Koşuyolu Parkı’nda 2006’da gerçekleştirilen katliamdan yaralı olarak kurtulan Barış Demir, olayın arka perdesinin karanlıkta bırakıldığını belirterek, ‘20 senedir sesimizin duyulmasını bekliyoruz. Adalet mücadelesinden asla vazgeçmedik’ dedi
Amed’in Rezan (Bağlar) ilçesinde bulunan Koşuyolu Parkı’nda 12 Eylül 2006 tarihinde bir termosa yerleştirilen bombanın patlatılması sonucu 7’si çocuk 10 kişinin katledilmesinin üzerinden 20 yıl geçti. Saldırıda Şilan (6 aylık) Zilan (8), Evin (10), Mizgin (12) ve anneleri Faide Demir (35), Abdullah (6 aylık) Nazlıcan (4) ve Nazar Çetinkaya (2) adlı kardeşler ile Hasan Marangoz (14) ve Rojhilat Aslan (28) isimli yurttaşlar yaşamını yitirdi. 17 kişi yaralandı, 5 yaşındaki Barış Demir, Maide Çetinkaya ve Ali Haydar Kaplan ayağını, Emine Yetişecek ise sol elini kaybetti.
Türk İntikam Tugayı’nın (TİT) üstlendiği katliam sonrası Asteğmen Hikmet Topal, Burhan Güneş ve Murat Ekin gözaltına alındı. Hikmet Topal ilk ifadesinde, bombayı Bursa Gemlik’te askerlik görevini yaparken tanıştığı Üsteğmen Ahmet Şentürk’ün verdiğini söyledi. Ahmet Şentürk aracılığıyla Amed’e izne geldiğini ve burada Sedat Astsubay adlı askerle tanıştırıldığını belirten Hikmet Topal, bu astsubaydan almış olduğu bomba ile Koşuyolu’ndaki patlamayı gerçekleştirdiğini itiraf etti. 24 Mart 2007’de ifade veren Hikmet Topal, bombalamayı “Batı’daki bombalamalara karşı misilleme olarak” yaptıklarını söyledi.
Hikmet Topal ifadesini geri çekti
Olaya karışanları isim isim anlatan Hikmet Topal, Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılama sırasında ise bu ifadesinden vazgeçti. Yaşamını yitiren ve yaralananların avukatları, Hikmet Topal’ın verdiği isimlerin araştırılması, olayın bağlantılarının ortaya konulması talepleri, yargılama boyunca reddedildi. Yargılama sonucunda 17 Mayıs 2012’de Topal ve Güneş’e, ”Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak”, “Kasten tasarlayarak bomba ile adam öldürmek” ve ”Patlayıcı madde bulundurmak” suçlarından 11’er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 216’şar yıl hapis cezası verildi. Sanık Murat Ekin’e ise “Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” ve ”Patlayıcı madde bulundurmak” suçlarından toplam 12 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
Koşuyolu Parkı’nda ise patlamanın olduğu yerde, yaşamını yitiren 10 kişinin anısına bir anıt yapıldı. İnsan Hakları Derneği (İHD) ve kayıp yakınları, arka perdesi faili meçhul bırakılan katliamda yaşamını yitirenler anısına yapılan anıtın önünde her hafta, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla açıklama yapıyor.
‘Saldırının arka planı karanlıkta bırakıldı’

Olayın yaşandığı yıl henüz 5 yaşında olan ve saldırıda annesi, 4 kardeşi ile 3 kuzenini kaybeden Barış Demir, saldırının arka planının karanlıkta bırakıldığını söyledi. Barış Demir, 2012’de verilen hüküm sonrası her şeyin flu kaldığını ve sürecin ortada bırakıldığını kaydetti. Dosyanın hiçbir şekilde aydınlatılmadığını söyleyen Barış Demir, Burhan Güneş’le mektup aracılığıyla iletişim kurduğunu aktararak, “İlk mektubu gönderdiğimde el koyma kararı alınmamıştı. Burhan Güneş bana yanıt gönderdi, ardından ben tekrardan bir mektup yazdım fakat bu son mektubuma el konuldu. Gerekçesini öğrenmek için Burhan Güneş cezaevi savcısına sormuş, savcı ‘Barış seni tehdit etmiş, sana hakaret etmiş’ demiş. Cezaevindeki bir insana mektupta neden hakaret edeyim ya da onu neden tehdit edeyim? Elime ne geçecek? Olayın arkasında kimlerin olduğunu, savcının mektuba neden el koyduğunu öğrenemiyoruz” dedi.
‘Burhan Güneş’e mektup göndermemin nedeni olayı öğrenmek istemem’
Burhan Güneş’e mektup göndermesinin nedeninin olayı öğrenmek istemesinden kaynaklı olduğunu belirten Barış Demir, “Burhan Güneş bu olayın neresinde? Hikmet Topal’ı ne kadar tanıyordu, ona neden evini verdi? Aralarında bir akrabalık bağı var ancak ceza dosyası sonrasında Hikmet Topal ile Burhan Güneş’in çok farklı konumlandırıldığı bir tablo ortaya çıktı. Burhan Güneş’in Hikmet Topal’a sadece kullanması için verdiği bir dairenin anahtarı var; fakat bununla birlikte Burhan Güneş’in ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldığı bir süreç yaşandı. Peki, Hikmet Topal kimdir? Arkasında kimler var? Bunlar mahkeme heyeti tarafından hiçbir şekilde açıklanmadı” diye belirtti.
