Site icon Serbest Görüş

Fakir, çalmasını iyi beceremediği için fakirdir!

Fakir, çalmasını iyi beceremediği için fakirdir!


PROF. M. EFE ÇAMAN | YORUM 

Yine oldu! Saraydan gizli yazışmalar elime geçti! Osmanlıcası güçlü birileri bunu günümüz Türkçesine çevirebilirlerse çok ciddi bir kamu hizmetinde bulunmuş olacaklarını düşünüyor, okurlarımızı yardıma çağırıyorum! 

Efendim, kıymetli hazirun. Zaman-ı medidden beri sizinle mülakat ve muhabere etmemiş olduğumun idrakindeyim. Lakin bu mecburi oldu efendim. Eyyam-ı ahirede mübarek riyaset makamı ve fırkamıza dair bila aslı ve dahi bila esasi iddialarda bulunulmaktadır. Bunlar reis-i cumhurumuzu haddiyle müteessir eylemektedir.

Bu memleketin kaderine şems gibi tulu etmiş olan zat-ı muhteremlerini bu suretle müteessir eylemek hakikaten katı-Huda nezdinde dahi müthiş azaba sebebiyet verecektir. Yok efenim irtikap veyahut hiraset imiş falan! Ulan siz kendinizi ne bilirsiniz! Günahlardan beri, kendini feda-i vatan eylemiş bizlere ilahiye karib, şanlı o zata ve etrafındaki şanlı zevata dil uzatmaya utanmamaktasınız mı?

Efendim bazı fırsatlar zuhur eylediği vakit bu fırsatları ganimet-i serbestîye bilmek ve müteakip-i mukabele etmek size niçin suubet arz ediyor? Hanımefendi hazretleri ne yapmışlar da siz kendilerini ve zevce-i muhteremlerini tenkit ediyorsunuz? Önüne bir fırsat zuhur etmiş, efenim, o da bundan istifade buyurmuş. Sanki siz o olsaydınız, ruusunuzu sair tarafa mı tevcih edecektiniz?

Bize ahlak tefrik etmeyiniz ağalar! Bize neyin hak, neyin batıl olduğunu siz tayin edecek değilsiniz! Ömürlerini secdegahta alınlarını secde-i dine sermiş olan bu mübarek zevata dil uzatmak size mi kaldı? Bu zevat ömürlerini memleketin terakkisine vakfettiler! Üstelik o esnada örtü-i baş ve tesettür-i din-i gaye hasebiyle nice mezalime duçar oldular! Bu mezalimlere duçar olmayı müteakiben ağlaya ağlaya bab-ı darülfünunlardan öz hanelerine avdet ettiklerine cümle cemaat-i Müslimin şahit olmuştur.

İmdi bu hanımefendinin üç kuruşuna göz dikmek, onu yedinden almaya say etmek, ona iftira-i kazip etmek ahlaktan mıdır? Vallahi kazib değilim, beyefendi hazretleri çok müteessir oldular efenim. Hatta reis hazretleri hanımefendiye “Ebeden istifa eylemeyesin” buyurdular da, timsal-i sıdk ve numune-i ahlak-i feyz hanfendi “Siz zarara duçar olmayasınız deyu karar-ı istifa ettim şems-i haşmetlim” diye arz-ı makam eylediler.

Vay, birader-i din-i cedit, o an bizce karib-i ilahi hazretlerinin göz nurundan, efenim, iki damla dem-i dil gözyaşı döküldüğü rivayet olundu. Bizler de, efenim, o an itibariyle birbirimize sarılaraktan figan-u zar ettik, yerlere yıkıldık, bağırlarımıza mütekabil sina-i zen ettik; öyle ki bağırlarımız yandı, yandı diyorum efendim!

Efendim, menkul kıymetler üzerinden servet tahsil etmek ne zamandır hata addedilir olmuştur? Ticaret anacığından emdiği süt-i beyaz kadar helal bir kar-ı paktır. Efenim, bu işte mücasefe nerededir? Yani nesil-i cedit de idrak buyursunlar deyu arz edeyim efenim, bu işte nerede bir spekülasyon-u ekber oladır? Mesk-i asel eyleyen, yani bal tutan, parmağını yalamaz mı efendim? Bundan tabii ne olabilir? Yahu bu umur-u devlettendir! Bu bir adet-i devlettir! Bu usul-ü mütevariddir, her gün gördüğümüz, asırlardan beri müstemir olan umumi bir tatbikattır! Devletin asıl-ı evveliyesi budur.

Buna sanki cedit imiş gibi muamele-i şayeste etmek de ne demektir! Ulan siz hayvanat mısınız? Bu mütedeyyin-i nizam-ı cedit-ül muazzamada sadakat-ı hilafet-ül bila şart ı kayd-ül saltanat neyinize yetmiyor, bre deyyuslar? Bu isyanınız delil-i düşman-ı dâhilidir. İstihkak ettiğiniz muameleyi görüyorsunuz, görmeye istimrar edeceksiniz!

Bu zevat-ı fedakâr aç mı kalsın? Bu zevatın fedakarane bir gayretle mücadele ettiğini görmez misiniz? Bu icraat-ı kabihanız memleketimize mazarrat vermiştir. Beyefendi hazretlerini derecat-ı müfritada müteessir eylemiştir. Kendisi inanınız iştihasını dahi zayi eymiş, yemeden içmeden kesilmiştir. Hatta sabah uyandıklarında meyve-i ejder ve asal-ı kestaneden mütevellit sade-i sofralarının dahi yüzüne bakmamış, bu durum zevce-i alaları hanımefendinin derin vesveselerine sebebiyet vermiştir.

