Serbest Görüş

‘Kendi özgür iradem ve isteğimle bu yola giriyorum’ diyerek dağların yolunu tuttu: Evin Barış


DAİŞ saldırılarına karşı Kobanê direnişine katılan Evin Barış’ı anlatan annesi Naile Barış, ‘Eşimin kardeşi beni güler yüzlü gördü. Şehit düşen Evin değil mi, deyince;  Evin’dir, dedim. O an yüzüm gülümsüyordu, bizim için bir gurur kaynağıydı’ dedi

Agirî merkezde 1995 yılında doğan Evin Barış (Ezda Dijwar) farklı tarihlerde PKK’ye katılan ve çıkan çatışmalarda yaşamlarını yitiren kuzenleri Kenan Cihangir ve Naim Çakar’ın (Dijwar Serhed) mücadelesinden etkilendi, bütün yoğunlaşmalarını ve okumalarını Kürt özgürlük mücadelesi üzerine yapmaya başladı. Liseyi bitirdikten sonra üniversite sınavına giren Evin Barış, üniversite için tercih yaptığı süreçte, DAİŞ’in Rojava’nın Kobanê kentine dönük saldırıları başladı. Evin Barış, o süreçte saldırılardan etkilenerek 3 arkadaşıyla birlikte 18 Mayıs 2014 yılında PKK’ye katıldı. PKK’ye katılan Evin Barış, kuzeni Naim Çakar’ın kodunu alırken, Kobanê’ye geçerek DAİŞ’e karşı verilen mücadelede yerini aldı.

DAİŞ’e karşı başlatılan Kobanê’yi özgürleştirme hamlesinde verdiği mücadelede yaralanan ve sonra tekrar yönünü dağlara çeviren Evin Barış, katılım yaptığı gün olan 18 Mayıs 2017’de yılında Çewlîg’in Azarpêrt (Adaklı) ilçesi kırsalında çıkan bir çatışmada yaşamını yitirdi.

‘Gidişimdeki tek sebep özgürlük mücadelesidir’

PKK’ye katılmadan önce annesine arkasından bir mektup bırakan Evin Barış’ın notunda şu cümleler yer aldı:

“Kendi özgür iradem ve isteğimle girdiğim bu yola şerefim ve namusumla başlayıp yine şerefim ve namusumla bitireceğime söz veriyorum. Gidişimdeki tek sebep içime sığdıramadığım ve yapmasını istediğim özgürlük mücadelesidir. Ben Kürdistan gelini olmaya gidiyorum. Bijî dayika min, bijî serhildana Agirî.”

Kızının hem yaşamda hem de mücadele içerisinde arkasında büyük izler bıraktığını söyleyen Naile Barış, “Kızımın ismi Evin Barış’tı. PKK’de ki ismi Ezda Dijwar idi. Evin birinci sınıfı Tokat’ta okudu. Sonra Agirî’ye taşındık. Benim ilk çocuğumdu. Çok sessiz bir çocuktu. Ama konuştuğunda büyükler gibi konuşuyordu. Bilgili bir çocuktu. Okulda da çok başarılıydı. Ortaokul ve liseyi bitirdiğinde, 18 Mayıs 2014’te Agirî’de üç arkadaşıyla birlikte PKK’ye katıldı. Ardından Kobanê’ye geçti. Orada yaralandı. Bir kez sınıra gittik ama göremedik. Sonrasında hiç haber alamadık. O dönem üniversite sınavına girmişti. Tercihlerini Diyarbakır Dicle Üniversitesi’ne vermişti. Katıldıktan sonra üniversiteye gitmedi. Evin katılacağı gün, ‘Hastaneye gideceğim, karnım ağrıyor’ diyerek evden çıktı. Bana, ‘Anne ben bugün çok güzel olmuşum değil mi’ dedi. Ben de, ‘Kızım sen hep güzelsin’ dedim. Dışarı çıktı, el salladı. ‘Kendinize çok iyi bakın’ dedi. Küçük kardeşini öptü. Sonra Evin gitti. Ama içimde bir his vardı. Çünkü o gün çok değişik, duygusal davranmıştı. Odasına gittim. Normalde Evin hiç yatağını toplamazdı. O gün yatağını da toplamıştı. Çantasını açtım, ufak bir not vardı. Notu görünce doğrudan babasının yanına koştum. ‘Evin gitmiş’ dedim.”

‘Her 18 Mayıs sabahı Evin’in gidişini kutluyorduk, şehadet haberini aldık’

Her yıl 18 Mayıs’ta kızının katılımını kutlarken, bu sefer yaşamını yitirdiğinin haberini aldığını ifade eden Anne Naile Barış, “Her yıl 18 Mayıs sabahı Evin’in gidişini kutluyorduk. O gün yine kutluyorduk. Sonra eşim geldi. Bana baktı ve ağlamaya başladı. O sırada Evin’in şehit düştüğünü anladım. Eşim, Bingöl Jandarmalığı’nın telefon açtığını, Evin’in yaşamını yitirdiğini söylediğini anlattı. Savcılığa gittik. ‘Gelin teşhis yapın’ dediler. O sırada Malatya Adli Tıp Kurumu’na kaldırmışlardı. Gücümü topladım, morga girdim. Kızım olduğunu gördüm. Şehit düşen benim kızımdı, Evin’di. Yanında bir erkek arkadaş daha şehit düşmüştü. Ailesi burada değildi. Ailesi Muşlu’ydu. Onun cenazesini de almak istedim. Savcı, ailesi olmadan veremeyeceklerini söyledi. Orada hiç ağlamadım. Teşhis ettikten sonra dışarı çıktım. Eşimin kardeşi beni güler yüzlü gördü. ‘Şehit düşen Evin değil mi’ deyince, ‘Evet, şehit düşen Evin’dir’ dedim. Çünkü o an yüzüm gülümsüyordu. Bizim için bir gurur kaynağıydı. Cenazemizi aldık, Agirî’ya geldik. Çok yoğun bir kitle vardı. Sloganlar ve zılgıtlar eşliğinde defnettik” dedi.

‘Biz anneler elimizden ne geliyorsa yapacağız’

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin amacına ulaşması durumunda çocuklarının hayallerinin gerçekleşeceğini kaydeden Naile Barış, “Bu sürece inancımız var. Bugüne kadar çok süreç yaşandı. Ama başarıya ulaşamadı. Bu sürece biraz daha inancımız var. Çünkü bu süreç diğerlerinden daha ayrı bir süreçtir. Bu süreçteki muhataplar işi sıkı tutmuşlar. Bu sürecin yine annelerin omuzlayabileceği bir barış süreci olması gerekiyor. Anneler bu süreci omuzlarsa çok daha güçlenecektir. Bu sürecin başarıya ulaşmasını çok istiyoruz. Zindandaki, cezaevindeki arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Bu saatten sonra hiçbir annenin ağlamasını istemiyoruz. Biz anneler de bu süreçte elimizden ne geliyorsa yapacağız, yapmaya hazırız” şeklinde konuştu.

Haber:  Serkan Satılmış \ MA

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Mobil sürümden çık