Prof. Dr. Funda Barbaros, demokratik bir barış için dar siyasi anlayışın terk edilerek, ekolojiden kadınlara, çocuklara, gelecek kuşaklara kadar çok daha geniş kapsamlı şeffaf bir sürece ihtiyaç olduğuna dikkat çekti
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde geride kalan bir buçuk yılda birçok tartışma yürütüldü, yürütülmeye devam ediyor. Süreç kapsamında devlet ve hükümetin yasal somut adımlar atması beklentileri halen karşılık bulmadı. Gelinen aşamada toplumun tüm kesimlerinin demokratik barış talepleri giderek artıyor.
Ege Üniversitesi (EÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Funda Barbaros, barışın çok geniş perspektife bağlı bir kavram olduğunu belirterek, “İktisadi açıdan baktığımızda burada en önemli engel olarak toplumsal eşitsizlikleri görüyorum ben. Bu toplumsal eşitsizliklerin de birkaç boyutu var. En önemli boyutu da gelir eşitsizliğidir. Yani ülkede zenginler ile yoksullar arasındaki giderek açılan büyük fark; Bir tarafta servet artarken, gelirler yükselirken toplumun çok büyük bir kesiminin geçim zorluklarıyla baş başa kalması” diye konuştu.
‘Toplumsal cinsiyet eşitsizliği de barış önünde engel’
Bir başka boyutun toplumsal cinsiyet eşitsizliği olduğuna vurgu yapan Funda Barbaros, “Yani ülkemizin nüfusunun yarısını oluşturan kadınların yüzde 30’nun ancak iş gücüne katılıyor olabilmesi. Ve iş gücüne katılanların içinde de ücretlerden aldığı payın çok düşük kalması. Bu da çok ciddi eşitsizlik boyutunu oluşturuyor. Şimdi burada da bir barış lazım” dedi.
‘Eşit haklar içerisinde sağlıklı bir çevrede yürüme haklarını da savunmalıyız’
Daha geniş bir perspektiften bakıldığında türler arası barışın da çok önemli olduğunu vurgulayan Funda Barbaros, şunları belirtti:
“Herkese eşit yurttaşlık talebi var ya çok haklı bir talep. Fakat bunu çok daha geniş perspektife oturtmalıyız diye düşünüyorum. Doğanın da savunuculuğunu yapmamız gerekir. Bioçeşitliliğin giderek azaldığı bir dünyadayız. Ülkemiz de böyle. İklim krizinin en fazla etkilendiği Akdeniz Havzası’nda yer alıyoruz. Şimdi bunlardan bağımsız bir barışın ele alınmasını bir eksiklik olarak görüyorum. Bir ayağı eksik kalıyor bence. O yüzden de doğayla, türlerle barışmak belki yurttaşlık teriminin yerine Türker hocanın getirdiği bir kavram var; yaşamdaş diye. Kavram farklılaşabilir. Önemli değil. Ama benim anladığım bu kavramdan akarsularımızla, denizlerimizle, buradaki canlılarla saygı içinde bir arada yaşamayı ben bu perspektifi seviyorum. Hem ekoloji hem iktisadi açıdan baktığımda burada da çok ciddi bir eksiklik var. Sonra başka bir eşitsizlik boyutu gelecek nesiller, nesiller arasında da bir eşitsizlik var. Biz bugün, günümüzde, mevcut büyümeyi, hayatımızı sürdürürken gelecek nesillerin refahından tüketerek yapıyoruz. Bunu limit aşımıyla da görebiliriz, iktisadi borçlanmayla da görebiliriz. Biz, gelecek nesillerin yaşamlarına da onların bu ülkede eşit haklar içerisinde sağlıklı bir çevrede yürüme haklarını da savunmalıyız diye düşünüyorum.”
