Meclis, yeni yasama dönemine kapılarını açarken en önemli gündemlerden olan sürece dair konuşan DEM Partili siyasetçiler, ‘MGK kararı çok geç kalmaksızın hayata geçmesini sağlamak öncelik olmalı. Meclis bu konuda bir komisyon oluşturacak. Meclis, bu komisyonu oluşturarak hem bu yasanın hızlı hayata geçmesi ve uygulamasının sağlıklı bir şekilde ilerlemesini sağlamalı’ dedi
Meclis’in kapılarını açmasıyla birlikte siyasette gözler tamamen çözüm arayışlarına çevrildi. Sürecin, yol haritasının nasıl şekilleneceği ve toplumsal güvenin nasıl inşa edileceği soruları güncelliğini korurken, tüm bu tartışmaların merkezinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın halkla doğrudan temas kurabilmesi ve sesini duyurabilmesi yer alıyor.
Yeni yasama yılına Barış ve Demokratik Toplum Süreci’yle giren Meclis’te hazırlıklar tamamlanırken, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) cephesinden sürece ve yeni döneme dair önemli değerlendirmeler geldi.
HDK Eşsözcüsü ve DEM Parti Milletvekili Meral Danış Beştaş, sürecin genel seyrini ve Meclis’in üstlenmesi gereken rolü vurguladı. DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Meclis’in yeni dönemde gündemine alacağı çalışmaları ve partisinin yasama yılına ilişkin hazırlıklarını aktardı. DEM Parti MYK Üyesi Elif Bulut ise sürecin kalıcı bir barışa evrilmesinin ancak şeffaflık ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın statüsünün belirlenmesiyle mümkün olabileceğini kaydetti.
‘İktidar ve medyası kullandığı dili değiştirmeli’

Süreçte yaşanan eksikliklerin yanı sıra hâlâ ortak bir barış dilinin inşa edilemediğine, iktidar sözcülerinin önemli bir bölümünün eski, kutuplaştırıcı ve ayrıştırıcı dili sürdürdüğüne işaret eden Meral Danış Beştaş, ANF’ye yaptığı değerlendirmelerde iktidar ve muhalefet medyasının kullandığı dilin de sürecin ihtiyaçlarına yanıt vermediğini söyledi. Eski yargılar ve düşmanlaştırıcı söylem üzerinden yürütülen tartışmaların toplumda umutsuzluğu artırdığını ifade eden Meral Beştaş, sürecin daha sağlıklı ilerleyebilmesi için acil adımlar atılması gerektiğini vurguladı.
‘AKP iktidarı Öcalan konusunda açık değil’
Sürecin temel muhatabının çalışma koşullarının henüz oluşturulmadığını belirten Meral Danış Beştaş, Abdullah Öcalan’ın konumuna ilişkin iktidarın net bir tutum ortaya koymadığını söyledi. Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’ın koordinatör olarak görev yapması ve umut hakkından yararlanması yönündeki tutumunu daha açık biçimde ortaya koyduğunu hatırlatan Meral Danış Beştaş, AKP iktidarının ise bu konuda yeterince açık olmadığını söyledi.
Sürecin kamuoyuna açık ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Meral Danış, şöyle devam etti:
“Mesela bir an önce yapılması gerekenler var. İlki de şu: Bu sürecin temel muhatabı hâlâ gerekli çalışma koşullarına sahip değil. Sayın Öcalan hâlâ İmralı’da tutuluyor, hâlâ yapılan yerleşkeye geçmedi. Çünkü kurul oluşmadı. Çünkü kendisi o kurulun koordinatörü. Onun çalışmaya başlaması için komisyonda kimler yer alıyorsa onlarla birlikte çalışmaya başlaması gerekiyor. Bunun için de buna yönelik bir yasa gerekiyor, bir kabul gerekiyor, bir zemin gerekiyor.
İktidarın fiili durumla, de facto adımlarla bu süreci devam ettirmek; kamusallaştırmamak, alenileştirmemek, şeffaflaştırmadan, adeta kamuoyundan bazı meseleleri gizleyerek ya da farklı şekillerde yansıtarak bu süreci devam ettirme gibi bir siyasi tarzı var.