‘Hikmet Topal’ın bahsettikleri dosyaya dahil edilmedi’
Barış Demir, “Hikmet Topal Koşuyolu Parkı’nda bombalı saldırıyı gerçekleştirdi. Ancak arkasında kim var? Onu yönlendirenler kimler? Çünkü Hikmet Topal ilk ifadesinde ‘Sedat Astsubay’ ve ‘Ahmet Şentürk’ isimli şahıslardan bahsetmişti; biri astsubay, biri üsteğmen. Bu şahıslar neden sorgulanmadı? Ahmet Şentürk’ün ifadesi alındı fakat sonrasındaki süreç nasıl ilerledi, mahkeme heyeti bu konunun üzerinde durdu mu, Ahmet Şentürk araştırıldı mı, hakkında düzenli bir soruşturma yürütüldü mü? Bunları bilmiyoruz. Sedat Astsubay ise iddianameye hiçbir şekilde dahil edilmedi. 2006 Koşuyolu patlaması gerçekleşmeden önce vatandaşların polise verdiği ifadeler ve eşkaller mevcut. Hikmet Topal’ın eşkalinin yanı sıra iki kişinin daha eşkali var. Bunlar Sedat Astsubay mıdır, Ahmet Şentürk müdür? Mahkeme bunu hiçbir şekilde açıklamadı. Yurttaşlar olaydan önce bu kişileri şüpheli gördükleri için gidip eşkal veriyorlar. Ayrıca Burhan Güneş ve Hikmet Topal ifadelerinde kırmızı bir araçtan bahsediyor. Eşkal veren vatandaşlar ifadelerinde de o kırmızı araç geçiyor. Bütün bunlara rağmen bu detaylar dosyaya dahil edilmiyor” ifadelerini kullandı.
Dosyaya bakıldığında devlet içerisinde kümelenmiş, örgütlenmiş yapıların görüldüğünü belirten Barış Demir, “Hikmet Topal ilk ifadesinde, saldırıda kullanılan patlayıcıların kendisine Sedat Astsubay tarafından temin edildiğini, hatta aracında 50 kilo patlayıcı bulunduğunu söylüyor. Ancak bunlar mahkeme heyeti tarafından hiçbir şekilde dikkate alınmıyor” dedi.
‘Koşuyolu Parkı dosyasının karanlıkta kalması fayda sağlamaz’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dikkat çeken Barış Demir, “Günümüzde toplumsal huzurdan, barıştan, kardeşlikten, birlik ve beraberlikten söz ediliyor, bu adımları çok doğru buluyorum. Ancak bu tür karanlıkta kalmış dosyalar aydınlatılmadan tam anlamıyla bir mesafe alınamaz. Faili meçhul dosyaların gündeme gelmesi, karartılan dosyaların ele alınması bizleri hem mutlu ediyor hem de ümitlendiriyor. Koşuyolu Parkı dosyasının karanlıkta kalması fayda sağlamaz” diye konuştu.
’20 yıldır dosyanın aydınlatılmasını bekliyorum’
Dosyanın aydınlatılmasını 20 senedir beklediğini sözlerine ekleyen Barış Demir, “Dile kolay, 20 sene… Olay yaşandığında 5 yaşındaydım. Bir 20 sene daha beklerim; ölene kadar mücadele etmemiz gerekiyorsa ederiz. Adalet mücadelesinden asla vazgeçmedik. Ayağımda protez var, vücudumun çeşitli yerlerinde şarapnel parçaları bulunuyor. Sol bacağımda şarapnel parçalarının yol açtığı enfeksiyon nedeniyle açık yara var. Şarapnel parçalarının çıkarılması tıbben çok mümkün olmadığı için zorlu bir tedavi süreci yaşıyorum. Ancak bizim için önemli olan bedenimizdeki parçalar değil; Koşuyolu Parkı dosyasının yeniden gündeme gelmesi ve aydınlatılmasıdır” dedi.
’Olay devletin içine çöreklenmiş yapılar tarafından gerçekleştirilmiştir’
Patlamaya dair dosyanın yeniden açılarak, incelenmesini talep eden Barış Demir, “Çünkü bu olay devletin içine çöreklenmiş yapılar tarafından gerçekleştirilmiştir. Çağrımız doğrudan devlet yetkililerinedir; 20 yıldır sesimizin duyulmasını bekliyoruz. 20 yıldır yarı bedenimle bu dosyanın aydınlatılmasını bekliyorum. Birliğin ve beraberliğin temellerinin atıldığı bu ortamda Koşuyolu Parkı dosyasının yeniden ele alınmasını istiyorum. Çünkü karanlıkta kalan hiçbir dosya bizi geleceğe güvenle taşımaz” diye konuştu.
‘Koşuyolu anıtı hafızadır’
Koşuyolu’nda yapılan anıta dair duygularını da dile getiren Barış Demir, “Koşuyolu Parkı, Türkiye tarihine geçen faili meçhul olaylardan biridir. Yapılan anıt da bizim için bir hafızadır; Kürt halkının direnişini ve memleketimizin dik duruşunu temsil eden bir semboldür” dedi.
Haber: Rukiye Payiz Adıgüzel\MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***