1 Kasım Dünya Kobanê imzacılarından hukukçu Margaret Owen, bu günün sadece kazanılan zaferi kutlamak için değil, hala karşı karşıya olunan tehditlere dikkat çekmek için de önemli olduğunu söyledi
Irak’ın ikinci büyük kenti Musul’u 10 Haziran 2014 tarihinde ele geçiren DAİŞ, Musul’un ardından ve sonrasında Kobanê’ye yöneldi. Musul’da ele geçirdiği ağır silahlarla Kobanê’ye saldıran DAİŞ, tüm dünyanın tanıklık ettiği bir direnişin engeline çarptı. Kürt kadınların DAİŞ vahşetine karşı öncülük ettiği bu direniş, sadece Kürtler için değil dünya genelinde özgürlük mücadele tarihine de yazıldı.
Bu süreçte, Kobanê’ye destek için Nobel Barış Ödülü sahibi akademisyen, yazar ve insan hakları savunucularının da aralarında bulunduğu isimlerin çağrısıyla Avrupa Birliği Türkiye Sivil Komisyonu’nun (EUTCC) öncülüğünde 1 Kasım, 2014 yılında Dünya Kobanê Günü ilan edildi. “Kobanê ve İnsanlık için Küresel Seferberlik” çağrısına imza atan isimlerden kadın ve insan hakları üzerine çalışmalar yürüten İngiliz hukukçu ve aktivist Margaret Owen, 1 Kasım Dünya Kobanê Günü’nün anlamı ve Kobanê direnişinin uluslararası alandaki etkisine dair Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendirmelerde bulundu.
Kürtlerin cesareti
Margaret Owen, DAİŞ’in yenilgisini Kürt halkının cesaretinin mümkün kıldığını söyledi. Margaret Owen, şu sözleri söyledi:
“Kürtlerin Kobanê’yi özgürleştirmek için gösterdikleri olağanüstü direniş ve kararlılığı kutlamak çok önemli. Kobanê’nin özgürleştirilmesi sürecinde yaşananlara dönüp baktığımızda bugün Kürtlerin kültürel varlıklarını sürdürebilmek için uluslararası desteğe duydukları ihtiyaca da dikkat çekmiş oluyoruz. Çünkü nelerin yaşandığını biliyoruz. Örneğin; Rojava’da el-Kaide üyesi Colani liderliğindeki yeni geçici yönetim karşısında Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin karşı karşıya kaldığı bir tehdit konusu var. Kürtler hala kültürel kimliklerini, anadillerini kullanma, anadilde eğitim haklarını koruma, ayrıca Suriye’deki yeni yönetimde kilit bir halk olarak temsil edilme hakları için büyük bir mücadele vermek zorunda kalıyorlar.”
Zafer kutlamasının ötesinde, tehditlere dikkat çekmek gerek
Dünya Kobanê Günü ilan edilen 1 Kasım’ı anmanın önemine dikkati çeken Margaret Owen, süren tehditlere dikkat çekerek şunları ifade etti:
“Mesele yalnızca Kobanê’nin özgürleştirilmesiyle ilgili değil. Kürtlerin bu olağanüstü zaferini kutlamak tek başına yeterli değil. Bu aynı zamanda Kürtlere yönelik hala devam eden tehditlere uluslararası dikkati çekmenin bir yolu. Kürtlere karşı devam eden tehditlere karşı uluslararası toplumun, benim hükümetimin, Avrupa Birliği’nin ve Amerika Birleşik Devletleri’nin dikkatini çekmek gerekiyor. Türkiye’de Kürtlere yönelik tehditler hala devam ediyor. Barış için hazırlandığı söylenen taslak kapsamında özgür bırakılmayan binlerce siyasi tutuklu var. Abdullah Öcalan 27 yıldır tutuklu. Hala cezaevinde tutulan çok sayıda akademisyen, avukat, aktivist, kadın örgütü temsilcisi ve belediye başkanı var.”
‘Abdullah Öcalan 27 yıldır tutuklu’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a dönük tecride dikkati çeken Margaret Owen, şu değerlendirmede bulundu:
“Abdullah Öcalan, CIA, Mossad, İngiltere ve Yunanistan’ın yardımıyla, uluslararası hukuka aykırı bir şekilde Nairobi’den kaçırıldı. Şimdi 27’nci tutukluluk yılında ve bugüne kadar çok sayıda kitap yazdı. Cezaevinden kaleme aldığı yazıları ve Sümerlere, 5 bin yıl öncesine kadar uzanan tarihi ele aldığı inanılmaz kitapları var. Öcalan ulus devlete ve kapitalizme karşı. Yazdıkları gerçekten olağanüstü ve benzersiz. Daha önce de dediğim gibi tarihte hiçbir erkek lider, kadına yönelik şiddetin ve kadınların ezilmesinin bütün toplumu etkilediğini bu kadar açık ve mantıklı bir şekilde anlatmadı. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlenmesi merkeze alınmadan gerçek bir demokrasinin mümkün olamayacağını ortaya koydu. Bütün bunlar barışla, eşitlikle ve gezegeni kurtarmaya başlamakla ilgili.”
Dünya kobanê günü mesajı
Margaret Owen’ın 1 Kasım Dünya Kobanê Günü’ne ilişkin mesajı ise şu oldu:
“Hep Gazze’de yaşanan soykırımdan bahsediyoruz. Dünyanın başka bölgelerinde de korkunç soykırımlar yaşanıyor. Hepsini tek tek saymama gerek yok ama Keşmir’de Hindistan’ın gerçekleştirdiği soykırım da bunlardan biri. Yine bütün bu soykırımlarda en ağır bedeli kadınlar ve kız çocukları ödüyor. Kürtlere yönelik devam eden soykırımı görmemiz ve bunun soykırım olduğunu kabul etmemiz, durdurmamız gerekiyor. Kürtlere büyük bir hayranlık duyuyorum ve yaptıkları her şeye, özellikle Kürt kadın devrimine hayranım. Özgürlük için savaşırken yaşamını yitiren YPJ’li kadınları saygıyla selamlıyorum. Bu uğurda çocuklarını destekleyen, çocukları şehit düşen tüm anneleri ve aileleri saygıyla selamlıyorum.”
HABER MERKEZİ
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