Abdullah Öcalan’ın pozisyonu
Bunların başında da mesela hâlâ iktidar sözcüleri, Sayın Öcalan’ın pozisyonuna ilişkin açıklıkla konuşmuyor, söz söylemiyor. Yani bunu gizli kapaklı, mesajlarla, örtük cümlelerle kendilerince açıklamaya çalışıyorlar. Ya da bunun kamuoyunda bilinmesini istemiyorlar aslında.
Bu konuda Devlet Bahçeli’nin tutumu çok daha aleni. Yani mesela kendisi bunu açıkça ifade ediyor. En son Sayın Öcalan’ın koordinatör olarak görev yapması gerektiğini söyledi. Umut hakkından faydalanması gerektiğini söyledi. Ama AKP iktidarının bu konuda yeterince açık olmadığını öncelikle ifade ediyorum.”
‘2013-2015’in tekrar yaşanmaması için hukuki zemin şart’
Hukuki zeminin önemini vurgulayan Meral Beştaş, 2013-2015 yılları arasındaki Dolmabahçe Mutabakatı sürecini hatırlattı. Sözün yerini hukukun alması gerektiğini, aksi durumda sürecin tek taraflı olarak “buzdolabına kaldırılması” riskinin toplumda güvensizlik yarattığını söyledi. Meral Danış Beştaş, “Şüphesiz karşılıklı görüşme, diyalog, müzakere çok önemli, değerli. Ama bunun hukuki bir zemini olmadığında tek taraflı bir şekilde bundan vazgeçilebiliyor” dedi.
‘Meclis’in oluşturacağı komisyon sürecin sigortası olacak’
Yeni yasama döneminde Meclis’in üstlenmesi gereken role ilişkin konuşan Meral Danış Beştaş, Çerçeve Yasa kapsamında oluşturulması öngörülen Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bakanlar, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı’ndan oluşan, idare ve yürütmeye bağlı bir yapı olduğunu belirtti. Bu nedenle Meclis’in ve oluşturacağı komisyonun sürecin “sigortası” konumunda olduğunu ifade eden Meral Danış Beştaş, şöyle konuştu:
“Sadece Cumhurbaşkanı ve bakanlara değil; sivil topluma, demokrasi güçlerine, bu konuda uzman akademisyenlere açık bir kurulun oluşturulması gerekiyor. En geniş partinin katılımıyla bir kurul oluşturulmalı ve buna sadece ‘izleme kurulu’ denmesinin de isabetli olmadığını ifade edeyim.
Sadece izleyen, iş yapmayan bir kurul değil. Hem izleyen hem çalışan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair bir kurul. Adına ortaklaşa karar verebiliriz neticede. Ama Meclis Başkan’ının söylediği, sanki sadece izleme olacak gibi bir izlenim, bir intiba yaratıyor. Bence bunu aşmalı.”
‘MGK kararlarının hayata geçmesini sağlamak öncelik olmalı’
Mezopotamya Ajansı’na konuşan Sezai Temelli, önümüzdeki yasama döneminde yasanın gereklerinin yerine getirilmesi ve etkin biçimde yürürlüğe konulmasının en önemli başlıklardan biri olacağını kaydederek, ” Evet komisyonlar ve bu bağlamda alt komisyonlar kuruluyor, yine atılması gereken bazı adımlar da atılıyor ve atılacak. Ancak nihayetinde MGK kararına bağlı olarak bu yasa yürürlüğe girecek. İşte bu MGK kararının çok geç kalmaksızın hayata geçmesini sağlamak öncelik olmalı. Meclis bu konuda bir komisyon oluşturacak bildiğiniz gibi. Meclis, bu komisyonu oluşturarak hem bu yasanın hızlı hayata geçmesi ve uygulamasının sağlıklı bir şekilde ilerlemesini sağlamalı. Bunların yanı sıra Meclis komisyonu tabii ki bu yasanın eksiklerini, bu yasayı takip edecek yasaların bir an önce hayata geçmesini ve toplumun özellikle Kürt meselesinin demokratik çözümü adına beklentilerini karşılayacak bir yasama faaliyetini de yürütmeli. Meclis’in önceliği bu çalışmalar olmalıdır” diye konuştu.
