Site icon Serbest Görüş

Murat Karayılan: Önder Apo çalışabilmeli, süreci yönetmeli ve özgür olmalı


Gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan HSM Komutanlık üyesi Murat Karayılan, ‘Süreci Önder Apo yönetiyor. Önder Apo’nun konumu nedir? Barış ve siyasallaşmanın koordinatörüdür. Bunu yasallaştırmamız gerekiyor. Önder Apo baş muhataptır, baş müzakerecidir ve barış ile siyasallaşma sürecinin koordinatörüdür’ dedi

Halk Savunma Merkezi (HSM) Komutanlık üyesi Murat Karayılan, Ortadoğu’daki gelişmelere, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin ve daha birçok önemli konularda The Amargi’ye değerlendirmelerde bulundu. Murat Karayılan, silahsızlanmanın tek başına Kürt sorununu çözmeyeceğini vurguladı. Beklenen geri dönüşlerle ilgili soruyu da yanıtlayan Murat Karayılan, “Bazen devletin bu sürecin gelişmesini ve gerillanın silah bırakmasını istemediğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Süreçte neler oluyor?

Süreç konusunda “Ne olumlu düşünüyorum ne de olumsuz düşünüyorum” diyen Murat Karayılan şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi durum şöyle: Biz bu süreci bir mücadele süreci olarak anlıyoruz. Yeni bir yol açmak, barışın ve çözümün yolunu açmak istiyoruz. Bu süreç yaklaşık iki yıldır devam ediyor. Ancak bugüne kadar Türk devleti tarafından inanç oluşturacak ya da ikna edici olacak hiçbir adım atılmadı. İmralı’daki koşulların biraz gevşetildiği doğru. Heyetler geldi. Böyle şeyler oldu. Önder Apo ile Türk devlet heyeti arasında görüşmeler yapılıyor. Hareketimiz ile Türk devlet heyeti arasında da dışarıda görüşmeler gerçekleştiriliyor. Diyalog var, tartışmalar var. Ama Türk devleti hâlâ güven oluşturmuş değil.”

‘Güvenlik değil siyasi bir meseledir’

Murat Karayılan devamında Meclis’te çıkan yasa dikkat çekerek, “Şimdi bir yasa çıkarıldı. Meclis’te ilk kez bu sorunun çözümü için bir komisyon kuruldu. Komisyon çok çalıştı ve bir rapor hazırladı. Rapor tam anlamıyla yeterli olmasa da bazı şeyler içeriyordu. Bu temelde Türkiye Parlamentosu’nda çerçeve yasa hazırlandı. 464 milletvekili bunu onayladı. Bu çok yüksek bir oran. Türkiye’de daha önce hiçbir yasa böylesine yüksek bir oranla kabul edilmemişti. Ancak yasa çok yetersiz. Yeterli değil. Yasa meseleye güvenlik perspektifinden yaklaşıyor. Oysa bu siyasi bir meseledir. Yasa, meselenin en siyasi yönlerini kapsamıyor. Gerillanın silahsızlandırılması için bir çerçeve ortaya koyuyor. Bu yönü içeriyor. Ama gerillanın silahsızlandırılması Kürt sorununu çözmez” diye konuştu.

‘Önder Apo’nun statüsü yasallaşmalı’

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “Bin kilometrelik bir yürüyüş ilk adımla başlar” sözünü hatırlatan Murat Karayılan şu değerlendirmelerde bulundu:

“Biz de buna böyle bakıyoruz. Bu ilk adımdır. Ama sürecin ilerleyebilmesi için bizim fesih kongremizin kararı var. Biz ne karar aldık? Silahsızlanmayı Önder Apo yönetmelidir. Önder Apo çalışabilmelidir. Özgür olmalıdır. Süreci yönetmelidir. Ben de bu örgüt içinde sorumlulukları olan biri olarak şunu söyledim: Ben şahsen gerillaya silahlarını bırakıp gitmesini söyleyemem. Önder Apo cezaevindeyken ben bunu söylemem. Bunu Önder Apo söyleyebilir. Önder Apo, silahsızlanma ve barış süreci üzerinde çalışan heyetin bir parçası olmak istiyor. Bu söyleniyor. Şu anda süreci Önder Apo yönetiyor. Ne Türk devleti ne de biz. Süreci Önder Apo yönetiyor. Önder Apo’nun konumu nedir? Barış ve siyasallaşmanın koordinatörüdür. Bunu yasallaştırmamız gerekiyor. Önder Apo baş muhataptır, baş müzakerecidir ve barış ile siyasallaşma sürecinin koordinatörüdür. Bunun açıkça belirtilmesi gerekiyor. Devlet hâlâ bunu yapmadı. Tıkanma noktalarından biri burada. Biz hem Önder Apo’nun süreci bizzat yönetmesini hem de halkla konuşabilmesini istiyoruz.

