Ümit Kocasakal’ın Kürtçe’yi hedef alan açıklamalarına tepki gösteren önceki dönem İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyesi Ahmet Ergin, 7 dilli bildiride Kürtçe’nin hedef alınıp, ötekileştirildiğini söyledi
İstanbul’da 24 Ekim’de yapılan seçimlerde baro başkanlığına seçilen Ümit Kocasakal, hem seçim öncesi hem de seçimin ardından yaptığı açıklamalarla Kürtleri hedef aldı. Son olarak 1 Kasım’da katıldığı bir televizyon programında Değişim İçin Avukatlar Grubu adayı önceki dönem Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu’nu ve 8 Mart 2025’te baronun resmi sitesinde 7 dilde yayımlanan açıklamada da özellikle Kürtçe’yi hedef aldı.
Sözcü TV yanıt hakkını engelledi
Ümit Kocasakal’ın açıklamalarına dair konuşan önceki dönem İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyesi Ahmet Ergin, Ümit Kocasakal’ın özellikle 8 Mart 2025’te yayımlanan bildirideki Kürtçe ifadelere dönük ırkçı söylemlerinin olduğunu ifade etti.
Programın Sözcü TV’de yayımlandığını ve televizyona bağlanmak istediklerini ancak kendisine ve arkadaşlarına söz hakkı verilmediğini belirten Ahmet Ergin, “Söz hakkı istememin sebebi aslında 8 Mart vesilesiyle yayımladığımız çok dilli bildiriyle ilgili detaylı bilgi vermek istememdi. Çünkü ben Mülteciler ve Göçmen Hakları Merkezi’nin yönetim kurulu koordinatörüyüm ve o süreci tamamen bilen biriyim. Çalışmanın çok doğru olduğunu hala savunuyorum” dedi.
7 dil içerisinde Kürtçe hedefte
Yayımladıkları çok dilli bildiride Kürtçe dahil 7 dilin yer almasına karşın Ümit Kocasakal’ın Kürtçe’yi hedef aldığını belirten Ahmet Ergin, daha fazla dilde bildiri yayınlamak istediklerini çeviri imkanının sınırlı olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Arapça, Farsça, İngilizce, Fransızca, Urduca, Peştunca dillerinde yayınlandı. Fakat bu dillerle ilgili hiçbir şey söylenmiyor. ‘Onlar evrensel, Kürtçe yerel’ denilerek ötekileştiriliyor. Biz Türkiye’de de ana dilin her alanda kullanılması gerektiğini ve ana dilde bilgilendirmenin bir hukuk kurumu tarafından yapılması gerektiğini savunuyoruz. Ancak merkezimiz, faaliyet alanı gereği mültecilere sesleniyordu. Türkiye’de Suriye’den, Rojava’dan, Irak’tan, belki İran’dan gelen Kürtler var.”
Ümit Kocasakal’ın aynı zamanda baro yönetimi olarak çalışma yürüttükleri süreçleri de hedef aldığını belirten Ahmet Ergin, öne sürdüğü pek çok bilginin de gerçeği yansıtmadığını vurguladı.
Hakkımızda davalar açıldı
Göreve geldikleri ilk dönemde Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atandığını ve Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklandığını belirten Ahmet Ergin, şöyle devam etti:
“Başkanımızla birlikte İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne giderek Belediye Başkanı Ahmet Özer’i görmeye gittik. Daha ilk günden böyle bir süreçle karşı karşıya kaldık. Kayyım uygulaması sadece bölgenin değil, batının ve İstanbul’un da sorunu haline gelmeye başlamıştı. Sonrasında 19 Mart süreci yaşandı. Avukatların adliyeye alınmadığı, hatta bizim baro yönetim kurulu üyelerimizin dahi adliyeye alınmadığı günler oldu. Biz o günlerde dişe diş her alanda mücadele ettik. Sadece mahkeme salonlarında değil, gerektiğinde sokakta da mücadele verdik. İstanbul’un geçmiş baro başkanları ve yöneticileri olarak kendisinden de (Ümit Kocasakal) destek beklenirdi. Çünkü biz yarın aynı şey yaşansa yine orada olacağız. Biz iki gazetecinin (Nazım Daştan ve Cihan Bilgin) öldürülmesinin araştırılmasını istediğimiz için başka bir ifadeyle iki Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı gazetecinin öldürülmesinin araştırılmasını talep ettiğimiz için hakkımızda davalar açıldı.”
Meslektaşlarımızın yanındayız
Hak ihlaline ve şiddete maruz kalan tüm meslektaşlarının yanında olduklarını söyleyen Ahmet Ergin, “Hatta en ağır ihlallerin yaşandığı, olayların en fazla görünür olduğu noktalarda, bizim grubumuzdan olmayan, düşünce olarak bize hiç yakın olmayan meslektaşlarımızla da yan yana durduk. Yine yan yana olacağız” diye konuştu.
İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, gazeteci Fatih Altaylı ile yaptığı söyleşide, baronun internet sitesinde yayımlanan bir bildiride kullanılan Kürtçe “Baroya Stenbolê” (İstanbul Barosu) ifadesine karşı çıkmıştı. Ümit Kocasakal’a tepki gösteren Mûş Barosu Başkanı Kadri Karaçelik, “Kendinizi ev sahibi bizleri de kiracı olarak görmekten vazgeçin. Yaşadığımız toprakların sahibi ve bu ülkenin de paydaşıyız” demişti.
Haber: Ceylan Şahinli / MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