‘Bütün partileri bir araya getirmeyi amaçlıyoruz’
Partisinin yeni yasama dönemi için yaz boyu önemli araştırmalar ve faaliyetler yürüttüğünü söyleyen Sezai Temelli, yeni döneme hazır olduklarına işaret ederek şunları söyledi:
“Bütün partileri süreç ve Kürt meselesi etrafında bir araya getirmeyi amaçlıyoruz ve umarım bu konuda hızla adımlar atılır. Yasama döneminin en önemli faaliyeti de bu olur. İkinci olarak Bu yasanın yürürlüğe girip çalışmasının ötesinde belli yasalarda önemli değişikliklerin ve düzenlemelerin yapılmasına ihtiyaç var. Her şeyden önce infaz kanunu, terörle mücadele kanunu, Türk Ceza Kanunu gibi birçok kanunda yapılması gereken, atılması gereken adımlar var. Bu adımlar sadece silah bırakma meselesine indirgenecek, bununla sınırlandırılacak adımlar olmamalı. Bu adımlar her şeyden önce bir hukuk devleti ve demokrasi perspektifine sahip olacak bir yerden düşünülmeli ve böyle gerçekleşmeli. Türkiye’nin çünkü en önemli ihtiyacı, en önemli meselesi budur.”
‘Demokratikleşme adına yapılacaklara odaklanılmalı’
Meclis Komisyonu’nun süreci sadece izleyen veya takip eden bir kurul olmaması gerektiğini ifade eden Sezai Temelli, “Sürecin takibi de elbette önemli. Ancak bunun yanında komisyonun esas yapması gerekenler şunlardır; birincisi, silahların bırakılmasından sonra hem silah bırakan hem bugüne kadar bu meseleden dolayı yargılanmış ve siyaset dışına itilmiş olanların, yine hakkında soruşturma, kovuşturma ya da herhangi bir mahkeme kararı olan herkesin demokratik siyasete katılımı çalışmaları. Bu, komisyonun olmazsa olmaz çalışmalarından olmalıdır. İkincisi, bu demokratik siyasi yaşamın artık gerçek anlamda demokratikleşmeye muhtaç olduğunu bilmemiz gerekiyor. Dolayısıyla bütün siyasi partiler bu komisyon öncülüğünde önümüzdeki dönemde Türkiye’nin demokratikleşmesi adına ne yapmalı, hangi adımları öncelikle atmalı? Buna yoğunlaşması gerekiyor” diye konuştu.
‘Meclis Öcalan’ı gerçek anlamda bir müzakereci ve siyasi aktör olarak görmeli’
İktidarın sürece geçmiş kodlarıyla yaklaşmaması gerektiğini belirten Sezai Temelli, “Mesele artık bir konsensüs ile ortaklaşma ve müzakere meselesidir. Dolayısıyla müzakere de Sayın Öcalan İle sürdürüldüğüne göre Meclis Öcalan’ı gerçek anlamda bir müzakereci ve siyasi aktör olarak görmeli. Siyasi özne olarak muhatap almalı ve artık bu dönüşüm sürecinde bu muhataplığa bağlı olarak gerekli adımları atmalıdır” ifadelerini kullandı.
Sezai Temelli, Meclis’in önemli bir gündeminin de demokratik bir Anayasa çalışması olduğunu belirterek, “İktidar mensupları da söylüyorlar; biz hala 12 Eylül Anayasası’yla yönetiliyoruz. Öyleyse şimdi artık gerçek anlamda demokratik bir anayasayı yapabiliriz. Demokratik kanunlar çıkartabiliriz. Eğer önümüzde bir seçim olacaksa, demokratik iklimde bu seçime gidebiliriz. Bakın biz, Demokratik Cumhuriyet diyoruz. Biz, Demokratik Cumhuriyet hedefine hizmet edecek her konuda sorumluluk aldık ve bu konuda öncülük ediyoruz. Meclis’i de bu konuda inisiyatif almaya çağırıyoruz” diye ekledi.
