Site simgesi Serbest Görüş

‘Davalar özel savaş politikası’


Jandarma Genel Komutanlığı, çatışmada ölen askerin kardeşine yapılan ödemenin, aynı çatışmada hayatını kaybeden iki PKK gerillasının 16 mirasçısından alınmasını istedi. Benzer davaları değerlendiren avukatlar, ailelerin de cezalandırılmak ve baskı altına alınmak istendiğini söylüyor

Ferid Demirel

Wan’ın Şax (Çatak) ilçesine bağlı Geliyê Masiro bölgesinde 11 Eylül 2020’de çıkan çatışmada ölen uzman çavuş Yusuf Uyar’ın kardeşi Elif Uyar, Jandarma Genel Komutanlığı aleyhine tazminat davası açtı. Van 4. İdare Mahkemesi, davanın kısmen kabulüne karar verdi. Jandarma Genel Komutanlığı’nın dava dilekçesine göre, bu karar uyarınca Uyar’a manevi tazminat, yasal faiz, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri kapsamında toplam 77 bin 823 lira 35 kuruş ödendi. Bu karardan sonra Jandarma Genel Komutanlığı, yapılan ödemenin aynı çatışmada hayatını kaybeden PKK gerillalarının ailelerinden alınması için dava açtı.

Van 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde kabul edilen davada, PKK gerillası Vahiyettin Karay’ın (Agit Civyan) mirasçısı olduğu belirtilen 14 akrabası ile Tekin Yıldırım’ın (Canfeda Goyî) anne ve babası davalı olarak yer alıyor.

Açılan davalar

Benzer talepler son yıllarda başka ailelere de yöneltildi. Dêrsim’de 2018’de çıkan çatışmada hayatını kaybeden PKK gerillası Cihan Kıt’ın ailesine, operasyonda askerlerin düşen kaya parçaları nedeniyle yaralandığı gerekçesiyle tazminat davası açıldı. Haziran 2023’te basına yansıyan davada Jandarma Genel Komutanlığı, askerlere yapılan ödemelerin Kıt’ın anne ve babasından ayrı ayrı 15 bin 749 lira 67 kuruş ve faiziyle tahsil edilmesini istedi.

Colemêrg’de (Hakkari) bulunan Kato Marînos bölgesinde 7 Eylül 2021’de düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybeden Abdullah Yiğit ve Agit Acar’ın ailelerine de personele yapılan nakdi tazminat ödemesi gerekçesiyle icra takibi başlatıldı. Jandarma Genel Komutanlığı, Van İcra Dairesi üzerinden ailelere gönderdiği tebligatta 44 bin 743 TL ile 5 bin 901 TL faiz talep etti.

Wan’ın Payîzava (Gürpınar) ilçesinde 19 Mayıs 2016’da çıkan çatışmada ölen asker Özgür Kara’nın yakını Coşkun Kara’ya ödenen 50 bin TL tazminatın, aynı çatışmada hayatını kaybeden D.B. ve R.Ö.’nün ailelerinden alınması için dava açıldı. Temmuz 2025’te basına yansıyan dosyada, ailelerin icra takibine itiraz etmesinin ardından Jandarma Genel Komutanlığı, Van Asliye Hukuk Mahkemesi’nde itirazın iptalini istedi.

Bedlîs’in (Bitlis) Oranis köyü kırsalında 2021’de çıkan çatışmada yaralanan Jandarma Uzman Çavuş Önder Turan, İçişleri Bakanlığı aleyhine tazminat davası açtı. Van 4. İdare Mahkemesi, Turan’a 143 bin 399 TL ödenmesine hükmetti. Bu karardan sonra Bakanlık, ödemenin aynı çatışmada hayatını kaybeden PKK gerillaları Serdar Asan, Hikmet Gezici ve Abdulhadi Atmeca’nın mirasçılarından alınması için dava açtı. Ekim 2025’te haberleştirilen karara göre Van 7. Asliye Hukuk Mahkemesi, ailelerin tazminat ve giderlerle birlikte 177 bin 222 TL ödemesine hükmetti.

Aynı ailelere ilişkin Şubat 2026’da yayımlanan bir haberde ise Jandarma Genel Komutanlığı’nın, Bedlîs’te Haziran 2021’de çıkan çatışmada ölen bir asker nedeniyle 180 bin TL talep ettiği ve ailelerin icra takibine itiraz etmesinin ardından Van 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde itirazın iptali davası açıldığı aktarıldı. İki haberde anlatılan süreçlerin ayrı dosyalara ilişkin olup olmadığı doğrulanamadı.

Sêrt’in (Siirt) Dih (Eruh) ilçesinde askeri operasyon sırasında ölen korucu Reşit Koçak’ın eşine ve çocuklarına bağlanan ölüm aylığı için de ailelere rücu davası açıldı. Aralık 2025’te basına yansıyan davalarda SGK, yaptığı ödemelerin Hividar Ceylan’ın ailesi ve başka ailelerden tahsil edilmesini istedi.

Söz konusu uygulama hukukun “haksız fiil sorumluluğundan rücu hakkı” prensibi kapsamında yapılıyor. Asker, polis ve diğer kamu görevlilerine nakdi tazminat ödenmesini düzenleyen 2330 sayılı yasa çerçevesinde çatışmada ölenlerin yakınlarına ödeme yapılıyor, daha sonra zarara sebebiyet verdiği ileri sürülen kişiler hakkında rücuen tazminat davası açılıyor. Sorumlu olduğu iddia edilen kişilerin ölmüş olması durumunda dava mirasçılarına yöneltiliyor.