Sezar’ın hakkı Sezar’a verilmelidir

Kürt meselesinin Türkiye kamuoyu tarafından anlaşılmasını istiyoruz. Türk devleti, hükümet, bu görevi kendisi yerine getirmiyor. Örneğin hükümet hâlâ Önder Apo’yu terörist lider olarak görüyor. Bazen medyaları da onu böyle nitelendiriyor. Bu bizim açımızdan kabul edilemez. Önder Apo iki yıldır süreci yönetiyor. O zaman Sezar’ın hakkı Sezar’a verilmelidir. Önder Apo hâlâ cezaevindeyken bu iş yürümez. Bu süreci yönetebilmesi için özgür olması gerekiyor. Şimdi bu konuda adımlar atılmadı ve biz bu adımları bekliyoruz. Yani statüsü netleştirilmeli, rol oynayabilmeli, dışarıdakilerle, medya ve siyasetçilerle ilişki kurabilmelidir.”

‘Adım atılırsa süreç başarıyla ilerler’

Murat Karayılan Türk yetkililerinin “Kürtler ve Türkler kardeştir” sözünü hatırlatarak şöyle devam etti:

“Doğru. Kürtlerle Türkler arasında barışı sağlamalıyız. Kürtlerden söz ediyorlar, Kürtlerin varlığını kabul ediyorlar. Bu iyi bir şey. Biz de diyoruz ki: Kabul ettiğiniz bu şeyi yasaya koyun, yazın. Hukuken resmileştirilsin. Çıkarılan yasada bu yok. Dolayısıyla bunun yasayla güvence altına alınması gerekiyor. Bu iki konu bizim için temel konulardır. Türk devleti bu konularda adım atabilirse süreç başarıyla ilerler. Özellikle ve her şeyden önce Önder Apo’nun rolünün ve misyonunun belirlenmesi, statüsünün yasallaştırılması ve tanınması gerekiyor. Bu olmadan süreç ilerlemez.”

‘Güçlerimizi geri çektik’

Güçlerini Türkiye ve Kuzey Kürdistan’dan (Bakûr) çektiklerini belirten Murat Karayılan, “Bakur’dan iki tür gücümüzü çektik. Birincisi Amed, Botan ve Mêrdîn’deki açıkça bilinen güçlerimizdi. Halk onların kim olduğunu ve nerede bulunduklarını biliyor. Türk devleti de biliyor. Onları geri çektik. Bulundukları yerler artık yok. Bu geri çekilmeyi tamamladık. İkincisi, Türk devletinin en çok korktuğu özel güçlerimiz vardı. İstanbul metropolünden ve Türkiye şehirlerinden çekilmelerini talep ettikleri güçler. Onlara da geri çekilme talimatı verdik. Bunlar gösterişli törenlerle geri çekilen insanlar değil. Gizli faaliyet yürütüyorlar. Onları geri çektik. Bunu yaptık. Üçüncüsü Metina meselesidir. Medya Savunma Alanları’nda, yani Güney Kürdistan’da, sınır hattında, Zap, Heftanîn ve Avaşîn hattında zaten savaş devam ediyordu. Savaş başlamıştı. Ama büyük işgal operasyonu 17 Nisan 2021 Metina’da. Zendura’da başlamıştı. Zendura’da büyük bir tünel savaşı yaşandı. O savaştan bugüne kadar Türk devleti Zap ve Metina’yı işgal etmek istiyor. Evet. Bunu gerçekleştirmek için NATO’nun, Irak devletinin ve bazı başka aktörlerin desteğiyle birçok saldırı başlattılar ve bize karşı her türlü silahı kullandılar. Kimyasal ve taktik nükleer silahlar kullandılar. Bütün modern teknolojileri kullandılar. Ama Metina’yı alamadılar. Zap’ı da alamadılar. Daha sonra iyi niyetimizi göstermemizi ve Zap’tan çekilmemizi istediler. Çok tartıştık. Önder Apo bize iki kez mektup gönderdi. “Onlara samimiyetimizi göstermek için geri çekilin” dedi. Böylece geçen yıl Zap’tan çıktık. Güçlerimizi geri çektik. Gizlenmiş durumdaydılar ama bazılarını araçlarla, bazılarını yollardan çıkardık. Böylece güçlerimizi geri çektik.

