Serbest Görüş

Rojava devriminin bir kıvılcımıydı Kader Ortakkaya: Ben istiyorum ki bütün insanlar özgür ve eşit bir şekilde yaşasın


Kürt halkının özgürlük mücadelesi ile Türkiye işçi sınıfının mücadelesini kendi yaşamında buluşturan Kader Ortakkaya, Kobanê direnişine katılmak üzere çıktığı yolda askerlerin açtığı ateş sonucu katledildi. Ortakkaya, geride enternasyonalist mücadele anlayışını, halkların ortak kurtuluşuna olan inancını ve yoldaşlarına emanet ettiği direniş mirası bıraktı

DAİŞ’in 15 Eylül 2014’te Kobanê’ye yönelik başlattığı saldırılara karşı verilen direniş 134 gün sürdü. Kobanê’deki direnişe destek olmak amacıyla Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde günlerce eylemler gerçekleştirildi. Bu süreçte sınırda başlatılan nöbette 25 günlük nöbetin ardından Kobanê direnişine katılma kararı alan Kader Ortakkaya, 6 Kasım 2014’te sınırda askerlerin açtığı ateş sonucu yaşamını yitirdi.

‘Mücadelemi size emanet ediyorum’

Kobanê’ye gitme kararı almasının arından ailesine ve  yoldaşlarına ithafen mektup kaleme alan Kader Ortakkaya, mektuplarında mücadelesini yalnızca Kobanê ile sınırlı görmediğini, işçi sınıfının ve ezilen halkların ortak kurtuluş mücadelesinin bir parçası olarak değerlendirdiğini ortaya koyuyor.

Kader Ortakkaya’nın ailesine yazdığı mektup şöyle:

“Değerli ailem,
Ben Kobanê’deyim. Bu savaş sadece Kobanê’de yaşayan insanların değil, hepimizin savaşı. Ben de çok sevdiğim ailem ve tüm insanlık için bu savaşa katılıyorum. Eğer bu savaşı kendi savaşımız olarak görmezsek, yarın bombalar bizim evimize düştüğünde yalnız kalırız. Bu savaşın kazanılması bu yoksulların ve sömürülenlerin de kazanmasıdır. Ben bu savaşa katılarak aileme ve tüm insanlığa memur olmaktan daha çok fayda sağlayacağıma inanıyorum. Sizi üzdüğüm için bana belki kızacaksınız ama haklı olduğumu er ya da geç anlayacaksınız.
Ben istiyorum ki bütün insanlar özgür ve eşit bir şekilde yaşasın. Hiç kimse bir lokma ekmek, başını sokacak bir ev için ömrü boyunca sömürülmesin. Bunların olabilmesi için de savaşmak ve mücadele etmek gerekiyor.
Savaş bitince, Kobanê kazanılınca geri geleceğim. Geldiğimde arkadaşlarıma güzel davranın. Beni bulmaya çalışmayın. Bu çabanızın sonuç vermesi mümkün değildir. Size bu mektubu yazmamın en önemli sebeplerinden biri de beni arama yollarına düşüp yorulmanızı, yıpranmanızı istemeyişimdir. Eğer başıma bir şey gelirse mutlaka haberiniz olur zaten.
Döndüğümde hapse girmemi, hapishanede işkence görmemi istemiyorsanız sakın polise ya da devletin herhangi bir kurumuna başvurmayın. Eğer böyle bir şey yaparsanız bundan hem ben hem ailem hem de bütün arkadaşlarım zarar görecektir. Benim Kobanê’ye gittiğimi akrabalarımız dahil kimseye söylemeyin ki geldiğimde hapse girmeyeyim. Bu notu okuduktan sonra yırtıp atın mutlaka.
Benim için bir şey yapmak isterseniz mücadelemi sahiplenin. Yıllardır devletin bütün yaptığı olumsuzluklara sessiz kaldınız. İnsanların öldürülmesine, sokak ortasında gazlanmasına, Roboskî’deki gibi bombalanmasına artık yeter deyin. Ben yanınızda olsaydım eylemlere katılmaya ve derneklere gitmeye devam edecektim. Ben gelene kadar mücadelemi size emanet ediyorum.
Başta annem ve babam olmak üzere Ada, Deniz, Zelal ve doğacak Mahir’i ve hepinizi kucaklıyorum. Kadri kardeşime özel selamlar. O kendine yakışır gibi davranacaktır.
Hepinizi devrimci duygularımla kucaklıyorum.
Telefon abimin hediyesiydi. İçinde fotoğraflarımız var. Burs kartımı anneme yolluyorum. Ben gelene kadar ilaçlarını alsın.
Hepinizi çok seviyorum.
Şimdilik hoşça kalın.”

‘Kobanê’de mücadeleyi görev olarak görüyorum’

Kader Ortakkaya, yoldaşlarına bıraktığı mektupta ise Kobanê direnişini halkların özgürlüğü açısından enternasyonalist bir mücadele olarak değerlendirdiğini ve komünist kimliğinin kendisini bu mücadeleye katılmaya yönelttiğini ifade etti.

