İSTANBUL – Savaşsız bir gelecek için silaha “hayır” dediklerini ve çözüm önerilerini komisyona sunmak istediklerini belirten vicdani retçi Şendoğan Yazıcı, “Vicdanın sesi susturulursa barışın yolu da tıkanır” dedi.
Kürt sorunun demokratik çözümü için Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, farklı kesimlerin görüş ve taleplerini dinlemeye devam ediyor. Savaşa karşı çıkan vicdani retçiler de komisyonun kendilerini dinlemesini istiyor. Vicdani retçi Yavuz Atan ve Şendoğan Yazıcı, 24 Ağustos’ta komisyonun kendilerini dinlemesi için başvuruda bulundu.
TÜRKİYE’DE 450 VİCDANİ RETÇİ
Türkiye’deki yaklaşık 450 vicdani retçiden biri de Şendoğan Yazıcı. 2010 yılında İstanbul’daki Harbiye Orduevi’nde vicdani ret kararını açıklayan Yazıcı (51) hakkında en az 15 dava açıldı. Açılan davalar kapsamında da 5 ay 18 gün hapis cezasının yanı sıra 36 bin 500 TL idari para cezası verildi.
Şendoğan Yazıcı, başvuru nedenlerine dair ajansımıza konuştu.
SAVAŞ KARŞITI BİR MÜCADELE
Türkiye’de vicdani ret hareketinin, dünya çapındaki savaş karşıtı mücadelenin bir parçası olarak geliştiğini belirten Yazıcı, yüzlerce kişinin “askerlik yapmayacağım” diyerek bu cesur duruşa katıldığını söyledi. Yazıcı, “Yıllardır mahkeme salonlarında ve cezaevi koridorlarında yankılanan sözümüzü şimdi Meclis’te dile getirmek istiyoruz” dedi. Yazıcı, Türkiye’nin, vicdani ret hakkını yasal olarak tanımayan nadir ülkelerden olduğunu anımsattı.
‘ÖLÜME TERK EDİLİYORUZ’
Vicdani retçilerin yaşadığı sorunlara dikkati çeken Yazıcı, vicdani retçilerin askerlik yapmayı reddettikleri için adeta “sivil ölüme” terk edildiğini vurguladı. Yasa uyarınca yoklama kaçağı veya bakaya durumundaki kişilerin sigortalı bir işe alınmasının yasak olduğunu dile getiren Yazıcı, “Bu kişileri istihdam eden işverenler de hapis cezasına varan yaptırımlarla tehdit ediliyor. Sonuç olarak vicdani retçiler kayıtlı ve güvenceli işlerde çalışamıyor, sosyal haklardan mahrum biçimde güvencesiz işlere itiliyor. Polis kontrolünde yakalandıklarında ise haklarında tutanak tutularak idari para cezası kesiliyor; bu tutanaklar tekrar ceza davalarına dönüşüyor. Defalarca yargılanmamak için vicdani retçiler seyahat etmekten, kimlik göstermeyi gerektiren otellerde konaklamaktan dahi kaçınmak zorunda kalıyor. Ödenmeyen para cezaları yüzünden çoğu zaman banka hesaplarına bloke konuyor; birçok retçi kendi adına hesap açamadığı için maaşını başkalarının hesabı üzerinden almak zorunda kalıyor, kredi çekemiyor, vize işlemlerini yapamıyor” diye belirtti.
‘DIŞLANIYORUZ’
Dışlama ve baskı politikalarının vicdani retçileri toplum içinde görünmez kıldığını anımsatan Yazıcı, “Örneğin Savunma Bakanlığı, askerlik yapmamış kişiler için özel şirketlere gönderdiği yazılarda, bu kişilerin en kısa sürede askere gideceklerine dair bir form imzalamalarını; imzalamazlarsa işten çıkarılmalarını istiyor. Elbette hiçbir vicdani retçi böyle bir taahhüt imzalamıyor ve sonuçta işini kaybediyor. Çalışma hakkının ve seyahat özgürlüğünün böylesine engellenmesi gibi ihlaller bir araya gelerek, ‘sivil ölüm’ denilen toplumsal tecridi doğuruyor” ifadelerini kullandı.
‘SUÇLU DEĞİLİZ’
Vicdani retçilere yönelik yıllardır uygulanan bu hukuksuzluğun son bulmasının basit bir yasal düzenlemeyle çözülebileceğine işaret eden Yazıcı, “Uluslararası insan hakları normları ve AİHM kararları bu hakkın tanınmasını emrediyor. Anayasa’da da vicdani reddi engelleyen hiçbir hüküm yok. Yani askerliğe alternatif sivil hizmeti de içeren bir vicdani ret yasası çıkarmamak için hukuken bir mazeret bulunmuyor. Avrupa Konseyi de Türkiye’yi yıllardır bu konuda uyararak somut adımlar atmasını istiyor. Kısacası, çözüm siyasi iradeye bakıyor. ‘Kardeşlik ve demokrasi’ şiarıyla yola çıkan bir komisyonda, yurttaşların ‘öldürmeyi reddediyorum’ diyebilme hakkı savunulmadan kalıcı barıştan söz edilemez. ‘Birini öldürmek istemiyorum demek çok kıymetli’ diyor bir vicdani retçi. Vicdanının sesine uyarak silah tutmayı reddeden insanları suçlu değil, bu ülkenin geleceğinin yapı taşları olarak görmek gerekiyor” diye belirtti.
‘VİCDANIN SESİ SUSTULURSA BARIŞIN YOLU TIKANIR’
Komisyonun vicdani retçilerin taleplerine kulak vermesi gerektiğini dile getiren Yazıcı, şöyle devam etti: “Yaşadıklarımızı ve çözüm önerilerimizi paylaşmak üzere bizler her an hazırız; çünkü vicdanının buyruğuyla hareket edip silaha ‘hayır’ diyen insanlar olarak, çocuklarımıza savaşsız ve özgür bir gelecek bırakmak istiyoruz. Eğer gerçekten silahların sustuğu, barışın hüküm sürdüğü bir Türkiye hayal ediyorsak ‘vicdanım el vermiyor, askere gitmeyi reddediyorum’ diyenlerin sesi artık duyulmalı. Unutmayalım: Vicdanın sesi susturulursa barışın yolu da tıkanır.”
MA / Esra Solin Dal
Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***