Bu yıl da ‘Metina’dan da çekilin’ diyorlar. Zap ve Metina birbirine komşudur. Bize Metina’dan da çekilmemiz gerektiğini söylüyorlar. Biz de diyoruz ki: “Neden? Neden sadece biz adım atıyoruz?” Sonunda, çok sayıda diyalog ve kendi içimizdeki tartışmalardan sonra Metina’dan da çekilme kararı aldık. İki gün önce. Bugün 10 Ekim. Yani ayın 8’inde son güçlerimiz Metina’daki tünellerden çıktı. O tarihten beri Metina’da hiç kimsemiz kalmadı” diye belirtti.

‘Biz adım attık şimdi bekliyoruz’

Geri çekilmeye dair nedenlerine cevap veren Murat Karayılan şunları belirtti:

“Halkımız ya da süreci takip eden insanlar nedenini sorabilir. Bakın, biz tek taraflı adımlar atıyoruz. Bununla ciddiyetimizi gösteriyoruz ve samimiyetimizi açıkça ortaya koyuyoruz. Yani Türkiye için bir tehdit değiliz. Silahlı savaş stratejisini sona erdirdik. Artık Türk devleti adım atmalıdır. Önder Apo’nun önünü açmalı ve demokratik bir yasa çıkarmalıdır. Son çıkarılan çerçeve yasa tek başına yeterli değildir. Şimdi arkadaşlarımızın durumuyla ilgili iki mesele var. Birincisi, arkadaşlarımız Türkiye’ye gidecekse Önder Apo onları kabul etmelidir. Onlarla görüşmelidir. İkincisi, arkadaşlarımız giderse orada siyasi mücadeleye başlayabilmelidir. Arkadaşlarımız sadece gidip evlerinde oturmayacak. Bizim bir mücadelemiz var. Dağlarda yaptığımız şeyleri ovalarda yapacağız. Ama silahsız. Sözle. Siyasetle. Dolayısıyla bunun yasayla mümkün hâle getirilmesi gerekiyor. Buradaki görüşmelerde Türkiye ne diyor? “Adım atın, biz bu konuya odaklanacağız” diyorlar. Peki, biz adım attık. Güzel. Şimdi bekliyoruz.”

Yasalar çıkmalı

Attıkları tarihi adımları hatırlatan Murat Karayılan şöyle konuştu: “Şimdi devlet tarafından yeni adımlar atılmazsa silahsızlanma konusunda güven oluşmaz. Biz açığız. Gerillanın silah bırakabilmesi için Türk devletinin Önder Apo hakkında bir karar alması gerekiyor. Bakın, her şeyin ilk adımlara bağlı olduğu söylenir. Değil mi? Böyle bir söz vardır. Şimdi bu konunun da ilk adımlara bağlı olduğunu söyleyebilirsiniz. İlk adımlar neydi? Devlet Bahçeli iki yıl önce bir çağrı yaptı. Öcalan’ın partisini feshetmesini ve silahlı mücadeleye son vermesini istedi. Türkiye Parlamentosu’na gelip DEM Parti grubunda konuşmasını ve devletin kendisi için umut hakkını tanıyacağını söyledi. Bu gerçekleşmedi. Önder Apo, 27 Şubat 2024’te bu çağrıya yanıt verdi. Bu süreci üstlenebileceğini söyledi ve sevgili Sırrı Süreyya Önder’e bunu yazdırdı. Sürecin ilerleyebilmesi için devletin hukuki adımlar atması gerektiğini söyledi. Her şey bunun içinde saklıdır. Bu henüz gerçekleşmedi. Silah bırakma sürecinin başlayabilmesi için bir yasa çıkarılması ve gerekli adımların atılması gerekiyor.”

