İstanbul Ayazağa’da selde hayatını kaybeden Turgut Dursun’un torunu Yağmur Dursun, AFAD’ın kendisine ‘Ayazağa’da yoğun çalışma sürdürüyoruz, ekipler gelemez’ yanıtı verdiğini belirtti. Yağmur Dursun, gerekli önlemlerin alınmamasına ve arama çalışmalarının gecikmesine tepki gösterdi
İstanbul’da 14 Ekim’de etkili olan sağanak yağış nedeniyle bin 277 su baskını ve 15 heyelan meydana geldi. 5 kişi yaşamını yitirirken 3 kişiden hâlâ haber alınamıyor. Sarıyer ilçesine bağlı Ayazağa Mahallesi, Kağıthane Deresi’nin taşması sonucu büyük zarar gördü. Ayazağa’da sel sularına kapılan Turgut Dursun ve Samet Yetkin hayatını kaybetti. Sel sularının çekilmesiyle zararın boyutları da ortaya çıkmaya başladı. Mahalledeki tüm kaldırımlar tahrip olmuş durumda. Elektrik direkleri devrilirken direklere bağlı kablolar ucu açık şekilde duruyor.
Geceye kadar arama yapılmadı
Sel sularına kapılarak yaşamını yitiren Turgut Dursun’un torunu Yağmur Dursun, yaşananları Mezopotamya Ajansı’na anlattı. Dedesi aracındayken suların aniden yükseldiğini belirten Yağmur Dursun, olayı şöyle aktardı:
“Dedem arabadan çıkıyor ve bir yere tutunuyor. Ancak ne kadar gücü olabilir ki. Daha sonra sele kapılıp gidiyor. 10 dakika sonra da araba sele kapılıyor. Biz o saatlerde Ayazağa’ya geldik, AFAD ya da herhangi kimse yoktu. 112’yi aradık. Yağışın olduğu gece saat 12’de geldiler. İnsanları meydana doğru götürdüler. Arama halen yapılmıyordu.”
Ekipler gelemez yanıtı

“Oradaki korkuluklar bile çok eski. Kâğıthane Deresi’nin birçok yerinde koruma dahi yok ve birçok hayvanın düştüğü biliniyor.”
Babasıyla birlikte gece boyunca arama çalışması yaptıklarını belirten Yağmur Dursun, yaşananları şöyle anlattı:
“Birçok kez 112’yi aradık. Ayazağa Karakolu’na da gittik. Karakolda, araba dereye düşmüş olabilir mi diye sorduk. Polis ‘Dereye araba düşmedi, böyle bir bilgi yok’ dedi. Ondan sonra medyada dedemin arabasıyla aynı olan 2 araba gördüm ve onlar dereye düşüyordu. O sırada başka bir insanın da düştüğünü gördüm. Perşembe (15 Ekim) günü dedemin bulunduğu köprünün üstünde durdum. Dedemin arabasını gördük. Ardından 112’yi aradık. ‘Araba burada, gelin’ dedik. Ama hiçbir şekilde ekip gönderilmedi. Biz dereye kendimiz indik ve arabaya baktık. Defalarca kez aradığımız için polis ekipleri geldi. AFAD’ı aradığımda ‘Ayazağa’da yoğun çalışma sürdürüyoruz, ekipler gelemez’ dendi. Ben ‘dedemin arabası buradaysa, o da buradadır’ dedim. Belki ekip gönderilse kurtulabilirdi. Dedem yüzme de biliyordu. Cuma günü tekrar gittik, köprü altında cenazesini bulduk. Ağaca sarılı halde bulduk. Sonra ekipler gelerek cenazesini aldı.”
Şikayetçi olacağım
Yaşananların öngörülebileceğini ve gerekli önlemlerin alınabileceğini söyleyen Yağmur Dursun, şöyle devam etti:
“Güvenlik önlemi almak insan sorumluluğundadır. Daha önce de birçok kez bu dere taştı. O zaman da halam buna benzer bir durumla karşı karşıya kalmış. Ben ihmal olduğunu düşünüyorum. Zamanında ekipler sahaya inebilirdi. İkincisi de yolu kapatabilirlerdi. Çünkü yolun iki tarafı deredir. Yine derenin etrafını telle kapatmak yerine daha korunaklı bir şeyler yapabilirlerdi. Bugün bu olay konuşulacak yarın konuşulmayacak. Burası kimin sorumluluğunda bilmiyorum. Ancak biraz kendimi toparladıktan sonra sorumlulardan şikayetçi olacağım.”
İstanbul’da sağanak sonrası afet: Sorumlusu iktidar ve belediyeler
HABER MERKEZİ
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***