Site icon Serbest Görüş

Tutsak gazeteci Ahmed Polad’ın babası: Ahmed’i yalnız bırakmayın


Suriye’de 18 Ocak’ta HTŞ tarafından kaçırılarak 8 ay cezaevinde tutulan Ahmed Polad’ın babası, Ahmed’e sahip çıkılmasını isteyerek, ‘Ahmed’i yalnız bırakmayın. O, halkın sesi olmak için orada olan bir gazetecidir’ dedi

Suriye’de haber takibi yaptığı sırada 18 Ocak 2026’da HTŞ tarafından kaçırılarak tutuklanan gazeteci Ahmed Polad, sekiz ay HTŞ cezaevlerinde tutulduktan sonra 9 Eylül 2026’da Türkiye’ye gönderildi. Gördüğü işkenceden ve açlık grevinden dolayı hastanede muayene edilmesi gerekirken MİT’in zorla serum verdirip tutukladığı Ahmed Polad’ın babası Adil Aslan, ANF’ye konuşarak kamuoyuna çağrıda bulunarak oğlunun durumuna dikkat çekti.

Ahmed Polad ve Eva Maria Michelmann’ın durumunun açığa çıkmasının ardından Türkiye’de, Kürdistan’da ve dünya genelinde gazetecilerin serbest bırakılması için kampanyalar düzenlendi. Kamuoyundan gelen tepkilerin ardından HTŞ, 18 Haziran 2026’da gazeteci Eva Maria Michelmann’ı Almanya’ya iade etti.

Ahmed Polad’a MİT’in süngerli oda işkencesi

Ahmed Polad’ın akıbeti ise, 9 Eylül 2026’da ortaya çıktı. HTŞ tarafından Türkiye’ye iade edilen Ahmed Polad, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Ahmed Polad’ın avukatları, sekiz aylık sürece ilişkin hazırladıkları raporda, gazetecinin HTŞ tarafından aylarca işkenceye maruz bırakıldığını, cezaevindeki sağlıksız beslenme koşulları nedeniyle uyuz hastalığına yakalandığını belirtti. Raporda ayrıca Ahmed Polad’ın Türkiye’ye iade edildikten hemen sonra iki gün boyunca MİT tarafından sorgulandığı ve iki gün süngerli odada tutulduğu ifade edildi.

Silivri’de tek kişilik hücre

Ahmed Polad, şu anda Silivri’de bulunan Marmara L Tipi Cezaevi’nde tek kişilik hücrede tutuluyor. Avukatları, Ahmed Polad’ın sağlık durumunun kötü olduğunu belirterek, bir an önce hapishaneden çıkarılıp hastaneye sevk edilmesi ve tedavisinin bir an önce başlatılması gerektiğini ifade ediyor.

Ahmed Polad’ın babası Adil Aslan da sekiz aylık süreçte yaşadıklarını anlatarak kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu.

8 ay haber alınamadı

Ahmed Polad’ın kaçırıldığına ilişkin haberleri 28 Şubat’ta aldıklarını belirten Adil Aslan, büyük endişe yaşadıklarını ifade ederek şöyle devam etti:

“Sekiz ay boyunca hiçbir şekilde sağlıklı haber alamadık. 6 Nisan’da bir-iki sefer görgü tanığı çıktı. Aynı binadan beraber çıkarıldıklarını iddia etti. ‘Eva ile birlikte başka bir araca, farklı bir yere götürdüler’ denildi. Ama bunlar ellerinde olduğunu kabul etmiyor, ‘Böyle bir şahıs elimizde yok’ diye iddia ediyordu. Avukatlar defalarca girişimde yapmasına rağmen hiçbir şekilde kabul etmediler.”

Şam’daki avukatın elinden vekaleti alındı, sorguya çekildi

Adil Aslan, bir görgü tanığının Ahmed Polad’ı gördüğünü bildirmesinin ardından avukatları aracılığıyla yeniden resmi başvurularda bulunduğunu, Suriye’deki yetkililerin vekâlet işlemleri sırasında avukatları sorguya çektiğini anlattı. Adil Aslan, yaşadıkları süreci şöyle anlattı:

“18 Nisan’da bir görgü tanığı çıktı ve Ahmed’i Halep Cezaevi’nde görmüşüm dedi. Avukatlar yeniden resmi başvuru yaptılar. Yine Ahmed’in ellerinde olmadığını iddia ettiler. Ondan sonra 28 Nisan’da onların bir bakanı biri açıklama yaptı, Ahmed’in ellerinde olduğunu söyledi.
Bir süre sonra Şam’daki avukatımıza vekâlet gönderdik. ‘Sen bu vekâleti nereden aldın’ diye elinden almışlar vekâleti ve avukatı sorguya çekmişler 2-3 saat. Demek ki bunlar bir şey yaptılar; ya infaz ettiler ya da kaybettiler. Onun için inkâr ediyorlar.
Sekiz ay sonra 11 Eylül’de saat 15.00 civarında İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden beni arayıp ‘Oğlun elimizde’ dediler. Nerede olduğunu sordum, TEM’de dediler. ‘Adliyeye sevk edilirse sizi arayacağız’ dediler. Adliyeye yola çıktım, yarım saat geçmeden aradılar beni. ‘Senin oğlunu adliyeye çıkardılar, cezaevine götürüyorlar’ dediler.
Benim oğlum sözde TEM’deydi. Üç gün boyunca kayıt dışı gözaltında ne yaptılar? İşkence altındaydı. Suriye’de sekiz ay boyunca kayıt dışı, hiçbir mahkemeye çıkarılmadan, hukuki işlem yapılmadan işkence yapmışlar. Burada da üç gün kayıt dışı, gözü bağlı, başında çuval, eli arkada kelepçeli. O şekilde tutulmuş. Onlar sonra zaten bizi aradılar.”

Tedavi görmesi gerekirken tutuklandı

Türkiye’ye getirildikten sonra 10 Eylül’de Ahmed Polad’ın fenalaştığını, doktorların tedavi taleplerinin polisler tarafından karşılanmadığını ve aceleyle mahkemeye çıkarıldığını belirten Adil Aslan, Ahmed Polad’ın Türkiye’de yaşadıklarına ilişkin şunları söyledi:

“Oradaki doktorlar, ‘Sağlık durumu iyi değil, acilen yoğun bakımda tedavi altına almamız gerekiyor” demiş. Kabul etmemişler. Yüksek dozda serum ve ilaç vermişler. O yüksek doz ilaçlar nedeniyle de iç organları zarar görmüş. Beş ay boyunca açlık grevinde olan bir kişiye o şekilde müdahale etmişler. Hiçbir tıbbi bir şeyde böyle bir kural yok, bunu kabul etmiyoruz. Bir nevi ortadan kaldırma teşebbüsüdür. Ben öyle düşünüyorum. Bunu kabul etmiyoruz. Bir insan muamelesi görmemiş. Şimdi de Silivri Cezaevi’nde 6 Nolu’da tek kalıyor.
Uyuz hastalığı teşhisi konmuş. Tek kişilik koğuşta kalıyor. Şu an sağlık durumu henüz toparlanmamış; yaraları açık ve iltihap tutmuş. Tedavi olması gerekiyor. Kapsamlı tedavi yapılmamış. Bunu kamuoyundan bekliyoruz; gündeme getirsinler, benim oğlumun bir an evvel tam teşekküllü bir hastanede tedavi altına alınmasını istiyoruz.”

İşkencelere rağmen güçlü durdu

Ahmed Polad’ı ilk olarak Metris Cezaevi önünde gördüğünü belirten Adil Aslan, oğlunu ilk gördüğü anları şöyle anlattı:

“Emniyet aradı. Metris Cezaevi’ne götürüyorlar. ‘Kapıda olursan çocuğunu göreceksin’ dediler. Döndüm, cezaevi kapısına gittim. Yarım saat bekledim ama kimseyi görmedim. Görevlilere sordum, ‘Bilmiyoruz’ dediler. Annesini de yoldan geri döndürdüm. Sonra tekrar aynı numara aradı ve ‘Neredesiniz’ dedi. Cezaevi kapısındayım dedim. ‘Beyaz meganla geliyorlar’ dedi.
Bir iki sene öncesine kadar dünyanın listesinde terörist olan bir kişiyi getirip bir ülkenin başına cumhurbaşkanı yaptılar. Hepsi sakal bırakmış ama iman sakalda değil. İslam’la onların bir alakası yok. Onların bir dini, imanı, ahlakı hiçbir şeyleri yok. Hepsi toplama, her biri bir yerden gelmiş, oradan getirtip Suriye’nin başına koydular. Hepsi teröristtir, hepsi çetedir. Ben onları insan olarak kabul etmiyorum.
Ben bir baba olarak çok üzüldüm. İnsan dayanamaz; saçı, sakalı… Onların elinde binlerce insan var. Çağrı yapıyorum, bu insanları kendi kaderine bırakmasınlar. Rica ediyorum, kamuoyunun gündemine getirsinler, dünya üstünde dursun, insanları işkencede katlediyorlar, açlıktan perişan ediyorlar. Yirmi dört saatte bir sandviç veriyorlar. İnsan onuruna yaraşır değil. İnsan mahkum olabilir, suçu da olabilir ama hiçbir insan bunu hak etmiyor.”

Kamuoyuna çağrıda bulunan Adil Aslan, tüm gazeteci meslek örgütlerini, hukukçuları, basın emekçilerini ve duyarlı insanları Ahmed’e sahip çıkmaya çağırarak, “Ahmed’i yalnız bırakmayın. O, bir halkın sesi olmak için orada gazetecilik yaptı” dedi.

Gazeteci Ahmet Polad için İHİK’e başvuru

HABER MERKEZİ

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version