Site icon Serbest Görüş

‘Xerzan Mezarlığı’ndaki cenazelerin kimlik tespitleri yapılmış olabilir ama bundan da haberdar değiliz’


Xerzan Mezarlığı’ndan çıkarılıp Kilyos’ta kaldırıma gömülen cenazelere ilişkin konuşan ÖHD’li avukat Elif Taşdöğen, ‘Aradan geçen zamana baktığımızda bu kemiklerin kimlik tespitinin bugüne kadar yapılmış olması gerekirdi. Yapılmış olma ihtimali de çok yüksek. Ama biz bundan haberdar değiliz. Dosya kapsamında gizlilik kararı alındığı için dosyaya giren ve çıkan evrakları göremiyoruz’ dedi

Bedlîs merkeze bağlı Oleka Jor köyündeki Xerzan (Garzan) Mezarlığı’nın 2017 yılında bombalanarak tahrip edilmesi ve burada bulunan yaklaşık 280 cenazenin mezarlardan çıkarılarak, İstanbul’a götürülmesinin ardından Kilyos’taki bir kaldırıma gömülü halde bulunması üzerine ailelerin cenazelerini bulma mücadelesi devam ediyor.

Geçen yıllarda yaklaşık 30 cenaze DNA eşleşmesi ile ailelerine teslim edilirken, 261/262 cenaze Kilyos Mezarlığı’na gömülü halde bekliyor. En son DNA eşleştirmeleri sonucunda Zehra Kısaoğlu ve Süheyla Kaya’nın da kimlikleri belirlendi. Zehra Kısaoğlu ve Süheyla Kaya’nın cenazeleri Kilyos Mezarlığı’ndan alınarak Çewlîg’e (Bingöl) götürülüp toprağa verildi.

‘Taşınma süreci hukuka aykırı’

Cenazelerin çıkarılmasından defin sürecine kadar yaşananları Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) avukatlarından Elif Taşdöğen ile değerlendirdi. Mezarlıkların açılması, cenazelerin nakli ve defin işlemlerinin mevzuatta açık biçimde düzenlendiğini belirten Elif Taşdöğen, Xerzan Mezarlığı’nın 19 Aralık 2017’de iş makineleriyle açılmasına dair, “Bu işlemin hangi hukuki kararla yapıldığı, ailelere neden haber verilmediği, ATK’ye gönderilirken hangi kayıt altına alındığı ve en önemlisi İstanbul’a gönderilen cenazelerin neden usulüne uygun gömülmeyip kaldırıma defnedildiği çok net şekilde sorgulanmalı. Bu hâliyle yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunu belirtebiliriz” dedi.

‘Ceza yargılaması yapılmadı’

Elif Taşdöğen, cenazelerin Kilyos’ta kimsesizler mezarlığına defnedildiğini öğrendiklerini ancak cenazelerin kaldırıma gömüldüğünün sonradan ortaya çıktığını hatırlattı. Ailelerin başvuruları üzerine hukuki süreci başlattıklarını ve sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunduklarını belirten Elif Taşdöğen, birçok dosyada takipsizlik kararı verildiğini söyledi. Elif Taşdöğen, “İlgili savcılar hakkında ise bakanlık tarafından soruşturma izni verilmedi. Kişinin hatırasına hakaret, işkence ve eziyet suçlarına ilişkin de suç duyurularında bulunduk. Anayasa Mahkemesi’nin kabul edilemezlik kararının ardından 2022 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduk ancak buna ilişkin herhangi bir dönüş olmadı. Bütün bu işlemlerin, bu insanlık dışı uygulamanın parçası olan hiçbir kişi hakkında ne yazık ki bir ceza yargılaması yapılmadı” dedi.

Cenazelerin kaldırıma defnedilmesinin ailelerin haklarını da etkilediğini belirten Elif Taşdöğen, “Ölen kişinin yakınlarını doğrudan ilgilendiren bir durum olduğu için yas tutma hakkı, özel ve aile hayatı ile insan onuru bakımından aykırılıklar söz konusu. Anayasa Mahkemesi’nin, bir kişinin yakınının cenazesine katılmasını özel ve aile hayatı hakkı kapsamında değerlendirdiği ihlal kararları var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de bu haklar kapsamında ihlal kararları verdiğini biliyoruz” diye konuştu.

Ailelerin cenazelerin yerini ancak uzun uğraşlar sonucunda öğrenebildiğini belirten Elif Taşdöğen, şunları ekledi:

“Üç sene sonra bu cenazelerin nerede olduğunu öğrendiler. Cenazelerin kimliklendirilmesi için DNA eşleştirmesi gerekebilir. Ancak bu, ailelerin süreçten dışlanmasını açıklamaz. Siz yıllardır aileleri bu cenazelerden uzak tutuyorsanız, bilgilendirme yapmıyorsanız en büyük engellemelerden birinin de bu bilgisizlik olduğunu söyleyebiliriz.”

‘Gizlilik kararı olduğu için evrakları göremiyoruz’

Xerzan’dan çıkarılan cenazelerin sayısına ilişkin kesin bir verinin bulunmadığını belirten Elif Taşdöğen, “Aradan geçen zamana baktığımızda bu kemiklerin kimlik tespitinin bugüne kadar yapılmış olması gerekirdi. Yapılmış olma ihtimali de çok yüksek. Ama biz bundan haberdar değiliz. Dosya kapsamında gizlilik kararı alındığı için dosyaya giren ve çıkan evrakları göremiyoruz” dedi.

Bazı ailelerin başvuru yapmaktan çekindiğini de söyleyen Elif Taşdöğen, bunu devletin yıllardır sürdürdüğü korku politikasına bağladı. Ailelerin bulundukları yerden DNA eşleştirmesi için başvurabileceğini belirten Elif Taşdöğen, başvuruların kimlik tespiti sürecini hızlandırabileceğini ifade etti.

‘Barıştan söz edilecekse bütün olarak ele alınmalı’

Cenazelerin akıbetinin bugün yürütülen barış müzakerelerinden ayrı ele alınamayacağını vurgulayan Elif Taşdöğen, “Barışmak sadece silahların susması değildir. Dünkü pratiklerden kaynaklı ortaya çıkan fotoğrafın görülmesi, o hakikatle yüzleşilmesi gerekir. Hâlen mezarı olmayan, akıbeti bilinmeyen çok fazla insan var. Bir barıştan söz edeceksek bunu bir bütün olarak ele almak gerekir” diye konuştu.

Şêx Said ve Seyit Rıza’nın mezarlarının yerinin de bilinmediğine dikkat çeken Elif Taşdöğen, devletin mezarların akıbetine ilişkin açıklama yapması gerektiğini söyledi. Geçmişte yaşanan ihlallerin araştırılması için hakikat komisyonu kurulmasını isteyen Elif Taşdöğen, “Farklı kesimlerden insanların yer aldığı, gerçekten titizlikle araştırma yapılmasını sağlayan bir komisyon olmalı” dedi.

Kaynak: JINNEWS

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version