‘Gıda eşitsizliği meselesini de çözmemiz lazım’
Ülkedeki gıda eşitsizliği ve buna bağlı olarak açlık meselesinin derinleştiğinin altını çizen Funda Barbaros, “Gıda eşitsizliği var. Şu an çok ciddi yaşanıyor ülkemizde. Bir yanda gıda fiyatlarında orantısız bir artış var ve diğer yanda da yetersiz beslenen çocuklarımızın, yani 4 çocuktan birinin okula aç gittiği bir dönemde yaşıyoruz. Şimdi bu gıda eşitsizliği meselesini de çözmemiz lazım. Bu da yurttaşlık kavramı ile ya da yaşamdaşlık kavramı içerisinde ele alınırsa yani doğasıyla, kadınıyla, çocuğuyla, gelecek nesilleriyle ve bütün toplumsal farklılıklarıyla birlikte sağlanan barış bence bizi geleceğe hazırlar” ifadelerini kullandı.
‘ Barış, yurttaşlık, demokrasi… Dil birliği oluşturmalıyız’
Demokratik toplumsal barışın tesisinde temel hususun öncelikle zihniyet meselesinin dönüşümü olduğuna dikkat çeken Funda Barbaros, “Burada kavramları nasıl kullanıyoruz? Barıştan ne anlıyoruz? Yurttaştan ne anlıyoruz? Hatta demokrasiden ne anlıyoruz? Bu konuda dil birliğinin oluşturulması lazım. Burada o ortak kavrayışın oluşturulması en azından bütün varoluş türlerinin insan da dahil olmak üzere buradan ne anlıyoruz? Bu yaşamı, bizi daha mutlu daha huzurlu daha sağlıklı daha güvenli yaşayabilmemiz için neler gerekir? Bir kere önce benim için şemsiye bu. Sonra bunun altına şunları koyabilirim; burada sorumluluklar çeşit çeşit. Bireyden başlıyor, bireysel alışkanlıklarımızın, dilimizin değişmesi çok önemli” dedi.
‘Yasa yapmak kolaydır, önemli olan bunu yaşanabilir kılmamız’
Sivil toplum örgütlerinin bu konuda tutumunun da değişmesi gerektiğini dile getiren Funda Barbaros, “Bunun ulusal boyutu, yasalar, yargı kısmı var. Eğitim kısmı var, okullarda öğretilen derslerde bu zihniyetin yerleşmesi meselesi. Sonra bunun bir de uluslararası boyutu var. Çünkü sadece Türkiye’ye özgü bir mesele değil, gördüğümüz gibi. Küresel olarak da bu yöndeki hareketlerle bağlantının kurulması ve bunun kolektif eyleme dönüştürülmesi gerektiğini düşünüyorum. Belki yasa yapmak daha kolaydır ama uygulamak, hayata geçirmek, davranışları dönüştürmek, ikimizin arasındaki ilişkiye indirgeyebilmemiz için bunu yaşanabilir kılmamız için, bu geniş perspektifte ancak ele alınırsa mümkün olur diye düşünüyorum” diye belirtti.
‘Tüm farklı kimliklerin ihtiyacı demokrasi’
Sürecin şeffaf yürütülmediği eleştirisinde bulunan Funda Barbaros, “Yani bugün bir anlaşma yapılacak ise bu anlaşmanın içeriği konusunda toplumun farklı kesimlerinin bilgisi yeterli değil. İkincisi bunun böyle devlet ile Kürt milleti arasındaki uzlaşma gibi almak meseleyi çok daraltıyor diye düşünüyorum. Çünkü Türkiye’de yaşayan tüm topluluklar, tüm farklı kimliklerin ihtiyacı demokrasi. Türklerin de demokrasiye ihtiyacı var. Yani bu sadece Kürt meselesi olarak ele alınmamalı. Hatta denizlerimizdeki balıkların, zeytin ağaçlarının, madenlerle delik deşik edilmiş dağlarımızın da bu demokratik kavrayışa ihtiyacı var. Mesele böyle ele alınmazsa bu dar siyasi alanda biraz kapalı kapıların ardında yürütülen şeyler belki bir takım ilerlemeler sağlayabilir. Bu kıymetli de olabilir ama uzun vadede tam bir barış sağlayacağına inanmıyorum” dedi.
Haber: İbrahim Açıkyer \ MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

