Site simgesi Serbest Görüş

30 yılın ardından tahliye oldu: Siyasi hesaplar yapmak yerine samimi adımlar atılmalı


Cezaevinden 30 yılın ardından tahliye olan Muzaffer Yılmaz, ‘Devlet siyasi hesaplar yerine samimi adımlar atılmalıdır. Aksi takdirde halkın sürece olan güveni zedelenmektedir’ dedi

Îdir’in (Iğdır) Xelfelî (Halfeli) beldesinde 1992 yılında PKK’ye katılan ve 1996 yılında gözaltına alınan Muzaffer Yılmaz hakkında yargılandığı Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) tarafından müebbet hapis cezası verildi. Tutuklandıktan sonra Erzurum Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne götürülen Muzaffer Yılmaz, sırasıyla Erzirom (Erzurum), Tekirdağ ve Panos’daki (Patnos) cezaevlerine sevk edildi.

Cezaevinde tutulduğu 30 yıllık süreçte Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a onlarca mektup yazan Muzaffer Yılmaz, Patnos L Tipi Cezaevi’nden 26 Ağustos’ta tahliye oldu. 22 yaşında girdiği cezaevinden 52 yaşında çıkan Muzaffer Yılmaz, “Ben dışarıdayım ama bir parçam hala içeride. Sayın Öcalan ve yoldaşlarım cezaevindeyken yaşadığım fiziksel özgürlüğün bir anlamı yok” dedi.

‘Sayın Öcalan’a sık sık mektuplar yazıp kapsamlı dosyalar hazırladım’

2012 yılında cezaevlerinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a dönük tecridin kaldırılması talebiyle gerçekleştirilen ve 68 gün süren açlık grevlerine dikkat çeken Muzaffer Yılmaz, “Sayın Abdullah Öcalan’ın koşullarının düzeltilmesi amacıyla 2012 yılında başlatılan süresiz açlık grevinde 70-80 gün kaldık, bazı arkadaşlarımız ölüm orucuna yattı. Bu eylemler sonucunda birtakım haklar elde edildi. İmralı süreci başladı ve koşullarda iyileşme sağlandı. Ardından devlet sürgün sevkleri başlattı. Patnos’ta 20-30 kişi kaldık. Cezamı burada tamamlayarak 30 yılın sonunda tahliye oldum. Cezaevinde, Kürt edebiyatı üzerine yoğunlaştım. Kürtçe bir şiir kitabı, gerilla anıları, çocuklar için masal kitabı ile çeşitli şiir ve mektup derlemeleri kaleme aldım. Sayın Öcalan’a da sık sık mektuplar yazıp kapsamlı dosyalar hazırladım” dedi.

‘Türkiye, Kürtlerle barışmaya ihtiyaç duymaktadır’

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinen Muzaffer Yılmaz, bölgesel riskler nedeniyle Türkiye’nin Kürtlerle barışmaktan başka çaresinin olmadığının altını çizdi. Barış olması içinde devletin pratikte irade göstermesinin elzem olduğunu kaydeden Muzaffer Yılmaz, “Türkiye’de yeni bir süreç başladı ve Sayın Abdullah Öcalan için bir muhataplık durumu oluştu. Bölgesel riskler nedeniyle Türkiye bu dönemde Kürtlerle barışmaya ihtiyaç duymaktadır” ifadelerini kullandı.

‘Devletin bir an önce somut adımlar atması gerekir’

İktidarın siyasi hesaplar yapmak yerine somut adımlar atması gerektiğini vurgulayan Muzaffer Yılmaz, bunun içinde siyasetçilere büyük rol ve misyonun düştüğünü söyledi. Muzaffer Yılmaz, şöyle devam etti:

“Ben dışarıdayım ama bir parçam hala içeride. Sayın Öcalan ve yoldaşlarım cezaevindeyken yaşadığım fiziksel özgürlüğün bir anlamı yok. Yoldaşlarımız içerideyken tat alamıyoruz.  Devletin bir an önce somut adımlar atması gerekir. Meclisten çıkan yasayla 800’e yakın arkadaşımız kapsam dışı bırakıldı. Buradaki amaç, seçimlerde Kürt oylarını almak ve anayasa değişikliğinde destek sağlamaktır. Siyasi hesaplar yerine samimi adımlar atılmalıdır. Aksi takdirde halkın sürece olan güveni zedelenmektedir. Bazen konuştuğum yurttaşların geçmiş tecrübeler nedeniyle tereddüt duyduğunu görüyorum. Biz sürece inanıyoruz. Ancak devletin bunu pratik adımlarla desteklemesi gerekir. Kürt halkı olarak Medlerden bu yana ilk kez böyle tarihsel bir fırsat yakaladık. Anayasal değişiklikle Kürt halkının varlığı ve hakları güvence altına alınmalıdır. Anayasaya giren haklar bir daha geri alınamaz. Bu noktada siyasetçilerimize büyük sorumluluk düşmektedir. Süreç kişisel ya da dar siyasi çıkarlara kurban edilmemeli, halkımızın hakları kararlılıkla savunulmalıdır.”

Haber: Serkan Satılmış\MA

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Mobil sürümden çık