Kısa zaman içerisinde seçim gündeminin başlayacağına işaret eden Sezai Temelli, “12 ay ile 15 ya da 16 aylık bir süre içinde Türkiye bir seçime gidecek. O seçimin demokratik bir seçim olabilmesi için seçim kanunu, siyasi partiler kanunu, anayasa gibi konularda da çalışmalar yapılabilir. Bu önümüzdeki döneme dair özetle bunları söyleyeyim” dedi.
‘AKP’nin kendine göre bir süreç yürüttüğü düşüncesi oluşuyor’
Kamuoyunda sürece dair ciddi bir güven sorunu bulunduğunu söyleyen Elif Bulut ise şeffaflık eksikliğinin bu kaygıları beslediğini belirtti. JINNEWS’e konuşan Elif Bulut, “Her kesimde güven sorunu yaratıyor. Hem Türkiye kamuoyunun tamamında hem Kürt halkında hem de sosyalist cenahta, ister istemez AKP’nin kendine göre bir süreç yürüttüğü düşüncesi oluşuyor. Biz DEM Parti olarak şeffaf olduğumuzu düşünüyoruz ve mümkün olduğunca da bütün aşamaları, bilgileri kamuoyuyla paylaşıyoruz” dedi.
‘Kamuoyuyla paylaşım güven sorununu aşar’
Komisyon süreçlerinin devlet bürokrasisinin dışına taşması gerektiğine dikkat çeken Elif Bulut, “O kurulda bakanlıklar ya da devlet bürokrasisi dışında kimlerin yer alacağının belirlenmesi lazım. Kamuoyuyla paylaşılması, güven sorununun aşılmasına da katkı sunar, açık tartışılmasının da önünü açar. Çünkü çalışmalar böyle açık olmadığında, kamuoyuyla paylaşılmadığında, bu işlerin arka planda halkın yararına olmayacak bir şekilde çözüleceği anlayışı, imajı netleşiyor” şeklinde konuştu.
‘Sayın Öcalan’ın statüsünün netleşmesi gerekiyor’
Abdullah Öcalan’ın sürecin en temel muhatabı olduğunu vurgulayan Elif Bulut, uzun süren görüşme aralıklarının süreci yavaşlattığına dikkat çekerek, “Sayın Öcalan, İmralı’da aslında neredeyse tek başına, sürecin önemli bir aktörü olarak baştan beri süreci götürüyor. Dolayısıyla bu kadar önemli konumda olan bir kişiyle istenildiği zaman görüşülemiyor olması büyük bir sorun. İmralı heyeti normalde daha düzenli görüşebilecekken, bazen görüşme aralığı 40-45 güne, 2 aya kadar uzuyor. Bir yandan bu kadar az görüşme olurken sürecin çabuk ilerlemesi ya da hızlı ilerlemesi çok mümkün olmuyor. Bu da tabii ki hem sıkıntılar yaratıyor hem de beklentilerin karşılanmaması güvensizliği artırıyor. En başta Sayın Öcalan’ın statüsünün netleşmesi gerekiyor” sözlerini kullandı.
Kamuoyunda bir süre önce Abdullah Öcalan’la yapılan röportajların dolaştığını ve ses getirdiğini dile getiren Elif Bulut, bu tür içeriklerin toplumsal algıyı dönüştürdüğünü belirtti. Elif Bulut, “Bunu sadece Kürt halkının ya da sosyopolitik cenahların izlemediğinden eminim. Türkiye halkları içinde karşı düşünen birçok kişinin de izlediğinden eminim. O bile kendi başına bakış açısını değiştiren bir şey; ‘O gün de böyle söylüyormuş, bugün de böyle söylüyor’ dedirten bir şey” sözlerini kullandı.
‘Abdullah Öcalan’ın özgür çalışır koşulları sağlanmalı’
Abdullah Öcalan’ın özgür çalışır koşullarının sağlanması gerektiğini dile getiren Elif Bulut, “Bu duvarın kalkmasının sürecin önünü açabileceğinden ve sürece güvensizlik duyan diğer halkların da bakış açısını değiştirmeye katkı sunabileceğinden eminiz. O yüzden bu perdenin, bu duvarın aradan kalkması gerekiyor” dedi.
HABER MERKEZİ
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***