‘Kürt sorunu ile bağlantılı’

İHD Amed Şube Eşbaşkanı avukat Ercan Yılmaz, açılan davalar nedeniyle bazı ailelerin İHD’ye de başvurduğunu belirtiyor ve bu davaları hukuki olmaktan ziyade Kürt sorunu ile bağlantılı, siyasi amaçlarla açılmış davalar olarak yorumluyor. Yılmaz’a göre idare hukuku açısından idarenin güvenlik görevlilerinin yakınlarına tazminat ödeme yükümlülüğü bulunuyor ancak PKK gerillalarının ailelerine dava açılarak aileler cezalandırılmak isteniyor.

Yılmaz, ceza sorumluluğu ile tazminat sorumluluğunun ayrı değerlendirilmesi gerektiğine de dikkat çekiyor. Bir kişinin eylemi nedeniyle aile üyelerinin cezai sorumluluk altına alınamayacağını belirten Yılmaz, tazminat ve miras hukukundaki düzenlemelerin ise aileler aleyhine kullanılabildiğini söylüyor. Bu nedenle uygulamanın yalnızca klasik bir tazminat uyuşmazlığı olarak değil, Kürt meselesi bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyor. Yılmaz, şöyle dedi: “Kürt meselesi ile ilgili olması, siyasi boyutunun olması, aileleri de burada cezalandırma istemi olduğu için hukuku bu şekilde kendi istedikleri şekilde evirmek istiyorlar. Yani bu şekilde bir toptan cezalandırmaya gitmek istiyorlar.”

‘Ailelere devlet baskısı’

Avukat Cemal Demir de Yılmaz gibi konunun siyasi olarak ele alınması gerektiğini düşünüyor: “Toplumsal tarih boyunca her savaşın bir hukukunun, bir yasasının olduğu bilinmektedir. Yazılı hukukun olmadığı çağlarda dahi toplumlar savaşı birtakım kurallara bağlayarak, özellikle savaşın tarafı olmayan sivil, savunmasız kesimleri koruma yöntemleri geliştirmişlerdir. İnsancıl hukuk, savaşın hukukunu düzenleyen kurallar bütünüdür. Günümüzde Cenevre Sözleşmesi ile bu kurallar düzenlenmiştir. Ayrıca diğer birtakım evrensel kurallar da geliştirilmiştir. 1985’ten itibaren Kürdistan’da yaşanan çatışmalarda yaşamını yitiren, yaralanan ve hatta bulunduğu tespit edilen gerillaların ailelerinin de üzerinde yoğun bir şekilde devlet baskısının uygulandığı bilinen bir gerçektir.”

Karay ve Yıldırım’ın mirasçılarına karşı açılan davanın dilekçesinde idare, ölen kişilerin eylemlerinden sorumlu olduğunu ileri sürerken, “kimin hangi oranda sorumlu olduğunun idarece belirlenmesi için bu konuda idarenin esas alabileceği bir yöntem bulunmamaktadır” diyor. Bu gerekçeyle ödemenin davalılardan ‘müştereken’ ve ‘müteselsilen’ tahsil edilmesi isteniyor.

Avukat Yılmaz, çatışmalarda kişilerin sorumluluğunun nasıl tespit edildiğinin aileler açısından önem taşıdığına dikkat çekiyor.

Yılmaz, çok sayıda kişinin katıldığı çatışmalarda, hayatını kaybeden güvenlik görevlilerinin ölümüne hangi eylemin neden olduğunun somut delillerle ortaya konulması gerektiğini belirtiyor. Çatışmadan sağ kurtulan kişilerin tespit edilememesi durumunda bütün sorumluluğun kimliği belirlenen ölülerin üzerine bırakılabildiğini savunuyor.

Avukat Demir de bu hususu şu sözlerle yorumluyor: “Tazminat hukuk ve miras hukuku bağlamında her ne kadar bu tazminat davaları açılıyorsa da, bunun doğru hukuki bağlamı kurulmadan, delillerin olayla ilişkisi oluşturulmadan yüzeysel yargılamalarla, peşin hükümlerle ve toptancı yaklaşımlarla bu tür kararların verildiği bilinen bir gerçektir.”

Demir, davaların aileleri baskı altına almayı ve mirası reddetmeye yöneltmeyi amaçladığını savunuyor: “Bu tür davalarla aslında amaçlanmak istenen zararın tazmini değil, aileleri sindirmek, baskı altına almak ve reddi miras yöntemlerine sevk etmek olduğu açıktır. Fakat bu tür aileler hiçbir zaman reddi miras yoluna yönelmemekte, bilakis çocuklarının miraslarına ve değerlerine sahip çıkmaktadırlar. Hukuki tartışmaları bir yana bırakırsak aslında bu tür davaları özel savaşın Kürt halkına karşı yürütmüş olduğu politikaların bir parçası olarak görmek gerekmektedir.”

Yılmaz ise bazı ailelerin tazminat talepleriyle karşılaşmamak veya ödeme yükümlülüğünden kurtulmak için mirasın reddine başvurduğunu, mahkemelerin de bu başvuruların bir kısmında aileler lehine karar verebildiğini söylüyor. Bazı ailelerin ise mirası reddetmeyi çocuklarıyla kurdukları bağı reddetmek gibi gördüklerini ve bu yola başvurmadıklarını belirtiyor.

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Mobil sürümden çık