HABER-YORUM | SEVİNÇ ÖZARSLAN
Meslektaşları, İstanbul Cihangir’deki evinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden gazeteci-yazar Ahmet Sever’in ‘kırgın ve yalnız’ öldüğünü söylüyor. Haklılar.
12 yıl boyunca 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün medya ve iletişim danışmanlığını yapan Ahmet Sever, evet kırgındı.
Bu kırgınlığı sadece Gül ile geçirdiği yılları anlatan “İçimde Kalmasın-Tanıklığımdır” anı kitabı nedeniyle, cumhurbaşkanlığına hakaret başta olmak üzere açılan davalar yüzünden değildi.
Türkiye’de yapılan gazeteciliğe kırgındı Ahmet Sever. Bu ülkenin basın tarihi adına kırgındı, hukuk devleti adına kırgındı.
O kadar tecrübeli bir gazeteci olmasına rağmen son yıllarda yazdığı birkaç köşe yazısı dışında mesleği adına hiçbir şey yapmadı Belki de yapmak istemedi.
Gerçekleri yazmaya kalksa, ya kendisinin ya da kalem oynattığı platformaların başına bir şey gelmesinden korktu. Susmayı tercih etti.
Çünkü yazdığı kitap yüzünden 2015’ten bu yana trollerin hedefi olan Ahmet Sever hakkında da 15 Temmuz’dan sonra ‘fetö’ soruşturması da açıldı.
Çoğu kişi bunu bilmez. Çok fazla gündeme gelmedi, belki de getirilmedi.
Ahmet Sever, İstanbul’da görülen ilk mahkemede yaptığı açıklama, 21 Aralık 2018.
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Muhammet Akçaer, 2018 yılında Sever’i silahlı terör örgütüne üye olmakla suçladı. Düşünebiliyor musunuz? Yıllarca Cumhurbaşkanı’nın danışmanı olarak çalış, sonra seni terörist ilan etsinler. Savcı ilk başta soruşturmaya gizlilik kararı getirdi ama Sever hangi “terör örgütü” olduğunu tahmin etmişti.
2015 yılında verdiği bir röportajda, daha ortada Gülen cemaati soruşturmaları yokken “Beni bile paralelci ilan ettiler” demişti.
Soruşturmanın delil yetersizliğinden takipsizlikle sonuçlansa da Ahmet Sever’e karşı da, sırf onu susturmak, sindirmek için ‘Bu da terörist’ taktiği kullanıldı. Çünkü Erdoğan’ın işine gelmeyen tanıklıklarını yazmıştı.
NEDEN OLMAMIŞ GİBİ DAVRANILIYOR?
İktidarın bunu yapması çok şaşırtıcı değil. Asıl ilginç olan Sever’in vefatından sonra arkadaşlarının yazdığı yazılarda, çekilen vefa-veda videolarında bu konuya hiç değinilmemesi.
Bütün arkadaşları onun ne kadar iyi bir gazeteci olduğunu, zerafetini anlatıyor, insani yönlerine vurgu yapıyordu. Ancak biri de çıkıp ‘Ona bile fetö soruşturması açıldı’ diye yazmıyor.
‘Savcı’ itinasıyla olayı kamuoyundan gizliyorlar, hiç olmamış gibi yazıp çiziyorlar. Soruşturmanın takipsizlikle sonuçlanması bir şey ifade etmez.
Biraz daha detaylandıralım. Sever hakkında soruşturma açılmasının nedeni Z.A. isimli bir kişi tarafından gönderilen bir ihbar maili idi. O mailde şu ifadeler yer alıyordu:
“Avrupa ülkelerinde, ülkemiz aleyhinde konuşmalar yapan özellikle gurbetçilerimizin yoğun olduğu bölgelerde sistematik, gerginlik oluşturacak kışkırtma hezeyan sergileyen terörist Can Dündar hakkında fotoğraftaki Ahmet Sever suçluyu övme, suçlu hakkındaki kamuoyu oluşturma, yargıyı etkileme girişiminde bulunmuştur.”
Özeti Sever, Can Dündar’ı adliyeye desteklemeye gittiği için ‘fetöcü’ olmakla suçlanıyordu. Dündar veda yazısında bu konuya hiç değinmedi.
Ruşen Çakır, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olarak ABD’ye yaptığı son ziyarette Ahmet Sever’le birlikte Gül’ün New York’taki Rumi Foundation’a yapacağı ziyareti nasıl engellediklerini anlatıyordu. İlk defa açıkladığı bu anekdotla gurur duyuyordu.
Ama demiyor ki, ‘Buna rağmen yine terörist diye hakkında soruşturma açıldı.’ Demiyor, diyemiyor. Dese, ‘fetö’ soruşturmalarının meşru olmadığını sorgulamış olacak.
Ahmet Sever artık yok. O uğradığı bu haksızlıkla ilgili bir daha asla bir şey yazamayacak. Peki ya siz?
‘Arkadaşları’ olarak siz niye bu haksızlığa, hatta saçmalığa ses çıkarmadınız?
Aslında bu, tarihi bir gerçeği gizlemek, hatta sansürlemek değil mi?
Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***