DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin kritik aşamasını, Abdullah Öcalan’ın rolünü ve Ekim ayı hedeflerini tüm detaylarıyla anlattı. Buldan, ‘Süreçte geldiğimiz aşamanın geçilmesi, pozitif barış aşamasına geçmemizi sağlayacaktır’ vurgusunu yaptı
Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te kamuoyuna duyurduğu Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile başlayan süreç ikinci yılını tamamlıyor. Çerçeve yasanın Meclis’ten geçmesi sonrası gözler pratik adımlara ve Millî Güvenlik Kurulu (MGK) teyit kararına çevrilmişken, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan sürecin geleceğine ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu.
‘Pozitif barış aşamasına geçiyoruz’
Son görüşmede Abdullah Öcalan’ın sürece dair öngörülerini aktaran Pervin Buldan, silahlı aşamadan siyasal müzakere aşamasına geçildiğini ifade etti. Pervin Buldan, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Sayın Öcalan son görüşmemizde sürecin kritik bir aşamasında olduğumuzu vurguladı. Sürecin ilerlemesi için herkesin inisiyatif alması ve siyasi feraset göstermesi gerektiğinin üzerinde durdu. Süreçte geldiğimiz aşamanın geçilmesi, pozitif barış aşamasına geçmemizi sağlayacaktır. Yani yüz yıllık meselenin silahlı kısmıyla değil, siyasal kısmıyla ilgili müzakerelerin olacağı ve adımların atılacağı aşamaya geçeceğiz.”
‘Dünya Savaşı’nın merkezinde barış ve demokrasi formülü’
Ortadoğu’daki çatışmalı ortama ve bölgesel risklere dikkat çeken Pervin Buldan, Abdullah Öcalan’ın provokasyon uyarılarını ve çözüm önerilerini hatırlattı:
“Dünya Savaşı’nın içinden geçiyoruz ve bu savaşın merkezi coğrafyası Ortadoğu’dur. Türkiye ve bölgede yaşayan tüm Kürtler için de ciddi riskler ve tehlikeler var. Sayın Öcalan, bu risk ve tehditlere karşı halkları korumanın en temel yolunun barış ve demokrasi olduğunu ifade ediyor. Barışı; silahların susması, çatışmaların durması ve siyasete alan açılması; demokrasiyi ise bir arada yaşam mutabakatı olarak formülize ediyor. Ortadoğu’da çatışmalar derinleşirken Türkiye’nin kendi içinde barışı büyütmesi, bütün bölge için de umut verici bir örnek olacaktır.”
Karşılıklılık ilkesi ve ‘merdiven yöntemi’
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un silah bırakma şartına ilişkin söylemlerini de değerlendiren Pervin Buldan, Çerçeve Yasa’nın Meclis’ten 467 oyla geçmesinin tarihsel kıymetine vurgu yaptı:
“Çerçeve Yasa’nın Meclis’ten 467 oyla çıkması sadece bir sayım meselesi değil, aynı zamanda güçlü bir siyasi mesaj içeriyordu. Silah bırakma meselesinin sürecin temel başlıklarından biri olduğunu biliyoruz ve bu konudaki hassasiyeti anlıyoruz. Ama bu durumun karşılıklı adımlarla çözülebileceğine inanıyoruz. Sayın Öcalan taraflara merdiven yöntemini öneriyor. Taraflara güven ve karşılıklılık üreten bazen küçük ama birbirini tamamlayan adımlarla yukarı doğru ilerlemeleri konusunda önerilerde bulundu.”
‘Kurul, sürecin atar damarı olacak’
Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu’nun yapısı ve işleyişi hakkında detay veren Pervin Buldan, Abdullah Öcalan’ın bu yapıdaki rolünü açıklayarak şunları söyledi:
“Sayın Öcalan hem silahsızlanma sürecinde hem de siyasal ve demokratik inşa sürecinde koordinatörlük görevini üstlenecek. Bunun için kurulan kurulun koordinesini sağlaması, toplumun farklı kesimleriyle görüşmesi, özgür çalışma ve iletişim koşullarının sağlanması kaçınılmaz bir gerekliliktir. Kurul, sürecin ilerlemesinin deyim yerindeyse atar damarı olacak. Kurul hem silahsızlanma süreçlerini yönetecek hem de siyasallaşma sürecinde aktif rol alacak. Silahsızlanmada atılan her adım siyasal alanı genişletecek; siyasal alanda sağlanan her güvence de silahsızlanma sürecine güven katacaktır.”
‘Gelecek yüz yılın projesi ve gri alanlar’
Sürecin Kürt sorununun çözümündeki tarihsel rolüne değinen Pervin Buldan, modelin özgünlüğünü ve karşılaşılabilecek engelleri şöyle özetledi:
“Barış ve Demokratik Toplum Süreci, gelecek yüz yılın projesidir. Birçok açıdan dünya çatışma çözüm modellerinde bulunmayan, yeni bir modeli deniyoruz. Bu öngörüye rağmen engeller ve meydan okumalar gerçekleşecektir. Bu gerçeklik de ‘gri alan yoktur’ demeyi zorlaştırıyor. Gri alanların varlığı diyaloğun ve ortak aklın neden bu kadar kıymetli olduğunu gösteriyor. Müzakere, siyaset ve demokrasiyi güçlendirme de bir mücadele alanıdır.”
‘Ekim ayı ile birlikte somut gelişmeler yaşanabilir’
Pratik takvim, MGK kararı, kayyım uygulamaları ve İmralı ziyaretlerine dair son durumu aktaran Pervin Buldan, taleplerini ve beklentilerini dile getirdi:
“Yasanın yürürlüğe girmesini sağlayacak MGK kararının gecikmeden çıkmasını bekliyoruz. Meclis’in açılmasıyla birlikte hem çerçeve yasa kapsamındaki adımların hem de kayyımlara son verilmesi ve AİHM kararlarının uygulanması gibi adımların atılması sürecin itici gücü olacak. Sayın Öcalan’ın toplumun tüm kesimleriyle görüşmeler gerçekleştirmesi artık kaçınılmazdır. Ekim ayıyla birlikte gazeteciler, yazarlar ve STK temsilcileriyle bu görüşmelerin başlaması ve hukuki güvencelerle sürekliliğinin sağlanması gerekiyor. Önümüzdeki günlerde bu konuda somut bir gelişmeye tanıklık edebiliriz.”
Haber: Adnan Bilen\MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

