Müzisyen Yasemin Göksu, kalıcı barışın ancak Türkiye genelini kapsayan güçlü bir demokratikleşmeyle mümkün olabileceğini ve bu ortamın sanatı da özgürleştireceğini ifade etti
Sanatçı Yasemin Göksu, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ve müziğin bu süreçteki rolüne ilişkin ANF‘ye değerlendirmelerde bulundu. Barışın yalnızca siyasi aktörlerin masasında konuşulan bir mesele olmadığını, asıl sınavın hayatın içinde verildiğini söyleyen Yasemin Göksu, müziğin toplumsal hafıza ve yüzleşmedeki gücüne dikkat çekti.
‘Müzik mesafeleri bir çırpıda aşan güce sahiptir’
Müziğin ve sanatın kurduğu bağı anlatan Yasemin Göksu, sahne tecrübelerinden yola çıkarak şu ifadeleri kullandı:
“Müzik, konuşarak aşılamayan mesafeleri bir çırpıda aşma gücüne sahiptir. Ben yıllardır farklı dillerde şarkılar söylüyorum. Her dilin içinde başka bir hikaye, başka bir acı, başka bir sevinç… Ve sahnede şunu çok net görüyorum: İnsanlar birbirlerinin dilini bilmese bile, bir ezginin duygusunu anlayabiliyor ve birbirlerine bakışları değişebiliyor.”
Yüzleşme sürecinde müziğin taşıyıcı bir hafıza alanı olduğunu aktaran Yasemin Göksu, gerçeği kabul etmenin acıları yarıştırmadan “Senin acın da benim acım kadar gerçek” diyebilmekle başladığını belirtti.
‘Kadının özgürlüğü ve dili de barışın parçası’
Çatışma ortamının en ağır yükünü kadınların taşıdığını hatırlatan Yasemin Göksu, kadın deneyiminin barış dilindeki önemine değindi. Ayrımcı politikaların tuzağına düşmeden dilde değişim yaratılması gerektiğini vurgulayan Yasemin Göksu, ötekileştiren üsluptan uzaklaşıp birbirini dinleyen ve anlayan bir dil kurulması gerektiğini söyledi.
‘Sadece silahların susması yetmez’
Süreçte yürütülen tartışmaları ve silahların susması yönündeki adımları umut verici bulduğunu belirten Yasemin Göksu, beklentilerini şöyle dile getirdi:
“Silahların susması ve sorunların demokratik siyaset yoluyla konuşulabilmesi ihtimalini elbette önemli ve umut verici buluyorum… Salt çatışmanın sona ermesini değil, herkesin kendini eşit yurttaş olarak hissedebildiği, düşüncesini özgürce ifade edebildiği, farklı kimliklerin ve kültürlerin kendini güvende hissettiği gerçek bir barış ülkesi umut ediyorum.”
‘Kürtçenin özgürlüğü çok önemli’
Kültürel çeşitliliğin ve çok dilliliğin bir ülkeyi bölmeyeceğini, aksine daha özgür kılacağını vurgulayan Yasemin Göksu, dünyadan örnekler vererek Kürtçe ve Kürt müziğinin özgürleşmesinin tüm toplum için bir zenginlik olduğunu ifade etti. Türkiye’deki bütün kültürel renklerin korkmadan yan yana durabildiği bir gelecek hayal ettiğini söyleyen Yasemin Göksu, kalıcı barışın temellerinin hukuk, adalet ve eşit yurttaşlıktan geçtiğini belirtti.
Kaynak: ANF
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

