Türkiye’deki 79 baro, İstanbul Barosu Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma nedeniyle Prof. Dr. Avukat Osman Korkut Kanadoğlu hakkında soruşturma başlatılmasına tepki gösterdi. Açıklamada, ‘Savunmanın bağımsızlığı, avukatların ifade özgürlüğü ve baro genel kurullarında düşüncelerin serbestçe açıklanabilmesi, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez güvenceleridir. Bu güvencelere yönelik müdahaleler karşısında ortak ve kararlı duruşumuzu sürdüreceğiz’ denildi
Türkiye’deki 79 baro, İstanbul Barosu’nun 24-25 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen Olağan Genel Kurulu’nda, Başkan Adayı Prof. Dr. Avukat Osman Korkut Kanadoğlu’nun yaptığı konuşma nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturma başlatılmasına dair açıklama yaptı.
“Savunmanın sesine soruşturma gölgesi düşürülemez” başlıklı açıklamada, soruşturmanın ifade özgürlüğü, savunmanın bağımsızlığı ve baroların demokratik işleyişi bakımından derin bir kaygıyla karşılandığı belirtildi.
Açıklamada, “Anayasa’nın 135’inci maddesi, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının demokratik esaslara göre örgütlenmesini güvence altına almakta; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 76. ve 95. maddeleri ise barolara hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve avukatlık mesleğinin bağımsızlığını savunma görevi yüklemektedir. Bu çerçevede baro genel kurulları, yalnızca seçimlerin gerçekleştirildiği toplantılar değil; yargının işleyişinin, hukuka aykırılık iddialarının ve mesleki sorunların özgürce tartışıldığı demokratik platformlardır” denildi.
‘Yargı bağımsızlığı kararların eleştirilemez olduğu anlamına gelmez’
Kanadoğlu’nun baro genel kurulunda yaptığı ve suç teşkil etmeyen konuşmanın, avukatlık faaliyeti kapsamında olduğuna ve bu konuşma nedeniyle hakkında soruşturma yürütülebilmesi için Adalet Bakanlığı’nın izninin olması gerektiğinin belirtildiği açıklamada şunlar ifade edildi:
“Anayasa’nın 138. maddesinde düzenlenen yargı bağımsızlığı, yargı kararlarının eleştirilemez olduğu anlamına gelmemektedir. Aksine, aynı maddenin son fıkrası mahkeme kararlarına uyulmasını anayasal bir yükümlülük olarak düzenlemektedir. Yargı uygulamalarının eleştirilmesi, hukuka aykırılık iddialarının dile getirilmesi ve mahkeme kararlarına uyulmasının talep edilmesi, hukuk devletinin ve demokratik denetimin doğal gereklerindendir. Kuşkusuz ifade özgürlüğü sınırsız değildir. Ancak bir açıklamanın ceza hukuku bakımından değerlendirilmesinde sözlerin bütünü, söylendiği bağlam, açıklamanın amacı ve kamusal tartışmaya katkısı birlikte gözetilmelidir. Mesleki ve kamusal tartışmalar kapsamında dile getirilen sert eleştirilerin, yalnızca rahatsız edici nitelikleri nedeniyle cezai müdahaleye konu edilmesi demokratik toplumun gerekleriyle bağdaşmaz.”
‘Ortak ve kararlı duruşumuzu sürdüreceğiz’
“Baro genel kurullarında yapılan konuşmaların ceza soruşturmasına konu edilmesi, avukatlar üzerinde caydırıcı etki ve otosansür yaratma riski taşımaktadır” denilen açıklamanın devamında, şu ifadelere yer verildi:
“Bu durum yalnızca meslek örgütlerinin demokratik işleyişini değil, Anayasa’nın 36. maddesiyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olan bağımsız savunmayı da ilgilendirmektedir. Bizler, aşağıda imzası bulunan barolar olarak; Av. Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu hakkında başlatılan soruşturmanın, ifade özgürlüğüne ilişkin anayasal güvenceler ve demokratik toplumda gereklilik ilkesi gözetilerek sonlandırılması gerektiğini vurguluyoruz. Savunmanın bağımsızlığı, avukatların ifade özgürlüğü ve baro genel kurullarında düşüncelerin serbestçe açıklanabilmesi, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez güvenceleridir. Bu güvencelere yönelik müdahaleler karşısında ortak ve kararlı duruşumuzu sürdüreceğiz.”
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

