9 Ekim komplosunun yıldönümüne dair açıklama yapan TJA, DEM Parti Eş Genel Başkanları ve DBP, başlatılan sürecin sonucuna ulaşabilmesi için Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması gerektiğini belirtti
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkmasıyla başlayan 9 Ekim komplosu 28’inci yılında. Komploya dair yazılı açıklama yapan Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları ve Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP), Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinilen açıklamalarında, sürecin ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan’ın özgür yaşar ve çalışır koşullarda olması gerektiğini belirtildi.
TJA: Rêber Apo’nun fiziki özgürlük koşulları sağlanmalıdır
TJA’nın açıklamasında şunlar öne çıktı:
“ 9 Ekim komplosu, konjonktürel bir dış politika hamlesi değil; 1925’lerden bu yana Kürdistan coğrafyasında uygulanan soykırım ve tasfiye konseptinin küresel ölçekte devreye sokulmuş tarihsel bir devamıdır. Uluslararası hegemonik akıl; Kürt halkının varlık arayışını, özgürlük iradesini ve Rêber Apo şahsında somutlaşan sistem dışı alternatif yaşam modelini tasfiye etmeyi hedeflemiştir.
Bugün gelinen aşamada, toplumsal iradenin zorlamasıyla yeni bir demokratik çözüm süreci aralanmış olsa da, süreç mevcut durumda ciddi bir tıkanma ve belirsizlik aşamasına getirilmiştir. Bilinmelidir ki kalıcı ve onurlu bir barış, yalnızca tek bir tarafın özverisi veya tek taraflı adımlarıyla inşa edilemez. Devlet ve iktidar aklının oyalama, zaman kazanma ve taktiksel yaklaşımları terk edilmeli; sürecin önünü açacak samimi ve yasal/hukuki adımlar atılmalıdır. Bu tıkanıklığı aşmanın ve süreci tarihsel anlamına uygun biçimde ilerletmenin temel şartı; müzakere masasının mimarı Rêber Apo’nun İmralı tecrit sistemine son verilerek fiziki özgürlüğünün sağlanması ve sürecin şeffaf, anayasal bir zeminde yürütülmesidir.
Çözümün önünü açacak karşılıklı adımların atılması, Rêber Apo üzerindeki tecrit rejimine son verilerek fiziki özgürlük koşullarının oluşturulması, bölgesel ve toplumsal barışın yegane imkanıdır. Tecrit rejimine son verilmesi ve Rêber Apo fiziki özgürlük koşullarının sağlanmasıdır. Mücadele mirasına bağlılıkla, kadın öncülüğünde komplonun tüm sonuçlarını ortadan kaldıracak ve demokratik barışı inşa edeceğiz.”
DEM Parti: Müzakerenin eşit koşullarda yürütülmesi sağlanmalıdır
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkarılmasının 28’inci yıldönümü nedeniyle dijital medya hesaplarından açıklama yaptı.
Tuncer Bakırhan, “Bu komployla Ortadoğu ve Türkiye halklarının geleceğine müdahale edilmek istendi. Amaç, halkların birlikte yaşama iradesini zayıflatmak, çatışmayı derinleştirerek bölgenin kaderini yeniden belirlemekti. Yıl dönümünde bu komployu bir kez daha kınıyoruz. Bugün çatışmanın değil, barışın ve demokratik toplumun konuşulduğu yeni bir dönemdeyiz. Bu dönemin kalıcı barışa dönüşmesi, Sayın Öcalan’ın özgür koşullarda çalışabilmesine ve düşüncelerini topluma ulaştırabilmesine bağlıdır” ifadesini kullandı.
Tülay Hatimoğulları da “Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başarıya ulaşması için Sayın Öcalan’ın özgür koşullarda çalışmasının ve iletişim kurmasının önü açılmalı; müzakerelerin eşit koşullarda yürütülmesi sağlanmalıdır. Bu kapsamda, 9 Ekim uluslararası komploya karşı eşit, adil, demokratik bir geleceği hep birlikte örmeliyiz” dedi.
DBP: Önder Öcalan’ın özgürce yaşayabileceği koşullar oluşturulmalıdır
DBP’nin açıklamasında ise şunlar ön plana çıktı:
“Önder Öcalan şahsında hedef alınan; Kürt halkının varlığı ve özgürlük mücadelesinin yanı sıra, halkların eşit ve özgür bir yaşam kurma iradesi ile Ortadoğu’nun demokratik geleceğiydi. Bu nedenle 9 Ekim’i yalnızca geçmişte yaşanmış bir komplo olarak değil, yarattığı siyasal sonuçları ve etkileri bugün de devam eden bir mücadele başlığı olarak ele almak gerekir.
Kürt halkını bir yüzyıl daha statüsüz bırakmak, Önder Öcalan’ın demokratik çözüm iradesini etkisizleştirmek ve halkların ortak demokratik geleceğini engellemek isteyen anlayış, farklı biçimlerde varlığını sürdürmektedir. Buna karşı Kürt halkı, yüz yılı aşan inkâr ve imha politikalarına karşı büyüttüğü mücadeleyle özgürlük, demokrasi ve barış iradesini korumuş; bu mücadelenin bir sonucu olarak bugün Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin önünü açmıştır. Bu çerçevede Kürt halkının varlığı ve kimliği anayasal güvence altına alınmalı, Kürt sorununun demokratik ve hukuki çözümü güvenceye kavuşturulmalı, Önder Öcalan’ın ise özgürce yaşayabileceği ve çalışabileceği koşullar oluşturulmalıdır. Çünkü onun özgürlüğü yalnızca bir kişinin özgürlüğü değil; demokratik çözümün önünün açılması, kalıcı ve onurlu bir barışın kurulması ve Türkiye’de halkların eşit ve özgür bir geleceği birlikte inşa edebilmesinin temel koşullarından biridir. Bu nedenle Önder Öcalan’ın özgürlüğü, Türkiye’de demokratik ve kalıcı bir barışın bütün koşullarıyla oluşturulması açısından tarihsel bir gerekliliktir!”
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

