Site simgesi Serbest Görüş

AYM’den Şerzan Kurt davasında ‘ihlal yok’ kararı: Dosya AİHM’e taşınacak


AYM, 2010’da Muğla’da polis kurşunuyla katledilen üniversite öğrencisi Şerzan Kurt’un yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edilmediğine karar verdi. Dava avukatı Erkan Şenses, ‘Şerzan Kurt davası zamana yayılan bir cezasızlık pratiğidir’ diyerek, dosyayı AİHM taşıyacaklarını açıkladı

Anayasa Mahkemesi (AYM), 12 Mayıs 2010’da Muğla’da polis Gültekin Şahin’in açtığı ateş sonucu ağır yaralanan ve 19 Mayıs’ta yaşamını yitiren üniversite öğrencisi Şerzan Kurt’un ailesinin başvurusunu karara bağladı. Mahkeme, yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiayı kabul edilebilir bulurken, yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edilmediğine 3’e karşı 2 oyla karar verdi. Yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ise oy çokluğuyla hükmedildi.

AYM’nin esastan ihlal kararı vermemesi nedeniyle, yargılama sürecindeki ihlal tespitine rağmen dosyada yeniden yargılama yapılmayacak. Mahkeme, aileye manevi tazminat ödenmesine karar verirken diğer tazminat taleplerini reddetti.

Karşı oy: Ölümcül güç kullanımının zorunlu olduğu ortaya konulamadı

Karara karşı oy kullanan iki AYM üyesi, polis memurunun ateşli silah kullanmasının mutlak zorunluluk koşulunu karşılamadığını ve yaşam hakkının maddi boyutunun da ihlal edildiğini belirtti. Karşı oy gerekçesinde, güvenlik kamerası görüntülerinin polisin göstericilere doğru ateş ettiğini ortaya koyduğu, göstericiler dağılmaya başlamışken polisin ateş etmeyi sürdürdüğü vurgulandı. Polisin kaçan kişilere ateş etmesinin zorunlu ve orantılı bir müdahale olarak değerlendirilemeyeceği belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:

“Kaçan kişilere yönelik gerçek mermi kullanılması, kamu düzeninin sağlanması bakımından başvurulabilecek son çare niteliğinde değerlendirilemez. Kolluğun elinde göz yaşartıcı gaz, cop, kalkan, fiziki müdahale ve benzeri daha hafif araçlar mevcutken doğrudan ateşli silaha başvurulması, yaşam hakkının korunmasına ilişkin anayasal güvencelerle bağdaşmamaktadır.”

Karşı oyda, ceza yargılaması boyunca eylemin olası kast, kasten öldürme, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama ve bilinçli taksir suçları arasında farklı biçimlerde nitelendirilmesinin de devletin ölümcül güç kullanımına ilişkin tutarlı bir değerlendirme ortaya koyamadığını gösterdiği belirtildi.

“Somut olayda polis memurunun başvurduğu ateşli silah kullanımının mutlak zorunlu olduğu ve ulaşılmak istenen meşru amaçla sıkı bir orantı içinde bulunduğu ortaya konulamamıştır” denilen karşı oyda, ölümcül sonuca yol açan güç kullanımının Anayasa’nın 17’nci maddesindeki sınırları aştığı ifade edildi.

‘Şerzan Kurt davası zamana yayılan bir cezasızlık pratiğidir’

AYM kararını, Mezepotamya Ajansı’ndan Rukiye Payiz Adıgüzel ve Ozan Bayindır’a değerlendiren dava avukatı Erkan Şenses, Şerzan Kurt davasının 15 yılı aşan yargılama süreci boyunca farklı suç nitelendirmeleri ve bozma kararlarıyla ilerlediğine dikkat çekti. Erkan Şenses, şöyle konuştu:

“Şerzan Kurt davası zamana yayılan bir cezasızlık pratiğidir. 15 yıla yayılan bir dava süreci tamamen aileyi davadan uzaklaştırmaya ve cezasızlığı uzun bir yargılama üzerinden sürdürmeye çalışan bir pratik var.”

Erkan Şenses, Eskişehir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin sanık polis hakkında süreç içerisinde dört ayrı mahkûmiyet hükmü kurduğunu hatırlattı. İlk olarak 2012’de insan öldürme suçuna yardım kapsamında 8 yıl hapis cezası verildiğini, Yargıtay’ın bozma kararı üzerine 2014’te kasten öldürme suçundan 16 yıl hapis cezasına hükmedildiğini aktardı.

‘Cezasızlık zırhı halen devam ediyor’

AYM’nin kararının, dosyada yeniden yargılama yolunu kapattığını belirten Erkan Şenses, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edilmiş olmasının tek başına yeni bir yargılama yapılmasını sağlamadığını vurguladı. Erkan Şenses, iki AYM üyesinin karşı oyunda yaşam hakkının maddi boyutunun da ihlal edildiğini belirtmesinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi:

“Usulden ve esastan ihlal kararı çıkmasının şöyle bir önemi var. Usulden karar çıktığı için Eskişehir’deki yargılama yeniden görülmeyecek. Esastan karar çıksaydı sanık polis memuru yine yargılanacaktı. Bunun çıkmaması polis üzerindeki cezasızlık zırhının halen devam ettiğini göstermektir.”

Dosya AİHM’e taşınacak

Erkan Şenses, AYM’nin yaşam hakkının maddi boyutuna ilişkin ihlal kararı vermemesi üzerine dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıyacaklarını açıkladı. Başvuruda, Şerzan Kurt’un yaşam hakkının maddi boyutunun da ihlal edildiği savunulacak. Erkan Şenses, “Şerzan Kurt davasının cezasızlıkla örtülmemesi için hukuki zeminde elimizden gelen her çabayı göstereceğiz” dedi.

Dava hakkında

Güvenlik gerekçesiyle Eskişehir’e nakledilen Şerzan Kurt davasında, sanık polis hakkındaki suçlamalar ve cezalar yıllar içinde değişti. Kasten öldürme suçundan verilen 16 yıllık hapis cezası dahil çeşitli kararlar bozuldu; son olarak eylem bilinçli taksir kapsamında değerlendirilerek 2024’te 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası verildi. Bu ceza 2025’te Yargıtay tarafından onandı.

Kararın ardından Şerzan Kurt’un anne ve babası, yaşam hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle AYM’ye başvurdu. Mahkeme, 2021 ve 2026 yıllarında yapılan iki bireysel başvuruyu birleştirerek karara bağladı.

HABER MERKEZİ

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Mobil sürümden çık