Arabuluculuk meselesi

Arabuluculuk sorusuna yanıt veren Murat Karayılan, “Daha önce bazı arabuluculuk girişimlerinin olduğu doğru. Örneğin Oslo süreci vardı. O dönemde arabulucu aktörler bulunuyordu. Ancak şimdi yeni bir yöntem kullanılıyor. Bu süreç iç görüşmelerle başladı. Bu nedenle dışarıdan bir gücün sürece katılması gerekli görülmedi. Aynı zamanda dış güçlerin gerçekte ne kadar barış istediği de belli değil. Dün, Önder Apo’nun barış mücadelesini sürdürmek üzere 9 Ekim 1998’de Avrupa’ya gidişinin yıl dönümüydü. Ama Avrupa bunu kabul etmedi. O dönemde dürüst bir insan olan Massimo D’Alema, Kürt sorununun barışçıl çözümü için bir konferans düzenlemeye çalıştı. Almanya’ya gitti. Ancak dönemin Başbakanı Gerhard Schröder bunu reddetti. İngiltere ve ABD esas olarak bunu engelledi. Önder Apo’yu yakalayıp Türkiye’ye teslim etmeyi planladılar. Barışın gerçekleşmesini istemediler. Herkes barış istemiyor. Bölgeyi yönetebilmek için çatışmalara ihtiyaç duyuyorlar. Böyle bir durum var. Bu nedenle bu kez arabulucu yok” dedi.

‘Türkiye’yi dönüştüreceğiz’

“Türk devletinin Avrupa Birliği’ne entegrasyonuna karşı değiliz” diyen Murat Karayılan şunları söyledi:

 “Türkiye’nin Avrupa’yı korumak için bir askerî üs hâline gelmesine karşıyız. Demokratik entegrasyonu başarmamız hâlinde Türkiye’yi dönüştüreceğiz. Türkiye’de demokratik bir cumhuriyet kurmak istiyoruz. Demokratik bir toplum ve demokratik bir cumhuriyet inşa etmek istiyoruz. Türkiye, insanları korumak için bir askerî üs olmayacak. Türkiye, Ortadoğu’da demokrasinin ve özgürlüğün kalesi hâline gelecek. Onun rolü ve misyonu bu olacak. Türkiye’de değişim yaratmak istiyoruz. Hedefimiz yalnızca Türkiye’deki Kürt sorununu çözmek değil. Aynı zamanda Türkiye’de demokrasiyi güçlendirmek, cumhuriyeti demokratik bir cumhuriyet hâline getirmek istiyoruz. Türkiye NATO üyesi olsun ya da olmasın, bu değişimi gerçekleştirirsek hiç kimsenin askerî ya da savunma gücü hâline gelmeyeceğine inanıyoruz. Özgürlüğün ve barışın gücü hâline gelecek.”

Muhalefete baskılar

Muhalefete dönük baskıları değerlendiren Murat Karayılan, “Bu uygulamaların olduğu şeyler değil. Bir yandan Kürt sorununu çözeceklerini ve demokratik yasalar oluşturacaklarını iddia ediyorlar. Diğer yandan muhalefete saldırıyorlar. Her gün tutuklamalar yapılıyor. Her gün muhalefete yönelik saldırılar gerçekleşiyor. Cezaevindeki arkadaşlarımız da hâlâ baskılarla karşı karşıya. Bütün bunlar var. Bu nedenle başlangıçta ne olumlu ne de olumsuz düşündüğümü söyledim. Mücadele gerekiyor. Mücadele etmeliyiz. Türkiye’deki bütün muhalefetle birlikte halkın demokrasisini oluşturmak istiyoruz. Demokratik mücadeleyi yükseltmek istiyoruz. Bunu iktidardakilere kabul ettirmek istiyoruz. Bunu geliştirmek istiyoruz. Devlet tutuklamalar yapıyor, muhalefete saldırıyor. Bunu kendi önünü açmak ve iktidarını güvence altına almak için yapıyor. Böyle girişimler var. Bu nedenle mücadelemizi sürdürmemiz gerekiyor. Milyonlarca insanın sokaklara çıktığı çok daha geniş bir mücadeleye ihtiyaç var. Şimdi baktığınızda demokrasinin gelişeceğine dair çok az umut var. Ancak demokratikleşme olmazsa demokratik entegrasyon da mümkün olmayacak. Demokratik entegrasyonun gerçekleşebilmesi için demokrasinin gelişmesi gerekiyor” dedi.

