Saksonya-Anhalt’ta aşırı sağcı AfD’nin yüzde 44,5 oyla birinci parti olması, Almanya’nın “yangın duvarı” stratejisini sarsarken Doğu Almanya’daki derin kırgınlığı gözler önüne seriyor. Oysa IW Köln’ün raporu, bölge ekonomisini ayakta tutanın yabancı iş gücü olduğunu, göçmenler olmasa Doğu Almanya’nın daha da küçüleceğini ortaya koyuyor. Seçmen bir yandan “artık yeter” derken, bilanço tam tersini söylüyor; doktoru, dükkanı ve iş gücüyle ayakta kalabilen bölge, kendisini ayakta tutan gerçeğe öfke duyuyor. Ve geriye tek soru kalıyor…
YÜKSEL DURGUT | YORUM
Almanya’nın Saksonya-Anhalt eyaletinde göçe karşı sert duruş sergileyen, aşırı sağcı parti Almanya için Alternatif (AfD) kazandı. Yüzde 44,5 oy aldı. Almanya’nın en köklü muhafazakar partisi Hıristiyan Demokrat Birlik’i (CDU) ikiye katladı. Eyalet meclisinde açık ara birinci parti oldu.
AfD’nin eş genel başkanı Tino Chrupalla, “Merz bizi yarıya indireceğini söylemişti, biz CDU’yu yarıya indirdik.” diyerek meydan okumayı sürdürdü. Alman Şansölyesi ve CDU lideri Friedrich Merz, AfD’yi sileceklerini söyleyerek göçmenlere karşı AfD tarzı politikalar izlemeye başlamıştı.
Eyaletteki AfD’nin başkanlık adayı Ulrich Siegmund’un cümlesi net ve anlaşılır bir mesaj: “Bu ülkede tarih yazdık.”
Katılım oranı yüzde 76,9. Beş yıl önce bu oran yüzde 60,3 idi. Macaristan’ın eski başbakanı Viktor Orban bile X’ten kutlama mesajı gönderdi: “Almanya ve Avrupa için dev bir gece.”
Almanya’da Anayasayı Koruma Teşkilatı “Verfassungsschutz” diye bir kurum var, yani iç istihbarat servisi, görevi demokratik düzeni tehdit eden yapıları izlemek. Saksonya-Anhalt’taki AfD teşkilatı, bu kurum tarafından mahkeme onaylı “kesinleşmiş aşırı sağcı yapı” olarak sınıflandırıldı.
Aynı sınıflandırma Sachsen, Thüringen, Brandenburg ve Niedersachsen gibi diğer bazı eyaletlerdeki teşkilatlar için de geçerli. Federal düzeydeki parti ise 2025’te aynı suçlamaya maruz kalmıştı. Ama dava açılmış ve Köln İdare Mahkemesi bunu geçici olarak durdurmuştu. Dava ise hala devam ediyor. AfD kendisi bütün suçlamaları reddediyor. Anketlere göre kendi seçmeninin yüzde 91’i de bu ithamlarla hiç ilgilenmiyor. Toplumun geneline bakarsanız tablo tersine dönüyor. Yüzde 67’si partiyi aşırı sağcı görüyor. Ülkenin yüzde 62’si ise demokrasi için tehlike sayıyor.
Almanya’nın bilinen yaygın “bir daha asla” mottosu var. Nazi geçmişiyle yüzleşmenin getirdiği toplumsal refleks, 1945’ten beri siyasetin omurgasını oluşturuyor. Almanlar buna “Brandmauer” diyor, kelimenin tam anlamı “yangın duvarı” demek. Ana akım partilerin aşırı sağla iş birliğine kapıyı kapatma stratejisi. Ama bu duvar artık eskisi kadar sağlam durmuyor. En azından eyaletler düzeyinde.
Bunu söylerken de iki kere düşünmek ve temkinli olmak lazım tabii, çünkü karşı taraf bunun abartılı olduğunu düşünüyor. Kendilerini göç, güvenlik ve gündelik hayat sorunlarına kulak tıkamadan üzerine giden sıradan bir muhalefet partisi olarak görüyorlar.
Alice Weidel… Partinin kamuoyundaki en popüler, en görünür yüzü ve AfD’nin Federal Meclis (Bundestag) grup başkanı. Partinin başbakan adayı olarak da öne çıkan Alice Weidel, göç karşıtı söylemleri ve ekonomi politikalarıyla partiyi sürükleyen lider konumunda.