Hazret-i beyefendinin kerimeleri hazretleri dahi anneleri gibi hakikaten fazlasıyla müteessir olmuş, dost-u yakine hanımefendi terk-i makam ettiler deyu figan-ı ekber ağlamaktan gözleri şişmiştir. Hatta “Pederim, biz dahi sirkat ettiğimizde bu kadar şevk-i şiddetle üzerimize hücum etmemişlerdi!” deyu feveran ettiklerini hademe ve müstahdeme-i gariban kendi kulaklarıyla duymuşlardır; bizler dahi onların naklettiği rivayetlerine müstefad olmuşuzdur.

Hazret-i riyaset-i ekber efendimiz “fakirin sirkat etmesini bilmemesinden naşi fakir olduğunu” buyurmuşlar idi. Yine, hazret-i efendimiz beyefendi “sirkatin ebadan ebnaya intikal ettiğini” dahi beyan buyurmuşlardır. Bu eba-u ebna tekidi ne kadar hüsn-i cemildir! Lakin bu mukabilde reisimizin zürriyeti Bilal beyefendinin fetanetten mahrum olduklarına, zekâlarının bila kifayet bulunduğuna dair nice hezeliyat-ı bi-mana iddialar mevcuttur ki bu dahi başlı başına seviye-i ihaneti ifşa etmektedir. Yahu ne olmuş emvalini ve tasarruf-ı servetini sıfırlayamadıysa ibn-i garip?

İnşallah sıfırlayacağım babacığım derkenki hürmet-i terbiyesinden, itaat-i gayr-i bila kayd-u şartından dahi de mi ibret almamaktasınız, bre zürriyet-i küffar! Bu nesil-i keferenin kökünü kurutan hazret-i riyaset-i ekber efendimiz o esna-i tehlikede dâhili düşmanlarının dahi istihsasını, takdirini ve ittifakını celbetmiştir. Efenim tarafeyn birbirlerinin eydilerini (ellerini) yıkamışlardır. Bir nevi, din-i cedit-i riyasetin devlete abdest aldırmasıdır, tebcil-i devlet ettirmişlerdir. İşte devlet-i hafiye ve dahi devlet-i deruni bu şekilde payda olmuş, zuhur etmiştir. Bu sebeple bu hadise vaka-yı hayriye dahi tesmiye olunabilir.

Memleketin yegâne-i saltanatının sahipleri beyefendinin umur-u devlet işlerinden humus almasından tabii ne olabilir? Ayni şey onun kulları memleket-i mütevelli için de tabii değil midir? İnsaf buyurunuz! Sui-niyetten arî olan evladı vatani ve aslı yerli herkes bu hakikati teslim edecektir. Mevla-yı müteal hazret-i riyaset efendimize dokunmayı nasip eylesin ki ellerimiz mübarek olsun, ömür-i bakimizden gani-i bol ona feda olsun deyu dua etmesek bu memleketin hali nice olurdu? “Seni teyit etmek ibadettendir”, “günahlarımızın affına bizi sevk eyle” deyu yakarmak, onun celalini semalara nakşetmek bize sürur-u hayat ihsan etmektedir.

İşte bu münasebette o hazret-i fazıl, o nur-u ilahi, o hâkim-i ahir, halife-i azam-ı Müminin başımızdan noksan olmasın efendim! Ona memleketin tüm hazineleri, bütün emvali feda olsun efendim. Onun bütün emellerini-arzularını eğer biz ki rabbi emir vakıa telakki etmezsek topyekûn helak olalım. O bizim gaye-i hayatımızdır, o bizim rızık-ı teminimizdir. Asrın liderimizdir. O ve havas-ı etrafının iki kuruşu için efendim bu memleketin kaderiyle oynanmasına asla müsaade etmeyeceğiz! İkinci Abdülhamit Han hazretlerini size yedirmeyiz efendiler!

İşte bu hissiyat ve efkârla size veda ederken, tekrardan reisimiz hazretlerine sadakat yeminimizi tecdid etmek isteriz! O mevcut olmadığı surette biz dahi vücut bulamayız! Memleket ve tebaa-i Müslimin ona müessistir. Sana ve senin yolunda salik olanlara bir değil bin borsa feda olsun! İstersen sened-i memleketi mülk-i tasarrufuna uhde-i yegâne eyle – biz yine de senden asla feragat etmeyeceğiz! Bu toprakların ve asrın kadir-i mutlağı; sana muhalif olanları kahr-ı temdir eyle, onları yerle yeksan et.

Kıymetli hazirun, bu dua ve temenniyatla aranızdan ayrılırken bir defa daha ne kadar bahtiyar olduğumuzu idrak etmenizi arzu ederim.  Efenim lüzum halinde sadece borsayı değil, meskenlerimizi dahi bila darb-ı mukabele yağmalaya, zimmetine idhal eylesin – ona her şey feda olsun! Biz ondan gayrı hiçbir emiri istihkak etmiyoruz, ne bahtiyarız ki o ser-i ruy-ı başımızdadır.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version