‘Demokratik Entegrasyon’

Demokratik entegrasyon hakkında konuşan Murat Karayılan, “Birçok insan demokratik entegrasyonu yanlış anlıyor. Bizim için demokratik entegrasyon, olduğumuz gibi katılmak demektir. Bir araya geliyoruz. Biz, Kürt halkı ve Türk devleti bir araya geleceğiz. Biz onları kabul edeceğiz, onlar da bizi kabul edecek. Dilimizi, kültürümüzü ve kendimize özgü özelliklerimizi kabul etmek zorundalar. Bu şekilde işleyecek. Demokratik entegrasyon budur” diye belirtti.

Yeni Anayasa

Murat Karayılan, yeni anayasa hakkındaki tartışmalara değinerek, “Türkiye’nin yeni ve demokratik bir anayasaya ihtiyaç duyduğu açık. Mevcut anayasa bölünmüş durumda. Askerî cunta tarafından hazırlandı. Bu nedenle değiştirilmesi gerekiyor. Ancak değiştirilebilmesi için bütün tarafların ortak düşünmesi ve birlikte çalışması gerekiyor. Böylece Türkiye, özgür Kürtlerin kendi kültürleri ve özgün özellikleriyle özgür yurttaşlar olarak yerlerini alabildiği demokratik bir cumhuriyet hâline gelebilir. Bizim demokratik entegrasyon dediğimiz budur. Bunun için mücadele etmeliyiz. Henüz bunun yolu açılmış değil. Bu yolu açabilmek için mücadeleyi geliştirmemiz gerekiyor” diye belirtti.

‘Düşmanlığa son verilmelidir’

Murat Karayılan, hareket yönetiminde olanların Türkiye’ye gelişine dair yaşanan tartışmalara değinerek, “Benim için bu kişisel bir mesele değil. Eğer kişisel bir mesele olsaydı kendimi feda etmeye hazır olurdum. Bu mesele için daha önce de kendimi birçok kez feda ettim. Ama sorun şu ki bu yasa herkesi kapsamıyor. Bu, yasanın eksikliklerinden biridir. Örneğin Önder Apo kapsamda değil. Yalnızca beni değil, bütün komutanları kapsam dışında bırakıyor. Türk devleti bize askerlerinizi gönderin, siz kalın diyor. Bazen devletin bu sürecin gelişmesini ve gerillanın silah bırakmasını istemediğini düşünüyorum. Eğer bunun gerçekleşmesini istiyorsa pratikte nasıl gerçekleşecek? Komutanların geride kalıp askerlerini gönderdiği bir örnek hiç gördünüz mü? Askerler bu şekilde gitmez. Mevcut yasa sorunlu. Mesele yalnızca bize, bana ya da birkaç kişiye bağlı olsaydı bunu büyük bir sorun hâline getirmezdik.

Sadece ‘Silahları bırakın’ diyorlar

Biz tarihsel bir mesele üzerinde çalışıyoruz. Biz diyoruz ki tarih boyunca Kürt ve Türk halkları ne zaman ittifak içinde olmuşsa iki taraf da bundan yarar sağlamıştır. Bu nedenle yeni bir ittifak ve özgürlük dönemine girmek istediğimizi söylüyoruz. Türk devletiyle ittifak yapmak istiyoruz. Halkların birlikte iş birliği yapmasını ve ittifak kurmasını istiyoruz. Türk devletinin kendi içindeki Kürtleri kabul etmesini istiyoruz. Türkiye sınırları dışındaki Kürtleri düşman olarak görmemesini, onlardan korkmamasını istiyoruz. Türk devleti Kürtlerden korkmasın. Kürtlere saldırmayı bıraksın. Bize saldırmayı bıraksın. Barış yapmak istiyoruz. Barış yapılırsa ben de giderim. Ama bu zihniyetle mümkün değil. Şimdi Türk devletinin zihniyetinde bunu görmüyoruz. Sadece ‘Silahları bırakın’ diyorlar. Sadece ‘Silah, silah, silah’ Düşmanlığı sona erdiriyoruz. Bu yalnızca silahsızlanma ve silahlı mücadelenin sona erdirilmesi değildir. Biz Türk devletiyle barış yapmak ve düşmanlığı sona erdirmek istiyoruz. Ama bu tek taraflı gerçekleşemez. İki taraflıdır. Onlar da halkımıza yönelik düşmanlığa son vermelidir” dedi.

HABER MERKEZİ

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version