Geçtiğimiz günlerde Almanya’nın iş gücü piyasasını masaya yatıran bir ekonomik rapor yayımlandı. Konusu seçimlerin yapıldığı bölgeyi masaya yatırıyor. Rapor sandıktan çıkan sonucun tam tersini ortaya koyuyor. Raporu hazırlayan IW Köln, Almanya’nın en büyük özel ekonomi araştırma enstitülerinden biri. Alman Ekonomisine ışık tutan bir kuruluş diyebiliriz. Rapora göre Doğu Almanya’nın 2025’teki katma değerinin yüzde 10,5’i, doğrudan Alman olmayan çalışanların emeğiyle oluşmuş. Dolaylı etkiler de hesaba katıldığında bu oran yüzde 14,3’e çıkıyor.
Kabaca rakamla 92 milyar avroluk bir katkıdan söz ediyoruz. Enstitünün direktörü Michael Hüther, seçimden bir gün önce tam bu soruyu soruyor: “Bölge yabancı işgücüne bu kadar muhtaçken, göçmen karşıtı bir parti nasıl bu kadar güçlü olabiliyor?” Cevabını ne kendisi ne de dünden beri tartışma programlarına katılan akil heyet bulabilmiş değil.
Bir tarafta sandık “ARTIK YETER” diyor. Öbür tarafta bilanço “Göçmenler olmasaydı çökerdik.” diyor.
Rakamlara bakalım. 2023-2025 arası 6 Doğu eyaleti 141 bin Alman vatandaşı işten ayrılmış ya da emekli olmuş. Bu boşluk kapanmış. Bu açığı kapatan ise yabancı istihdam. 90 bin kişilik yabancı iş gücü açığı kapatmış. Net kayıp sadece 52 bine inmiş. 2015’te bölgede sigortalı çalışanların yüzde 4,8’i yabancı. Bugün bu oran yüzde 13,3.
Kim bu yabancı insanlar?
Başta Polonyalılar, yüzde 16 civarı. Kamuoyunda en çok tartışılan grup olan Afganistan, Suriye, Irak ve İran kökenliler. Bu ülkelerden gelenler toplamı sadece yüzde 12,7. En görünür ve tartışmalı olan, rakamda en küçük dilimi oluşturuyor.
AfD’nin yükselişini sadece göç karşıtlığıyla açıklamak eksik olur. Köyde doktor yok, dükkanlar kapanmış, ekonomi alarm veriyor. Bu öfkenin sebebi, kendisini ayakta tutan mekanizmayı güçlendiriyor. Yani seçmenlerin kalbine dokunuyor. Çelişkinin ve yaşanan sorunun henüz kimse farkında değil.
Eski sol siyasetçi Sahra Wagenknecht’in adını taşıyan, hem sola hem sağa göz kırpan, göçe temkinli yaklaşan yeni bir parti var; BSW (Bündnis Sahra Wagenknecht. Son seçimlerde meclise kıl payı girmişti. Bu parti seçim öncesi “AfD ile duvar örmeyeceğiz” demişti; şimdi lideri “tarafsız bir başbakan” istediğini söylüyor ama üçüncü oylama turunda çekimser kalıp Siegmund’u koltuğa taşıyabilecek tek parti de kendisi. Nezaketen mi, çaresizlikten mi bilinmez ama CDU’lu mevcut başbakan Sven Schulze yenilgiyi kabullenerek rakibini tebrik etti.
IW’nin hazırladığı ekonomik rapor gerçekleri ortaya koyuyor. Yabancı işgücü olmasa bölge daha da küçülürdü. Sandık da başka bir gerçeği ortaya koyuyor. Seçmenin bir kısmı bu değişimin kontrolsüz olduğuna inanıyor. Mahkeme henüz AfD’nin kapatılması konusunda kararını vermedi. Toplum ikiye bölünmüş, ekonomi ile siyaset birbirine küsmüş durumda.
Sorulması gereken tek şey kalıyor geriye. Bir bölge, hem tarihinden ders çıkarmaya çalışıyor hem de ekonomisini ayakta tutan gerçeklere kızmaya devam ediyor. En sonunda hangisinden vazgeçer, geçmişinde yaşanan gerçeklerden mi, yoksa ay sonunda cebine girecek paradan mı?
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

