Site icon Serbest Görüş

Rojhilat Siyasi Güçler İttifakı’ndan ‘Jin Jiyan Azadî’ direnişinin yıl dönümüne dair açıklama


‘Jin Jiyan Azadî’ Devrimi’nin 4’üncü yıldönümü sebebiyle yaptığı açıklamada İran’ın geleceğindeki her türlü değişimin siyasi güçlerin, sivil toplumun ve yerel örgütlerin görevi olduğunu belirtti

Rojhilat Siyasi Güçler İttifakı, “Jin Jiyan Azadî” Devrimi’nin 4’üncü yıldönümü sebebiyle açıklama yayımladı.  Jina Emînî’nin katledilmesinin üzerinden 4 yıl geçtiği hatırlatılan açıklamada, “İran Kürdistanı Siyasi Güçler İttifakı olarak, İslam Cumhuriyeti yönetimine karşı Kürdistan ve İran’ın diğer bölgelerinin çalışmalarının desteklenmesinde bir dönüm noktası haline gelen bu tarihi aşamaya büyük önem ve geniş bir perspektifle yaklaşıyoruz. On yıllarca süren özgürlük ve kurtuluş mücadelesinin devamı olan bu devrim, aynı zamanda Kürt hakları hareketiyle birleşen kadınların haklarını elde etme mücadelesidir. Jîna Emînî’nin şehit edilmesinin ardından Kürdistanlı kadınlar ve gençler tarafından başlatılan ‘Jin Jiyan Azadî’ Serhildanı, hızla İran genelinde ulusal bir siyasi ve sosyal harekete dönüştü. Kürdistan’daki serhildanlarla başlayan bu aşama, grevler, öğrenci protestoları ve mesleki protestolar gibi farklı çalışma biçimleriyle devam etti. Kadınlar ve gençlerin yanı sıra toplumun farklı sınıf ve meslek gruplarının katılımı, bu hareketin sınırlı kalmamasını ve özgürlük, insan onuru, ayrımcılık ve susturmayla mücadele üzerine kamusal bir söyleme dönüşmesini sağladı” denildi.

Protestoların İran’ın farklı kesim ve kentlerine yayılmasının bu hareketin farklı talepleri birleştirme ve bütünleştirme konusunda büyük bir güce sahip olduğunu gösterdiğine dikkat çekilen açıklamada, “Bu devrimin en önemli özelliklerinden biri, kadınların, gençlerin, öğrencilerin, ulusların, sınıfların ve toplumun farklı kesimlerinin taleplerinin ortak bir çerçeve içinde birleşmesi ve bütünleşmesidir. Stratejik bir bakış açısıyla, ‘Jin Jiyan Azadî’ serhildanının deneyimi, İran coğrafyasında, temel değişiklikleri uygulamak, protestoların enerjisini ve siyasi uzlaşmayı harekete geçirmek ve gelecek için ortak bir program oluşturmak için gerekli olan genel bir hareketin inşasının gücüne ve özgünlüğüne sahip olduğunu kanıtlamıştır. Bu hareketin deneyimi ayrıca, kadınların talepleri, sivil özgürlükler, ulusal haklar ve toplumun farklı sınıflarının taleplerinin, ortak bir çerçeve içinde gelişirse, hakların ve eşitlik standartlarının güvence altına alınması için bir güç haline geldiğini göstermiştir” ifadelerine yer verildi.

‘Krizler kadınlara baskıyı artırmıştır’

Açıklamanın devamında şunlara yer verildi: “Dört yılın ardından, halkın siyasi, sosyal ve ekonomik yaşamı en kötü seviyelere ulaştı. Yüksek enflasyon ve işsizlik rekor seviyelere ulaşarak Kürdistan ve İran’da yoksulluğu daha da derinleştirerek, yoksulların ve işçi sınıfını yaşayamaz hale getirmiştir. Bu durum, rejimin yurt içinde ve yurt dışında uyguladığı, halkın kaynaklarını ve gelirini savaşa harcayan ve Kürdistan ile diğer bölgelerde ‘marjinalleştirme politikası’ uygulayan politikalarının doğrudan bir sonucudur. Aynı zamanda, siyasi, sivil, kadın, kültürel, ekoloji, işçi ve öğretmen aktivistlerinin tutuklanma dalgası eşi görülmemiş bir seviyeye ulaştı. Rejimin susturma ve yıldırma aracı olarak idam cezası, hapis ve işkence kullanımı İran genelinde ve özellikle Kürdistan’da gün geçtikçe artmaktadır. Kadınlara yönelik şiddet sistematik olarak artmıştır. Kadın haklarının bastırılması sadece toplumdaki ataerkil zihniyetten değil, aynı zamanda yasal ve hükümet kurumlarının desteğinden de kaynaklanmaktadır; Ayrıca, toplumun karşı karşıya kaldığı tüm krizler ve zorlukların yükü, kadınlar üzerindeki baskıyı büyük oranda artırmıştır.

