Sürecin hukuki güvence altına alınması gerektiğini belirten İHD Eş Genel Başkanı Oya Ersoy, ‘JİTEM’inden tutun da koruculuk sistemine kadar. Bunların lağvedilmesi gerekiyor. Artık ‘terör’ konsepti değil, barışın ve demokrasinin diliyle hareket edilmelidir’ dedi
İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Oya Ersoy, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında çıkarılan çerçeve yasa ve beraberinde yaşanan gelişmeleri değerlendirerek, bundan sonra yapılması gerekenlerin ve atılması gereken adımları sıraladı.
Çerçeve yasanın önemine işaret eden Oya Ersoy, “Bütün eksikliklere rağmen Meclis’te bir komisyonun oluşmuş olması ve yasanın çıkması önemli bir kazanım. Tabii çerçeve yasanın insan hakları değerlerine uygun bir şekilde genişletilmesine ihtiyaç var” dedi.
Oya Ersoy, hukuki güvence ve mevzuat değişikliklerine ilişkin ise şunları söyledi: “Artık herkes antidemokratik hukuk kurallarının ve idari uygulamaların muhatabı durumunda. Yapılacak ilk şey hukuk güvencesini sağlayacak adımların atılmasıdır. Mevzuatın insan hakları hukukuna uygun hale getirilmesi için Meclis’i göreve çağırıyoruz. Anayasa Mahkemesi ve AYM kararlarının derhal ve koşulsuz uygulanması gerekiyor. Sırf bu kararlar uygulanmadığı için hukuksuz bir şekilde hapishanede tutulanlar ya da yurt dışında olanlar var.
Özgürlükleri genişleten düzenlemeler yapılmalı
Bir örgüt silahları bıraktığını ifade etmiş ve Kürt meselesinin çözümü konusunda barışçıl, demokratik yollarla siyaset yapacağını beyan etmişse bunun gereği yapılmalıdır. Topluma güven verilmesi için ilk yapılacak şey kayyumlardan vazgeçilmesidir. Ülke coğrafyasının yarısından fazlası kayyumlarla yönetiliyor. Kayyumların merkeze çağrılıp seçilmişlerin görevlerine iadesi yapılmalıdır. Siyasi Partiler Yasası dahil olmak üzere mevzuatta seçme seçilme hakkını gözeten ve yerelin iktidarını güçlendiren düzenlemelere ihtiyaç var. Düşünce, toplantı, gösteri ve örgütlenme özgürlüğü konusunda uluslararası standartların çok gerisindeyiz. Özgürlükleri yasaklayan anlayış yerine, hakları koruyan ve özgürlükleri genişleten düzenlemeler yapılmalıdır.”
‘JİTEM ve koruculuk sistemi lağvedilmeli’
Oya Ersoy, köy boşaltmalar ve güvenlik bürokrasisine ilişkin de şu vurgularda bulundu: “Çatışmalı süreçte köy boşaltmalar, zorla göçertilmeler oldu. Bu insanlar köyüne dönecek. Şu an o köylerde korucular var ya da başkaları oturmuş. Geri dönüşlerin sağlanması, idari ve yasal koşulların oluşturulması devletin görevidir. Bir dönemi kapatıyorsanız o döneme özgü kurulmuş güvenlik güçleri var; JİTEM’inden tutun da koruculuk sistemine kadar. Bunların lağvedilmesi gerekiyor. Artık ‘terör’ konsepti değil, barışın ve demokrasinin diliyle hareket edilmelidir.”
‘Kadınlar sürecin öznesi olmalı’
Kadınların barış sürecindeki rolüne değinen Oya Ersoy, “Ağır insan hakları ihlallerinin ve çatışmalı sürecin birinci dereceden etkileneni kadınlardır. Dolayısıyla kalıcı bir barış için kadınların özne olması vazgeçilmezdir. Demokrasi ve barışçıl bir düzenin kurulabilmesinin ön koşulu kadınların bütün mekanizmalarda yer almasıdır. Çünkü savaşların en ağır mağduru kadınlardır” diye belirtti.
‘En çok kadınlara güveniyorum’
Oya Ersoy, son olarak şunları dile getirdi: “90’lardan itibaren ateşkes süreçleri, Oslo süreci, 2013-2015 süreci yaşadık. Ama bu süreç çok farklı bir süreç. Bu süreç ancak bizim mücadelemizle kalıcı bir barışı, insan hakları değerlerine uygun bir toplumu ve rejimi inşa edebileceğimiz bir süreç olmalıdır. Burada da en çok kadınlara güveniyorum.”
Haber: Devrim Fındık / JINNEWS
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

