HASAN CÜCÜK | HABER PORTRE
On yıl önce Loris Karius’un önünde futbol dünyasının bütün kapıları açıktı. Mainz 05 formasıyla geçirdiği müthiş sezonun ardından Bundesliga’nın en iyi ikinci kalecisi seçilmiş, yalnızca Bayern Münih’in dünya şampiyonu kalecisi Manuel Neuer’in gerisinde kalmıştı. Henüz 23 yaşındaydı ve herkes onun kariyerinin nereye kadar yükselebileceğini merak ediyordu.
Sonraki adresi Liverpool oldu. Anfield Road gibi futbolun en özel sahnelerinden birine çıkmak, Karius için hayallerinin gerçeğe dönüşmesiydi. Vatandaşı Jürgen Klopp’un güveniyle Liverpool’un birinci kaleciliğine kadar yükseldi. Ancak futbol bazen bir oyuncuyu zirveye çıkardığı hızla dibe de indirebiliyor.
Karius için o an, 26 Mayıs 2018’de Kiev’de oynanan Şampiyonlar Ligi finaliydi.
Real Madrid karşısında yaptığı iki büyük hata, Liverpool’un 3-1 kaybetmesinde önemli rol oynadı. Bir anda kahraman olması beklenen genç Alman, dünyanın en çok eleştirilen futbolcusuna dönüştü. Daha sonra Sergio Ramos’la yaşadığı çarpışmanın ardından beyin sarsıntısı geçirdiği ortaya çıktı. Ancak bu bilgi, kamuoyundaki öfkeyi dindirmeye yetmedi.
Sosyal medyada Karius’a yönelik nefret öylesine büyüdü ki kendisine ve ailesine ölüm tehditleri gönderildi. Birkaç gün boyunca polis koruması altında yaşamak zorunda kaldı. Futbol sahasında yaşadığı iki hata, özel hayatını da altüst etmişti.
Karius yıllar sonra o geceyi tek cümleyle özetleyecekti: “O Şampiyonlar Ligi finali beni yıktı.”
Bir anda dibe vurdu
Liverpool yönetimi de Karius’a olan güvenini kaybetti. Alisson Becker’in transfer edilmesiyle Alman kalecinin Anfield’daki geleceği fiilen sona erdi.
Daha da ağır olanı, Karius’un yaşadığı psikolojik çöküştü. Bir psikologdan yardım aldı ancak kafasındaki olumsuz düşüncelerden kurtulmak kolay olmadı. Futbolu bırakmayı bile düşündü.
“Henüz 25 yaşındaydım ve evde oturup kalamazdım. Yıllar içinde bir şekilde bu zor dönemin üstesinden kendi başıma gelmeyi başardım” diye anlatacaktı.
O zamana kadar kariyeri sürekli yukarı doğru ilerlemişti. Mainz’dan Liverpool’a uzanan yol, bir anda tersine dönmüştü.
Liverpool’daki sözleşmesinin son üç yılını kiralık olarak Beşiktaş ve Union Berlin’de geçirdi. Ancak hiçbir kulüp onunla kalıcı bir gelecek kurmak istemedi. 28 yaşına geldiğinde, bir kalecinin en verimli dönemine yaklaşırken kulüpsüz kaldı.
“Yedi ay boyunca hiçbir şey yapmadım. Kendi kafamda neredeyse emekli olmuştum.”
Bu, profesyonel futbolun acımasız yüzünü gösteren cümlelerden biriydi.
Newcastle’da son bir ışık
Eylül 2022’de Newcastle United, Karius’a üçüncü kaleci olarak kapısını açtı. Ancak İngiltere’nin kuzeydoğusundaki ilk sezonunda sadece bir kez forma giydi.
O maç, Manchester United’a karşı oynanan 2023 Lig Kupası finaliydi.
Newcastle 2-0 kaybetti ama Karius performansıyla övgü aldı. Yine de bu karşılaşma kariyerinde beklenen dönüşü sağlayamadı. 2024’te Newcastle ile sözleşmesi sona erdiğinde Karius yeniden işsiz kaldı.