İran İslam Cumhuriyeti’nin Kürt partilerine yönelik devam eden saldırıları ve uluslararası anlaşmaların uygulanmasındaki ısrarı da rejimin özgürlük ve insanlık dışındaki zihniyetinin her türlü siyasi talebe karşı düşmanlığının bir başka yönüdür. Tüm krizlere ve engellere rağmen, Kürdistan İran’ın dengesinde merkezde yer almaya devam etmektedir. İran’daki Kürt siyasi güçleri, bu aşamayı doğru okuyarak, bir ittifak ve iç birlik kurma yolunda önemli bir adım atmıştır. Bu krizde, Kürtlerin konumu hem İran içinde hem de uluslararası alanda daha da güçlenmiştir. Bugün gereken, bu ittifakı sürdürmek ve güçlendirmek ve bu krizlere yanıt veren ortak bir ulusal-demokratik söylem oluşturmaktır.

Kürdistan halkına çağrı

Siyasi güçlerin, sivil toplumun ve yerel örgütlerin görevi, halkın meşru taleplerini, yani kendi kaderini tayin hakkı, demokrasi ve temel özgürlükleri, İran’ın geleceğindeki her türlü değişimin temeli haline getirmek için koordineli bir şekilde çalışmaktır. Ayrıca, siyasi mücadele ve sivil çalışmaların birbirini tamamladığını ve bu aşamayı aşmanın anahtarının bunların birliği olduğunu belirtiyoruz. Kürdistan’da genel grev ilanından sonra bu talebin Kürdistan ve İran’daki siyasi ve sivil partiler tarafından önemli ölçüde desteklendiğini ve kabul edildiğini belirtiyoruz. Bir kez daha, tüm Kürdistan halkını 16 Eylül grevi temelinde ayağa kalkmaya, dükkanları ve pazarları kapatarak İslam Cumhuriyeti’ne ve insanlık dışı politikalarına karşı birleşik ve tarihi bir yanıt vermeye çağırıyoruz.

‘Jin Jiyan Azadî’ Devrimi şehitlerine ve Kürdistan’ın kurtuluş ve özgürlüğünün tüm şehitlerine saygı ve bağlılığımızı yineliyoruz; halkımızın iradesini ve direnişini selamlıyoruz. Çalışma ve mücadeledeki sürekliliğimiz, sarsılmaz bağlılığımız ve halkımızın ulusal özlemlerini ve hedeflerini yerine getirme konusundaki sözümüzden dolayı minnettarız.”

DAKB’de de açıklama

Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), İran’da Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından büyüyen “Jin Jiyan Azadî” direnişinin dördüncü yılı dolayısıyla açıklama yaptı. Açıklamada, Tahran’da Jîna Emînî’nin katledilmesiyle görünür hale gelen mücadelenin, yıllardır baskı ve müdahalelere maruz bırakılan kadınların özgürlük talebinin bir yansıması olduğu belirtildi.

Açıklamada, Rojava’da DAİŞ’e karşı mücadele eden Kürt kadınların direnişi ile İran’daki “Jin Jiyan Azadî” hareketi arasında güçlü bir bağ kurulduğu ifade edildi. İran’daki tutsakların direnişine de dikkat çekilen açıklamada, Pexşan Ezîzî, Werîşe Muradî ve Nergiz Mihemmedî başta olmak üzere özgürlük mücadelesi veren kadınların yalnız bırakılmaması gerektiği kaydedildi. Açıklamada, siyasi tutsakların serbest bırakılması, baskı, işkence ve idamların sona erdirilmesi çağrısı yapıldı.

Kadınların savaşların ve çatışmaların en ağır sonuçlarını yaşadığına dikkat çekilen açıklamada, “Barışı kadınlar getirir, yaşamı kadınlar kurar” denildi. Açıklamada, kadınların kendi yaşamları, inançları, bedenleri ve gelecekleri hakkında karar verme hakkına işaret edilerek, kadın özgürleşmeden toplumun özgürleşemeyeceğinin altı çizildi.

“Biz kadınlar, bu mücadelede birbirimizin lokması, birbirimizin nefesi, birbirimizin yoldaşıyız” denilen açıklama, “Jin Jiyan Azadî” şiarıyla sonlandırıldı.

HABER MERKEZİ

 

 

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version