Site icon Serbest Görüş

TSP ve Devrimci Parti: Barış ve demokrasiyi örgütlü mücadeleyle kazanalım


Sosyalist parti temsilcileri Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde demokrasinin iktidarın insafına bırakılamayacağını vurguladı. Temsilciler barış ve demokrasinin örgütlü mücadeleyle tesis edilmesi gerektiğini belirtti

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Raporu beklenirken, demokratikleşme adımlarına ilişkin tartışmalar sürüyor. Türkiye Sosyalist Partisi (TSP) Genel Sekreteri Deniz Can Aydın ve Birleşik Devrimci Parti (Devrimci Parti) Genel Başkanı Elif Torun Öneren konuya dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

‘Süreci terör parantezine kapatmak açmaz yaratıyor’

Devletin süreci “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırmasını ve beklenilen adımların atılmamasını eleştiren Türkiye Sosyalist Partisi Genel Sekreteri Deniz Can Aydın, çerçeve yasanın Meclis’ten geçmesinin olumlu ancak yetersiz olduğunu aktardı. Deniz Can Aydın, şu ifadeleri kullandı:

“Adı üzerinde, bir muhatabının barış ve demokrasi süreci, barış ve demokratik toplum olarak tarif ettiği bir süreci bunun muhatabı olan iktidar tarafından ‘Terörsüz Türkiye’ olarak adlandırılması aslında sorunun hala tarihsel arka planının tam anlamıyla anlaşılmadığını gösteriyor. Süreci MGK kararı gibi bir idari tasarrufa terk etmek, dolayısıyla yasama organındaki oluşmuş konsensüsün altını boşaltmak bu sürecin ciddiyetinin anlaşılmadığını gösteriyor. Biz iktidarın genel karakterinin demokratikleşmeyle zıt olduğunu söylüyoruz. Demokrasiyi iktidarın insafına terk etmekten ziyade barış ve demokrasiyi gerçek bir örgütlü mücadeleyle taşındırmak gerekiyor.”

Deniz Can Aydın ayrıca, yasal düzenleme beklenmeden hasta tutsaklar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanması ve siyasi yargılamalara son verilmesi gibi somut adımların derhal hayata geçirilmesi gerektiğini ekledi.

‘Somut adımlar gecikmeksizin atılmalı’

Devletin uyguladığı baskı ve inkar politikalarının değişmesi gerektiğini belirten Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren, sürecin 27 Şubat sonrasında Kürt özgürlük hareketi ile devlet arasında gelişen müzakerelerin bir sonucu olduğunu söyledi. Sürecin ağır ilerlediğine dikkat çeken Elif Torun Öneren, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“27 Şubat’tan bu yana Kürt Özgürlük Hareketi tarafından çeşitli adımlar atılmasına rağmen devlet tarafından aynı düzeyde adımlar atılmadığını görüyoruz. Barışı ve demokratik toplumu hızlandıracak daha somut ve net adımların atılması gerekiyor. Kürt sorununun çözümü çerçeve yasaya eklenecek iki-üç maddeyle sağlanamaz. Mesele, devletin Kürt halkına hangi hakları vereceği üzerinden değil, Kürt halkının kendi geleceği hakkında karar verme hakkının tanınması üzerinden ele alınmalıdır.”

13 Eylül 2026’da İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmedeki “tarihsel sorumlulukların gecikmeden yerine getirilmesi” vurgusunu hatırlatan Elif Torun Öneren, sürecin oyalamayla akamete uğratılmaması ve anayasal güvencelerin sağlanması gerektiğini kaydetti.

Kaynak: MA

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version