyen, ‘acaba iktidar ile İmralı arasında ne oluyor?’ diye uzaktan izleyen olmamalıyız. Bizlere düşen de halklarımızı, Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ekseninde harekete geçirmektir. Bu 1 yıllık süreç içerisinde halk buluşmaları yaptık, böylesi tartışmalar yürüttük. Bu sürece karşı sorumluluğumuz yeterli düzeyde değildir. Bu süreci başarıya ulaştırmak önümüzde bir görev olarak durmaktadır. Biz bunun çabasını nasıl vereceğiz? Bunu biraz tartışalım. Vicdanımıza hesap verelim. Halkımıza, 52 yıldır yitirdiğimiz canlarımıza ve zindanlarda her tülü zulme uğramış yoldaşlarımıza laik olabilecek bir mücadele hepimizin sırtındadır” diye konuştu.
‘ÖCALAN’IN TEK MUHATAP OLDUĞU DÜNYAYA DUYURULDU’
Meclis’te kurulan komisyonun Abdullah Öcalan’a gerçekleştirdiği ziyareti anımsatan Bayındır, bu ziyaretle Abdullah Öcalan’ın tek muhatap olduğunun dünyaya duyurulduğunu belirtti. Bayındır, “Bundan sonraki süreç yasal ve anayasal değişikliklerin sağlanması gerektiği sürecin içine giriyoruz. Kürt’ün dilinin yasaklanmaktan çıktığı, iradesine kayyım atanmayacağı, cezaevindeki siyasi tutsakların serbest kalacağı, sürgündeki arkadaşlarımızın yurtlarına geri döneceği ve yerel demokrasinin güçleneceği bir sürece giriyoruz. Kürt’ün statüsünü garanti altına alacak bir mücadele döneminin içine girdik. Sayın Öcalan bu aşamayı 2’nci aşama olarak ilan etti. Dünyada hiçbir iktidar, mücadele eden kesime haklarını kendisi teslim etmemiştir. Biz bugüne kadar ne kazandıysak mücadele ederek kazandık. İktidar üzerinde, demokratik baskı, hak baskısı sonuç yaratacaktır. Tekrar altını çizmek istiyorum; nerede olursak olalım her birimiz gücümüzün yettiğince bu sürecin bir parçası olalım. Bu süreci en doğru kaynaklarından takip edelim, izleyelim. Bu süreci zehirlemek isteyen, basın kurumlarından tutun gazetecilere kadar birçok kesim bu süreci bozmak istemektedirler. Bunlar tek bir merkezden yönetiliyor. Televizyon ekranlarında gece gündüz bunlar konuşmaktadırlar. Sayın Öcalan olmadan sayın Öcalan tartışılıyor. DEM Parti olmadan milletvekillerimiz tartışılıyor. Dolayısıyla bu kesimler karşıtlıkları büyütmek istiyor. Buna karşı en etkili yol partimizin basın yayın organlarını takip etmek önemlidir” dedi.
‘KÜRTLER ONURLU BİR YAŞAMA KAVUŞACAK’
Kürtlerin inkarından vazgeçildiğini dile getiren Bayındır, şunları söyledi: “Ama şunu diyorlar; ‘Kürtler vardır ama biz önderini kabul etmeyiz. Kürt’ün dili vardır ama biz onu eğitim dili kabul etmeyiz.’ İki insanımız arasında ayrıştırma yaratmak isteyen her mecrada bunlar çalışmakta. Bunun bilincinde olarak kendi tutumumuzu ifade eden bu süreci birlikte inşa edelim. Önümüzde tarihi bir imkan durmakta. Sayın Öcalan 10’uncu defadır böyle bir süreç işletiyor. Bizim mücadelemiz öyle bir noktaya gelmiş ki biz bu süreci başarıya ulaştırabiliriz. Kürtler, 4 parça Kürdistan’da onurlu bir şekilde yaşayan bir geleceğe kavuşacak. Toplum olarak yeter ki bu sürece inanalım.”
Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***








































