Dünyanın önde gelen ekonomistlerinden, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MİT) öğretim üyesi Prof. Dr. Daron Acemoğlu, Türkiye’de derin bir demokrasi krizi olduğunu söyledi. Acemoğlu, “Eskiden demokrasiye tehdit çoğu zaman askerlerden ya da darbelerden geliyordu. 2005-2006 senesinden beri darbe bayağı az. Onun yerine başka bir tehdit türedi demokrasilere, medya özgürlüğüne karşı; seçimle gelen liderlerin giderek kendilerini kısıtlayan hukuk devletini ortadan kaldırmaları, muhalefet liderlerini hapse atmaları, büyük bir kutuplaşma, yalan medyası.” dedi.
T24, her yıl düzenleyeceği yıllık buluşmaların ilkini, dün Hilton Bosphorus İstanbul Konferans Merkezi’nde tam gün süren bir konferansla gerçekleştirdi. Daron Acemoğlu, konferansa ABD’den canlı bağlantı ile katıldı. ‘Gelecek 30 yılda Türkiye ve dünyayı bekleyen ekonomik, demografik ve teknolojik olasılıklar’ konulu bir konuşma yapan Acemoğlu, dünyada nüfus yaşının arttığına dikkati çekti. Acemoğlu, “Bu da dünya ekonomisini çok hızlı bir şekilde sarsacak. Türkiye ekonomisi ayaktaysa bu, genç nüfustan dolayı.” diye konuştu.
Daron Acemoğlu’nun konuşmasından bazı bölümler şöyle:
- Türkiye’nin ve dünyanın ekonomik, sosyal ve politik geleceğini belirleyecek altı gelişmeden, akımdan bahsedeceğim. Birincisi; otomasyon, yapay zeka ve eşitsizlik. İklim değişikliği, şu anda dünyanın, dünya halkının geleceğini tehdit eden çok önemli bir unsur. Bu konuda artık herhalde herkes hemfikir. Ama iklim değişikliğine karşı hazırlıklı değiliz.
- Üçüncü unsur ise iklim değişikliği ile ilgili olarak iklim değişikliğinin yaratacağı etkilerin, özellikle dünyanın bazı bölümleri ki Türkiye bu bölümlere çok uzak değil hem iç savaş hem çok korkulu mülteci problemleri yaratma olasılığı var. Üçüncüsü demografik gelişmeler; nüfusların yaşının artması, yapısının değişmesi. Bu da dünya ekonomisini çok hızlı bir şekilde sarsacak.
- Dördüncü adım, bu söylediğim üç tane kadar önemli ama daha değişik, daha zengin bir şekilde, belki de daha zor bir şekilde demokrasi… Demokrasi, bizim hepimizin saygı duyduğu, hatta tek olanak olarak gördüğü bir sistem. Benim yaptığım araştırmalar, aslında büyümeye çok büyük etkisi, pozitif etkisi olduğu yönünde.
- Gerçekten de 1970’lerin sonlarından 2005 senesine kadar büyük bir demokrasi akımı yer aldı dünyada. Üçte birden üçte ikiye çıktı dünyadaki demokrasi yönetimi. Daha da önemlisi, belki de demokratik olan ülkelerin demokrasi kurumları daha da gelişti. Ama 2005-2006’dan başlayarak bunun tam tersi bir dönem oluştu.
- 2006 senesinden sonra bütün dünyada demokrasiler zayıfladı. Türkiye’de demokrasi krizi var şu anda çok derin ama bir tek Türkiye’de değil. Hatta Türkiye’yi gelişen akımın içerisinde görmek lazım. Aslında Türkiye bu konuda tamamen tipik bir örnek.
- Eskiden demokrasiye tehdit, çoğu zaman askerlerden ya da darbelerden geliyordu. 2005-2006 senesinden beri darbe bayağı az. Onun yerine başka bir tehdit türedi demokrasilere, medya özgürlüğüne karşı; seçimle gelen liderlerin giderek kendilerini kısıtlayan hukuk devletini ortadan kaldırmaları, muhalefet liderlerini hapse atmaları, büyük bir kutuplaşma, yalan medyası.
- Yani birçok doğru olmayan sansasyonel ya da tamamen halkın kafasını karıştırma üzerine kurulu haberlerin dolaşması ve bu demokratik uygulamanın zorlaştırılması. Bunları dünyanın her tarafında görüyoruz; Brezilya’da, Amerika’da, Filipinler’de, Hindistan’da, Macaristan’da, Türkiye’de…
- Ve problem şu ki demokrasinin zayıflamasının nedenini sosyal bilimciler hâlâ anlamış değil. Demokrasi zıttı akımın nereden geldiği konusunda bir fikir anlaşması yok. Bazıları eşitsizlikten bahsediyor, bazıları küreselleşmeden bahsediyor, bazılar sosyal medyadan bahsediyor ama şu anda bilgimiz şu ki demokrasinin gelecek için önemi aslında her zamankinden fazla.
- Küreselleşme, her ne kadar bazı negatif şeyler getirse de bu jeopolitik dengenin en önemli unsurlarından bir tanesi. Aynı zamanda küreselleşmeye tepki olarak ‘milliyetçilik’ çok daha hızlı bir şekilde yükseldi. Bu da jeopolitik dengeyi çok daha değiştirecek, çünkü milliyetçiliğin kuvvetlendiği yerde uluslararası konferanslar çok daha zor olacak.
- Kredinin bol olduğu, faizlerin düşük olduğu bir dönemin sonuna geliyoruz. Şu anda buna başlamış durumdayız. Enflasyon olmasa bile faizlerde artış olmaya başlamıştı. Kredi ile olan büyüme sistemindeki tıkanmayı 2019’da bile görebiliyorduk. Ama özellikle global enflasyon problemi arttıkça faizlerin hem Amerika’da hem Avrupa’da arttığını görüyorduk. Çin’de kredi ile büyümenin sonlarına gelindiği de artık aşikar.
- Krediyle büyürken hem inşaat sektöründe olsun hem diğer alanlarda olsun verimsiz yatırımlarla dolu olan şirketler ve ülkeler önce bunu temizlemek ve yeni büyüme stratejileri bulmak zorunda. Türkiye’de bu konuda biraz bir anlayış var ama buna yeni bir strateji geliştirme yok ve hatta bazı yerlerde krediyle büyüme çabası devam ediyor, seçim ekonomisi çabası yapısı altında. Bu yeni strateji aramasına zamanında başlamazsak sonra bunu yapmak çok daha zor olacak. Çünkü verimsizlikler, bilanço problemleri daha da artacak.
Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇
ÖNCEKİ YAZIEkrem İmamoğlu’ndan Tuzla Belediye Başkanı Yazıcı’ya: Belli ki bir şey olmak istiyor!SONRAKİ YAZIYandaş Nedim Şener şikâyet etti, CHP ABD Temsilcisi gözaltına alındı
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***