Bu kez umutları daha da azalmıştı.
“2024 yazında bana uygun hiçbir teklif gelmedi. Ekim ayında artık başka bir teklif gelmeyeceğini kabullenmiştim. Schalke benimle iletişime geçmeseydi muhtemelen futbolu bırakacaktım.”
Tam da futbolun dışında kalmaya hazırlandığı sırada Schalke 04 geldi.
Ve Karius’un hayatı yeniden değişti.
Schalke ile yeniden doğdu
Bir dönem Alman futbolunun en büyük kulüplerinden biri olan Schalke de Karius gibi yeniden ayağa kalkmaya çalışıyordu. Kulüp, üç yıllık Bundesliga hasretini sona erdirmek isterken deneyimli kaleci de kariyerine yeniden yön vermeye çalışıyordu.
Bu birliktelik beklenenden çok daha iyi sonuç verdi.
Karius, geçen sezon 2. Bundesliga’nın en başarılı kalecilerinden biri oldu. 13 kez kalesini gole kapattı ve Schalke’nin Bundesliga’ya dönüşünde önemli pay sahibi oldu.
Performansı ülke genelinde dikkat çekti. Schalke’nin eski golcülerinden Klaus Fischer, milli takım teknik direktörü Julian Nagelsmann’a Karius’u takip etmesi çağrısında bulundu.
Fischer’e göre Karius yalnızca ikinci ligin değil, Almanya’nın en iyi kalecilerinden biriydi.
Bu sözler, yıllar önce kariyerinin bittiği düşünülen bir futbolcu için dikkat çekici bir övgüydü.
Futbolun ikinci şansı
Karius henüz Almanya Milli Takımı formasını giymedi. Dünya Kupası kadrosunda da yer almadı. Ancak bugün onun hikâyesinde milli takımın eksikliği eskisi kadar önemli görünmüyor.
Çünkü Karius çok daha zor bir mücadeleyi kazandı.
Bir Şampiyonlar Ligi finalinde yaptığı hatalar nedeniyle milyonlarca insanın önünde hedef haline geldi. Nefret, ölüm tehditleri, psikolojik çöküş, kulüpsüz geçen aylar ve futbolu bırakma düşüncesi…
Bütün bunların ardından yeniden ayağa kalktı.
Bu sezon 10 yıl önce adını duyurduğu Bundesliga’ya geri döndü. Sezonun ilk haftasında Schalke 04, Augsburg’a konuk olurken maçtan 3-0 mağlup ayrıldı. Karius ise yaptığı tam 10 kurtarışla takımını tarihi bir hezimetten koruyan isimdi. Maç 1-0 devam ederken Ron Challenberg’in gördüğü kırmızı kart skorun artmasında etkili oldu.
İkinci hafta Karius’u bekleyen sınav daha büyüktü. Schalke 04 evinde Bundesliga’nın tartışmasız bir numarası Bayern Münih’i konuk etti. 90 dakika sonunda skor tabelasında golsüz eşitlik vardı. Karius maçın oyuncusu seçilirken, mutlak 5 gollük pozisyonda Bayern forvetine geçit vermedi. Bundesliga’da üst üste 67 maçtır gol bulan Bayern ilk kez bir maçta gol atamadı.
Karius’un hikâyesi, futbolun yalnızca zaferlerden ibaret olmadığını hatırlatıyor. Bazen kariyerin en büyük başarısı bir kupa kazanmak değil, herkes senden vazgeçmişken yeniden ayağa kalkabilmek.
Loris Karius’un önünde artık yeni bir sayfa var.
Belki Almanya Milli Takımı’na hiç gidemeyecek. Belki yeniden büyük bir kulübün birinci kalecisi olamayacak. Ancak onun için asıl mesele artık bunlar değil.
Çünkü bir zamanlar kariyerinin bittiğini düşündüğü yerde yeniden başladı.
Kiev’deki o gece onun hayatını değiştirdi. Schalke ise ona ikinci bir hayat verdi.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

