90’lı yıllarda boşaltılan ve sonraki süreçlerde de giriş ve çıkışların izne tabi tutulduğu Êle köyünden kadınlar, ‘Madem bir süreç var, bizim köyümüz neden yasaklı?’ diye sordu
Kürdistan’da 1990’lı yıllardan bu yana devletin “güvenlik” politikaları adı altında uyguladığı yerinden etme politikaları sonucu binlerce köy boşaltıldı, yakılıp yıkıldı. Hak örgütlerinin verilerine göre 90’lı yıllarda 3 bin 700 ile 4 bin civarında köy ve mezra devlet tarafından yakılıp boşaltıldı, Meclis Köy Boşaltma Komisyonu raporuna göre ise bu sayı 3 bin 428.
Köy yakmalar sonucu topraklarından koparılan halkın bir bölümü yıllar sonra köylerine geri dönse de bu kez kalekollar, kontrol noktaları, yayla ve mera yasakları ile köylere giriş-çıkışlara getirilen yasaklarla karşılaştı.
Êle köyü: Giriş çıkışlar izinli
Günümüzde bu yasakların devam ettiği köylerden biri de Colemêrg’in (Hakkâri) Gever (Yüksekova) ilçesinde sınır hattında bulunan Êle (Nerman) köyü. Êle’de köye girişlere yönelik yasaklamaların daha eski bir geçmişi bulunuyor. 1994 yılında köyün devamlı olarak bombalanması ve baskılar sonucu köylerinden çıkmak zorunda kalan köy halkının bir kısmı daha sonraki süreçte yeniden köylerine geri dönse de 2015 yılından beri köye giriş-çıkışlar izne tabi tutuluyor, köy girişinde GBT kontrolleri ve çeşitli aramalara maruz bırakılıyor. Son bir yılda ise izinle dahi köye giriş-çıkışlarda sorun yaşanıyor.
Köye giriş-çıkışların yasaklanmasına dair JINNEWS’e konuşan Êleli kadınlar, kendi topraklarında özgürce yaşamak istediklerini söyleedi.

Köye giriş yasaklarına karşı birçok kez başvuru yaptıklarını ve yanıt alamadıklarını söyleyen Emine Atak, “Biz giremiyoruz ama köyün her yerinde karakol var. Ben köyüme neden giremiyorum? Sebebini söylesinler” dedi.
Bir dönem köye girişlerin serbest olduğunu söyleyen Emine Atak, daha sonra yeniden gitmek istediklerinde askeriyenin köye giriş için izin almaları gerektiğini söylediğini ifade etti.
Verilen iznin ise sadece iki gün olduğunu paylaşan Emine Atak, köydeki işleri için iki günün yetmeyeceğini belirtti. Köyde yaptıkları işlerle geçimlerini sağladıklarını dile getiren Emine Atak, şunları söyledi:
“Bize, ‘Köye girmek için başka yol bulun. Başka yollardan ata binerek de gidebilirsiniz’ dediler. Ben de onlara, ‘Başka yoldan gidelim, siz de bizi kaçakçıydı diyerek vurun, öyle mi?’ dedim. Evet, ben ata binerek başka yoldan köyüme gidebilirim ama beni öldürüp ‘Kaçakçıydı’ derler.”
Sürece dair söylenenlerin de yerine getirilmediğini sözlerine ekleyen Emine Atak, “Madem süreç başladı, o zaman bıraksınlar da özgürce köyümüze gidelim” dedi.
1994 yılına kadar Êle köyünde yaşamlarını sürdürdüklerini, köyden çıktıktan sonra da köye gidip gelmeye devam ettiklerini dile getiren Sinem Saygı, şunları söyledi:
“Bu devlet bizi çok mağdur etti. Köy bizim köyümüz. Tapumuz var, orada doğduk, büyüdük. Şimdi de köyümüze gitmemizi engelliyorlar. Madem bir süreç var, bizim köyümüz neden yasaklı? Neden köye gitmemizi engelliyorlar?”
Sinem Saygı, sürecin sadece silahların susması demek olmadığını vurgulayarak, “Süreç her konuyla alakalı. Bizim topraklarımızda özgürce yaşayabilmemiz de süreçle alakalı” ifadelerine yer verdi.
Otuz yıldır köye girişlerin yasak olduğunu ancak son on beş yıldır izinlerle köye gidebildiklerini paylaşan Süheyla Saygı, son yıllarda ise köye gidişlerde çok sorun yaşadıklarını belirtti.
Süheyla Saygı, şöyle konuştu:
“Gidebildiğimiz zamanlarda da bize çok zorluk çıkarıyorlardı. Saatlerce arama noktasında bekletiyorlardı, arama yapıyorlardı. Yani girmememiz için sorun çıkarıyorlardı. Devletin bu yasakla amaçladığı şey nedir, bilmiyoruz. Biz köy sayesinde geçimimizi sağlıyoruz. Yaşam da çok zorlaştı, masraflarımız çok oluyor. Bu yasağın kalkmasını istiyoruz.”
Süheyla Saygı da yaklaşık iki yıldır devam eden sürece dikkat çekerek, “Eğer bir süreç varsa insanlar köylerine özgürce gidebilmeli. Amaçlarını anlamıyoruz” dedi.
Boşaltılan köyler maden ve petrol şirketlerine serbest, köylüye yasak
COLEMÊRG
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***