Site simgesi Serbest Görüş

Prof. Dr. Büşra Ersanlı: Beğenmediğimiz bir anayasa var, ona bile uyulmuyor


Prof. Dr. Büşra Ersanlı, ‘Beğenmediğimiz bir anayasa var, ona bile uyulmuyor. Anayasasına uymayan bir iktidarla yeni anayasa nasıl yapılır?’ diye sordu 

Farklı siyasi birikim ve mücadele deneyimine sahip çok sayıda kadının bir araya gelerek ülke gündemine dair tartışmalar yürüteceği “Kadınlar yan yana geleceği konuşuyor” konferansı, 31 Ekim-1 Kasım tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek. Konferansta, “Özgürlükler, demokrasi, adalet ve eşit yurttaşlık”, “Toplumsal cinsiyet eşitliği ve özgürlük mücadelesi”, “Barışın siyasal sorumluluğu: demokratik çözüm, Meclis ve siyasi partiler”, Doğanın ve yaşamın özgürleştirilmesi, barış ve adalet mücadelesi” başlıkları tartışılacak.

‘Hukuki güvence şart’

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde hukuki başlıklar konusunda azami derecede geç kalındığını dile getiren Büşra Ersanlı, “Anlamlı adım atılsaydı, hapishanelerdeki arkadaşlarımız ve tüm siyasi tutuklular açısından toplumsal destek çok daha yüksek olacaktı. Birincisi; desteği toplumsallaştırmak istiyorsak bu çok önemli. İkincisi; askeri açıdan olan kısmı, devlet ile İmralı arasında. Yurtiçi ve yurtdışındakiler de dahil olmak üzere hapishanelerdeki insanların geri dönmesi çok önemli. Bunun için de hukuki güvence şart. Bunun yavaş yavaş tamamlanması lazım. İnsanların önce yıllarca kopuk oldukları alana ısınması gerekir. Pat diye siyasete katılmak anlamına gelmez bana göre. Cezaevine iki kez girmiş bir insan olarak söylüyorum, normal hayat akışına dönmek ilk etapta zordur. Bunu bir de 10-20-30 sene kalmış kişiler için düşünün. Sürecin toplumsallaşması için mutlaka gençlerin geliştirdiği yeni dili kullanmak lazım. 30-40 sene evvelinin diliyle toplumsallaşma olmaz” ifadelerini kullandı.

‘Herkes oy bazında düşünmeye başladı’

Süreç tartışmalarının gölgesinde son dönemde basına dönük artan baskılar başta olmak üzere belediyelere dönük operasyonlar ve kayyım politikasındaki ısrara dair yaşanan tabloya işaret eden Büşra Ersanlı, “Bu durum, ‘yan yana gelmeyin’, ‘kuvvetlenmeyin’, ‘direnmeyin’ demek oluyor. Bütün belediyelerde bir takım iyi açılımlar oldu. Kayyım politikasında ısrar etmeselerdi, onlar devam edecekti. Baskı devam edince oylar tek tarafa gidecek. Meseleyi demokraside oy bazına indiren bir anlayış da var. Herkes oy bazında düşünmeye başladı. Oy hesabının geldiği aşamayı belediye meclislerinde görmek mümkün. Hesapla samimiyet, candanlık, barış ve huzur olmaz. Sürekli muhalefeti ezmek isteyen hesap nereye kadar?” diye sordu.

‘Sadece silah bırakmak barış demek değildir’

Hak, özgürlük ve demokrasi önündeki engeller ortadan kalkmadan gerçek bir barıştan söz etmenin mümkün olmadığının altını çizen Büşra Ersanlı, “Barış belli bir olgunluk ve insani bir yaklaşımla gelişir. Sadece silah bırakmak barış demek değildir. Çatışmasızlık insanlara alan tanır ve bu alan çok önemlidir. Barış, huzur içinde yanındaki insana güvenerek işleyen bir süreçtir. O da uzun bir süreç ama biz buna razıyız. AİHM kararlarının uygulanmıyor oluşu ise kabul edilmeyecek olan tarafıdır. Beğenmediğimiz bir anayasa var, ona bile uyulmuyor. Anayasasına uymayan bir iktidarla yeni anayasa nasıl yapılır? Bu konuşmaları 2011 yılında anayasa yapım komisyonundayken de yapmıştık. O çalışmalarımız ve önerilerimiz de dikkate alınmadı” dedi.

‘Anadilde eğitim özgüven sağlar’

Kürt sorununun çözümünde ele alınması gereken birincil başlığın anadilde eğitim olduğunu ve eşitliğin bu sayede gelişeceğini belirten Büşra Ersanlı, yeni anayasaya duyulan ihtiyacın ise eşitlik fikrinin filizlendiği ortamda mümkün hale gelebileceğini dile getirdi. Büşra Ersanlı, şöyle devam etti:

“Anadilde eğitime önem veriyorum çünkü özgüven sağladığı için. Özgüveni artan, kültürel ve zihinsel dünyası eğitimle gelişen insanların eşit ve adil olma dürtüsü de artar. Ülkenin yüzde 50’sinin kadın olduğu düşünüldüğünde bunu yapabilecek güce onlar sahip. Anadil ile bağlantılı anadil bir mucizedir ve o mucize mutlaka toplumsallığa yardım eder.
Kalıcı barış için toplumsal ve kurumlar arası şeffaflık ilkesi ile mevcut yasalara uyulması gerekir. Barışın toplumsallaşması için kadınlar kendilerine rol ve misyon yükleyecekler. Bu bir arada olmanın değerini anlatarak olur. Hazır bir erkek reçetesiyle olmaz. Sabırlı olmak zorundayız. Birbirimizi sevmeye ve güvenmeye alışmalıyız. Kadınların hiyerarşiden uzak, gençlerin yarattığı dile daha uyumlu davranmalarını çok isterim. Bu konferansın da bunun gibilerinin de beraberliğe, kısmen de eşitliğe çok şey katacağına inanıyorum ve başarılar diliyorum.”

Haber: Necla Demir Arvas \ MA

 

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Mobil sürümden çık