Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü, Kürt sorununun kalıcı çözümü için gerekli olan daha kapsamlı bir siyasi çerçevenin parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Avrupa Birliği Türkiye Sivil Komisyonu Başkanı Prof. Kariane Westrheim, ‘Sürece özgürce ve etkin bir biçimde katılmasını sağlayacak koşullar oluşturulmazsa müzakerelerin demokrasi, haklar ve siyasi temsil gibi meseleleri ele alabilecek kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşmak yerine sınırlı kalma riski var’ dedi
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı tarihi çağrıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci, Meclis’in yeni yasama yılına girmesiyle birlikte gündemdeki yerini koruyor. Süreç kapsamında çıkan çerçeve yasanın uygulanması için Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) kararı beklenirken uluslararası alanda da sürecin demokratik bir çözüme ulaşması ve Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüne ilişkin talepler yükselmeye devam ediyor. Uluslararası kamuoyundan isimler, süreçte Avrupa kurumlarının rolüne de dikkat çekerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanması çağrısında bulunmayı sürdürüyor.
Avrupa Birliği Türkiye Sivil Komisyonu (EUTCC) Başkanı Prof. Kariane Westrheim, Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Deniz Karabudak’a yaptığı değerlendirmede sürecin şimdiye dek tek taraflı adımlarla ilerlediğini belirterek, Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sürecin temel koşulu olduğunu söyledi.
‘Öcalan’ın özgürlüğü çözümün parçası’
Bugüne dek atılan adımların Abdullah Öcalan’ın öneri ve girişimleri doğrultusunda şekillendiğini kaydeden Kariane Westrheim, şöyle devam etti:
“Sürecin yeni bir aşamaya girdiği bu dönemde kendisinin doğrudan ve etkin katılımını sürdürmesi kritik önem taşıyor. Ağustos 2026’da Çerçeve Yasa’nın kabul edilmesiyle birlikte, artık süreci başlatmaya yönelik adımlardan, kalıcı bir çözüm için gerekli siyasi ve hukuki değişikliklerin hayata geçirilmesine geçilmesi gerekiyor. Bunun için Sayın Öcalan’ın iletişim kurabilmesi, öneriler geliştirebilmesi, diyalog yürütebilmesi ve süreç kapsamında ortaya çıkan taahhütlerin uygulanmasına doğrudan katkı sunabilmesi için gerekli özgürlük ve çalışma koşullarına sahip olması lazım. Bunun gerçekleşebilmesi için ise mevcut koşullarının köklü biçimde değiştirilmesine ihtiyaç var. Öncelikle, temel haklarının eksiksiz biçimde tanınması ve hayata geçirilmesi; bunun bir parçası olarak da avukatlarıyla düzenli görüşebilmesinin ve dış dünyayla anlamlı bir iletişim kurabilmesinin güvence altına alınması gerekir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2014 yılında umut hakkına ilişkin verdiği kararın da hayata geçirilmesi gerekir. Bunun yanı sıra, Sayın Öcalan’ın toplumun farklı kesimleriyle, basınla, siyasi partilerle, sivil toplum kuruluşlarıyla ve ilgili uluslararası aktörlerle doğrudan iletişim kurabilmesi ve sürece aktif biçimde katkı sunabilmesi gerekmekte. Bugün sivil toplumun farklı kesimleri, tabandan demokratik siyasetin nasıl güçlendirilebileceğine ilişkin çeşitli girişimler yürütmekte ve tartışmalar gerçekleştirmektedir. Bu çabaların ilerleyebilmesi açısından uluslararası desteğin sağlanması da büyük önem taşıyor.”
Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün, bireysel hukuki haklarının ötesinde barış sürecine dair güvenin inşa edilmesi ve verilen taahhütlerin siyasi gerçekliğe dönüşebilmesinin koşulu olduğunu kaydeden Kariane Westrheim, “Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü, Kürt sorununun kalıcı çözümü için gerekli olan daha kapsamlı bir siyasi çerçevenin parçası olarak değerlendirilmeli. Sürece özgürce ve etkin bir biçimde katılmasını sağlayacak koşullar oluşturulmazsa müzakerelerin demokrasi, haklar ve siyasi temsil gibi meseleleri ele alabilecek kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşmak yerine sınırlı kalma riski var” uyarısında bulundu.
‘Yeni siyasi çerçevenin önünü açıyor’
Dünyada ve Kürt siyasetinde yaşanan değişimlere işaret eden Kariane Westrheim, şunları dile getirdi:
“Bu bağlamda Sayın Öcalan’ın barış sürecini ilerletmeye yönelik yeniden başlattığı girişim, yalnızca Kürt sorununa ilişkin bir adım olarak değil; çatışmaların diyalog, demokratik siyaset ve barış içinde bir arada yaşama yoluyla aşılmasına yönelik daha kapsamlı bir siyasi öneri olarak değerlendirilmeli. Bu öneri, bölgede yaşayan halkları etkilemeye devam eden yıkıcı savaş döngüsüne bir alternatif sunuyor. Demokrasiye, çoğulculuğa ve köklü çatışmaların barışla çözümüne dayanan yeni bir siyasi çerçevenin önünü açıyor.”
HABER MERKEZİ
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