Kader Ortakkaya’nın yoldaşlarına bıraktığı son mektubu şöyle:

“Değerli yoldaşlar,
Kobanê’de verilen mücadeleyi halkların özgürlüğü açısından enternasyonalist bir mücadele olarak değerlendiriyor, komünist kimliğimin bir gereği olarak da saflarda mücadele etmeyi görev olarak görüyorum.
Devrimci kimliğimin inşa olduğu gelenek Kıvılcımlı geleneği ve onun sınıf örgütü Toplumsal Özgürlük Parti Girişimi’dir. Bu inşa zemininin mücadeleye başladığım günden bugüne dek bende oluşturduğu kimlik, böylesi bir sürece iradeleşmeyle cevap vermemi sağlamıştır.
Çeşitli tıkanmalar sonucu örgütsel olarak yollarımızın ayrılmış olması bu durumu değiştirmemektedir.
Bütün yoldaşlarımı devrimci duygularımla selamlıyorum.
Serkeftin
Kader”

‘Yaşamının bütünü mücadeleyle geçti’

Mücadele arkadaşı Erkan Gökber, Mezopotamya Ajansı’na Kader Ortakkaya’yı anlattı.

Kader Ortakkaya ile 2007 yılında Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nde tanıştıklarını söyleyen mücadele arkadaşı Erkan Gökber, şunları anlattı:

“Kader yoldaş girdiği ortama dinamizm ve canlılık katan, yüksek bir yaşam enerjisine sahip bir arkadaştı. Yaşamının bütününü mücadeleyle geçirmiş bir yoldaştı. Biraz sert bir yapısı da vardı. O kavganın, mücadelenin içerisinden geldiğini her yerde hissettirirdi. Kendi kuşağındaki pek çok gencin sahip olduğu olanaklara sahip olmadan, direnerek, mücadele ederek ve kendi emeğiyle eğitimini sürdürdü. Geçmiş mücadele deneyimlerinden biriktirdiği değerleri kendi kimliğinde somutlaştırdı.”

Kader Ortakkaya’nın Kürt halkının bir evladı olarak toplumsal konularda yüksek bir duyarlılığa sahip olduğunu belirten Erkan Gökber, kadın, komünist ve Kürt kimliklerinin onun mücadele yaşamında belirleyici olduğunu ifade etti.

‘Ali İsmail’in ve Arîn Mîrkan’ın direnişlerini birleştirdi’

Kader Ortakkaya’nın 2007 yılında örgütlü mücadeleye katıldığını ve 2009 yılındaki TEKEL direnişinde de yer aldığını söyleyen Erkan Gökber, Kader Ortakkaya’nın Gezi direnişinden Kobanê kuşatmasına uzanan süreçte mücadele içerisinde olduğunu belirtti.

Erkan Gökber, şunları söyledi:

“Gezi direnişinden Kobanê kuşatmasına ve kuşatmaya karşı direnişe uzanan sürecin militanlarından ve kadrolarından biriydi. Ali İsmail Korkmaz ve Arîn Mîrkan’ın direnişçi yönlerini kendi kişiliğinde birleştirmişti. Kürt halkının özgürlük mücadelesiyle Türkiye işçi sınıfının ve emekçilerinin mücadelesini kendi direnişçi kimliğinde bütünleştiren özel bir yoldaştı. ‘Bu savaşı kendi savaşımız olarak görmezsek yarın evimizin üzerine bombalar yağdığında yalnız kalırız’ diyordu.
Kader yoldaş, kendisini Rojava devriminin bir kıvılcımı olarak görüyordu. Hiçbir tereddüt göstermeden nöbetlere katıldı, ardından Kobanê’ye gitti. Orada kendi yeteneklerini ve yapabileceklerini daha ileri düzeyde ortaya koyduğu bir pratiğin içerisinde yer aldı.”

İşçilikten enternasyonalist mücadeleye

Riha’da yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Kader Ortakkaya, ortaokulu bitirmeden tekstil işçiliğine başladı. Ortaokul ve liseyi açık öğretimden okuyan Kader Ortakkaya, bir yandan da tekstil işçiliğine devam etti.

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nde eğitimine başladığı yıllarda Özgürlükçü Gençlik saflarında mücadeleye katılan Kader Ortakkaya, işçi sınıfının mücadelesi ile Kürt halkının özgürlük mücadelesini ortak bir zeminde buluşturan enternasyonalist bir perspektifi benimsedi.

DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırılarına karşı sınırda başlatılan nöbete katılan Kader Ortakkaya, 25 günlük sınır nöbetinin ardından Kobanê’de direnişe katılma kararı aldı. Kürt Özgürlük Hareketi ile işçi sınıfının tarihsel ittifakının inşasına duyduğu inançla yola çıkan Kader Ortakkaya, 6 Kasım 2014’te Pirsûs sınırında askerlerin açtığı ateş sonucu yaşamını yitirdi.

HABER MERKEZİ 

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Mobil sürümden çık